Bizi Takip Edin

Lifestyle

2025 Yılında Teknoloji Sektöründeki İşten Çıkarmalar: Güncel ve Kapsamlı Liste

Yayınlandı

tarihinde

Teknoloji sektöründe son yıllarda yaşanan işten çıkarmalar, 2025’te de hız kesmeden devam ediyor. Bağımsız işten çıkarma takip platformu Layoffs.fyi verilerine göre, 2024 yılında 549 farklı şirkette 150 binden fazla çalışan işini kaybetti.

2025 yılına gelindiğinde ise tablo hâlâ endişe verici. Yılın şu ana kadarki döneminde teknoloji sektöründe 22 binden fazla çalışan işten çıkarıldı. Özellikle Şubat ayında gerçekleşen 16.084 işten çıkarma, bu dalganın ne kadar sert ilerlediğini net bir şekilde ortaya koyuyor.

Bu yazıda, 2025 yılı boyunca teknoloji sektöründe yaşanan işten çıkarmaları ay ay takip ederek hem genel eğilimi hem de bu sürecin inovasyon ve insan kaynağı üzerindeki etkilerini ele alıyoruz. Yapay zekâ ve otomasyonun hızla benimsenmesi, şirketlerin operasyonel yapılarında köklü değişikliklere yol açarken, bu dönüşümün insani maliyeti de giderek daha görünür hâle geliyor.


Aralık 2025

Payoneer
Şirket, İsrail’de yaklaşık 30 çalışanını ve yurt dışında benzer sayıda personelini işten çıkarmayı planlıyor. Bu karar, Payoneer’in küresel iş gücünün yaklaşık %6’sına denk geliyor.

VSCO
Profesyonel fotoğrafçılara yönelik araçlara yeniden odaklanmak amacıyla yapılan yeniden yapılandırma kapsamında 24 çalışan işten çıkarıldı. TechCrunch’ın ulaştığı şirket içi notta CEO Eric Wittman, tüketici talebinin beklentilerin altında kaldığını ve son genişleme adımlarının istenen sonucu vermediğini belirtti.

Mobileye
Şirketin, küresel iş gücünün yaklaşık %4’üne denk gelen 200 çalışanı işten çıkardığı bildirildi. Mobileye’ın 4.300 çalışanının 3.000’den fazlasının İsrail’de bulunması nedeniyle, kesintilerin büyük bölümü yerel ekipleri etkiliyor.


Kasım 2025

Intel
Intel, yıl boyunca sürdürdüğü iş gücü azaltma hedefi doğrultusunda, San Francisco Körfez Bölgesi’nde 59 pozisyonu Kasım ayı sonunda sonlandırdı. Bu bilgi, Employment Development Department kayıtlarında ortaya çıktı.

HP
HP’nin, operasyonlarını sadeleştirmek ve ürün geliştirme süreçlerini yapay zekâ ile hızlandırmak amacıyla 2028 yılına kadar dünya genelinde 4.000–6.000 kişiyi işten çıkarmayı planladığı bildiriliyor.

Apple
Bloomberg’in haberine göre Apple, şirketler, okullar ve kamu kurumlarıyla çalışan bazı satış pozisyonlarını kapatma kararı aldı. Bu adım, cihaz ve hizmet satış süreçlerini daha verimli hâle getirmeyi amaçlıyor.

Monarch Tractor
Otonom elektrikli traktör girişimi Monarch Tractor, çalışanlarına gönderdiği şirket içi bir notta 100’den fazla kişinin işten çıkarılabileceğini, hatta şirketin tamamen kapanabileceğini bildirdi. Bu karar, Kaliforniya ofisleri ile Hindistan ve Singapur’daki ekiplerde haftalardır süren küçülmenin ardından geldi.

Playtika
Nasdaq’ta işlem gören oyun şirketi Playtika, 700–800 çalışanla, yani toplam iş gücünün yaklaşık %20’siyle yollarını ayıracağını açıkladı. Bu, şirketin 2022’den bu yana beşinci işten çıkarma dalgası oldu.

Pipe
Fintech Business Weekly’e göre Pipe, yaklaşık 200 çalışanını, yani iş gücünün neredeyse yarısını işten çıkardı. Bir dönem 2 milyar dolar değerlemeye ulaşan şirket, bu kararın kârlılığa ve operasyonel verimliliğe odaklanma stratejisinin bir parçası olduğunu belirtti.

Synopsys
The Wall Street Journal’ın aktardığına göre Synopsys, Ansys satın alımıyla bağlantılı bir yeniden yapılandırma kapsamında iş gücünün yaklaşık %10’unu, yani 2.000 civarında çalışanı işten çıkarmayı planlıyor. Bu sürecin, 1 Kasım’da başlayan 2026 mali yılı içinde gerçekleşmesi bekleniyor.


Genel Değerlendirme

2025 yılı, teknoloji sektöründe verimlilik, yapay zekâ ve otomasyon odaklı dönüşümün, istihdam üzerinde ciddi etkiler yarattığı bir dönem olarak öne çıkıyor. Şirketler daha yalın ve teknoloji merkezli yapılara yönelirken, bu sürecin çalışanlar üzerindeki etkisi de giderek daha görünür hâle geliyor.

Bu tablo, inovasyonun yalnızca teknolojik değil, insani boyutunun da dikkatle ele alınması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Beyaz Yakalım

Ofisteki Gizli Çalışan: Yapay Zeka

Yayınlandı

tarihinde

Eskiden ofiste gizlenen şeyler belliydi.

İş saatinde sosyal medyada geçirilen birkaç dakika, mutfakta uzayan kahve molaları ya da Excel dosyasının arkasına saklanmış bir alışveriş sekmesi…

Şimdi ise yeni bir “gizli yardımcı” var: Yapay zeka.

Üstelik araştırmalar gösteriyor ki çalışanların yaklaşık 5 kişiden 1’i işlerinde yapay zeka kullandığını yöneticilerinden veya ekip arkadaşlarından gizliyor.

Peki ama neden?

Sonuçta yapay zeka kullanmak bugün birçok şirkette internet kullanmak kadar sıradan hale gelmiş durumda. Yine de bazı çalışanlar hazırladıkları raporları, yazdıkları mailleri veya oluşturdukları sunumları yapay zekanın desteğiyle hazırladıklarını söylemek istemiyor.

Sebebi aslında düşündüğümüzden daha basit.

Bir kısmı “İşim kolay görünecek” diye çekiniyor.

Bazıları “Yerime yapay zekayı koyarlar mı?” endişesi taşıyor.

Kimileri ise “Hazıra konmuş gibi görünmek istemiyorum” diye düşünüyor.

Kısacası sorun yapay zekanın kendisinden çok, onun nasıl algılandığında yatıyor.

Oysa işin ilginç tarafı şu:

Şirketler çalışanlarının daha verimli olmasını istiyor.

Çalışanlar daha verimli olmak için yapay zekadan yardım alıyor.

Ama sonra bunu kimseye söylemiyor.

Biraz garip bir denklem gibi duruyor.

Bugün birçok çalışan toplantı notlarını özetletiyor, uzun e-postaları sadeleştiriyor, rapor taslakları hazırlatıyor veya araştırmalarını hızlandırıyor. Yani yapay zeka çoğu zaman işi yapan kişi değil, işi hızlandıran bir yardımcı rolünde.

Tıpkı hesap makinesinin muhasebecinin yerini almaması gibi.

Asıl soru artık “Çalışanlar yapay zeka kullanıyor mu?” değil.

Çünkü kullanıyorlar.

Asıl soru şu:

Şirketler çalışanlarının bunu rahatça söyleyebileceği bir ortam oluşturabiliyor mu?

Belki de geleceğin ofislerinde performans değerlendirmeleri sırasında çalışanlar şu cümleyi kuracak:

“Bu projeyi üç günde bitirdim.”

Ve kimse “Nasıl?” diye sormayacak.

Çünkü cevabı zaten biliyor olacak.

Yapay zeka artık ofisin içinde.

Sadece bazı masalarda hâlâ gizli oturuyor.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Trendler