Bizi Takip Edin

Lifestyle

5 adımda yapılacaklar listesi nasıl oluşturulur?

Yayınlandı

tarihinde

5 adımda yapılacaklar listesi oluşturmanın püf noktaları Ofix Blog'da...

Merhaba sevgili Ofixboy‘cular! Bir haftalık aranın ardından özlemle beklediğiniz bir blogla işte yine huzurlarınızdayım. Kademeli normalleşme süreci malumunuz, işlerimizi doğrudan etkiliyor. Uzun süredir mahrum kaldığımız pek çok konuda yeni fırsatlar elde ediyoruz. Buna bir de havaların ısınması ve tatil sezonunun gelmesi eklenince, işlerimize odaklanmakta güçlük çekmemiz normal. Fakat dert etmeyin arkadaşlar! Online ofis kankanız Ofixboy kardeşiniz bendeniz, sizleri bu süreçte de yalnız bırakmayacağım! İçinde bulunduğumuz bu geçiş döneminde yapmak istediğiniz birçok iş olabilir. Nereden başlamanız gerektiğine karar veremiyor olabilirsiniz. Sorun değil arkadaşlar, sizler için hazırladığım 5 adımda yapılacaklar listesi oluşturma konulu bu blogumu okuyarak tüm işlerinizi yoluna sokabilirsiniz. Bazen öyle anlar yaşıyoruz ki, yapılacaklar listesi oluşturmak bile kendi başına içinden çıkılmaz bir iş haline gelebiliyor. Ama olsun, arkanızda kapı gibi Ofixboy kardeşiniz var! 5 adımda yapılacaklar listesi oluşturmanın püf noktaları işte huzurlarınızda… 

1. Adım: Aracını Seç

Yapılacaklar listesi hazırlamak için farklı araçlar kullanabilirsiniz arkadaşlar. Bu araçlar içinde bloknot, ajanda veya planner diye tabir edilen planlayıcılar olabileceği gibi, dijital veya online araçlar da olabilir. Elektronik araçlarla pek haşır neşir değilseniz, uygun bir bloknot, ajanda veya planner kullanarak yapılacaklar listesi hazırlamada önemli bir avantaj elde edersiniz. Bloknotlara oranla ajanda ve planner çeşitleri, yapılacaklar listesi için özel alanlara sahip olduğu için çok daha kullanışlı olabilir. Bu ürünler içinde kendi ihtiyaç ve beğenilerinize en uygun ürünü seçebilirsiniz. Yapılacaklar listesi için dijital araçları kullanmak istiyorsanız, cep telefonu veya tabletinizden yararlanabilirsiniz. Online araçlar da yine yapılacaklar listesi hazırlamada önemli kolaylıklar sağlar. Üstelik, işler için herhangi bir zaman belirlemesi yapmışsanız, dijital ve online araçlar size gerekli hatırlatmaları yapar. Bu sayede programınızda zaman kaybı yaşamadan işlerinizi bitirebilirsiniz. 

2. Adım: Birden Fazla Liste Yap

Yapılacaklar listesi hazırlamanın en önemli püf noktalarından biri, işlerin konusu ve zamanına göre farklı sınıflandırmalar yapmaktır sevgili beyaz yakalılar. Aksi durumda kafa karışıklığı yaşayabilir, zamanı verimsiz şekilde kullanabilirsiniz. Örneğin, gün içinde kesinlikle halledilmesi gereken işler için farklı bir listenizin, daha az önemli işler için farklı bir listenizin olması gerekir. Yapılacak listesi içinde yer vereceğiniz işler içinde belirli bir güne/saate kadar tamamlanması gereken işleri diğer işlerle bir tutmamalısınız. Söz gelişi, evin kirasını yatırmak için bugün son günse, sunum için hazırlık yapmak gibi bir işle bu işi bir tutmamalısınız. Acil işler için ayrı bir listeniz olursa hem işleriniz zamanında biter, hem de kafa karışıklığı yaşamazsınız. Ve tabii, acil işleri ertelemek durumunda kalmazsınız. Acil işleri eğer ayırmazsanız, diğer işleriniz için harcadığınız efor nedeniyle acil işlerinizi tamamlamakta güçlük çekebilirsiniz. Yapılacaklar listesi içinde “bugünün işleri”, “haftalık işler”, “ilerisi için planlar” gibi farklı listeler oluşturursanız tüm işleriniz düzgün şekilde ilerler. 

3. Adım: Önem Sıralaması Yap

Yapılacaklar listesi hazırlamak, o günün veya haftanın işlerini gelişigüzel sıralamak değildir sevgili arkadaşlar. Sıralamayı eğer gelişigüzel yaparsanız, yanlış zamanlarda yanlış sonuçlarla karşılaşabilirsiniz. İster günlük, ister haftalık, ister aylık, hatta isterseniz yıllık olsun, yapılacaklar listesinde her zaman önem sıralaması yapmalısınız. Listenizin başına o günün, haftanın veya ayın en önemli işini koymalı, diğer işleri önem sırasına göre listenize eklemelisiniz. Eğer günlük yapılacaklar listesi hazırlayacaksanız, o günün en önemli işini listenin başına yazmalısınız. Bu işin ne olduğu duruma, zamana, koşullara göre değişebilir. Örneğin, bugün kiranızı yatırmak için son günse, bugünün listesinde ilk olarak bu işe yer verebilirsiniz. Bu iş tamamlandıktan sonra diğer işlerinize daha güçlü şekilde odaklanabilirsiniz. Gün içinde yapmanız gereken önemli işleri ihmal ederseniz, diğer işlerinize odaklanma güçlüğü yaşayabilirsiniz. Ertesi güne teslim edilmesi gereken önemli bir rapor yazmak gibi bir işiniz varsa, diğer işler arasında daha az önemli olanları erteleyebilirsiniz. Listeniz düzgün şekilde hazırlanmışsa, hangi işleri erteleyeceğinizi tespit etmekte zorluk çekmezsiniz. Listenin alt kısımlarına bakmanız yeterli olur. 

4. Adım: Basit İşleri Aralara Serpiştir 

Yapılacaklar listesi içinde günlük veya haftalık işlerinizi düzgün şekilde gruplandırıp önem sırasına göre yazdığınızda, iş planınız içinde karşılaşabileceğiniz pek çok sorundan kolayca kurtulabilirsiniz. Fakat bununla birlikte, önemli işler listenin üstünde yer aldığı için peş peşe birkaç önemli iş yapmak sizi bedenen ve ruhen yıpratabilir. Böyle bir durumla karşılaşmamak için, iki önemli iş arasına bir basit iş (bakın, önemsiz demiyorum, hiçbir iş önemsiz değildir!) sıkıştırabilirsiniz. Basit işleri sonuçlandırmak sizi motivasyon konusunda olumlu etkileyecektir. Yapılan iş ne olursa olsun, sonuçlandırılan her iş kişiye belirli bir rahatlama sağlar. Önemli işler arasına basit işleri serpiştirirseniz günlük veya haftalık işlerinizle ilgili motivasyon düşüklüğü yaşamazsınız. Basit işler için harcayacağınız süre sizi hem dinlendirir, hem de diğer işleriniz için cesaretlendirir. Söz gelişi, masaüstünüzde kullanmadığınız dosyaları veya programları kontrol etmek, bunları silmek veya sürücülere taşımak basit bir iştir. Kendinizi önemli bir iş için hazır hissetmiyorsanız, böyle basit bir işle uğraşabilirsiniz. Hem bu sayede masaüstünüz rahatlar, bilgisayarda hız sorunu yaşamazsınız. 

5. Adım: Görevleri Parçala

“Makaleyi yaz” ifadesi kulağa ne kadar korkunç geliyor, öyle değil mi arkadaşlar? Yapılacaklar listesi içinde yer vereceğiniz konular eğer böyle korkutucu nitelikte olursa bu size motivasyon kaybettirebilir. Böyle yapmak yerine işlerinizi parçalara ayırabilir, önemli işler konusunda duyduğunuz isteksizliği giderebilirsiniz. Örneğin, “makaleyi yaz” ifadesinin yerine “üçüncü bölümün ilk yarısını yaz” ifadesi çok daha doğru ve güzel bir ifadedir. Eğer bu kısmı yazarsanız, ikinci yarısını yazmak için de doğal bir istek duyarsınız. Ama yapılacaklar listesi içinde korkutucu ifadeler kullanırsanız, belki birçok işi yarım bırakabilir, hatta bazı işlere hiç başlayamazsınız. Hazırlayacağınız yapılacaklar listesi günün sonunda tümüyle (ya da diyelim ki yüzde 90 oranında) tik işaretiyle dolmalı. Görevleri parçalarsanız, günün sonunda daha fazla tik işaretiyle dolu bir liste elde edebilirsiniz. Ki bu sizi, ertesi günün işleri için motive eder. 

Bonus Madde: Günde 1 Defa Ofix.com’u Tıkla 

Biliyor musunuz sevgili arkadaşlar, ülkemizde 2019 yılında 136 milyar TL olan e-ticaret hacmi, 2020 yılında %66 oranında artarak 226 milyar TL’ye ulaştı. E- ticaretin toplam ticaret içindeki hacmi ise %19 seviyelerine geldi. Sipariş sayıları 1.36 milyar adetten 2.29 milyar adede yükseldi. Bu dönemde ilk kez online alışveriş yapanların oranı ülkemizde %25, Avrupa’da %13. Özetle, yarının sektörü denilen e-ticaret artık günümüzün gözde iş yapma alanı haline geldi. Bu süreçte benim sevgili şirketim Ofix, çok önemli sınavlar verdi, pandemi koşullarına rağmen operasyonu kesintisiz sürdürdü, her geçen gün daha fazla kullanıcıya hizmet verdi. Yaptığınız iş ne olursa olsun, ofiste veya evde, nerede ve neyle meşgul olursanız olun, günlük sarf malzemesi ihtiyaçlarınızı karşılamak için Ofix size yeter. Çay, kahve, fotokopi kağıdı vb. tüm ihtiyaçlarınız için market market dolaşmanıza, alışveriş için zaman harcamanıza gerek yok. Üstelik, düzenlediğimiz kampanyalarla bu gibi ihtiyaçlarınızı uygun fiyat avantajıyla karşılamanızı sağlıyoruz. Ofix’i ziyaret ederek ihtiyaçlarınızı karşılayabilir, alışveriş için gereksiz emek ve zaman kaybından kurtulabilirsiniz. 

Haftaya görüşmek üzere. 

Ofixboy… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Yaz Sıcaklarında Kurtarıcı: Vantilatör Seçmenin ve Kullanmanın Püf Noktaları

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Vantilatör alacaklar için yaz geldiğinde herkesin aklından aynı şey geçer:
“Biraz serinlesek yeter.”

İşte tam bu noktada devreye en pratik çözümlerden biri girer: vantilatörler.
Klimaya göre daha ulaşılabilir, daha az elektrik tüketen ve neredeyse her ortamda kullanılabilen bu cihazlar, özellikle son yıllarda yeniden popüler hale geldi.

Ama iş sadece “bir vantilatör alayım” demekle bitmiyor.
Doğru ürünü seçmek, doğru şekilde kullanmak ve biraz da bakımını yapmak gerekiyor.

Bu yazıda vantilatörlerle ilgili bilmen gereken her şeyi sade sade anlatıyoruz.

Vantilatör Kullanmanın Avantajları

Vantilatör basit bir cihaz gibi görünür ama sağladığı konfor düşündüğünden daha fazladır.

Sıcak havalarda en büyük etkisi, ortamı gerçekten “soğutmak” değil, havayı hareket ettirmesidir.
Bu hareket, vücudun terleme yoluyla serinlemesini hızlandırır. Yani aslında seni serinleten şey rüzgâr hissidir.

Kapalı bir ortamdaysan, vantilatörün bir diğer avantajı da hava sirkülasyonudur.
Uzun süre kapalı kalan bir odada oluşan o ağır hava hissi, vantilatör çalıştığında kısa sürede dağılır. Özellikle ofis ortamlarında bu fark çok net hissedilir.

Bir de işin ekonomik tarafı var.
Klimalarla kıyaslandığında çok daha az elektrik tüketir. Bu da özellikle uzun süreli kullanımlarda ciddi bir tasarruf anlamına gelir.

Üstelik çoğu model hafif ve taşınabilirdir.
Yani sabit bir yere bağlı kalmazsın. İhtiyaç neredeyse vantilatör de orada olur.

Vantilatör Seçerken Nelere Dikkat Etmeli?

Burada en sık yapılan hata şu:
Görüntüsüne bakıp karar vermek.

Oysa asıl önemli olan nerede ve nasıl kullanacağın.

Küçük bir çalışma masası için dev bir sanayi tipi vantilatör almak da, geniş bir salon için mini bir masaüstü model seçmek de aynı şekilde verimsiz olur.

Alan büyüdükçe, cihazın gücü de artmalı.
Aksi halde çalışır ama etkisini hissettirmez.

Hız ayarları da önemli bir detay.
Günün her saatinde aynı rüzgârı istemezsin. Bazen hafif bir esinti yeterli olur, bazen daha güçlü bir hava akışı gerekir. Bu yüzden farklı hız seçenekleri sunan modeller her zaman daha kullanışlıdır.

Bir de ses konusu var.
Özellikle uyurken ya da odaklanman gereken bir iş yaparken, vantilatör sesi can sıkıcı olabilir. Bu yüzden sessiz çalışan modeller bir adım öne çıkar.

Son olarak yön ayarı.
Havanın sabit bir noktaya değil, odanın geneline yayılması genelde daha konforlu bir kullanım sağlar.

Vantilatörler Hakkında Kapsamlı Bir Kılavuz

Vantilatör Çeşitleri

Piyasada çok fazla seçenek var ama aslında kullanım şekline göre ayrılıyorlar.

Ayaklı vantilatörler en bilinen model.
Yüksekliği ayarlanabilir, geniş alanlarda etkili olur ve ev–ofis dengesini en iyi kuran tiptir.

Duvar tipi vantilatörler daha çok yer kazanmak isteyenler için.
Özellikle dar alanlarda oldukça işe yarar.

Sanayi tipi vantilatörler ise bambaşka bir kategori.
Depolar, atölyeler, büyük iş alanları… Güçlüdür, geniş alanı rahatlıkla çevirir.

Masaüstü modeller ise daha kişisel kullanım içindir.
Çalışma masasında, küçük bir alanda direkt serinlik sağlar.

Tavan vantilatörleri ise biraz daha kalıcı çözümdür.
Hem dekoratif durur hem de geniş alanlarda dengeli bir hava akışı sağlar.

Vantilatörle Tasarruf Gerçekten Mümkün mü?

Kısa cevap: Evet.

Ama biraz doğru kullanım gerekiyor.

Örneğin vantilatörü pencereye yakın konumlandırırsan, dışarıdaki serin havayı içeri taşıyabilirsin.
Ya da içerideki sıcak havayı dışarı atacak şekilde kullanabilirsin.

Gece saatlerinde, hava zaten serinlemişken vantilatörle desteklemek çoğu zaman klimaya ihtiyaç bırakmaz.

Yani mesele sadece cihazı çalıştırmak değil, biraz doğru konumlandırmak.

Vantilatör Bakımı Nasıl Yapılmalı?

Genelde ihmal edilen ama performansı direkt etkileyen konu bu.

Zamanla pervanelerde toz birikir.
Bu hem hava kalitesini düşürür hem de cihazın verimini azaltır.

Aslında çözümü basit:
Belirli aralıklarla pervaneleri ve ızgarayı temizlemek yeterli.

Temizlik yaparken cihazın fişini çekmek önemli.
Basit bir detay gibi görünür ama çoğu kişi bunu atlıyor.

Bazı modellerde yağlama ihtiyacı da olabilir.
Kullanım kılavuzuna bakarak ilerlemek en sağlıklısı.

Bir de kablo kontrolü.
Ufak bir hasar bile ileride sorun çıkarabilir, o yüzden gözden kaçırmamakta fayda var.

Evde ve Ofiste Kullanım

Vantilatörün en güzel tarafı şu:
Neredeyse her ortama uyum sağlar.

Evde salon, yatak odası, mutfak…
Nerede ihtiyaç varsa orada kullanılır.

Ofiste ise çoğu zaman fark yaratan detaylardan biridir.
Hava dolaşımı arttığında ortam daha yaşanabilir hale gelir, bu da direkt çalışan konforuna yansır.

Açık alanlarda bile işe yarar.
Balkon, bahçe, küçük organizasyonlar… Taşınabilir modeller burada ciddi avantaj sağlar.

Vantilatörler Hakkında Kapsamlı Bir Kılavuz

İşyerlerinde ve Evlerde Vantilatör Kullanımı

Vantilatörün en güzel tarafı şu:
Neredeyse her ortama uyum sağlar.

Evde, ofiste ya da açık alanda… Nerede ihtiyaç varsa orada devreye girer. Ama kullanım şekli biraz ortama göre değişir.

İşyerlerinde kullanım

Yaz aylarında ofis ortamı çok hızlı bunaltıcı hale gelebilir. Özellikle kalabalık alanlarda hava kısa sürede ağırlaşır. İşte bu noktada vantilatör, ortamın havasını hareketlendirerek ciddi bir rahatlama sağlar.

Sadece serinlik değil, çalışma konforu açısından da fark yaratır. Hava dolaşımı arttıkça ortam daha yaşanabilir hale gelir, bu da çalışanların odağını ve verimini doğrudan etkiler.

Bir de işin maliyet tarafı var.
Klima kullanımını biraz dengelemek ya da tamamen azaltmak isteyen işletmeler için vantilatörler oldukça iyi bir alternatif sunar.


Evlerde kullanım

Evde ise kullanım daha esnek.
Salon, yatak odası, mutfak… Günün hangi saatinde neredeysen vantilatör de oraya taşınır.

Özellikle akşam saatlerinde, hava biraz serinlediğinde vantilatör tek başına bile yeterli olur. Klimaya göre daha hafif bir serinlik verir ama çoğu zaman aranan şey de zaten bu.

Ayrıca kapalı kalan odalarda oluşan o ağır havayı dağıtmak için de oldukça işe yarar. Kısa sürede ortamın daha ferah hissettirmesini sağlar.


Açık alanlarda kullanım

Vantilatör sadece kapalı alan işi değil.
Balkon, veranda, bahçe… Hatta küçük organizasyonlarda bile rahatlıkla kullanılabilir.

Pikniklerde, yaz akşamı buluşmalarında ya da barbekü sırasında taşınabilir bir vantilatör, ortamın havasını tamamen değiştirir. Özellikle rüzgâr olmayan günlerde farkı daha net hissedersin.


Kısaca…

Vantilatör küçük bir dokunuş gibi görünür ama bulunduğu ortamın havasını gerçekten değiştirir.
Serinlik sağlar, havayı dolaştırır, ortamı daha yaşanabilir hale getirir.

Doğru yerde ve doğru şekilde kullanıldığında, hem konforu artırır hem de gereksiz enerji tüketiminin önüne geçer.

Evinde ya da ofisinde daha ferah bir ortam yaratmak istiyorsan, ihtiyacına uygun vantilatör modellerine göz atabilirsin.
Farklı kullanım alanlarına hitap eden pratik ve tasarruflu seçenekler Ofix’te seni bekliyor.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Trendler