Bizi Takip Edin

Sağlık

Meyve tüketirken nelere dikkat etmek gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Meyve tüketimi hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Yaz meyveleri tezgahlarda yerini almaya başladı efendim. Hem görüntüsü, hem de lezzetiyle iştah açan yaz meyveleri antioksidan, vitamin ve mineraller bakımından oldukça zengin. Meyveleri bilinçli tükettiğimizde bağışıklık sistemimiz güçlenir, kansere yakalanma riskimiz azalır. Fakat bilinçsiz tükettiğimizde karaciğer yağlanmasından insülin direnci ve diyabete kadar pek çok sağlık sorununa zemin hazırlarız. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, meyve tüketimi konusunu ele alacağız ve meyve tüketirken nelere dikkat edilmesi gerektiği hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Meyve tüketimi niçin önemlidir?

Birbirinden güzel renklere ve tatlara sahip olan meyveler, en önemli antioksidan kaynaklarımızdan biridir. Antioksidanların en önemli özelliği, vücudumuzda dolaşan serbest radikallerle mücadele etmesi ve kansere karşı etkin bir koruma sağlamalarıdır. Hücrelerimize zarar veren, bağışıklık sistemimizi zayıflatan, vücut direncimizi düşüren ve yaşlanmaya yol açan serbest radikaller, meyvelerle aldığımız antioksidanlar sayesinde etkisiz hale gelir. Antioksidanlar ayrıca, kalp ve şeker hastalıkları ile makula dejenerasyonu gibi genetik birtakım hastalıklara da iyi gelmekte. 

Antioksidanların yanı sıra vitamin ve mineraller için de meyveler çok önemli bir kaynaktır. Metabolizmamız için biyokatalizör görevi gören vitaminler, dokuların yenilenmesini sağlar, işlevlerini yerine getirmelerine yardımcı olur, büyüme ve gelişmeyi destekler, vücut direncini yükseltir. Mineraller ise kemik ve diş sağlığı, kas ve sinir sistemi, kan yapımı, oksijenin vücutta taşınması gibi çok önemli görevleri yerine getirir. Yanlış beslenme alışkanlıklarımız nedeniyle gün içinde diğer yiyeceklerden alamadığımız antioksidan, vitamin ve minerallerin büyük bir bölümünü meyvelerden karşıladığımız için meyve tüketimi metabolizmamız açısından son derece önemlidir.

Bununla birlikte, meyvelerde yüksek miktarda fruktoz var ve karaciğerimizin fruktozu işleme kapasitesi sınırlı. Aşırı meyve tüketimi ile vücudumuza giren fazla fruktoz, trigliseride çevrilerek kanda dolaşmaya başlıyor. Kanda artan trigliserid, kolesterolü oksitleyip kalp damar sağlığımızı bozuyor ve kalp krizi riskini yükseltiyor. Karaciğer yağlanmasının en önemli nedenlerinden biri olan yüksek fruktoz, insülin direncinden diyabete kadar çeşitli sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor. 

Meyveleri ne kadar ve ne zaman tüketmek gerekir?

Her şeyin azı karar, çoğu zarar efendim. Meyve tüketimi konusunda da durum aynen böyle. Aşırı tüketilen meyveler, kan şekerini yükseltiyor, sık acıkmaya yol açıyor, mide ve bağırsakta hazımsızlık yaratıyor, kilo almaya yol açıyor. Bu nedenle, günlük meyve tüketimimizi yalnızca 1 porsiyonla sınırlı tutmalıyız. Ve tabii, her meyvenin 1 porsiyonunun farklı olduğunu da unutmamak gerekir. Bazı meyveler için belirtmek gerekirse 1 porsiyon, 1 orta boy armut, 8-10 adet çilek veya dut, 1 küçük boy elma, ince 1 dilim karpuz veya kavun, 3-4 adet kayısı, 5-6 adet erik, 10-12 adet kiraz, yarım muz veya nar ile eşdeğerdir.

Meyve tüketimi konusunda ülkemizde en yaygın yanlışlardan biri, meyveleri yemeğin hemen ardından tüketmektir. Oysa, yemeğin üstüne yenen meyvelerde fruktozun yapısı bozuluyor ve alkole dönüşümü gerçekleşiyor. Yemeğin ardından meyve tüketimi sonucu hissedilen yorgunluk ve halsizlik hissinin esas nedeni budur. Meyveleri yemeğin üzerine değil, ara öğünde ve en fazla 1 porsiyon tüketmelisiniz. Ayrıca, meyveleri suyunu sıkarak değil, posasıyla birlikte tüketmelisiniz. Yüksek miktarda lif içeren meyve posaları, özellikle de bağırsak sağlığı için çok faydalı.

Karpuz ve kavuna dikkat!

Yaz aylarında en sık tükettiğimiz meyvelerden biri olan karpuzun yüzde 95’inin su olması, tüketimi konusunda maalesef bazı yanlışları beraberinde getirmekte. Nitekim, karpuzun glisemik indeksi oldukça yüksek olduğu için fazla tüketilmesi durumunda kan şekeri daha hızlı yükselir ve sık acıkma başlar. Yaz aylarına girerken medyada duymaya başladığımız karpuz-peynir diyeti gibi hazır ve ezbere diyetlerden kesinlikle uzak durmalısınız. Karpuz yiyerek zayıflamak bir tarafa, daha fazla kilo almak mümkündür.

Kavun ise özellikle de cilt sağlığı için çok önemli meyvelerden biri. Özellikle de kuru ciltler için mükemmel bir nemlendirici olan kavun, aynı zamanda da kalp sağlığını güçlendiriyor ve strese iyi geliyor. A, B ve C vitaminleri bakımından zengin olan kavun ayrıca, iyi bir idrar söktürücüdür ve bağırsak sağlığına faydalıdır. Ne var ki, kavunun da glisemik indeksi oldukça yüksek. İnsülin direnci ve diyabet hastalarının karpuzun yanı sıra kavun tüketimlerini de sınırlandırmalarında yarar var.

Antioksidan diye ölçüyü kaçırmamak lazım.

Yaz meyveleri, antioksidanlar bakımından oldukça zengindir. Özellikle de siyah erik, çilek ve kiraz, kanser hücrelerinin büyümesini önleyen antosiyanin bakımından zengin meyvelerdir. Ne var ki A, C ve K vitaminleri ile fosfor, kalsiyum ve potasyum bakımından da zengin olan bu meyveler, aspirin etkisi denilen kan sulandırıcı etkiye sahiptir. Dolayısıyla, kan sulandırıcı ilaç kullananların bu meyveleri fazla tüketmeleri ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirmekte. Bu meyveleri günde 7-8 adetten fazla tüketmemelisiniz.

En önemli antioksidan kaynaklarından biri olan üzümde ise diğer meyvelere oranla 2 kat fazla fruktoz var. Yaşlanmayı yavaşlatan, yorgunluğa iyi gelen, kanser riskini azaltan üzümü fazla tüketirseniz, kan şekeriniz çok hızlı bir şekilde yükselir. Üstelik, yemeğin yanında veya hemen ardından tüketmeniz durumunda oluşacak alkollenme nedeniyle kendinizi yorgun ve bitkin hissetmeniz kaçınılmazdır.

1 adet incirin kalorisi 1 porsiyon meyveye eşit.

Fosfor, kalsiyum ve magnezyum gibi mineraller ile lif bakımından zengin bir meyve olan incirin kalorisi oldukça fazla. 1 adet incirde yaklaşık 50 kalori bulunduğu için, incir tüketiminde de yine abartıya kaçmamak gerekir. Kabızlığa ve kansızlığa iyi gelen, kemikleri güçlendiren, hücrelerin yenilenmesine katkı sağlayan incir, fazla tüketilmesi durumunda hem kilo aldırır, hem de bağırsakları bozar.

Eriği tuzlayarak mı yiyorsunuz?

Asidik yapıda olan erik tuzlanarak yenildiğinde sindirim sistemi üzerinde olumsuz etkilerde bulunabiliyor. Karaciğer ve böbrek dostu meyvelerden biri olan eriği yerken mümkünse tuza bandırmamalı, eğer tuz kullanmayı tercih ediyorsanız abartıya kaçmamalısınız. Tüketim miktarı içinse günde 5-6 adetten fazla erik yememelisiniz.

Kayısı ve şeftali ishal yapabilir.

Güçlü bir antioksidan kaynağı olan kayısı ve şeftalide yüksek miktarda A, B ve C vitaminleri ile potasyum ve likopen bulunuyor. Bu özellikleri nedeniyle kabızlık ve kansızlığa iyi gelen kayısı ve şeftali, bağışıklık sistemimizi güçlendirmekte ve zararlı maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olmakta. Fakat, günde 3-4 adet kayısı ve 1 adet şeftaliden fazla miktarda tüketirseniz, kan şekerinizin yükselmesine yol açarsınız. Artan tüketim miktarıyla birlikte ishal gibi sağlık sorunlarının ortaya çıkması mümkündür.

Şeftaliyi kabuklarını soymadan tüketmeyi tercih ediyorsanız, bunun da doğru bir yaklaşım olmadığını belirtelim. Kabuğu ince olduğu için şeftalide çeşitli bakteri ve tarım ilaçlarının birikmesi mümkündür. Şeftalinin kabuğunu soymadan tüketmek, kanserden sinir sistemi hastalıklarına kadar pek çok sağlık sorununa yol açabilmekte. Şeftaliyi yemeden önce iyice yıkamalı ve kabuğunu mutlaka soyarak tüketmelisiniz.

Fazla armut yemek tansiyonu düşürüyor.

İyi bir antioksidan kaynağı olan armut, C vitamini bakımından oldukça zengindir. Armut ayrıca, kanın pıhtılaşmasını ve iltihapları önler, kemiklere iyi gelir, kalp sağlığı için faydalıdır. Armudun içi kadar kabuğu da oldukça faydalı. Armut kabuğunda bol miktarda lif var ve bu lifler, bağırsaklara iyi gelir. Ne var ki armut, günde 1 adetten fazla tüketildiğinde tansiyonun düşmesine yol açar. Eğer tansiyonunuz düşükse, meyve tüketimi konusunda armudu pek tercih etmemelisiniz. Armudu fazla tüketmek ayrıca, ishale yol açabilmekte.

Meyve tüketimi konusunda ayrıca, meyvelerin taze olmasına, paketlenmemiş ve konservelenmemiş olmasına, alışverişlerinizi bildiğiniz ve güvendiğiniz yerlerden yapmaya dikkat etmelisiniz. Aşırı parlak görünüşlü ve büyük boy meyvelerden uzak durmalı, orta boy meyveleri tercih etmelisiniz. Tüketemeyeceğiniz kadar meyve almamalı, meyvelerinizi dondurucuda saklamak yerine günlük olarak tüketmelisiniz. Ve tabii, kabuklarını çok iyi yıkamalı, hatta mümkünse önce yarım saat kadar sirkeli su içinde bekletmelisiniz.

Çayınız Lipton’dan, Hediye Çekiniz Ofix’ten!

Meyve tüketimi konusunu ele aldığımız ve meyve tüketirken nelere dikkat edilmesi gerektiği hakkında faydalı bilgiler paylaştığımız bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix.com‘da bugün başlayan Çayınız Lipton’dan, Hediye Çekiniz Ofix’ten! kampanyamızı da okurlarımıza duyurmak istiyoruz. Lipton ev dışı tüketim ürünlerinde geçerli bu kampanyamızda, 100 TL ve üzeri alışverişinizde 20 TL Ofix hediye çeki kazanıyorsunuz. Kampanyamızdan her müşterimiz en fazla 1 kez yararlanabilir. Kampanyamız 500 hediye çekiyle sınırlı olduğu için bu fırsattı kaçırmamak için acele edin deriz..

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
1 Yorum

1 Yorum

  1. Bülent Ağaç

    28 Temmuz 2020 saat 14:26

    Meyveler her insan için doğal bir enerji kaynağıdır ek besin olarak kullanılabilicek ilaçların yanı sıra herşeye deva olur

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Beslenme & Spor

Fit Olmak Yeni Statü Kartı mı? Modern Dünyada Bedenin Değişen Anlamı

Yayınlandı

tarihinde

Bir dönem statü; arabanın markasıydı, saatin modeliyle ölçülürdü. Kartvizit kalınlığı, ofis katı, hatta masa büyüklüğü bile semboldü.

Şimdi ise tablo biraz değişmiş gibi görünüyor.
Yeni statü göstergesi… beden olabilir mi?

Son yıllarda “fitlik” yalnızca estetik bir tercih olmaktan çıktı. Kaslı bir vücut artık sadece aynaya değil, algıya da hitap ediyor. Peki bu değişimin arkasında ne var?


1. Görünümden Mesaja: Fitlik Ne Anlatıyor?

Fit bir beden artık yalnızca fiziksel formu temsil etmiyor.
Şu mesajları da taşıyor:

  • “Ertelemiyorum.”
  • “Disiplinliyim.”
  • “Süreklilik gösterebiliyorum.”
  • “Kendime yatırım yapıyorum.”

Lüks bir çantayı satın alabilirsiniz.
Ama düzenli spor alışkanlığını satın alamazsınız.

İşte tam da bu yüzden fitlik, görünmeyen bir emeğin görünür sonucu olarak algılanıyor. Modern dünyada herkes yoğun, herkes stresli, herkes “çok meşgul.” Böyle bir düzende spor yapabilmek, zamanı yönetebilmek başlı başına bir prestij unsuru haline geliyor.


2. Bilim Neden Fitliği Destekliyor?

Konunun yalnızca sosyal algı tarafı yok. Bilim de devrede.

Son yıllarda “longevity” yani uzun ve sağlıklı yaşam araştırmaları, kas kütlesinin sadece estetik değil metabolik bir kalkan olduğunu gösteriyor. Kas dokusu; insülin direncinden kemik sağlığına, enerji seviyesinden yaşlanma hızına kadar birçok faktörü etkiliyor.

Fitness sektörü 2025 itibarıyla global ölçekte rekor büyüme gösteriyor. Spor salonları, online antrenman platformları, giyilebilir teknoloji cihazları… Hepsi tek bir şeyi söylüyor:

Spor artık hobi değil, strateji.


3. Beyaz Yakalı Dünyasında Fitlik

Özellikle kurumsal dünyada beden dili çok şey anlatır.
Dik bir duruş, enerjik bir görünüm, dinamik bir ifade…

Bunların tamamı bilinçaltında “kontrollü”, “istikrarlı”, “kendine özen gösteren” profil algısı yaratır. İş dünyasında güven ve disiplin kavramları oldukça değerlidir. Fitlik bu algıyı destekleyen sembollerden biri haline gelmiş durumda.

Ancak burada ince bir çizgi var.

Fit olmak sağlıklı bir yaşam tercihi mi,
yoksa performans kültürünün yeni baskısı mı?


4. Madalyonun Diğer Yüzü: Zaman ve İmkan

Fit görünmek bir erdem gibi konuşulsa da herkes için eşit koşullarda mümkün değil.

Kaliteli beslenme, iyi bir spor programı, zaman ayırabilme, hatta spor salonu üyelikleri… Bunların hepsi birer kaynak gerektiriyor. Modern dünyada zaman en kıt kaynakken, düzenli spor yapabilmek ciddi bir planlama ve önceliklendirme istiyor.

Bu nedenle fitlik bir yandan sağlığın sembolüyken, bir yandan da modern çağın yeni “lüks tüketim alanı”na dönüşüyor.

Herkes isteyebilir.
Ama herkes sürdüremez.


5. Statü mü, Sağlık mı?

Asıl soru burada başlıyor.

Spor yapıyoruz çünkü daha iyi görünmek istiyoruz.
Ama devam ediyoruz çünkü daha iyi hissetmek istiyoruz.

Belki başlangıç motivasyonu estetik olabilir.
Fakat sürdürülebilirlik genellikle sağlıkla bağlantılıdır.

Modern dünyada stres, masa başı yaşam ve dijital bağımlılık arttıkça hareket etmek bir seçenek değil, ihtiyaç haline geliyor.

Fitlik gerçekten yeni statü kartı mı?

Belki evet.
Ama daha önemlisi şu:

Sağlık, her dönemin en güçlü sermayesi.

Bazı yatırımlar bankada büyür.
Bazıları ise bedende.

Ve ikinci tür yatırımın getirisi, çoğu zaman daha uzun vadeli olur.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Çamaşır suyu zehirlenmesi nedir ve nasıl önlenir?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Çamaşır suyu zehirlenmesi nedir ve nasıl önlenir diye merak ediyorsanız Ofix Blog'u ziyaret edebilirsiniz...

Temizlik işlerimiz sırasında en fazla kullandığımız ürünlerden biri şüphesiz ki çamaşır suyudur. Güçlü formülü sayesinde çamaşır suları yüzey temizliğinde etkin sonuçlar veriyor. İster evlerde olsun, isterse ev dışı ortamlarda çamaşır suları sayesinde temizlik ve hijyen kalitemiz yükseliyor. Fakat bununla birlikte çamaşır suları sağlık açısından bazı riskler taşıyor. Nitekim çamaşır suyunun koklanması, hatta içilmesi maalesef ülkemizde çamaşır suyu zehirlenmelerinin en önemli nedenleri arasında. Çamaşır suyuna temas da zehirlenme belirtilerine yol açıyor. Çamaşır suları hakkında bazı yorumlar bu ürünlere ilgiyi arttırırken zehirlenme risklerinin de artmasına neden oluyor. Öyle ki, pandeminin en yoğun şekilde devam ettiği günlerde acil servislere çamaşır suyu zehirlenmesi başvurularında artış gerçekleşti. Peki çamaşır suyu zehirlenmesi nedir, belirtileri nelerdir? Bunları önlemek için neler yapmamız gerekir? Çamaşır suyu zehirlenmesiyle karşılaştığımızda neler yapmalıyız? Bunun tedavisi var mı? Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, çamaşır suyu zehirlenmesi hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Fazla Demli Çay İçmemeniz İçin 11 Neden

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Fazla demli çay içmemeniz için 11 neden Ofix Blog'da...

Merhaba sevgili çay tiryakileri! Gözünü açar açmaz çaya saldıran, çay içmeden kendime gelemem diyen sevgili okurlarım, merhaba! Çay benim kırmızı çizgimdir, günde en az 3 bardak içerim diyen sevgili okurlarım, size de merhaba! Son zamlardan sonra evde çay tüketimini sınırlandıran, ofiste bedava bulduğu çayı bardak bardak içen sevgili okurlarım, size de merhaba! Yemeğin ardından çay içmeyi alışkanlık haline getiren, sohbet bahane çay şahane diyen, iyi bir çayın kokusunu metrelerce uzaktan alan sevgili okurlarım, size de merhaba! Evde çalıştığı için ofisteki çay molalarını özleyen, çayını kendi başına demlemek zorunda kalan sevgili beyaz yakalılar, hepinize merhaba! Bu haftaki blogumda sizleri yakından ilgilendiren çok önemli bir konuyu ele alacağım. Çayı çok seven ve bolca tüketen herkesin bu blogu sonuna kadar okumasını tavsiye ederim. Özellikle fazla demli çay tüketenler bu blogu mutlaka dikkatle okumalı. Fazla demli çay içmemeniz için 11 neden paylaşımımla çay tüketiminizi daha sağlıklı hale getirebilirsiniz. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler