Bizi Takip Edin

Lifestyle

Siber saldırılara karşı hazırlıklı mısınız?

Yayınlandı

tarihinde

Siber saldırılardan korunma yolları hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Teknolojinin ilerlemesi ve internetin yaygınlaşmasıyla birlikte günümüzde milyarlarca bilgisayar, akıllı telefon ve diğer akıllı cihazlar birbirine bağlanmakta. Hal böyle olunca, dijital verilerin korunması hem bireysel kullanıcılar, hem de şirketler açısından en önemli sorunlardan biri haline geliyor. İnternet güvenliğini tehdit eden siber saldırılar, birçok alanda olumsuz sonuçları beraberinde getiriyor. İşyerlerinde bilgi-işlem bölümleri, siber saldırılardan korunma yolları hakkında gerekli çalışmaları yapmak için büyük bir emek ve zaman harcıyor.

Aslına bakarsanız, siber saldırıları önleyecek herhangi bir teknolojik altyapı bugüne kadar geliştirilemedi. Fakat, alabileceğimiz bazı önlemlerle siber saldırılar karşısında daha etkin bir korunma sağlayabilir, oluşabilecek kayıpları en aza indirgeyebiliriz. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, siber saldırılardan korunma yolları hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Siber saldırı nedir?

Önce biraz siber saldırılardan bahsedelim. Kısaca ifade etmek gerekirse siber saldırı, hacker olarak tabir edilen kişi veya gruplar tarafından internet kullanıcılarına, internet sitelerine veya internete bağlı cihazlara zarar vermek amacıyla yapılan saldırıdır. Bilgisayar teknolojileri ve internet alanında uzmanlaşmış hackerlar, internet sitelerine veya internete bağlı cihazlara solucanlar ya da casus yazılımlar veya trojenler (truva atları) yerleştirerek dijital verileri ele geçirebilir, yok edebilir veya değiştirebilir.

İnternet güvenliği açısından büyük bir tehdit oluşturan siber saldırılar kapsamında siber casusluk, siber zorbalık, kimlik hırsızlığı vb. kavramları günümüzde çok sık duymaktayız. İnternete bağlanan akıllı cihazlar geliştikçe ve çeşitlendikçe, siber saldırılar nedeniyle oluşabilecek mağduriyetler de genişlemekte. Örneğin, akıllı cihazlarla çalışan bir arabayı siber saldırıyla yoldan çıkarmak ya da akıllı telefonları bir dinleme aracı olarak kullanmak mümkün.

Siber saldırılarla ilgili hemen her gün bir yenisini duyduğumuz haberler, siber güvenlik konusu üzerine dikkatlerin yoğunlaşmasını sağlıyor. Ve tabii, siber güvenlik konusu artık hükümet programları içinde yer alıyor ve siber güvenlik için yapılan harcamalar her geçen gün artıyor. Aslında, başta da belirttiğimiz gibi siber saldırıları önleyecek herhangi bir teknolojik altyapı bugüne kadar geliştirilemedi. Bununla birlikte, hackerların işini zorlaştırmak bizlerin elinde.

Kullandığınız her hesap için ayrı şifre oluşturmalısınız.

Siber saldırılardan korunmak için hükümetlerin ve resmi kuruluşların gerçekleştirdiği projeler genel anlamda faydalı ve çok önemli olsa da bizlerin de mutlaka alması gereken bazı önlemler mevcut. Bunlardan ilki, kullandığımız her hesap için ayrı bir şifre oluşturmaktır. Siber saldırılardan korunma yolları içinde bu konuya özen gösterirseniz, bir hesabınız hackerlar tarafından ele geçirildiğinde diğerlerine kolayca ulaşmalarını önleyebilirsiniz. Nitekim, siber saldırılar nedeniyle yaşanan mağduriyetleri arttıran en önemli nedenlerden biri, kullanıcının tüm hesaplarını aynı şifreyle kullanmasıdır. Böyle bir durumla karşılaşmamak için kullandığınız her hesap için ayrı bir şifre oluşturmayı alışkanlık haline getirmelisiniz.

Uzun ve karmaşık şifreler belirlemelisiniz.

Kullanıcının ad ve soyad, aile bireylerinin isimleri, doğum tarihi, evlilik yıl dönümü vb. tahmin edilmesi kolay sözcük ve tarihlerden oluşan şifreler, çözülmesi en kolay şifrelerdir. “Şifre”, “password”, “123456” gibi şifreler ise internet dünyasının en kötü şifreleri olarak bilinmekte. Siber saldırılardan korunma yolları içinde mutlaka harfler, rakamlar ve noktalama işaretlerinden oluşan uzun ve karmaşık bir şifre belirlemelisiniz. Karakter sayısı olarak en az 8 karakter yeterlidir. Şifrenizde büyük ve küçük harflerin olması da yine hackerların işini zorlaştıracaktır.

Şifrelerinizi sık sık değiştirmelisiniz.

Aynı şifreyi birden fazla hesap için kullanmak son derece yanlış olduğu gibi, kullandığınız şifreyi aylarca, hatta yıllarca değiştirmeden kullanmak da son derece yanlış. Siber saldırılardan korunma yolları içinde oluşturduğunuz şifre ne kadar karmaşık ve zor olursa olsun, özel birtakım bilgisayar programları sayesinde çözülmesi imkansız değildir. Fakat şifrenizi iki haftada bir veya ayda bir değiştirerek hackerların işini zorlaştırabilirsiniz.

Hesaplarınızı düzenli olarak kontrol etmelisiniz.

Şifreleriniz hackerlar tarafından ele geçirilmişse, hesaplarınızda size ait olmayan işlemler mutlaka olacaktır. Siber saldırılardan korunma yolları içinde hesaplarınızı düzenli olarak kontrol etmeye özen göstermelisiniz. Özellikle de banka hesaplarınızı düzenli olarak kontrol ederseniz, size ait olmayan işlemleri kolayca fark edebilirsiniz. Sosyal medya hesaplarınızda da yine, size ait olmadığını tespit ettiğiniz bir işlem fark ettiğinizde şifrenizi derhal değiştirmelisiniz.

Şirfelerinizi kaydetmemelisiniz.

Kullandığınız tarayıcıda otomatik şifre kaydetme özelliği bulunmakta. İnternet üzerinden yaptığınız işlemlerde hız ve zaman kazandıran bu uygulama, maalesef siber saldırılar sırasında şifrenizin çalınmasına zemin hazırlayabiliyor. Siber saldırılardan korunma yolları içinde şifrelerinizi hiçbir zaman hiçbir tarayıcıya kaydetmemeye dikkat etmelisiniz. Ayrıca, bilgisayarınızdan uzaklaşmanız gerektiğinde oturumunuzu kapatmalı, parolalı bir ekran koruyucu kullanmalısınız.

Tarayıcınızın ön belleğini sık sık temizlemelisiniz.

Tarayıcıların ön bellekleri, ziyaret ettiğiniz sitelerin bazı verilerini size hız ve zaman kazandırmak için kaydeder. Ziyaret ettiğiniz bir siteyi daha sonra tekrar ziyaret ettiğinizde, tarayıcınız ön belleği kullanarak o sayfadaki verileri daha hızlı bir şekilde ekrana getirir. İnternet kullanıcılarına bir bakıma önemli bir kolaylık sağlayan bu durum, özellikle de internet alışverileri ve bankacılık işlemleri sırasında bazı risklerin ortaya çıkmasına yol açmakta. Tarayıcınıza erişim sağlayan bir hacker, ön belleğinizi temizlememişseniz ziyaret ettiğiniz sitelerde yaptığınız işlemler hakkında tüm bilgilere kolayca sahip olabilir. Siber saldırılardan korunma yolları içinde tarayıcınızın ön belleğini sık sık temizlerseniz, bu verilere hackerların ulaşmasını önleyebilirsiniz.

Lisanslı bir anti-virüs programı kullanmalısınız.

Anti-virüs programları siber saldırılardan korunmak için birçok önlemi içinde barındırıyor. Ne var ki, kullandığınız anti-virüs programının kesinlikle lisanslı olması ve belirli periyotlarla güncellenmesi şart. Lisanssız bir program kullanırsanız, ağınız üzerinden oluşabilecek olası sızmaların birçoğunu önleyemeyebilir, mali bakımdan ciddi kayıplar yaşayabilirsiniz. Lisanslı bir anti-virüs programı kullanıyorsanız, otomatik olarak gönderilen güncellemeleri ihmal etmemeli, olası sızmalara karşı bilgisayarınızda zaman zaman virüs taraması yapmalısınız.

Ortak ağları kullanırken dikkatli olmalısınız.

Kafe, restoran vb. ortamlarda ücretsiz Wi-Fi ağları üzerinden internete bağlanırken çok dikkatli olmalısınız. Ortak ağlar üzerinde siber güvenliği sağlamak çok zordur. Bilgisayarınızda veya mobil aracınızda güvenlik önlemleri üst düzeyde olsa bile bu tür ağlar üzerinden kişisel verilerinizin çalınmasını önlemek güçtür. Siber saldırılardan korunma yolları içinde özellikle de internetten alışveriş yaparken güvenli bağlantılar kullanmalı, ortak ağlar üzerinden alışveriş yapmaktan kaçınmalısınız. İşyerinizde kullandığınız ortak ağın internetten alışveriş için güvenli olup olmadığını bilgi-işlem sorumlunuza danışmalısınız.

SSL sertifikası olmayan internet sitelerine güvenmemelisiniz.

Siber güvenliği sağlamada SSL sertifikası çok önemli. Çünkü bu sertifika, ziyaret ettiğiniz sitelerde kişisel verilerinizin koruma altında olduğunu ifade etmekte. Bu sertifikaya sahip sitelerin adres çubuğunda http:// değil, https:// ifadesi bulunur. SSL sertifikasına sahip internet sitelerinde kullanıcıların kişisel verileri kayıt altına alınmadığı için bu veriler siber saldırılar sırasında hackerlar tarafından ele geçirilemez. Siber saldırılardan korunma yolları içinde internette yaptığınız gezintiler sırasında adres çubuğunda https:// ifadesi olmayan siteleri ziyaret etmekten kaçınmalısınız.

Kaynağını bilmediğiniz e-postalar üzerinden alışveriş yapmamalısınız.

İnternet siteleri reklam, duyuru, kampanya vb. faaliyetler için kullanıcılara e-posta göndermekte. Üyesi olduğunuz internet sitelerinden ve onayınız doğrultusunda gönderilecek e-postalar güvenli olmakla birlikte, siber saldırılardan korunma yolları içinde kaynağını bilmediğiniz ve üyesi olmadığınız internet sitelerinden gönderilen linkleri tıklamamayı tercih edebilirsiniz. Bu tür linkler üzerinden alışveriş yapmasanız bile kişisel verilerinizin ele geçirilmesi mümkündür. Bu bağlamda ayrıca, site isminin doğru olduğuna çok dikkat etmelisiniz. Çünkü hackerlar, çok bilinen birtakım internet sitelerinin isimlerinden bir veya birkaç harf değiştirerek sahte sitelere yönlendirdikleri kullanıcıların banka hesaplarını ele geçirebilmekte.

USB bellekler virüslerin yayılmasına yol açabilir.

USB bellekler, istediğimiz verilere hızlı ve kolay şekilde ulaşmamızı, farklı bilgisayarlar üzerinde bu verileri kullanmamızı, depolamamızı sağlıyor. Bununla birlikte, USB bellekler aracılığıyla virüslerin veya kötü yazılımların kolayca yayılması mümkündür. Ne kadar iyi bir anti-virüs programı kullanıyor olursanız olun, hackerlar tarafından özel olarak tasarlanmış bir virüs veya yazılımın USB bellekler üzerinden yayılmasını kesin olarak önleyebilecek bir yöntem bulunmamakta. Fakat USB bellek kullanırken dikkatli olabilir, internet kafe ve benzeri ortamlarda bunları kullanmaktan kaçınabilirsiniz. USB belleğinizi yalnızca güvendiğiniz bilgisayarlarda çalıştırabilir, farklı ortamlarda verilerinize hızlı ve kolay bir şekilde ulaşmak için bulut teknolojilerinden yararlanabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler