Bizi Takip Edin

Lifestyle

Yengeç burcuna alınabilecek ofis hediyeleri nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Yengeç burcuna alınabilecek ofis hediyeleri önerileri Ofix Blog'da...

Acı tatlı pek çok anıyla bir yılı daha geride bırakmaya hazırlanıyoruz. Her yıl bu zamanlarda, içimizi hem biraz hüzün, hem de umut kaplıyor. Gelecek yıl planlarımızda hedefleri yükseltiyor, sevdiklerimizle daha fazla vakit geçirmeyi istiyoruz. Ve bir taraftan da yeni yıl kutlamaları için hazırlıklarımızı yapmaya başlıyoruz. Kime ne hediye alacağımızı henüz netleştirmediysek, bir an önce karar vermek istiyoruz. İşte bu gibi durumlarda burçları dikkate almak, hediye seçimlerimize ışık tutabilir. Online alışveriş rehberiniz Ofix Blog‘da burçlara göre hediye önerileri yazı dizimize, yengeç burcuna alınabilecek ofis hediyeleri ile devam ediyoruz.

Yengeç burcunun genel özellikleri nelerdir?

Önce biraz yengeç burcundan bahsedelim. Yengeç burcunun en dikkat çeken özelliği, hassas bir kişiliğe sahip olmasıdır. Bu nedenle, çabuk alınır ve kırılırlar. Yengeçlerle iletişim kurmak biraz zordur. Duygu dünyalarındaki zenginlik, aynı anda farklı duyguları güçlü bir biçimde yaşamalarını sağlar. Bu yüzden, bir yengecin bazen belli bir durum karşısında ne hissettiğini anlamakta zorluk çekebilirsiniz. Fakat, yengeçlerle doğru bir iletişim şekli kurmayı başarmışsanız, size karşı çok samimi davranacaklarını görebilirsiniz.

İçe kapanık bir burç olan yengeç burcu, iş dışında kalan zamanlarını evde geçirmeyi çok sever. Gerek yengeç erkekleri, gerekse yengeç kadınlarının mutfak işleriyle arası iyidir. Tüm burçlar arasında en evcimen burçlardan biri olan yengeçler, çalışma ortamlarını kişiselleştirmeyi de çok sever. Yengeç bir ofis arkadaşınız varsa, masasının üzerinde birkaç aile fotoğrafı görmeniz mümkündür. Masasında ayrıca, tuttuğu takımın renklerini taşıyan veya kendisi için çok özel bir anlama sahip birtakım objeler de görebilirsiniz.

Yengeçlerin bir diğer özelliği, hayal güçlerinin oldukça gelişmiş olmasıdır. Hem duygu, hem de hayal dünyalarındaki bu zenginlik, yaptıkları işlere farklı boyutlardan bakabilme özelliği kazandırır. Bu yönüyle yengeçler, yazılı anlatımda ve edebiyatta oldukça başarılıdır. Duygu dünyalarındaki zenginlik, başkalarıyla empati kurma yeteneklerini de geliştirir. Fakat, oldukça alıngan olan yengeçler, affetme konusunda bu yeteneklerini kullanmayı pek beceremez. Yengeçler ayrıca, hızlı karar almak, insanlara zor güven duymak ve romantik olmak gibi özelliklere de sahiptir.

Yengeç Burcuna Alınabilecek Ofis Hediyeleri

Yengeç burcunun genel özelliklerini bu şekilde özetledikten sonra, yengeç burcuna alınabilecek ofis hediyeleri konusunda somut önerilerde bulunacağız. Bu önerilerimiz, yengeç arkadaşlarınıza alabileceğiz ofis hediyesi seçimlerinize ışık tutacaktır.

Elektrikli Mutfak ve Ofis Aletleri

Oldukça evcimen bir burç olan yengeçler, evde vakit geçirmeyi çok sevdiği gibi, evdeki konfor ve rahatlığı çalışma ortamlarında da yaratmak ister. Fakat, mutfakta gereksiz zaman harcamak istemezler. Ve işlerini kolaylaştıran araçları pek severler. Bu nedenle, elektrikli mutfak ve ofis aletleri, yengeç burcuna alınabilecek ofis hediyeleri arasında ilk sırada değerlendirilebilir. Ofis hediyesi konusunda bütçeniz uygunsa, otomatik kahve makinesi yengeçler için çok güzel bir ofis hediyesi olabilir.  

Mutfakla arası pek iyi olan yengeçler için tost makinesi ve airfryer fritöz de güzel bir ofis hediyesi olabilir.  

Mutfak Sarf Malzemeleri

Ofis hediyesi konusunda bütçeniz orta halliceyse, tercihlerinizi mutfak sarf malzemeleri arasından yapabilirsiniz. Örneğin, çelik termos güzel bir ofis hediyesi olabilir. Çift katlı çelikten üretilen bu termoslar, farklı ebatlardadır. Vakumlanmış izolasyon yapısı sayesinde içecekleri 12 saat sıcak, 24 saat soğuk tutabilmekte. Bu ürünler ofis mutfağında bulunması gereken kullan-at ürünler gibi piknik ortamlarda da oldukça kullanışlı. 

Bu bağlamda bir diğer önerimiz de Paşabahçe Bistro cam sürahi. Ergonomik yapısı sayesinde rahat kullanım özelliğine sahip bu ürünler, Paşabahçe kalitesi ve şıklığına sahip. Yüksekliği 24 cm, hacmi ise 1850 cc. 

 

Dekorasyon Ürünleri

Yengeç burcuna alınabilecek ofis hediyeleri konusunda dekorasyon ürünlerini de değerlendirebilirsiniz. Çalışma ortamlarını kişiselleştirmeyi çok seven yengeçleri, bu gibi ürünlerle çok mutlu edebilirsiniz. Örneğin, alüminyum rondo köşe A3 çerçeve güzel bir ofis hediyesi olabilir. Bu ürünler, kolay açılır kapanır kenarları sayesinde çok kullanışlı. 

 

Bu ürünlere ek olarak, yengeç burcuna alınabilecek ofis hediyeleri için dilsiz uşaklar, kesonları  da değerlendirebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza keyifli ve bol kazançlı nice yıllar diliyoruz… 

Not: Hangi burca hangi hediyeyi alırsanız alın, hediye paketinizin içine sevgi ve dostluk duygularınızı eklemeyi unutmayın…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler