Bizi Takip Edin

Girişimcilik

Sabri Ülker’in Başarı Hikayesi

Yayınlandı

tarihinde

Sabri Ülker ve Ülker markası hakkında merak ettikleriniz Ofix Blog'da...

92 yıllık hayatı içinde Sabri Ülker, Türk bisküvi ve çikolatası açısından birbirinden önemli sayısız başarıya imza attı. 1944 yılında Eminönü Nohutçu Han’da bir imalathanede ağabeyi Asım Ülker ve üç çalışma arkadaşıyla birlikte Türkiye’nin ilk pötibör bisküvi üretimini gerçekleştiren Sabri Ülker, yerli bisküvi ve çikolata pazarının oluşmasını sağladı, sektöre birçok yeniliği kazandırdı. Sabri Ülker yönetiminde Ülker, yerli bisküvi ve çikolata pazarında Ar-Ge çalışmalarını başlattı, ülkemizi yabancı pazarlarda başarıyla temsil etti. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Sabri Ülker’in hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. 

Sabri Ülker kimdir?

Sabri Ülker, 1920 yılında Sovyetler Birliği’ne bağlı Kırım’da dünyaya geldi. Kırım’da uygulanan Sovyet politikaları nedeniyle çok zor bir çocukluk dönemi geçiren küçük Sabri, 1929 yılında ailesiyle birlikte İstanbul’a göç etti. Liseyi İstanbul Erkek Lisesi’nde okurken, parasız yatılı sınavını kazanarak Bilecik Lisesi’ne geçiş yaptı. Bu dönemde Ülker ailesi, şekerleme dükkanı işleterek geçimini sürdürmeye çalışıyordu. Yaz tatillerinde Sabri ve ağabeyi Asım ailelerine yardım ediyordu. Genç Sabri yüksek öğrenimini Sultanahmet İktisadi ve Ticari İlimler Mekteb-i Âli’sinde yaparken II. Dünya Savaşı başlamış ve savaşın etkileri hemen her alanda görülmeye başlanmıştı. Okulu bitirdikten sonra, o yılların gözde yiyeceklerinden biri olan bisküvi işine girmeye karar verdi. Sabri Ülker’e en büyük destek, çocukluk döneminde Besler Fabrikası’nda birlikte çıraklık yaptığı ağabeyi Asım Ülker’den geldi.

Hayatı boyunca ağabeyi Asım Ülker’le geçen o yılları gururla anlatacaktı. Nitekim, 1944 yılında Sabri ve Asım Ülker ile üç arkadaşları, dönemin en önemli ticaret merkezi Eminönü’nde Nohutçu Han’da 100 metrekarelik bir alanda bisküvi üretimine başladı. Ne var ki, üretim için modern makine ve ekipmanlara ulaşmak mümkün değildi. Bunun için Sabri Ülker ve ağabeyi, bisküvi üretimini geleneksel yöntemlerle gerçekleştirmek zorundaydı. İmalathanede bakır kazan, kepçe, bisküvi kalıpları ve fırından başka hiçbir şey yoktu. Üstelik, burada daha önce bisküvi üretimi denenmiş, fakat başarılı olunamamıştı. Ülker kardeşlerin de benzer bir durumla karşılaşacağı düşünülmekteydi. Fakat böyle olmadı. Ülker bisküvilerinin başarı hikayesi işte bu azimle başladı. İmalathanede iki kardeş birlikte çalışırken üretim işlerinin sorumluluğunu Sabri Ülker, mali konuların sorumluluğunu ise Asım Ülker üstlendi. 

Sabri Ülker ve ekibi, büyük fedakarlıklarla çalışarak bisküvi üretiminde kısa sürede büyük mesafe kat ettiler. Bu konuda başarılı olacaklarına yürekten inanan Ülker kardeşler, bu işten vazgeçmeyi bir an bile düşünmediler. Sadece 1 yıl içinde günlük üretim kapasiteleri 200 kilogram düzeyini aştı. Üretim kapasiteleri arttığı gibi, ürünlerin lezzeti de kulaktan kulağa yayılıyor, tanınırlığı giderek artıyordu. Ürettikleri pötibör bisküviler, Eminönü ve çevresinde büyük beğeni topluyor, değişik semtlerden insanlar bu bisküvileri almak için Eminönü’ne geliyordu. Bu gelişmeler üzerine Sabri Ülker, ağabeyiyle birlikte imalathaneye modern makine ve ekipman getirmek için gerekli kaynağı buldu. Böylelikle 1948 yılında Topkapı Takkeci’de bisküvi fabrikası kurdular.

“Ülkersiz çay saati düşünülemez”

1960’lı yıllar, Ülker bisküvilerinin üretim koşullarının geliştirilmesine yönelik birçok başarıya sahne oldu. Artan talebi karşılamak için Sabri Ülker, ikinci fabrikanın Topkapı Davutpaşa’da kurulmasını sağladı. İlk fabrikadan farklı olarak dönemin en ileri makineleriyle donatılan bu fabrika, Ülker bisküvi çeşitleri ile Ülker’in piyasa gücünü arttırmasına büyük katkı sağladı. Ülker’in markalaşma sürecinde radyo ve gazete reklamlarının önemi ise çok büyüktü. Reklamlar için kullanılan “Ülkersiz çay saati düşünülemez” sloganı, bugün bile ilgi gören büyük bir reklam fenomeni olmayı başardı. Bu sloganla birlikte Sabri Ülker, Ülker bisküvilerini Türk halkının geleneksel çay keyfi ile birleştirmeyi başarmıştı. Ülker bisküvileri 1970’li yıllardan itibaren 7’den 70’e herkesin beğenisini kazanmayı başardı. 

Reklam ve pazarlama faaliyetleri açısından Ülker’in bir diğer başarısı, 1970 yılında geliştirilen “Akşama babacığım unutma Ülker getir” sloganıydı. Hedef kitlesi çocuklar olan bu slogan, Ülker bisküvilerinin çocuk kategorisinde güçlenmesini sağladı. Ülker bisküvileri zaman içinde İkram bisküvi, Altınbaşak bisküvi, Dore bisküvi, Probis bisküvi ve Albeni bisküvi çeşitleriyle genişlerken arka planda hep bu sloganın etkileri hissediliyordu. Haylayf bisküvi ile Ülker bebe bisküvi çeşitleri de sektöre değişik lezzetler kazandırırken bu temadan yararlandı. Daha sonra Çokonat reklamı için hazırlanan ve MFÖ tarafından seslendirilen “Nat-nat-nat Çokonat” reklam jingle’ı da Ülker’in büyük bir reklam başarısına imza atmasını sağladı. Bu reklamlar sayesinde Sabri Ülker, yerli bisküvi pazarının da gelişmesini sağladı.

1970’li yıllarda Sabri Ülker yönetiminde Ülker’in ürün çeşitliliği hızlı bir şekilde arttı. İlk olarak pötibör bisküviler için kullanılan Ülker marka ismi artık çokomilk, çokomel, çokonat, çubuk kraker gibi ürünleri de kapsamaktaydı. Bu dönemde şirket, modern çikolata fabrikası kurmak için yatırım kararı aldı. 1974 yılında Davutpaşa Fabrikası’nın yanında hizmete başlayan çikolata fabrikasında Ülker markalı ilk çikolatalar üretildi. Bu çikolataların en önemli özelliği, uygun fiyat politikası sayesinde geniş bir kullanıcı kitlesine hitap etmesiydi. Sabri Ülker bu politika sayesinde, çikolatanın pahalı bir ürün olduğu algısını değiştirdi. Aynı zamanda da yerli çikolata üretimini teşvik etti. Çikolata grubunda zaman içinde Ülker sütlü çikolata, napoliten çikolata, Ece çikolata, Laviva çikolata gibi ürünler yer aldı. Sabri Ülker yönetiminde Ülker çikolata fiyatları her zaman halkın alım gücüne uygun düzeyde seyretti. 

Yerli Bisküvi ve Çikolata Pazarında Ülker

Ülker markasının büyümesi ve dünya markalarıyla rekabet edebilir hale gelmesi için Sabri Ülker, Ar-Ge çalışmalarına büyük önem veriyordu. 1974 yılında Ülker bünyesinde kurdurduğu Ar-Ge departmanı, Ülker’in sonraki yıllarda büyümesinde motor güç haline geldi. Bu merkez sayesinde Sabri Ülker, çikolata grubunda dünyadaki gelişmeleri yakından takip etti. Geliştirdikleri çikolatalı bisküvi çeşitleri, pazara yeni ürün türlerinin girişini sağladığı gibi, Ülker’in pazar gücünü de arttırmasını sağladı. 1970’lerin ikinci yarısından itibaren Sabri Ülker vizyonu çerçevesinde bisküvilerden çok çikolata çeşitleriyle genişleyen ürün yelpazesiyle Ülker, yerli çikolata pazarında önemli bir güce ulaştı. Ülker çikolata çeşitleri aynı zamanda da çikolata alanında standartların oluşmasını sağladı. Ve Türk halkının çikolata konusunda damak zevkini şekillendirdi.

1980’lerde Ülker, hemen her kesimden tüketicinin tanıdığı ve sevdiği bir marka haline gelmişti. Bu dönemde dünyaya entegre olma vizyonu çerçevesinde Sabri Ülker ihracata yöneldi. Başta Ortadoğu ve Avrupa olmak üzere ürünlerini dünyanın değişik coğrafyalarına ihraç etmek isteyen Sabri Ülker, birçok yabancı şirketle ortaklık kurdu. Bu süreçlerde oğlu Murat Ülker oldukça etkin bir rol üstlendi. Bu dönemde Ankara Esenboğa’da kurulan un fabrikası, ürünlerinin temel ham maddesi olan unun kalitesini garanti altına aldı. 1991 yılında lansmanı yapılan Biskrem ise yerli bisküvi ve çikolata pazarında bir ilki gerçekleştirerek dolgulu bisküvi konseptini hayata geçirdi. Ülker çikolata ailesi içinde kısa sürede öne çıkan bu ürünler, Ülker’in yeni kuşaklara ulaşmasında çok önemli bir rol üstlendi.

1992 yılında Sabri Ülker, yağ fabrikası kurdu. 2 yıl sonra Ülker ailesine katılan Bizim markalı margarinler, şirketin yağ pazarında büyümesini sağladı. 1995 yılında lansmanı yapılan Dankek, hazır kek pazarında Ülker’in gücüne güç kattı. 1999 yılında yağ pazarında bir başka ilke imza atan Sabri Ülker, Türkiye’nin tereyağ lezzetindeki ilk bitkisel margarini Teremyağ’ı tüketiciyle buluşturdu. Kahve pazarına ise Cafe Crown markasıyla giriş yapan Ülker’in golden çikolata çeşitleri için “Şimdi tam zamanı” sloganı kullanıldı. 12 Haziran 2012 tarihinde hayata veda eden Sabri Ülker, ardında 300’den fazla alt marka ve Türkiye dahil 14 ülkede üretim yapan 70’ten fazla fabrika bıraktı. 2008 yılında Ülker’in CEO’su olan Murat Ülker, 2020 yılına kadar yönetim kurulu başkanlığı görevini sürdürdü. 

Ofis dostu Ülker ürünleri Ofix’te!

Sabri Ülker‘in hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini kısaca özetlediğimiz bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix’in verilerine göre ofislerin en çok sipariş verdiği Ülker ürünlerinden ilk üçte yer alanları kısaca tanıtacağız. Sitemizde kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için OfixPlus üyesi olabilirsiniz.

Ülker Albeni Bisküvi 72 g x 24 Adet

Listemizin ilk sırasında, Ülker Albeni bisküvi 72 g x 24 adet var. İnternet kullanıcılarının Albeni atıştırmalık şeklinde aramasını yaptığı bu ürünler, Ülker markasının en beğenilen ürünlerinden biri. Albeni çikolata fiyatı da yine en fazla yapılan aramalardan biri. Bu ürünler aynı zamanda da Sabri Ülker adını daha çok genç kuşaklarla buluşturmakta. Paket ağırlığı 72 gram, koli içi miktarı 24 adet olan bu ürünler, ofiste kan şekeriniz düştüğünde kolay ve etkin sonuçlar verebilir. Çay ve kahve molalarınızın keyfine keyif katacak Ülker Albeni atıştırmalık, sütlü çikolata kaplı karamel ve bisküviden oluşmakta. Isı, koku, nem ve güneş ışığından uzak şekilde muhafaza edildiğinde 1 yıllık raf ömrüne sahip bu ürünleri ofis mutfağınızda kolaylıkla saklayabilirsiniz. 

Ülker Altınbaşak Light Kepekli 46 g x 24 Adet

Listemizin ikinci sırasında, Ülker Altınbaşak Light kepekli 46 g x 24 adet var. Ülker Altınbaşak ürünleri bol miktarda lif içeriyor. Bu nedenle, diyet yapan kullanıcılar tarafından daha fazla tercih ediliyor. Altınbaşak kepekli bisküvi çeşidiyle Ülker, diyet ürünler kategorisinde önemli bir pazar gücüne ulaştı. İnternet kullanıcılarının diyet bisküvi kategorisinde en fazla yaptığı aramalar içinde Altınbaşak kepekli araması ilk sıralarda yer alıyor. Bu ürünlerle birlikte Sabri Ülker adı, diyet yapan kullanıcılar için daha özel hale geliyor. Paket ağırlığı 46 gram, koli içi miktarı 24 adet olan bu ürünler, diyet yapan veya kilosuna dikkat edenler için en uygun seçeneklerden biri. Özel lifli yapısı sayesinde hazmı kolaylaştıran bu ürünler, doğanın enerjisini ve buğday tarlalarının sağlığını sofranıza getiriyor.

Ülker Biskrem Bisküvi 100 g x 18 Adet

Listemizin üçüncü sırasında, Ülker Biskrem bisküvi 100 g x 18 adet var. Türkiye’nin ilk dolgulu bisküvisi olan bu ürünler, kendi kategorisinde lider bir konumda. Çeşitleriyle Ülker vişne, incir, fındık gibi farklı lezzetleri bir araya getiriyor. Biskrem büyük boy çeşitleri tüketicilere fiyat avantajı sunmakta. Biskrem Extra çeşitleri ise farklı lezzetleri deneyimlemelerini sağlıyor. Bu ürünlerle birlikte Sabri Ülker adı, sektörde yeniliklerin öncüsü olarak anılmaya devam ediyor. Paket ağırlığı 100 gram, koli içi miktarı 18 adet olan bu ürünler, ofis çalışanları arasında oldukça beğenilmekte. Kakaolu kreması ve lezzetli bisküvisi sayesinde uzun yıllardır ülkemizde en beğenilen atıştırmalıklardan biri olmayı başaran bu ürünler, ofislerin en fazla sipariş verdiği bisküvi çeşitleri arasında yer almakta. 

Ofix’te satışı devam eden diğer Ülker ürünlerini inceleyebilirsiniz.

Okumaya Devam Et
2 Yorum

1 Yorum

  1. Haber 24

    24 Aralık 2020 saat 19:40

    Sıfırdan en tepeye nasıl çıkılır hakkında mükemmel bir örnek. Ülker sadece ülkemizde değil tüm dünyada da başarılarıyla adından sıkça söz ettiriyor. Yolu açık olsun. Sizinde elinize sağlık, emek dolu bir yazı.

  2. sms onay

    30 Aralık 2020 saat 20:12

    gerçekten sonuna kadar okudum hani başarı ve üstüne zaten yok ellerinize sağlık gerçekten akılda kalıcı bilgiler verilmiş 🙂

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Girişimcilik

2025’te Beyan Edilen Gelir 2,3 Katrilyon TL’yi Aştı

Yayınlandı

tarihinde

2025 yılında 5 milyon 586 bin 760 mükellef yıllık gelir vergisi beyannamesi verdi. Beyan edilen toplam matrah 2 trilyon 394 milyar TL’ye ulaşırken, tahakkuk eden gelir vergisi tutarı 710 milyar TL’yi geçti.

Rakamlar büyük ama asıl dikkat çeken nokta, beyanname sürecinin artık yalnızca mali müşavirlerin takip ettiği teknik bir konu olmaktan çıkması. Serbest çalışanlardan şirket ortaklarına, kira geliri elde edenlerden birden fazla işverenden ücret alanlara kadar geniş bir kesim için gelir beyanı doğrudan gündemde.

İş dünyası tarafında bu tablo, kayıtlı gelirlerin ve vergi uyumunun ne kadar önemli hâle geldiğini gösteriyor. Özellikle büyüyen işletmelerde, gelir-gider takibinin düzenli yapılması; istisna, indirim ve belgelerin yıl içinde kontrol edilmesi son dakikadaki sürprizleri azaltıyor.

Kısacası beyanname dönemi geldiğinde hesap yapmak yerine, yıl boyunca düzenli takip yapmak gerekiyor. Çünkü finansal disiplin sadece vergi zamanında değil, işletmenin günlük kararlarında da fark yaratıyor.

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Martı’dan Sürücüsüz Araç Hamlesi: Türkiye’de Yeni Dönem Başlayabilir

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’nin önde gelen mobilite platformlarından Martı, sürücüsüz ulaşım teknolojileri için önemli bir iş birliğine imza attı. Şirket, ABD merkezli otonom sürüş teknolojileri geliştiricisi Tensor ile yaptığı anlaşmayla gelecekte yapay zekâ destekli sürücüsüz araçları platformuna entegre etmeyi hedefliyor.

Bu iş birliğiyle birlikte Martı kullanıcıları, ilerleyen dönemde uygulama üzerinden sürücüsüz paylaşımlı araç çağırma imkanına kavuşabilir. Ancak bu sistemin hayata geçmesi için yalnızca teknik altyapının değil, Türkiye’deki yasal düzenlemelerin de tamamlanması gerekiyor.

Seviye 4 Otonom Sürüş Teknolojisi Kullanılacak

Tensor’un geliştirdiği araçlar, Seviye 4 otonom sürüş teknolojisine sahip. Bu teknoloji, belirli yol ve trafik koşullarında insan müdahalesine ihtiyaç duymadan aracın tamamen kendi kendine hareket edebilmesini sağlıyor.

Martı’nın planı, bu araçları kademeli olarak filosuna dahil ederek şehir içi ulaşımda yeni bir dönem başlatmak.

Türkiye, Otonom Ulaşım Sürecine Hazırlanıyor

Son yıllarda dünyanın birçok ülkesinde sürücüsüz araç testleri hız kazanırken, Türkiye de bu dönüşüme hazırlanıyor. Martı ile Tensor arasındaki iş birliği, otonom ulaşım teknolojilerinin ülkemizde yaygınlaşması adına atılan önemli adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.

Şirket yetkilileri, yapay zekâ destekli ulaşım çözümlerinin şehir içi mobilitenin geleceğinde önemli rol oynayacağını vurguluyor.

Ne Zaman Kullanıma Sunulacak?

Şimdilik sürücüsüz araçların Türkiye’de ne zaman hizmet vermeye başlayacağına ilişkin resmi bir tarih paylaşılmış değil. Sürecin; testler, yasal izinler ve teknik çalışmaların tamamlanmasının ardından ilerlemesi bekleniyor.

Yine de Martı’nın bu yatırımı, Türkiye’de sürücüsüz paylaşımlı ulaşımın artık uzak bir gelecek değil, üzerinde çalışılan somut bir hedef olduğunu gösteriyor.

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI’de taşlar yerinden oynamaya devam ediyor.

Yayınlandı

tarihinde

Ayın başında tablo şuydu: 11 kurucu ortaktan sadece ikisi şirkette kalmıştı.
Şimdi o iki isim de yok. Business Insider’ın aktardığına göre Manuel Kroiss ve Ross Nordeen da xAI ile yollarını ayırdı.

Kroiss’in yakın çevresine ayrılık kararını ilettiği konuşuluyor. Nordeen’in ise cuma günü şirketten ayrıldığı söyleniyor.

Musk kısa süre önce xAI için “ilk seferde doğru kurulmadı” demişti. Şirketin şu an baştan, daha sağlam bir şekilde yeniden kurulduğunu ifade ediyor. Bu arada xAI’nin SpaceX tarafından satın alınmasıyla birlikte SpaceX, xAI ve X (eski Twitter) aynı çatı altında toplandı. Tüm bunlar olurken SpaceX’in halka arz planları yaptığı da konuşuluyor.

Kroiss ve Nordeen doğrudan Musk’a bağlı çalışan iki kritik isimdi. Kroiss, şirketin pretraining ekibini yönetiyordu. Nordeen ise Musk’ın en yakınındaki operasyon isimlerinden biriydi. Daha önce Tesla’da çalışan Nordeen’in, Musk’ın Twitter’ı satın aldığı dönemdeki büyük işten çıkarmaların planlanmasında da rol aldığı biliniyor.

TechCrunch da konuyla ilgili xAI’ye ulaşıp yorum istemiş durumda.

Kaynak : TechCrunch

Okumaya Devam Et

Trendler