Bizi Takip Edin

Lifestyle

İş Hayatının Renkleri

Yayınlandı

tarihinde

İş hayatının renkleri hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Renklerin insan psikolojisi üzerinde çok önemli etkileri var. Her renk bizde farklı bir duygu ve düşünceyi uyandırdığı gibi, kullandığımız renklerle başkaları üzerinde istediğimiz duygu ve düşünceleri yaratmamız da mümkün. Özellikle de iş hayatı için tercih ettiğimiz renkler, vermek istediğimiz mesajların etki gücü bakımından çok önemli. Hangi renkleri nerelerde kullanabileceğimizi bilirsek, onlardan etkin bir şekilde yararlanabiliriz. Ofix sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, iş hayatının renkleri konusunu ele alacağız ve renk tercihleriniz için faydalı bilgiler paylaşacağız.

İş hayatında renkler niçin önemlidir?

Tarih boyunca farklı toplumlarda renklere farklı anlamlar verilmiş. Bu anlamlar kültürden kültüre ve zamana göre değişse de renklerin insan psikolojisi üzerinde yarattığı etkilerin pek fazla değiştiğini söylemek güç. Çünkü renkler, her türlü kültürel veya mekansal algıdan farklı olarak pek çok fizyolojik etkilere de sahip. Örneğin, hangi kültür veya dönemde olursa olsun, kırmızı rengini gören bir kişinin aklına sıcaklığın, ateşin, aşkın, kanın, vb. şeylerin gelmesi çok doğal bir durumdur. Üstelik, bazı renkler diğerlerine oranla daha güçlü algılanır ve hemen fark edilir, daha güçlü etkilerde bulunur. Kırmızı, sarı ve mavi gibi ana renkler, turuncu, yeşil ya da mor gibi ara renklere göre daha güçlü algılanır.

İş hayatında renklerin etkisine, iş elbiseleri alırken ve ofis dekorasyonu yaparken daha fazla odaklanıyoruz. Çünkü ne giydiğimiz ve nasıl bir ortamda çalıştığımız, iş ilişkilerimizin yanı sıra iş performansı ve iş verimliliğimizi de doğrudan etkiliyor. Doğru sonuçlar alabilmemiz için doğru renkleri kullanmamız gerekir. Ve özellikle de çok önemli iş görüşmeleri ya da toplantılar için giyeceğimiz kıyafetlerin rengine çok dikkat etmeliyiz. Nitekim, canlı ve parlak renklerin yaratacağı etkiler ile koyu ve mat renklerin yaratacağı etkiler kesinlikle aynı değildir. Ayrıca, iş kıyafetlerimiz daima temiz ve şık olmalı, üzerimize tam oturmalı, ciddiyet ve özgüvenimizi yansıtmalı.

İş hayatının renkleri nelerdir?

İş hayatında en fazla hangi renklerin tercih edildiği konusunda yapılan araştırmalara göre, iş hayatında daha çok siyah, gri ve lacivert renkleri öne çıkıyor. Erkeklerin renk tercihleri, bu üç rengin farklı tonları arasında değişmekte. Kadın giyiminde ise önemli görüşmeler için daha çok siyah ve beyaz renkleri tercih edilirken, normal iş günlerinde açık renkler daha fazla tercih edilmekte. Yazımızın bu kısmında, iş hayatının renkleri konusunda bazı önemli noktaların altını çizeceğiz.

Siyah renk, otorite ve iktidarı akla getiriyor.

Siyah renk, iş hayatında en sık tercih edildiği halde kullanılması en riskli renktir efendim. Çünkü siyah, bir taraftan özgüven, cesaret ve mücadele gücünü temsil ederken, bir taraftan da otorite ve iktidar rengidir. Üst düzey yöneticiler ve devlet adamlarının temel renk tercihi olan siyah rengini kullanırken yerine uygun davranmaya dikkat etmelisiniz. Örneğin, yeni bir iş başvurusuna giderken siyah renkli bir takım elbise giydiğinizde, karşı taraf üzerinde özgüveninizin yüksek olduğu izlenimini uyandırabileceğiniz gibi, dik başlı ve kural tanımaz bir kişi olduğunuz izlenimini de uyandırabilirsiniz. 

Bununla birlikte, bir şirkette yöneticiyseniz ve çalışanlarınız üzerinde etki ve kontrolünüzü arttırmak istiyorsanız siyah takım elbiseleri rahatlıkla tercih edebilirsiniz. Gömlek tercihi konusunda ise beyaz renk ilk tercihiniz olmalı. Çünkü beyaz gömlekle oluşturacağınız kontrast, siyah takım elbisenin etki gücünü arttırır. Kravat ve mendil seçiminde ise fazla parlak renkleri tercih etmemelisiniz. Çünkü parlak renkler, siyah rengini bastırır ve tüm dikkati üzerine çeker. Örneğin, siyah takım elbise ve beyaz gömlek üzerinde kırmızı kravat kullandığınızda, kıyafetinizin tüm odak noktasını kravatınız oluşturur, bu da siyah takım elbiseyle vermek istediğiniz mesajı geri plana iter. Fakat, mat renklerde kravat tercih ederseniz, siyah takım elbisenizin etkileyicilik gücü daha da artacaktır.

Gri renk, dengeli ve objektif bir kişilik imajı uyandırıyor.

Siyah ve beyaz renklerinin karışımından oluşan gri rengi, duyu organlarımızın en rahat algıladığı renklerden biridir ve ilk bakışta denge unsurunu akla getirir. Daha mat tonları diplomatlar ve bürokratlar tarafından tercih edilirken, açık tonlarını iş hayatımız içinde sıkça görebiliriz. İş hayatımızda riskli görüşme veya toplantılar yaparken gri rengini tercih ederek aslında, fazla öne çıkmak yerine biraz geride durup konulara temkinli yaklaşmak istediğimiz mesajını vermiş oluruz. Giysimizin tonu matlaştıkça, vereceğimiz olumlu mesajların etki gücü de artacaktır.

İş hayatının renkleri arasında özellikle de iş görüşmelerinde en sık tercih edilen renklerden biri olan gri rengi, farklı renk gömlek, kravat ve aksesuarlarla tercih edilebilen en güzel renklerden biri. Açık renk kravatlar veya mendiller ile çok hoş kombinler yapabileceğiniz bu giysileri, kahverengi veya taba renkli ayakkabı veya botlarla kullanarak çok hoş görüntüler yaratabilirsiniz. Üstelik, sıradanlık hissinden de kurtulabilirsiniz.

Lacivert renk, saygınlık ve uzmanlığın rengidir.

Hiç dikkat ettiniz mi, pek çok devlet kurumu ve büyük şirketin logo ve amblemlerinde niçin lacivert renk kullanılır? Bunun esas nedeni, lacivert renginin iktidar kaygısı gütmeyen bir özgüven mesajı vermesidir. Başka deyişle, saygınlık ve uzmanlığı akla getirdiği için logo ve amblemlerde tercih edilen bu renk, kendi imajınızın yanı sıra şirket imajınızın da olduğundan daha güçlü ve köklü algılanmasını sağlamakta.

Saygınlık ve uzmanlığın yanı sıra lacivert, verimlilik ve düzeni de temsil etmekte. Bu nedenle, iş görüşmelerine giderken özellikle, lacivert rengini tercih etmelisiniz. Hakkınızda oluşacak ilk imaj bilgi, yetenek veya donanımlarınızdan çok karşı taraf üzerinde vermek isteyeceğiniz bu gibi mesajlarla ilgili olacaktır. Yöneticilerinize karşı verimlilik ve düzen konusunda olumlu bir imaj vermek için ilk tercihiniz lacivert olabilir. Gömlek rengi konusunda ise beyaz veya açık mavi tonlarını değerlendirebilirsiniz.

İş kadınlarının renk alternatifleri daha fazla.

İş hayatının renkleri konusunda kadınlar, erkeklerden daha şansı. Çünkü, renk alternatifleri çok daha fazla. İş kadınları daha çok önemli görüşme ve toplantılar için koyu renkleri tercih etmekte. Günlük iş kıyafetleri konusunda ise pek çok rengi farklı kombinler ve aksesuarlarla tercih edebilmekteler. Bu noktada kadınlar daha çok, ten renklerine uygun renklere yöneliyorlar ve aksesuarlarıyla kontrast yaratıyorlar.

İş hayatının renkleri konusuna kadınların penceresinden baktığımızda kırmızı, tutku ve heyecanları yansıtıyor ve yüksek bir yaratıcılık ile hayal gücünü temsil ediyor. Eğer yaratıcılık yönünüzü öne çıkartmak isteyen bir iş kadınıysanız, kırmızıyı bedeninize uygun kombinler içinde rahatlıkla tercih edebilirsiniz. Yeşil renkte denge, uyum ve sakinlik hissi daha fazla öne çıkıyor. Sarı renk ise keyifli ve eğlenceli bir kişiliğe sahip olduğunuz izlenimi uyandırır. Pembe renkte empati gücünüzün yüksek olduğuna dönük bir mesaj saklıdır. Turuncu renk ise bir parça asilik ve kural tanımazlık imajı verir. Turuncuyu kıyafetlerinizde değil de aksesuarlarınızda kontrast oluşturmak için tercih edebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler