Bizi Takip Edin

Lifestyle

El Dezenfektanı Kullanma Rehberi

Yayınlandı

tarihinde

El dezenfektanı kullanma rehberi Ofix Blog'da...

Korona döneminde hayatımıza giren el dezenfektanları hem iş hayatımızda, hem de günlük hayatımızda önemli bir yere sahip. Koronavirüsten korunmak için en etkili araçlardan biri olan el dezenfektanları, doğru kullanıldığı zaman etkin bir koruma sağlar. Fakat yanlış kullanıldığı zaman, etkisini kaybeder ve bazı sağlık sorunlarına yol açar. Peki, el dezenfektanı kullanırken nelere dikkat etmek gerekir? Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, el dezenfektanı kullanma rehberi hazırladık. 

Dezenfektan nedir?

Dezenfektanı kısaca, canlı ya da cansız yüzeylerde hastalık yapan mikroorganizmaları uzaklaştıran ya da öldüren kimyasal madde olarak tanımlayabiliriz. Dezenfeksiyon işlemlerinde kullanılan dezenfektanlar, enfeksiyonlara yol açan patojen mikroorganizmaların etkisiz hale gelmesini sağlar. Bununla birlikte, her dezenfektan bakteri sporlarını ve tüm virüsleri öldürmek için yeterli değildir. Dezenfektanların yetersiz kaldığı durumlarda sanitizerler kullanılır. Nitekim sanitasyon, bir yüzeyde mikroorganizma sayısının emniyetli bir seviyeye düşürülmesi anlamına gelir. Bilimsel açıdan ifade etmek gerekirse, sanitasyon işlemi sırasında mikroorganizma sayısı 30 saniye içinde 5 log düşürülür ki, bunun anlamı mikroorganizmaların yüzde 99.99’unun ölümü anlamına gelir.

Sanitasyon işlemi daha çok tıbbi ortamların dezenfeksiyonunda kullanılır. Hastane, ameliyathane, sağlık ocağı vb. ortamlarda enfeksiyonların yayılmasını önlemek için dezenfektan kullanımı yetersiz kalabilir. Bununla birlikte, bu ortamların dışında günlük kullanımlar için saniter çözeltileri kullanmamak gerekir. Çünkü saniter çözeltiler yalnızca patojen mikroorganizmaları değil, ortamdaki neredeyse tüm mikroorganizmaları yok eder. Oysa bu mikroorganizmalar arasında ekosistem için gerekli ve faydalı türler de vardır. Korona döneminde hastane ve benzeri ortamlarda saniter çözeltilerin kullanımı artmış olsa da günlük kullanımlar için dezenfektan kullanımı yeterli görülmektedir. Özellikle alkol bazlı el dezenfektanları, koronavirüse karşı yeterli koruma sağlamaktadır.

El dezenfektanı ne işe yarar? 

El dezenfektanının esas işlevi, el hijyenini sağlayarak patojen mikroorganizmaların temas yoluyla enfeksiyona yol açmasını önlemektir. Piyasada farklı tür ve markalara ait çok sayıda dezenfektan bulmak mümkün. Dezenfektanların içeriği markalara göre çok az değişse de patojen mikroorganizmaları etkisiz hale getirmeye yeterli nitelikte olmaları gerekir. Dezenfektanlar arasında özellikle alkol bazlı olanları hem bakteri, hem de virüslere karşı etkin bir koruma sağlar. Dezenfektan alkol ve alkol bazlı el dezenfektanı çeşitlerinin etkisi diğer dezenfektan türlerine oranla çok daha yüksektir. Dezenfektanların bileşimindeki alkol, bakteri ve virüslerin hücre zarını parçalayarak yok olmasını mümkün kılar. Böylelikle kişi, kendi el hijyenini sağladığı gibi, bakteri ve virüslerin başkalarına yayılmasını da önlemiş olur.

Her dezenfektan el için kullanılabilir mi?

Dezenfektanlarda kullanılan etken maddelerden bir kısmı cilt üzerinde kullanım için uygun değildir. Yüzey dezenfektanı olarak ifade edilen dezenfektanlar, el için kullanıma uygun değildir. Yüzey dezenfektanları, evlerde ve ofislerde farklı yüzeylerin temizliği için en kullanışlı ürünler arasında yer almaktadır. Nitekim bu ürünler, genel alanların yanı sıra gıda üretim alanları, saniter alanlar ve çamaşırhaneler gibi farklı pek çok ortamda yüzey temizliği için kullanılmaktadır. Sıradan temizleyicilere oranla yüzey dezenfektanları, daha farklı bir kimyasal bileşime sahiptir. Bu bileşimleri sayesinde tek seferde yüzey temizliği sağladıkları gibi, aynı zamanda havayı da temizler ve ortamda kötü koku oluşumunu engeller.

Bununla birlikte, yüzey dezenfektanları cilt üzerinde kullanım için uygun değildir. Öyle ki, yüzey dezenfektanı kullanımını çıplak elle değil, temiz bir bez veya paspas gibi temizlik gereçleriyle yapmak gerekir. El dezenfektanı almadan önce kullanacağınız ürünün el için uygun olup olmadığına mutlaka dikkat etmelisiniz. Yüzey dezenfektanlarını ellerinizde kullanırsanız, çeşitli cilt tahrişleri, kızarıklık ve yanma gibi şikayetlerle karşılaşabilirsiniz. Ayrıca, ürünle birlikte gelen prospektüse bakmalı veya üzerindeki kullanma talimatlarını dikkatle okumalısınız. Herhangi bir cilt hassasiyetiniz varsa, el dezenfektanı kullanmadan önce bir dermatologa başvurmanızda yarar var.

El dezenfektanı ne zaman kullanılmalıdır?

El temizliği ve hijyeninde el dezenfektanları ikincil tercihtir. Her zaman için ilk önceliğiniz, ellerinizi su ve sabunla yıkamak olmalı. Fakat gün içinde su ve sabuna ulaşamadığınız durumlarda, el dezenfektanı ile ellerinizde koruma sağlayabilirsiniz. Bununla birlikte, ellerinizde gözle görünür derecede kir varsa, el dezenfektanı kullanmakla yetinmemelisiniz. Dezenfektanlar her ne kadar konsantre alkol içerse de gözle görünen kirleri temizlemez ve ellerinize temiz bir görünüm kazandırmaz.

Gün içinde şüpheli temasın ardından su ve sabunla ellerinizi yıkama imkanı bulursanız, el dezenfektanı kullanmak yerine ellerinizi yıkamayı tercih etmelisiniz. Ellerinizi yıkadıktan sonra ise bir kez de el dezenfektanı ile ellerinizi ovuşturmamalısınız. Böyle bir durumda, elinizdeki nemle birleşen el dezenfektanı kolay bir şekilde elinizden çıkmayacaktır. El dezenfektanı içindeki alkolün buharlaşması için ellerinizin kuru olması gerekir. Ellerinizi yıkadıktan sonra el dezenfektanı uygulamanıza gerek olmadığı gibi, böyle yapmanız durumunda alkol daha uzun süre ellerinizde kalır ve tahriş ile kızarıklığa yol açar.

El dezenfektanı hangi miktarda uygulanmalıdır?

El dezenfektanı için doğru miktar 2.5 cm çapında fındık tanesi kadardır. Bu miktarın altında kalan kullanım şekilleri, bakteri ve virüslere karşı yetersiz kalabilir. Üzerine çıkıldığında ise ellerde tahriş ve yanma hissi, egzama vb. şikayetler oluşabilir.

El dezenfektanı nasıl uygulanmalıdır?

El dezenfektanını doğru şekilde uygulamak için dezenfektanın avuç içine alınması ve parmak araları ile bilekleri kapsayacak şekilde ellere yayılması gerekir. Bu işlemi ne çok kısa sürede, ne de çok uzun sürede yapmamak gerekir. Her iki durumda da etken maddeler işlevini gerçekleştiremez. Parmak araları ile bileklerin ihmal edilmesi durumunda da yine el dezenfektanı yeterince etkili olamaz.

El dezenfektanı uygulaması ne kadar sürmelidir?

Alkol bazlı el dezenfektanları oldukça etkili dezenfektanlar olduğu için uygulamanın 2 ile 5 saniye arasında olması yeterlidir. Bu süre içinde ellerinizi iyice ovuşturursanız, dezenfektandaki etken maddeler ellerinize iyice yayılır. Ellerinizi ovuşturmaya 10-15 saniye kadar devam ederseniz, vücut ısınızla birlikte alkol buharlaşacağı için ellerinizde herhangi bir ıslaklık kalmaz.

Kolonyadan el dezenfektanı olur mu?

Kolonyalarda genellikle 70 derece ve üstü alkol kullanılır. 70 ile 90 derece arasında alkol içeren kolonyaların el dezenfektanı olarak kullanılması mümkündür. Fakat bununla birlikte, ağzı açık kalmış kolonyalardan alkol içeriği hızla buharlaşır. Böyle bir durumda kolonyanın sağlayacağı dezenfeksiyon son derece sınırlı olacaktır. 70 derece ve üstü alkol içeren kolonya çeşitlerini el dezenfektanı olarak kullanmak istiyorsanız, kullanımdan sonra ağzının sıkı şekilde kapalı kalmasını sağlamanız gerekir.

El dezenfektanı koklanabilir mi?

Kimyasal madde kapsamında olup yanlış kullanılması durumunda bazı sağlık sorunlarına yol açabilir. Dezenfektanlarda kullanılan kimyasal maddeler nedeniyle ortamda kötü koku oluşmaması adına dezenfektanlara parfüm veya güzel koku veren farklı kimyasallar karıştırılabilmekte. Cilde temas ettiğinde alkolle birlikte buharlaşıp giden bu kimyasallar, solunum yolları için zararlı olabilir. Bu nedenle, el dezenfektanı uyguladıktan sonra ellerinizin güzel kokup kokmadığını anlamak için ellerinizi burnunuza yaklaştırmamalısınız. Elleriniz güzel koksa da kokmasa da dezenfektanın kokusu birkaç saniye içinde zaten uçup gidecektir.

El dezenfektanı maske üzerinde kullanılabilir mi?

El dezenfektanını maske üzerinde kullanmak son zamanlarda oldukça yaygın bir uygulama haline geldi. Oysa maskeler, özellikle cerrahi maskeler, tek kullanımlık ürünler arasındadır ve bu ürünlerin sahip olduğu özellikler, yıkandığında ya da dezenfekte edildiğinde geri gelebilen özellikler değildir. Cerrahi maskelere alternatif olarak kullanılan kumaş maskeler ise koronavirüse karşı etkin bir araç değildir. Cerrahi maskelere oranla bez maske, baskılı maske ve desenli maske çeşitleri daha zayıf bir koruma sağlar. Maske kullanımında doğru zannedilen yanlışlar arasında yer alan maskeye el dezenfektanı veya kolonya uygulanması, bileşimlerinde bulunan etken maddelerin solunum yoluyla vücuda alınmasına yol açar. Maske yüzeyinde oluşan nem ise bakteri ve virüslerin çoğalması için elverişli bir ortam yaratır.

El dezenfektanı ile masa ve mobil cihazlar temizlenebilir mi?

Temizlik ve hijyen için geliştirilmiş özel ürünlerdir ve bu ürünleri yalnızca ellerde kullanmak gerekir. Evde veya ofiste masa ve diğer mobilyalar ile mobil cihaz ve diğer eşyalarınızın temizliğinde el dezenfektanlarını kullanmamalısınız. El dezenfektanlarındaki alkol ve etken madde miktarı, ancak sınırlı bir yüzeyde dezenfeksiyon sağlayacak şekilde özel olarak belirlenmiştir. Bu ürünleri geniş yüzeylerin temizliğinde kullanırsanız etkin sonuç alamazsınız. Yüzey temizliği için yalnızca yüzey dezenfektanlarını kullanmalısınız. Aynı şekilde, içeriğinde alkol olan hiçbir kimyasal maddeyi mobil cihazlarınız ve diğer elektronik eşyalarınızın üzerinde kullanmamalısınız. Aksi durumda, eşyalarınızın üzerinde renk açılması ve kötü bir görünüm oluşur. Dokunmatik ekranlar üzerinde de yine alkol bazlı ürünlerin zararlı etkileri olduğunu söyleyebiliriz.

El dezenfektanı kullanmanın ne gibi yan etkileri olabilir?

El dezenfektanlarında kullanılan etken maddeler özellikle sık kullanım halinde bazı yan etkilere yol açabilir. Bunlar içinde cilt kuruluğu ve cilt tahrişi, egzama ve yanma en sık karşılaşılan yan etkileridir. El dezenfektanı kullanırken bu gibi yan etkilerle karşılaşmamak için ürünleri gereksiz kullanmamalı, bunun için temastan olabildiğince kaçınmalısınız. Şüpheli temasın ardından el dezenfektanı kullanmanız gerekiyorsa, dezenfektanın ardından yumuşatıcı veya nemlendirici ürünler kullanabilirsiniz. Fakat bu ürünlerin alkol bazlı değil, su bazlı olmasına dikkat etmelisiniz. Alkol bazlı el dezenfektanının ardından ellerinize alkol bazlı nemlendirici uygularsanız, cildinizdeki tahriş ve yanma hissi artar.

Evde el dezenfektanı hazırlanabilir mi?

Korona döneminde temizlik ve hijyen konusunda artan farkındalıklar, dezenfektanlara ilgiyi arttırdı. Koronavirüse karşı etkin bir koruma sağlayan dezenfektanlar, aynı zamanda da ev ve ofis bütçesinde önemli bir yer tutmaya başladı. Bu nedenle, evde dezenfektan yapımı konusunda çeşitli arayışlar başladı. Fakat ne var ki, evde dezenfektan yapmak etkin bir sonuç vermeyebileceği gibi, bazı sağlık risklerine de yol açabilir. Kimyasal madde kapsamında yer alan dezenfektanların üretimi belirli birtakım standartlara uygun şekilde yapıldığında anlam taşır. Ev veya ofis ortamında doğal bile olsa çeşitli çözeltileri karıştırarak hazırlanan birtakım dezenfektanların koronavirüse karşı etkin bir koruma sağlayabileceğini söyleyemeyiz.

Online ofis marketiniz Ofix’te satışı devam eden tüm el dezenfektanlarını el dezenfektanları kategorisinde inceleyebilir, kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için OfixPlus üyesi olabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Beyaz Yakalım

Ofisteki Gizli Çalışan: Yapay Zeka

Yayınlandı

tarihinde

Eskiden ofiste gizlenen şeyler belliydi.

İş saatinde sosyal medyada geçirilen birkaç dakika, mutfakta uzayan kahve molaları ya da Excel dosyasının arkasına saklanmış bir alışveriş sekmesi…

Şimdi ise yeni bir “gizli yardımcı” var: Yapay zeka.

Üstelik araştırmalar gösteriyor ki çalışanların yaklaşık 5 kişiden 1’i işlerinde yapay zeka kullandığını yöneticilerinden veya ekip arkadaşlarından gizliyor.

Peki ama neden?

Sonuçta yapay zeka kullanmak bugün birçok şirkette internet kullanmak kadar sıradan hale gelmiş durumda. Yine de bazı çalışanlar hazırladıkları raporları, yazdıkları mailleri veya oluşturdukları sunumları yapay zekanın desteğiyle hazırladıklarını söylemek istemiyor.

Sebebi aslında düşündüğümüzden daha basit.

Bir kısmı “İşim kolay görünecek” diye çekiniyor.

Bazıları “Yerime yapay zekayı koyarlar mı?” endişesi taşıyor.

Kimileri ise “Hazıra konmuş gibi görünmek istemiyorum” diye düşünüyor.

Kısacası sorun yapay zekanın kendisinden çok, onun nasıl algılandığında yatıyor.

Oysa işin ilginç tarafı şu:

Şirketler çalışanlarının daha verimli olmasını istiyor.

Çalışanlar daha verimli olmak için yapay zekadan yardım alıyor.

Ama sonra bunu kimseye söylemiyor.

Biraz garip bir denklem gibi duruyor.

Bugün birçok çalışan toplantı notlarını özetletiyor, uzun e-postaları sadeleştiriyor, rapor taslakları hazırlatıyor veya araştırmalarını hızlandırıyor. Yani yapay zeka çoğu zaman işi yapan kişi değil, işi hızlandıran bir yardımcı rolünde.

Tıpkı hesap makinesinin muhasebecinin yerini almaması gibi.

Asıl soru artık “Çalışanlar yapay zeka kullanıyor mu?” değil.

Çünkü kullanıyorlar.

Asıl soru şu:

Şirketler çalışanlarının bunu rahatça söyleyebileceği bir ortam oluşturabiliyor mu?

Belki de geleceğin ofislerinde performans değerlendirmeleri sırasında çalışanlar şu cümleyi kuracak:

“Bu projeyi üç günde bitirdim.”

Ve kimse “Nasıl?” diye sormayacak.

Çünkü cevabı zaten biliyor olacak.

Yapay zeka artık ofisin içinde.

Sadece bazı masalarda hâlâ gizli oturuyor.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Trendler