Bizi Takip Edin

Lifestyle

El yıkarken nelere dikkat etmek gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Doğru el yıkama yöntemleri hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Koronavirüs salgınından korunmak için gün içinde birçok kez ellerimizi yıkıyoruz. Peki, doğru şekilde yıkıyor muyuz dersiniz? Her gün milyarlarca mikrop elden ele dolaşıyor ve el yıkarken gereken özeni göstermediğimizde enfeksiyonlar kolayca yayılabiliyor. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, doğru el yıkama yöntemleri hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

El yıkamanın önemi nedir?

Önce biraz el yıkamanın öneminden bahsedelim. Gün içinde en çok kullandığımız organlarımızın başında ellerimiz geliyor ve temas ettiğimiz yüzeylerde mikropların kolayca yayılmasına yol açıyor. Dolayısıyla el yıkamak hem kişisel hijyen, hem de halk sağlığı açısından son derece önemli. El yıkarken gereken özen gösterilmediğinde mikropların enfeksiyon oluşturması önlenemez ve hem kendi sağlığımız, hem de başkalarının sağlığı riske girer.

Biz beyaz yakalılar, günün büyük bir bölümünü masa başı işlerde geçiriyoruz ve kullandığımız araç ve gereçler üzerinde mikroplar birikebiliyor. Ofisimiz günlük olarak temizlense bile gün içinde temas ettiğimiz eşyalar mikropların yayılması için uygun bir zemin teşkil ediyor. Ayrıca tokalaşmayı çok seven bir toplumuz ve bu nedenle el hijyenimizi korumakta güçlük çekebiliyoruz. Bununla birlikte, doğru el yıkama yöntemleri hakkında farkındalıklarımızı arttırabilirsek enfeksiyon risklerinden büyük ölçüde korunabiliriz.

Doğru el yıkama yöntemleri nelerdir?

El yıkamanın önemine kısaca bu şekilde dikkat çektikten sonra yazımızın bu kısmında, doğru el yıkama yöntemleri hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. Bu yöntemleri hem kendiniz uygulamalı, hem de çevrenizdekilere ve varsa çocuğunuza kazandırmalısınız. El hijyeni konusunda iyi bir rol modeli olursanız hem çocuğunuz, hem de çevrenizdekiler sizi örnek alıp enfeksiyon risklerine karşı kendilerini daha iyi koruyabilirler.

Ellerinizi yalnızca suyla yıkamamalısınız.

El yıkama konusunda en sık yapılan hataların başında, elleri musluğun altına tutup birkaç saniye ovalamak geliyor. Ellerin yalnızca temiz görünmesini sağlayan bu yöntem, mikroplardan kurtulmak için yetersizdir. Aynı şekilde, suyun sıcak olması mikropları etkisiz hale getirmek için yeterli olmadığı gibi, cilt çatlaklarının oluşmasına da neden olabilir. Doğru el yıkama yöntemleri içinde ilk olarak, ellerinizi yalnızca suyla değil, su ve sabun ile birlikte yıkamaya özen göstermelisiniz. Yıkama işlemi sırasında su ve sabunu gerektiği kadar kullanmalı, israftan kaçınmalısınız.

Sabunlar konusunda ilk tercihiniz her zaman için antibakteriyel sabunlar olmalı. Sıradan sabunlar bazı durumlarda el hijyenini sağlamada yetersiz kalabiliyor. Toplu yaşam ve çalışma ortamlarında katı sabun yerine sıvı sabun kullanmak gerekir. Katı sabunları bu gibi ortamlarda kuru tutmak çok zordur. Uygun koşullarda saklanmayan katı sabunlarda bazı mikroorganizmalar kolayca üreyip yayılabilir. Lokanta, restoran veya sağlık kurumları gibi el hijyenine büyük özen göstermeniz gereken bir işte çalışıyorsanız, antibakteriyel sabunlara ek olarak özel dezenfektan kullanmanız da gerekebilir. Bu gibi işlerde çalışanlar, el hijyeni konusunda İSG uzmanlarından gerekli bilgileri alabilirler.

El yıkama işleminiz en az 30 saniye sürmeli.

El yıkama konusunda en sık yapılan hatalardan bir diğeri de sabunu el içinde birkaç kez döndürüp elleri durulamaktır. Oysa 30 saniyeden az süren yıkama işlemleri, mikropların etkisiz hale getirilmesinde yetersiz kalmakta. Doğru el yıkama yöntemleri içinde el yıkama sürenizin 30 saniyeden az olmamasına dikkat etmelisiniz. Elleriniz eğer çok kirliyse, bu süreyi 2-3 dakikaya kadar çıkartabilirsiniz.

Ellerinizi yıkarken cildinize zarar vermemelisiniz.

El yıkarken suyun sıcaklığı ve kullandığımız sabunun içindeki maddeler, cilt sağlığımızı olumsuz yönde etkileyebilir. Doğru el yıkama yöntemleri içinde su sıcaklığının ne çok soğuk, ne de çok sıcak olmamasına dikkat etmelisiniz. Gereğinden fazla soğuk veya sıcak sular, cilt üzerinde çatlak oluşmasına yol açar ve bu da enfeksiyonlara yakalanmayı kolaylaştırır. Aynı şekilde, kullandığınız sabunun içinde hangi maddelerin olduğuna dikkat etmelisiniz. Eğer cilt hassasiyetiniz varsa, hangi ürünleri kullanmanız gerektiğini dermatologunuza danışabilirsiniz.

Ellerinizi bileklerinize kadar yıkamalısınız.

Ellerimiz yalnızca parmaklarımızdan ibaret değil. Doğru el yıkama yöntemleri içinde su ve sabunun bileklerinize kadar temas etmesini sağlamalısınız. Bileğinizde saat, künye, bilezik veya benzeri aksesuarlar varsa bunların altını temizlemek zor olacağı için el yıkarken bunları mutlaka çıkarmalısınız. Aynı şekilde, parmağınızda yüzük varsa el yıkarken yüzüğünüzü de çıkarmanız gerekir. El yıkama işlemi sırasında her iki avuç içi ve dışı, parmak araları, tırnaklar ve bilekler iyice yıkanmalı. Yıkama işlemi süresince ellerinizi dirseklerinizden aşağıda tutmalı, kirli suların parmaklarınızdan lavaboya direk akışını sağlamalısınız.

Elinizi kağıt havluyla kurulamalısınız.

Ellerinizi duruladıktan sonra mutlaka kurulamalısınız. Islak veya nemli ellerle dokunduğunuz eşyalardan gelecek mikroplar kuru elle temas durumuna göre çok daha hızlı bir şekilde çoğalır. Ellerinizi yıkadıktan sonra tekrar mikroorganizmalarla temas etmemek için pamuklu havlular yerine kağıt havlu kullanmalısınız. Ev dışı ortamlarda ortak havlu kullanımı enfeksiyonların yayılmasını hızlandıran nedenlerden biridir. Pamuklu havlularda oluşan nem, mikropların kolayca çoğalıp yayılmasını sağlar. Tek kullanımlık kağıt havlular ise ev dışı ortamlarda hijyenin korunmasına büyük katkı sağlar. Bununla birlikte, kağıt havlunuzu açık ortamda tutmamalı, kağıt havlu dispenseri içinde bulundurmaya özen göstermelisiniz. Kağıt havluyla elinizi kurulama süreniz 7-10 saniye arasında olmalı.

Editörün Tavsiyesi: Hacı Şakir Hindistan Cevizli Sıvı Sabun

Gün içinde sık sık ellerimizi yıkamamız gerekebiliyor. Kalabalık bir ofiste çalışıyorsanız, sıvı sabun ihtiyacınız fazla olacaktır. Hacı Şakir Hindistan cevizli sıvı sabun, bu ihtiyacınızı hem kalite, hem de fiyat bakımından en güzel şekilde karşılayabilir. 1.5 litre hacmindeki bu ürünler, online ofis marketiniz Ofix.com‘un verilerine göre kullanıcılarımızın en çok sipariş verdiği sıvı sabunumuz. Ellerinizi temizlerken nemlendirerek bakımını sağlayan bu ürünleri buradan sipariş verebilirsiniz. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Yaz Sıcaklarında Kurtarıcı: Vantilatör Seçmenin ve Kullanmanın Püf Noktaları

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Vantilatör alacaklar için yaz geldiğinde herkesin aklından aynı şey geçer:
“Biraz serinlesek yeter.”

İşte tam bu noktada devreye en pratik çözümlerden biri girer: vantilatörler.
Klimaya göre daha ulaşılabilir, daha az elektrik tüketen ve neredeyse her ortamda kullanılabilen bu cihazlar, özellikle son yıllarda yeniden popüler hale geldi.

Ama iş sadece “bir vantilatör alayım” demekle bitmiyor.
Doğru ürünü seçmek, doğru şekilde kullanmak ve biraz da bakımını yapmak gerekiyor.

Bu yazıda vantilatörlerle ilgili bilmen gereken her şeyi sade sade anlatıyoruz.

Vantilatör Kullanmanın Avantajları

Vantilatör basit bir cihaz gibi görünür ama sağladığı konfor düşündüğünden daha fazladır.

Sıcak havalarda en büyük etkisi, ortamı gerçekten “soğutmak” değil, havayı hareket ettirmesidir.
Bu hareket, vücudun terleme yoluyla serinlemesini hızlandırır. Yani aslında seni serinleten şey rüzgâr hissidir.

Kapalı bir ortamdaysan, vantilatörün bir diğer avantajı da hava sirkülasyonudur.
Uzun süre kapalı kalan bir odada oluşan o ağır hava hissi, vantilatör çalıştığında kısa sürede dağılır. Özellikle ofis ortamlarında bu fark çok net hissedilir.

Bir de işin ekonomik tarafı var.
Klimalarla kıyaslandığında çok daha az elektrik tüketir. Bu da özellikle uzun süreli kullanımlarda ciddi bir tasarruf anlamına gelir.

Üstelik çoğu model hafif ve taşınabilirdir.
Yani sabit bir yere bağlı kalmazsın. İhtiyaç neredeyse vantilatör de orada olur.

Vantilatör Seçerken Nelere Dikkat Etmeli?

Burada en sık yapılan hata şu:
Görüntüsüne bakıp karar vermek.

Oysa asıl önemli olan nerede ve nasıl kullanacağın.

Küçük bir çalışma masası için dev bir sanayi tipi vantilatör almak da, geniş bir salon için mini bir masaüstü model seçmek de aynı şekilde verimsiz olur.

Alan büyüdükçe, cihazın gücü de artmalı.
Aksi halde çalışır ama etkisini hissettirmez.

Hız ayarları da önemli bir detay.
Günün her saatinde aynı rüzgârı istemezsin. Bazen hafif bir esinti yeterli olur, bazen daha güçlü bir hava akışı gerekir. Bu yüzden farklı hız seçenekleri sunan modeller her zaman daha kullanışlıdır.

Bir de ses konusu var.
Özellikle uyurken ya da odaklanman gereken bir iş yaparken, vantilatör sesi can sıkıcı olabilir. Bu yüzden sessiz çalışan modeller bir adım öne çıkar.

Son olarak yön ayarı.
Havanın sabit bir noktaya değil, odanın geneline yayılması genelde daha konforlu bir kullanım sağlar.

Vantilatörler Hakkında Kapsamlı Bir Kılavuz

Vantilatör Çeşitleri

Piyasada çok fazla seçenek var ama aslında kullanım şekline göre ayrılıyorlar.

Ayaklı vantilatörler en bilinen model.
Yüksekliği ayarlanabilir, geniş alanlarda etkili olur ve ev–ofis dengesini en iyi kuran tiptir.

Duvar tipi vantilatörler daha çok yer kazanmak isteyenler için.
Özellikle dar alanlarda oldukça işe yarar.

Sanayi tipi vantilatörler ise bambaşka bir kategori.
Depolar, atölyeler, büyük iş alanları… Güçlüdür, geniş alanı rahatlıkla çevirir.

Masaüstü modeller ise daha kişisel kullanım içindir.
Çalışma masasında, küçük bir alanda direkt serinlik sağlar.

Tavan vantilatörleri ise biraz daha kalıcı çözümdür.
Hem dekoratif durur hem de geniş alanlarda dengeli bir hava akışı sağlar.

Vantilatörle Tasarruf Gerçekten Mümkün mü?

Kısa cevap: Evet.

Ama biraz doğru kullanım gerekiyor.

Örneğin vantilatörü pencereye yakın konumlandırırsan, dışarıdaki serin havayı içeri taşıyabilirsin.
Ya da içerideki sıcak havayı dışarı atacak şekilde kullanabilirsin.

Gece saatlerinde, hava zaten serinlemişken vantilatörle desteklemek çoğu zaman klimaya ihtiyaç bırakmaz.

Yani mesele sadece cihazı çalıştırmak değil, biraz doğru konumlandırmak.

Vantilatör Bakımı Nasıl Yapılmalı?

Genelde ihmal edilen ama performansı direkt etkileyen konu bu.

Zamanla pervanelerde toz birikir.
Bu hem hava kalitesini düşürür hem de cihazın verimini azaltır.

Aslında çözümü basit:
Belirli aralıklarla pervaneleri ve ızgarayı temizlemek yeterli.

Temizlik yaparken cihazın fişini çekmek önemli.
Basit bir detay gibi görünür ama çoğu kişi bunu atlıyor.

Bazı modellerde yağlama ihtiyacı da olabilir.
Kullanım kılavuzuna bakarak ilerlemek en sağlıklısı.

Bir de kablo kontrolü.
Ufak bir hasar bile ileride sorun çıkarabilir, o yüzden gözden kaçırmamakta fayda var.

Evde ve Ofiste Kullanım

Vantilatörün en güzel tarafı şu:
Neredeyse her ortama uyum sağlar.

Evde salon, yatak odası, mutfak…
Nerede ihtiyaç varsa orada kullanılır.

Ofiste ise çoğu zaman fark yaratan detaylardan biridir.
Hava dolaşımı arttığında ortam daha yaşanabilir hale gelir, bu da direkt çalışan konforuna yansır.

Açık alanlarda bile işe yarar.
Balkon, bahçe, küçük organizasyonlar… Taşınabilir modeller burada ciddi avantaj sağlar.

Vantilatörler Hakkında Kapsamlı Bir Kılavuz

İşyerlerinde ve Evlerde Vantilatör Kullanımı

Vantilatörün en güzel tarafı şu:
Neredeyse her ortama uyum sağlar.

Evde, ofiste ya da açık alanda… Nerede ihtiyaç varsa orada devreye girer. Ama kullanım şekli biraz ortama göre değişir.

İşyerlerinde kullanım

Yaz aylarında ofis ortamı çok hızlı bunaltıcı hale gelebilir. Özellikle kalabalık alanlarda hava kısa sürede ağırlaşır. İşte bu noktada vantilatör, ortamın havasını hareketlendirerek ciddi bir rahatlama sağlar.

Sadece serinlik değil, çalışma konforu açısından da fark yaratır. Hava dolaşımı arttıkça ortam daha yaşanabilir hale gelir, bu da çalışanların odağını ve verimini doğrudan etkiler.

Bir de işin maliyet tarafı var.
Klima kullanımını biraz dengelemek ya da tamamen azaltmak isteyen işletmeler için vantilatörler oldukça iyi bir alternatif sunar.


Evlerde kullanım

Evde ise kullanım daha esnek.
Salon, yatak odası, mutfak… Günün hangi saatinde neredeysen vantilatör de oraya taşınır.

Özellikle akşam saatlerinde, hava biraz serinlediğinde vantilatör tek başına bile yeterli olur. Klimaya göre daha hafif bir serinlik verir ama çoğu zaman aranan şey de zaten bu.

Ayrıca kapalı kalan odalarda oluşan o ağır havayı dağıtmak için de oldukça işe yarar. Kısa sürede ortamın daha ferah hissettirmesini sağlar.


Açık alanlarda kullanım

Vantilatör sadece kapalı alan işi değil.
Balkon, veranda, bahçe… Hatta küçük organizasyonlarda bile rahatlıkla kullanılabilir.

Pikniklerde, yaz akşamı buluşmalarında ya da barbekü sırasında taşınabilir bir vantilatör, ortamın havasını tamamen değiştirir. Özellikle rüzgâr olmayan günlerde farkı daha net hissedersin.


Kısaca…

Vantilatör küçük bir dokunuş gibi görünür ama bulunduğu ortamın havasını gerçekten değiştirir.
Serinlik sağlar, havayı dolaştırır, ortamı daha yaşanabilir hale getirir.

Doğru yerde ve doğru şekilde kullanıldığında, hem konforu artırır hem de gereksiz enerji tüketiminin önüne geçer.

Evinde ya da ofisinde daha ferah bir ortam yaratmak istiyorsan, ihtiyacına uygun vantilatör modellerine göz atabilirsin.
Farklı kullanım alanlarına hitap eden pratik ve tasarruflu seçenekler Ofix’te seni bekliyor.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

İş Güvenliği: Plaza Hayatında Fark Etmeden Biriken Riskler

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ofiste çalışıyorsan büyük ihtimalle kendini güvende hissediyorsundur.
Ne de olsa ne şantiye var ne ağır makineler. Masa, sandalye, bilgisayar… hepsi oldukça “zararsız” görünüyor.

Ama işin aslı şu: Ofis ortamı tehlikesiz değil, sadece tehlikeleri sessiz.

Gün içinde başına gelenleri düşün.
Masaya oturuyorsun, bilgisayarı açıyorsun, bir yandan kahve içiyorsun. Saatler geçiyor ama fark etmiyorsun. Çünkü her şey alıştığın gibi. Zaten problem de tam burada başlıyor: alışkanlıklar, zamanla hataları görünmez hale getiriyor.

Mesela masa altındaki kablolar…
İlk gün dikkat edersin. Sonra görmezden gelmeye başlarsın. Bir süre sonra artık orada olduklarını bile unutursun. Ta ki bir anlık dalgınlıkta ayağın takılana kadar.

Ya da sandalye…
“Rahat gibi” gelir ama aslında doğru ayarda değildir. Günler geçtikçe omuzların biraz daha öne düşer, ekran biraz daha aşağıda kalır. O an bir şey hissetmezsin ama gün sonunda yorgunluk artar. Bir süre sonra bu durum normalin olur.

İşte plaza hayatındaki riskler tam olarak böyle çalışır: büyük değil, biriken.

İş güvenliği denince çoğu kişinin aklına prosedürler, eğitimler, uzun uzun anlatılan kurallar gelir. O yüzden de sıkıcı bulunur. Ama ofis tarafında iş güvenliği aslında çok daha basit bir yerden başlar: düzen.

Düzenli bir masa, doğru yerleştirilmiş bir ekran, güvenli kullanılan prizler… Bunlar kulağa küçük detaylar gibi gelir ama günün sonunda hem konforu hem verimi doğrudan etkiler. Hatta çoğu zaman fark etmeden yaşadığın yorgunluğun sebebi bile bu küçük eksiklikler olur.

Bir de işin hijyen tarafı var ki genelde en çok atlanan konu burası.
Ortak kullanılan alanlar, mutfak, masa yüzeyleri… Bunlar sadece temizlik meselesi değil, doğrudan iş güvenliği konusu. Çünkü sağlıklı olmayan bir ortamda çalışmak da bir risk.

Bu noktada doğru ürün seçimi devreye giriyor. Ergonomik ofis ekipmanları, kablo düzenleyiciler, güvenli priz çözümleri ya da temizlik ürünleri… Bunların hepsi aslında “daha konforlu” bir ofis için değil, daha güvenli bir çalışma ortamı için var. Ofix gibi platformlarda bu ürünleri doğru şekilde seçmek, işi oldukça kolaylaştırıyor.

Sonuçta kimse ofise gelirken “bugün başıma bir şey gelir” diye düşünmez.
Ama kimse de gün sonunda sebepsiz yere yorulmak, ağrıyla kalkmak ya da küçük bir kazayla günü kapatmak istemez.

Plaza hayatında riskler gürültüyle gelmez.
Sessizce birikir, alışkanlığa dönüşür.

Ve çoğu zaman çözümü de büyük değişikliklerde değil,
gözünün önünde duran küçük detaylarda saklıdır.

Okumaya Devam Et

Trendler