Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofis duvar dekorasyonunda nelere dikkat etmek gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Ofis duvar dekorasyonu için faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Bir yeri süsleme anlamına gelen dekorasyon sözcüğünü çoğu zaman evimizle ilişkilendiriyoruz. Oysa, evden daha çok zaman geçirdiğimiz ofisimizin dekorasyonu da en az ev dekorasyonumuz kadar önemli. Ofis dekorasyonunda en önemli konu başlıklarından biri ise duvar dekorasyonu. Üstelik, yalnızca süsleme amacıyla değil, çalışma alanımızı daha verimli kullanmak için de duvar dekorasyonundan yararlanabiliriz. Peki, ofis duvar dekorasyonu için nelere dikkat etmek gerekir? Bu yazımızda bu konuyu ele alacağız ve ofis duvar dekorasyonu için faydalı bilgiler paylaşacağız.

Ofis duvar dekorasyonu niçin önemlidir?

Günün büyük bir bölümünü geçirdiğimiz ofisimizde rahat ve keyifli çalışabilmemiz için ofis dekorasyonumuz çok önemlidir efendim. Ofisimizin mimari özellikleri ve gün ışığından yararlanma şekline uygun bir duvar dekorasyonuyla çalışmalarımızı daha verimli hale getirebiliriz. Ofis mobilyalarımızın yanı sıra şirket imajımızı da etkileyen duvar dekorasyonumuz, diğer tüm ögelerle kombin oluşturmalı. Ve öne çıkartmak istediğimiz detaylar için uygun özellikler taşımalı.

Ofis duvar dekorasyonu, ofis dekorasyonumuzun en etkileyici kısımlarından biridir. Aydınlık ve ferah bir çalışma ortamı oluşturmak için yapmamız gereken şeyler büyük oranda ofis duvarlarımızla ilgili olmakta. Duvar dekorasyonunuz için seçeceğiniz renkler, tüm ofis dekorasyonunuzu doğrudan etkileyecektir. Dekorasyonunuzu zenginleştirmek için tablo ve ayna gibi yardımcı ögelerden de yararlanabilirsiniz. Fakat tüm ögeler, birbiriyle uyumlu olmalı ve tasarım bütünlüğü oluşturmalı.

Renkleri ve ışığı doğru kullanmalısınız.

Ofis mobilyaları konusunda renk tercihleri eskiden siyah ve kahverengiyle sınırlıydı. Oysa günümüzde birbirinden güzel renklere ve tasarımlara sahip ofis mobilyaları üretilmekte. Renk tercihinde bulunurken, ofisinizin gün ışığından yararlanma şekline dikkat etmelisiniz. Ofisiniz eğer yeterince ışık alıyorsa, renk seçiminiz için çok fazla alternatifiniz var demektir. Fakat, ofisiniz gün ışığından yeterince yararlanamıyorsa, renk seçiminizde yalnızca açık renkleri değerlendirmeye almalısınız. Koyu renkler, ortamdaki ışığı emer ve çalışanların enerjisini düşürür, yorgunluk hissini arttırır.

Ofis duvar dekorasyonu için renk uyumuna da dikkat etmelisiniz. Sıcak ve iç açıcı birkaç renkle ofis duvar dekorasyonu konusunda başarılı sonuçlar elde edebilirsiniz. Renk tercihleriniz kontrast bir fon üzerinde şekillenirse, duvar dekorasyonunuz daha güçlü bir algı oluşturur. Eğer bol camlı ve aydınlık bir ofise sahipseniz, özgün ve dikkat çeken renkler tercih edebilirsiniz. Ofisiniz yeterli ışık almıyorsa, bu tarz tasarımlara yönelmemenizi tavsiye ederiz.

Ofis duvar dekorasyonu konusunda abartıya kaçmamalısınız.

Ofisler çok sayıda iş arkadaşımızla ortaklaşa kullandığımız alanlardır. Ve herkesin farklı bir zevk ve beğeni düzeyi vardır. Ofis duvar dekorasyonu için abartılı uygulamalar kullanırsanız, iş arkadaşlarınızdan bir çoğunun hoşuna gitmeyecek bir görüntü yaratabilirsiniz. Oysa, aşırı uçlardan uzak ve genel beğeni düzeyine uygun bir tasarım seçerseniz, iş ortamınızın beğeni düzeyini yükseltebilirsiniz.

Duvar dekorasyonunuzda kullanacağınız tasarımlar, yaptığınız işin niteliğine bağlı olarak doğru kitleye hitap etmeli. Ofisinize iş görüşmesi için gelen kişiler veya misafirleriniz, bu tasarımlardan hareketle şirketiniz hakkında doğru kanaatler geliştirebilmeli. Örneğin, bilgisayar oyunlarıyla ilgili bir iş yapmaktaysanız, ofisinizin duvar dekorasyonunda bu oyunlarla ilgili tasarımlar tercih edebilirsiniz. Bu tür uygulamalar, ofis çalışanları arasında birlik ve beraberliği de arttıracaktır.

Duvar kağıtları ve taş dekorlardan yararlanabilirsiniz.

Duvar kağıtları ve taş dekorlar, ofis duvar dekorasyonu konusunda en sık tercih edilen ürünlerdir. Bu konudaki tercihleriniz, ofisinizin dekorasyon stiline renk ve içerik bakımından uygun olmalı. Duvar kağıtları, diğer dekorasyon materyallerine oranla hem daha ekonomik, hem de daha pratiktir. Üstelik, değişen trendlere göre yeni bir tasarım uygulamak istediğinizde hızlı çözümler sunar.

Taş dekorlar ise çok daha güçlü dekoratif ürünlerdir. Öyle ki, taş duvarlarla oluşturacağınız duvar dekorasyonları, ofis tasarımınızın yanı sıra şirket imajınızı da büyük oranda etkileyecektir. Ofis dolaplarınız ve masalarınız, bu tür tasarımlarla çok daha estetik bir nitelik kazanır. Ofisinizde özellikle de toplantı salonlarında duvar kağıtları veya taş dekorlardan oluşan tasarımlar kullanarak şirket imajınızı güçlendirebilirsiniz.

Karşılamada kullanılan duvar dekorasyonu şirketinizi yansıtmalı.

Ofis duvar dekorasyonu, çalışma ortamı ve toplantı salonu ile dinlenme alanlarıyla sınırlı değildir. En az bunlar kadar önemli bir diğer konu da karşılamada kullanacağınız duvar dekorasyonudur. Ofisinize gelen bir ziyaretçi, ilk izlenimini aslında karşılamada oluşturmakta. Ofisinizin size nasıl göründüğü kadar, başkaları tarafından nasıl göründüğü de çok önemli.

Karşılamadaki duvar dekorasyonu, masa ve diğer ofis araçlarından çok daha fazla dikkat çeker. Karşılamada sırf estetik nedenlerle gereksiz detaylara yer vermek doğru değildir. Şirket imajınızı yansıtan doğru detaylarla ziyaretçilerinizde çok güzel bir imaj uyandırabilirsiniz. Karşılamada duvar dekorasyonunuz ve seçtiğiniz detaylar, giriş zemini ve diğer ofis araçlarını öne çıkartmaktan ziyade, şirket imajınızı öne çıkartmalı.

Duvar rafları dekorasyonunuza işlevsellik kazandırır.

Çalışma masalarımız ve ofis dolaplarımız bazen yetersiz kalabilmekte. Ofisimizde dolap için uygun alan yoksa veya yeni bir dolap ofisimizin genel görüntüsünü bozacaksa, en doğru tercih duvar rafları olacaktır. Dağınık görünen veya sıra sıra dosyalarla çepe çevre sarılmış ofisler, çalışanların tüm enerjisini emer. İçeri henüz ilk adımınızı attığınızda, ortamdaki enerji düşüklüğünü kolayca hissedebilirsiniz. Özensizce bir kenara yığılan dosyalar veya masa kenarlarında unutulmuş dosya kutuları ofis yaşantımızda çok çirkin görüntülerdir. Bu sorunların üstesinden gelmek için duvar rafları hem ekonomik, hem de pratik çözümler sunar. 

Tüm okurlarımıza keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
1 Yorum

1 Yorum

  1. Duvar Kaplama

    11 Şubat 2020 saat 22:32

    Elinize sağlık güzel bir blog, güzel bir paylaşım. Faydali bilgiler için teşekkürler.
    Saygilar Didem

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

İş Güvenliği: Plaza Hayatında Fark Etmeden Biriken Riskler

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ofiste çalışıyorsan büyük ihtimalle kendini güvende hissediyorsundur.
Ne de olsa ne şantiye var ne ağır makineler. Masa, sandalye, bilgisayar… hepsi oldukça “zararsız” görünüyor.

Ama işin aslı şu: Ofis ortamı tehlikesiz değil, sadece tehlikeleri sessiz.

Gün içinde başına gelenleri düşün.
Masaya oturuyorsun, bilgisayarı açıyorsun, bir yandan kahve içiyorsun. Saatler geçiyor ama fark etmiyorsun. Çünkü her şey alıştığın gibi. Zaten problem de tam burada başlıyor: alışkanlıklar, zamanla hataları görünmez hale getiriyor.

Mesela masa altındaki kablolar…
İlk gün dikkat edersin. Sonra görmezden gelmeye başlarsın. Bir süre sonra artık orada olduklarını bile unutursun. Ta ki bir anlık dalgınlıkta ayağın takılana kadar.

Ya da sandalye…
“Rahat gibi” gelir ama aslında doğru ayarda değildir. Günler geçtikçe omuzların biraz daha öne düşer, ekran biraz daha aşağıda kalır. O an bir şey hissetmezsin ama gün sonunda yorgunluk artar. Bir süre sonra bu durum normalin olur.

İşte plaza hayatındaki riskler tam olarak böyle çalışır: büyük değil, biriken.

İş güvenliği denince çoğu kişinin aklına prosedürler, eğitimler, uzun uzun anlatılan kurallar gelir. O yüzden de sıkıcı bulunur. Ama ofis tarafında iş güvenliği aslında çok daha basit bir yerden başlar: düzen.

Düzenli bir masa, doğru yerleştirilmiş bir ekran, güvenli kullanılan prizler… Bunlar kulağa küçük detaylar gibi gelir ama günün sonunda hem konforu hem verimi doğrudan etkiler. Hatta çoğu zaman fark etmeden yaşadığın yorgunluğun sebebi bile bu küçük eksiklikler olur.

Bir de işin hijyen tarafı var ki genelde en çok atlanan konu burası.
Ortak kullanılan alanlar, mutfak, masa yüzeyleri… Bunlar sadece temizlik meselesi değil, doğrudan iş güvenliği konusu. Çünkü sağlıklı olmayan bir ortamda çalışmak da bir risk.

Bu noktada doğru ürün seçimi devreye giriyor. Ergonomik ofis ekipmanları, kablo düzenleyiciler, güvenli priz çözümleri ya da temizlik ürünleri… Bunların hepsi aslında “daha konforlu” bir ofis için değil, daha güvenli bir çalışma ortamı için var. Ofix gibi platformlarda bu ürünleri doğru şekilde seçmek, işi oldukça kolaylaştırıyor.

Sonuçta kimse ofise gelirken “bugün başıma bir şey gelir” diye düşünmez.
Ama kimse de gün sonunda sebepsiz yere yorulmak, ağrıyla kalkmak ya da küçük bir kazayla günü kapatmak istemez.

Plaza hayatında riskler gürültüyle gelmez.
Sessizce birikir, alışkanlığa dönüşür.

Ve çoğu zaman çözümü de büyük değişikliklerde değil,
gözünün önünde duran küçük detaylarda saklıdır.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden her iki beyaz yakalıdan biri “ben bunu daha ne kadar yapacağım?” diyor?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Sabah alarm çalıyor.
Bir anlığına “bugün işe gitmesem ne olur?” düşüncesi geçiyor aklından.

Sonra herkes gibi kalkıyorsun. Kahveni alıyorsun, bilgisayarın başına geçiyorsun.
Ama içten içe şunu hissediyorsun: Bu sadece yorgunluk değil.

Son dönemde beyaz yakalıların büyük bir kısmı aynı şeyi düşünüyor.
Gitmek değil belki… ama kalmak da eskisi kadar kolay gelmiyor.


İş sandığımızdan daha fazlası

Kimse sadece para kazanmak için çalıştığını düşünmek istemiyor.
İnsan biraz da “ben ne yapıyorum?” sorusunun cevabını arıyor.

Yaptığın işin bir anlamı olsun istiyorsun.
Bir katkın olsun.
Birileri fark etsin.

O yüzden iş sadece iş olmuyor.
Yavaş yavaş senin bir parçan haline geliyor.

Ama işte tam bu yüzden, karşılığını alamadığında sadece yorulmuyorsun… kırılıyorsun.


“Biraz daha dayan” hali

İş hayatı sana açık açık şunu söylemiyor ama hissettiriyor:
Biraz daha hızlı ol, biraz daha fazla sorumluluk al, biraz daha idare et.

Bir süre sonra bu “biraz daha”lar birikiyor.

Akşam laptopu kapatıyorsun ama zihnin kapanmıyor.
Hafta sonu geliyor ama tam dinlenemiyorsun.
Pazartesi daha gelmeden yorgun hissediyorsun.

Ve bir noktada insan kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten bu tempoya alıştım mı, yoksa sadece katlanıyor muyum?”


Gün bitiyor ama iş bitmiyor

Eskiden iş çıkınca iş biterdi.
Şimdi sadece mekan değişiyor.

Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj düşerse cevaplanıyor.
“Şunu da hızlıca halledeyim” dediğin şey, geceye sarkıyor.

Bir de hayatın kendisi var.

Ev, sorumluluklar, yapılacaklar…
Yani aslında gün içinde tek bir iş yapmıyorsun.
Sürekli bir şeyleri dengede tutmaya çalışıyorsun.

Ama o denge çoğu zaman tutmuyor.


İçten içe bir şeyler eksik

En yorucu olan şey bazen işin kendisi değil.
Karşılığını alamadığını hissetmek.

Çok çalışıyorsun ama yeterince görülmüyorsun.
Emek veriyorsun ama fark yaratıyormuş gibi hissetmiyorsun.

Bazen aynı işi yaptığın insanların farklı yerlerde olduğunu görüyorsun.
Ve o an şunu düşünüyorsun:

“Ben nerede yanlış yapıyorum?”

Aslında çoğu zaman yanlış yapan sen değilsin.
Ama bunu anlamak zaman alıyor.


“İstifa” dediğimiz şey

Dışarıdan bakınca basit:
“İşi bırakmış.”

Ama içeride olan şey biraz daha farklı.

Bu karar genelde bir anda verilmiyor.
Biriken şeyler var.

Yavaş yavaş uzaklaşmak,
kendini geri çekmek,
eskisi kadar önemsememek…

Ve bir gün, artık devam edemediğini fark etmek.

O yüzden bu sadece bir işten ayrılma değil.
Bir hissin, bir yükün, bir döngünün içinden çıkma hali.


Aynı döngü, aynı yorgunluk

Birçok insanın yaşadığı şey aslında birbirine çok benziyor.

Yaptığın işin karşılığını tam alamadığını hissetmek,
ilerliyormuş gibi değil de yerinde sayıyormuş gibi hissetmek,
ne kadar çabalarsan çabala yetmiyormuş gibi gelmesi…

Ve en önemlisi,
hayatın sadece işten ibaretmiş gibi hissettirmesi.

İşte bu his biriktiğinde,
insan “bırakayım mı?” diye düşünmeye başlıyor.


Asıl mesele

Bugün beyaz yakalıların yaşadığı şey tembellik değil.

Kimse çalışmaktan kaçmıyor.
Ama kimse de kendini kaybedecek kadar çalışmak istemiyor.

İnsanlar üretmek istiyor, faydalı olmak istiyor, iyi hissetmek istiyor.

Ama bunun karşılığında sadece yorgunluk kalıyorsa,
orada bir problem var.

O yüzden mesele şu değil:
“İnsanlar neden çalışmak istemiyor?”

Asıl mesele şu:
İnsanlar neden bu şekilde çalışmak istemiyor?

Okumaya Devam Et

Trendler