Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofisinizde geri dönüşüme dikkat ediyor musunuz?

Yayınlandı

tarihinde

Ofiste geri dönüşüm hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Efendim, bugün günlerden 5 Haziran Dünya Çevre Günü. Öncelikle tüm Ofix.com ekibi olarak bu anlamlı gününüzü kutluyoruz. Her geçen yıl daha büyük bir sorun haline gelen çevre kirliliği konusunda farkındalıklarımızı arttırmak ve gerekli önlemleri almak için bu gibi özel günler çok faydalı. Çevre kirliliğini önlemenin en iyi yollarından biri, atıkların geri dönüşüme kazandırılması. Ofisimizde alabileceğimiz basit birtakım önlemlerle çevrenin korunmasına katkı sağlayabiliriz. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, ofiste geri dönüşüm için neler yapılabileceği hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Atıkların geri dönüşümü niçin önemlidir?

Ülkemizde yılda yaklaşık 5 milyon kamyon çöp toplanıyor. Bu kamyonları uç uca eklerseniz, dünyanın çevresini bir kez dolaşır. Peki, dünya genelinde durum ne dersiniz? Birleşmiş Milletleri’in açıkladığı rakamlara göre 2012 yılında 1.3 milyar ton katı atık üreten dünyamızda 2025 yılı itibariyle yıllık katı atık miktarı 2.2 milyar tona ulaşacak. Bugün itibariyle okyanuslarda 150 milyon ton plastik atık var ve bunların çözünmesi için yüzlerce yıl gerekiyor. 

Konuyla ilgili yapılan hesaplamalara göre, gerekli önlemler alınmazsa 2025 yılında okyanuslarda 3 ton balığa karşı 1 ton plastik atık olacak. 2050 yılında ise balıklardan çok plastik atık olacak. İşin ilginç tarafı, dünya genelinde sanayi atıklarının artış oranı, sanayileşmenin artış hızından daha yüksek. Yani zannedilenin aksine, çevre kirliliğinin artışının esas nedeni sanayileşme değil, atık yönetiminin başarılı bir şekilde uygulanamaması. Hal böyle olunca, artan kirlilik nedeniyle su ve gıda güvenliğimiz her geçen gün azalıyor, çevresel riskler ekonomik risklerin önüne geçiyor.

Günümüzde pek çok şirket, artan çevre kirliliği karşısında özellikle de plastik atıklarını azaltma sözü vermekte. Bu noktada gıda ve içecek imalatçıları ile perakendecilere büyük sorumluluklar düşüyor. Greenpeace gibi çevreci örgütlerin yakın takibinde olan Unilever, Nestle, Coca Cola gibi şirketler, plastik ambalaj kullanımlarını azaltmak konusunda her yıl yeni bir söz veriyor. Fakat maalesef, bu sözlerin büyük bir bölümü yerine getirilmiyor. Çevre kirliliğinin yanı sıra nüfus artışı ve kaynak israfını da hesaba kattığımızda, dünyanın geleceğinin pek de iç açıcı olmayacağını söyleyebiliriz.

Döngüsel ekonomi modeli çözüm olabilir mi?

Artan çevre kirliliği karşısında pek çok gelişmiş ülke, sürdürülebilir üretim ve tüketim süreçlerini destekleyen döngüsel ekonomi modelini uygulamaya başladı. Bu modelde çevre kirliliğini önlemek için iki temel yöntem izleniyor. Bunlardan ilki, atıklardan enerji üretimi, ikincisi ise atıkların geri dönüşümünün sağlanması. Bu iki yöntem sayesinde atıkları doğa için tehdit olmaktan çıkartıp ülke ekonomisi için fırsata dönüştürüyorlar.

Örneğin İsveç’te uzun yıllardır başarıyla uygulanan bu modelde “Sıfır atık!” söylemi benimsendi. Atıkların neredeyse tümü, ya enerjiye dönüştürülüyor, ya da geri dönüşüm yoluyla ekonomiye kazandırılıyor. Bu konuda İsveç, dünya genelinde örnek teşkil edecek pek çok projeyi hayata geçirdi. İsveç’te 3 ton çöpten 1 ton akaryakıta eş değerde enerji üretimi yapılıyor. Atıklardan ısı ve elektrik enerjisi üretimi, İsveç’in yanı sıra diğer Avrupa ülkelerinde de giderek yaygınlaşıyor. Nitekim atıklar, özellikle de bölgesel ısıtma ve soğutma sistemleri için mükemmel bir enerji kaynağı.

Döngüsel ekonomi modelinde atık yönetimi, kesin birtakım kurallara bağlanmakta ve sistemin aksamaması için özel birtakım teşvikler uygulanmakta. Bu bağlamda İsveç örneği, atıkların geri dönüşümünün yalnızca sosyal normlara değil, aynı zamanda yasalara ve teşviklere de bağlı olduğunu göstermekte. Örneğin, sokağa veya piknik alanlarına çöp atanlara ağır cezaların getirilmesi ve her türlü metal kutu ile plastik için depozito ödenmesi gibi uygulamalar, çevre bilincinin yükselmesine katkı sağlıyor. Döngüsel ekonomi modelinde çevre kirliliği en alt düzeye çekildiği gibi, ekonominin gelişmesine de katkı sağlanıyor.

Ofiste geri dönüşüm için neler yapmak gerekir?

Çevre kirliliği ve atık yönetimi konularına bu şekilde kısaca dikkat çektikten sonra, yazımızın bu kısmında ofiste geri dönüşüm için neler yapılabileceği hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. Fakat şunu özellikle belirtmek isteriz. Çevre bilinci gibi sorumluluk gerektiren konularda birilerini uyarmaktan çok örnek olmak daha etkilidir. Burada paylaşacağımız önerileri başkalarından beklemek yerine öncelikle siz yapmaya çalışırsanız, başkaları da sizi örnek alır ve gereğini yapar. Bunları başkalarından beklerseniz, onlar da sizden bekleyip hiçbir zaman eyleme geçirmeyebilirler.

Atıklarımızı ayrıştırmalıyız.

Ofiste geri dönüşüm için ilk olarak atıklarımızı ayrıştırmamız gerekir. Geri dönüşüme kazandırılabilecek atıklar genel olarak plastik, cam, metal, kağıt, karton, ahşap ve kompozit olmak üzere 7 grupta sınıflandırılabilir. Ofisimizde ortak alanlara koyabileceğimiz geri dönüşüm kutularıyla bunların ayrışmasını sağlayabiliriz. Ve tabii, atıkları bu kutulara mümkün olduğunca temiz şekilde bırakmalıyız. Bu sayede atıklar, firesiz bir şekilde geri dönüşüm süreçlerine kazandırılabilir.

Ambalaj atıklarında hacim küçültme uygulamalıyız.

Ülkemizde ambalaj için en çok kağıt ve karton kullanılmakta. Bu atıklar bazen küçük hacimlerde olabileceği gibi, bazen de fazla yer tutabilmekte. Ofisinizde eğer büyük bir geri dönüşüm kutusu yoksa, ambalaj atıklarınızın hacmini küçülterek ilgili kısımlarda toplanmasını sağlayabilirsiniz. Daha az yer kaplayan ambalajlar, taşıma maliyetinizin düşmesine ve verimliliği arttırmanıza katkı sağlayacaktır.

Ambalajlarda geri dönüştürülebilirlik düzeyi oldukça yüksek ve üstelik, bunların gübreye dönüştürülmesi bile mümkün. Ambalaj atıklarınızı doğru bir şekilde biriktirir ve geri dönüşüme kazandırırsanız, hem çevrenin korunmasına, hem de ülke ekonomisinin gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz.

Pet şişelerin etiketlerini sökmeli, kapaklarını çıkartmalıyız.

Pet şişelerin yüzeylerinde ve kapaklarında farklı kimyasal maddeler kullanılmakta ve bu nedenle, geri dönüşüm süreçleri de farklı olmalı. Geri dönüşüm kutusuna atacağımız pet şişelerin etiketlerini sökmeli, kapaklarını çıkartmayı unutmamalıyız. Kapakları çıkarttığımız sürece, pet şişeler ile kapaklarını aynı yerde biriktirebiliriz. Etiketleri ise kağıt toplama kutusuna bırakmalıyız. Ve tabii, pet şişe kullanımımızı sınırlandırmamızda da yarar var. 

Cam atıklarınız için cam kumbaralarından yararlanabilirsiniz.

Ofisinizde kullanmadığınız cam şişeler veya kavanozlar da yine, ofiste geri dönüşüm bağlamında önemli materyaller arasında. Bu atıkları geri dönüşüm kutunuzda biriktirdikten sonra en yakın cam kumbarasına atabilirsiniz. Cam kumbarasının yeşil tarafına renkli, beyaz tarafına şeffaf cam atıklarınızı atmalısınız. Ayrıca, cam atıkları götürmek için kullandığınız poşetleri cam kumbarasının içine atmamalısınız. Ofisinizin yakınlarında cam kumbarası yoksa, bağlı bulunduğunuz belediyeden yakınlarda bir yere cam kumbarası koymasını talep edebilirsiniz.

Yeşil ofise giden yol Yeşil Ofix’ten geçer!

Ofiste geri dönüşüm için neler yapılabileceği hakkında faydalı bilgiler paylaştığımız bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix.com‘da hizmete devam eden Yeşil Ofix kategorimizden de kısaca bahsetmek istiyoruz. WWF Yeşil Ofis Programı‘nı tamamlayarak yeşil ofis diplomasını alan ilk online ofis marketi Ofix.com‘da oluşturduğumuz Yeşil Ofix kategorisinde, tüm doğa dostu ofis sarf malzemelerini bir araya getirdik. Kırtasiyeden gıdaya, temizlik ürünlerinden ofis mobilyalarına kadar 150’den fazla doğa dostu ürünü bu kategoride kolayca bulabilir, ofisinizi yeşil ofis haline getirebilirsiniz.

5 Haziran Dünya Çevre Günü‘nüz tekrar kutlu olsun…

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
7 Yorum

1 Yorum

  1. metin

    3 Kasım 2018 saat 17:27

    Ülkemizde bulunan geri dönüşüm çalışmalarına ufak da olsa bir destek olmuşsunuz. Bilgilendirme için emeğinize sağlık.

  2. İzmir Hurda

    29 Kasım 2018 saat 22:14

    Geri dönüşümün önemini dünyamızın hızlı bir şekilde kirlendiğini ve bu konuda daha duyarlı olmamızın gerekliliğini anlatan Gerçekten faydalı bir makale olmuş hızla yok ettiğimiz dünyanın geri dönüşü yok ancak bunun etkilerini azaltmanın yolları var eğitim

  3. Ataşehir klima servisi

    27 Aralık 2018 saat 11:37

    Ataşehir Klima Servisi

    Klima Servis 2000 yılından beri klima cihazlarınızın sağlıklı bir şekilde çalışmasını sağlamak için hizmet vermekte. Amacımız sunduğumuz servis hizmetinden çok gelir elde etmek değil, uygun fiyatlarla sorunlarınızı kaliteli şekilde çözerek güveninizi, saygınızı ve sevginizi kazanmak.

    Klima Servisi cihazlarınızın sağlıklı, verimli, sessiz, çevreye duyarlı ve faydalı çalışması için bakım hizmetleri sunarken bu hizmetler isteğinize göre tek seferlik veya periyodik olarak gerçekleştirilebilir. Cihazınız arızalanmadan bakım yaptırmanız her zaman sizin yararınıza olurken umulmadık zamanlarda arızalar vermeyerek sizleri yarı yolda bırakmalarının ihtimali düşürülür.

    Ataşehir Klima Servis klima servisi, klima bakımı, klima montajı, klima sökme takma, klima alt yapı hazırlama, klima bakır boru döşeme gibi klima cihazlarını ilgilendiren tüm sorunlarda marka, model ve sorun ayırt etmeden kaliteli müdahalelerde bulunarak sorunlarınızın çözülmesini sağlar.

  4. İstanbul Hurdacı

    12 Kasım 2019 saat 16:35

    Geri dönüşümün Türkiye ekonomisine olan katkısının ve nelerin geri dönüşüme kazandırılmasıyla ilgili detaylı bilgilendirme harika olmuş.

  5. Sercan

    5 Aralık 2019 saat 22:35

    Benzer bir blog yazısı Sifiratiksepeti.com’da da var, ofislerimizde sıfır atık geri dönüşüm yapmamız gerekli.

  6. Ebru Bektaşoğlu

    14 Şubat 2020 saat 11:40

    Merhabalar,

    Atıksız yaşam konusunda yazınızda paylaştığınız faydalı bilgiler için teşekkür ederim. ? Daha az atık çıkarmak için öncelikle tüketim alışkanlıklarımızı gözden geçirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Herhangi bir ürün satın almadan önce o ürünün bizim için istek mi yoksa ihtiyaç mı olduğuna doğru karar verirsek daha bilinçli alışveriş yapabilir, evimizin kalabalıklaşmasını da önlemiş oluruz.

    Daha sade, atıksız ve ferah bir yaşam dilerim.

  7. Hurdacı

    8 Nisan 2020 saat 01:05

    Her türlü hurda alımı yapmaktadır hurdacı firması olarak size en yakın hurdacı firması Enyakinhurdaci.com

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler