Bizi Takip Edin

Seyahat

Hattuşaş Antik Kenti Gezi Rehberi

Yayınlandı

tarihinde

Hattuşaş Antik kenti gezi rehberiniz Ofix Blog'da...

Hitit İmparatorluğu’nun başkenti Hattuşaş, Anadolu’nun yüzlerce yıllık tarihinden çok önemli izler barındırmakta. Antik kentin kalıntıları, 1830’lu yıllardan itibaren yeniden gün yüzüne çıkmaya başladı. Tarihte bilinen ilk yazılı antlaşma olan Kadeş Antlaşması‘nın kil tablet örneği, günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzesi‘nde sergilenmekte. Ofix Blog‘da bu ayki gezi rehberi köşesinde, Hattuşaş Antik kentini kısaca tanıtacağız. 

Hattuşaş Antik kenti nerededir?

Hattuşaş Antik kenti, Çorum il merkezinin 82 km güneybatısında bulunan Boğazkale ilçesinde Boğazköy olarak bilinen mevkide bulunmakta. Hattuşaş’a ulaşım için Çorum’dan D795 karayolunu kullanabilirsiniz. Çorum’a Ankara yönünden gelecekseniz Çorum-Samsun karayolunu kullanabilir, Sungurlu’dan 7 km sonra anayoldan sağa sapıp devam edebilirsiniz. 20 km sonra, bölgede bulunan Yazılıkaya mevkine varabilirsiniz. Hattuşaş Antik kenti, Yazılıkaya’ya 1 km uzaklıkta. Boğazköy ve çevresinde Hattuşaş-Alacahöyük gezisi yapmayı düşünüyorsanız, programınıza ilk olarak Yazılıkaya mevkinden başlayabilirsiniz.

Hattuşaş Antik Kentinin Kısa Tarihçesi

Hattuşaş’taki ilk yerleşimler MÖ 5000’lere kadar uzanmakta. Bölgenin yerli halkı olarak kaynaklarda Hattilerin adı geçiyor. Kurdukları kente “gümüş” anlamına gelen Hattuş ismini veren Hattiler, varlıklarını MÖ 1700’lere kadar koruyabilmiş. Kenti ele geçiren Hitit kralı Kuşşara Anitta, kentte Hattilerin izlerini silmek için büyük bir yıkım faaliyetine girişmiş. Kuşşara Anitta‘nın ölümünden sonra Hattuş kenti, Hattuşa ismiyle tekrar kuruldu. MÖ 1600’lerde ise Hitit kralı I. Hattuşili tarafından Hattuşaş ismiyle başkent yapıldı. Böylelikle Hattuşaş, Anadolu’da kurulan ilk merkezi devletin başkenti oldu.

I. Hattuşili döneminde Hattuşaş, yalnızca 75 hektarlık bir alanı kaplıyordu. Zaman içinde kentteki anıtsal mekanların sayısında muazzam bir artış yaşandı ve kent, 2 kilometrekarelik bir alana yayıldı. Savaşçı bir toplum olarak bilinen Hititler, kazandıkları savaşlardan elde ettikleri ganimetlerle tanrıları için çok sayıda tapınak yapmış. Üstelik, yalnızca kendi tanrıları için değil, ele geçirdikleri ülkelerin tanrıları için de tapınak yapmışlar. Bu nedenle Hattuşaş, “Bin Tanrılı Ülke” olarak bilinmekte. Hattuşaş’ta tapınakların yanı sıra saraylar da muazzam büyüklükte. Dolayısıyla Hattuşaş Antik kentinin eski Hattuş kentinden daha ileri bir düzeye geldiği söylenebilir.

400 yıldan uzun bir süre Hitit uygarlığına ev sahipliği yapan Hattuşaş Antik kentinden günümüze ulaşmayı başaran kalıntıların büyük bir bölümü IV. Tudhaliya dönemine ait. Bunlar arasında tapınaklar, saraylar ve kent surlarının daha iyi durumda olduğu söylenebilir. Hattuşaş’ta Hititlerden sonra Frigler, Medler, Galatlar, Romalılar ve Bizanslar hüküm sürdü. Bölgedeki Türk varlığı, 16. yüzyılda Melik Ahmet Gazi komutasındaki Danişmendlilerle başladı. Ardından, Türkmen boylarından Maraşlı Dulkadiroğulları bölgeye yerleşti ve daha sonra bölge, Osmanlı topraklarına katıldı. 1986 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirasları listesine alınan Hattuşaş, 1988 yılında milli park statüsü kazandı.

Yukarı Kent

Hattuşaş’tan günümüze ulaşan kalıntıların büyük bir bölümü, kentin 1 kilometrekarelik alanını kaplayan Yukarı Kent bölgesinde yer almakta. Hattuşaş’ın en önemli tapınak ve saraylarının yer aldığı Yukarı Kent’in etrafı surla çevrili. Sur üzerinde 5 kapı var. Yukarı Kent’in güney kısmında yer alan ve Hattuşaş’ın en yüksek noktasına açılan Sfenksli Kapı’ya, doğu ve batı bölgelerine Kral Kapı ile Aslanlı Kapı eşlik etmekte. Yer Kapı ve Yan Kapı bölümleri de kentin diğer önemli mekanlarına açılıyor.

Sfenksli Kapı

Yukarı Kent’e açılan en görkemli kapı olan Sfenksli Kapı, Hitit kültür ve uygarlığından büyük izler taşımakta. Kapının üzerinde insan başlı aslan vücutlu yaratıklar tasvir edilmekte. Mısır sfenkslerinden farklı olarak Hitit sfenkslerinde dişi yaratıklar da tasvir edilmekte. Sfenksli Kapı, kentin iç bölümüne açılıyor. Bu kısımda büyüklü küçüklü 28 adet tapınağın kalıntısı bulundu.

Kral Kapı

Yukarı Kent’in kuzeydoğu kısmında kalan Kral Kapı, iki kapı kulesiyle çevrili. Kuleler yaklaşık 10 x 15 metre ölçüsünde. Kulelerin arasındaki sivri kemerler, kapılara bir tür geçit görüntüsü kazandırıyor. Kemerli kapı geçitlerinin yüksekliği 5 metre civarında. Kral Kapı’daki kabartma ve süslemeler, diğer kapılardan farklı olarak kentin iç tarafına bakıyor.

Aslanlı Kapı

Yukarı Kent’in batı kısmına açılan Aslanlı Kapı’nın etrafında dikdörtgen planlı iki kule mevcut. Kulelerin üzerinde iki adet aslan yontusu var, kapının ismi bu aslanlardan geliyor. Bu kapının da geçitlerinde sivri kemerler kullanılmış. Kapının bir diğer özelliği, koruma amaçlı olmaktan çok törensel amaçlı olması. Kapının dış cephesinde kullanılan kireç taşları, uzaktan parlak ve ihtişamlı görünmesini sağlıyor.

Aşağı Kent

Hitit halkının evlerinin yer aldığı Aşağı Kent, ilk olarak 19. yüzyılda Fransız arkeolog Charles Texier tarafından keşfedildi. 1906 yılında Alman arkeolog Hugo Winckler ile İstanbul Arkeoloji Müzesi‘nden Thedor Makridi, Aşağı Kent’te çivi yazısıyla yazılmış büyük bir Hitit arşivi bulundu. Hitit halkının yaşam şekli ve kültürü, inançları ve günlük hayatı hakkında çok önemli bilgilerin yer aldığı bu tabletler, Hitit tarihine ışık tuttu.

Büyük Tapınak

Hattuşaş’ın en önemli yapılarından biri olan Büyük Tapınak, etrafındaki 200’e yakın depo odasıyla dikkat çekiyor. Bu depoların, ayinlerde kullanılan eşyalar ve yazılı tabletlerin saklanmasında kullanıldığı düşünülmekte. Tapınağın kuzeybatı bölümündeki depolarında yapılan kazılarda büyük erzak küpleri bulundu. En büyüğü 2 bin litre olan bu küplerin, tapınağa vergi olarak gönderilen erzakların saklanmasında kullanıldığı düşünülmekte.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Görsel Kaynaklar:

https://www.gezi-yorum.net
http://www.hekimhantur.com
https://www.kulturportali.gov.tr 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Seyahat

Türkiye’de Görmeniz Gereken 5 Antik Kent (Ve Neden Bu Kadar Konuşuluyorlar?)

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Türkiye, antik kent konusunda dünyanın en şanslı coğrafyalarından biri. Neredeyse her şehirde “2-3 bin yıl önce burada hayat vardı” diyebileceğiniz bir yer çıkıyor karşınıza. Ama bazıları var ki hem tarihi hem de hikâyeleriyle gerçekten başka bir seviyede.

İşte hem tarih meraklılarının hem de gezginlerin dilinden düşmeyen Türkiye’nin en önemli 5 antik kenti;

Efes – Antik Dünyanın “Metropolü”

Efes, Türkiye’deki antik kentlerin belki de en popüleri. İzmir Selçuk’ta bulunan bu şehir bir dönem Roma İmparatorluğu’nun en büyük şehirlerinden biriydi.

Ama Efes’i ilginç yapan şey sadece büyüklüğü değil.

  • Devasa Celsus Kütüphanesi
  • 25 bin kişilik antik tiyatro
  • Mermer yollar
  • Ve evet… tarihin ilk “reklam tabelası” sayılan taş işareti

Kısacası Efes’te dolaşırken insanın aklına şu geliyor:
“2000 yıl önce insanlar burada bayağı bayağı şehir hayatı yaşıyormuş.”

Göbekli Tepe – “Tarihi Baştan Yazdıran Yer”

Şanlıurfa’daki Göbekli Tepe, arkeoloji dünyasında adeta bomba etkisi yaratan bir keşif.

Sebebi basit ama çok büyük:
Burası yaklaşık 12.000 yıllık.

Yani piramitlerden, Stonehenge’den ve bildiğimiz birçok antik şehirden çok daha eski.

En çarpıcı kısmı ise şu:
Göbekli Tepe, insanların tarımdan önce tapınak yaptığını gösterdi. Bu da insanlık tarihine dair birçok teoriyi değiştirdi.

Kısaca:
“İnsanlık tarihi sandığımızdan biraz daha karışıkmış.”

Hierapolis – Antik Dünyanın Spa Merkezi

Pamukkale travertenlerinin hemen yanında yer alan Hierapolis, Roma döneminde termal turizmin merkeziydi.

Yani bugünkü kaplıca tatillerinin atası diyebiliriz.

İnsanlar buraya:

  • romatizma için
  • sağlık için
  • dinlenmek için

geliyordu.

Bir anlamda Hierapolis için şöyle diyebiliriz:
“Antik dünyanın wellness merkezi.”

Termessos – Büyük İskender’in Bile Vazgeçtiği Şehir

Antalya’daki Termessos, Türkiye’nin en etkileyici antik kentlerinden biri.

Ama onu özel yapan şey manzarası değil, hikayesi.

Şehir öyle bir dağın tepesine kurulmuş ki Büyük İskender bile burayı ele geçirememiş.

Evet, tarihte birçok şehri fetheden İskender, Termessos’a bakıp “uğraşmaya değmez” demiş.

Bugün oraya giden herkes aynı şeyi söylüyor:
“Manzarası ayrı, hikayesi ayrı efsane.”

Aphrodisias – Antik Dünyanın Sanat Okulu

Aydın’daki Aphrodisias, adını aşk tanrıçası Afrodit’ten alıyor.

Ama burayı önemli yapan şey romantizm değil.

Burası bir dönem antik dünyanın heykel üretim merkeziydi.

Roma’ya gönderilen birçok heykel burada yapılmış.
Hatta bazı sanat tarihçileri Aphrodisias için şöyle diyor:

“Antik çağın sanat akademisi.”

Türkiye Aslında Dev Bir Açık Hava Müzesi

Türkiye’de 400’den fazla antik kent olduğu düşünülüyor.

Ama Efes’ten Göbekli Tepe’ye kadar bazı yerler var ki sadece tarihi değil,
insanlığın nasıl yaşadığını da anlatıyor.

Ve şunu fark ediyorsunuz:
Biz bugün modern şehirlerde yaşadığımızı sanıyoruz ama insanlar 2000 yıl önce de gayet şehir hayatı yaşıyormuş.

Okumaya Devam Et

Seyahat

Suda boğulmamak için neler yapmak gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Suda boğulmamak için neler yapmak gerektiği Ofix Blog'da...

Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte deniz, dere ve göl kenarları hemen her yaştan ziyaretçiyle dolmaya başladı. Su kenarlarında piknik yapanlar serinlemek için suya girmek istiyor. Oysa suda serinlemek ne kadar keyifli olursa olsun, çeşitli riskleri içinde barındıran bir konudur. Suda boğulmamak için yapılması gerekenler hakkında yeterli bilgisi olmayanlar maalesef boğularak hayatını kaybedebiliyor. Boğulma tehlikesi yaşayanları kurtarmak isteyenler de panikle hareket edip akıntıya kapılabiliyor. Bu gibi durumlarda ilk yardım uygulamaları çaresiz kalabiliyor. Yaz aylarında derelerin pik yapan debisi can kayıplarını arttırıyor. Akıntının etkisiyle sürüklenen cansız bedenler yüzlerce metre uzakta bulunabiliyor. Her yıl Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında boğulma haberleri medyada sıkça yer almakta. Özellikle hafta sonlarında boğulmalar artıyor. Peki suda boğulmamak için neler yapmak gerekir? Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, suda boğulmamak için yapılması gerekenler hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. Suda serinlemek isteyen veya yakınlarını kurtarmak isteyen herkes bu bilgiler sayesinde hayati riskleri önleyebilir. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Seyahat

Tatil harcamalarından tasarruf nasıl yapılır?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Tatil harcamalarından tasarruf yöntemleri Ofix Blog'da...

Merhaba sevgili okurlarım! Tasarruf konulu blog dizimde bu hafta, tatil harcamalarından tasarruf yöntemleri konusunu ele alacağım. Fakat öncesinde hepinizin mübarek Ramazan Bayramı’nı en içten dileklerimle kutlamak istiyorum. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Ramazan ayı göz açıp kapayıncaya kadar geçti ve bayrama kavuşuyoruz. Bayram demek günümüzde artık tatil anlamına geliyor. Ev ev dolaşıp akrabaları, komşuları ziyaret ettiğimiz bayramlar artık mazide kaldı. Ne var ki tatil masrafları da epeyce arttı. Ucuz tatil yapmak artık eskisi kadar kolay değil. Eğer şöyle ailecek güzel bir tatil yapmak istiyorsanız iyi bir bütçeye sahip olmalısınız. Bununla birlikte tatil harcamalarından tasarruf yöntemleri ile bütçenizden tasarruf yapabilirsiniz. En uygun tatil fırsatları bu konuda bazı katkılar sağlar. Ucuz tatil yöntemleri eskisi kadar olmasa da yine de daha ekonomik bir tatil geçirmenize yardımcı olur. Tasarruf konulu blog dizimin bu haftaki konusu olan tatil harcamalarından tasarruf yöntemleri işte huzurlarınızda… 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler