Bizi Takip Edin

Girişimcilik

Joan Crawford: Pepsi’nin tarihini değiştiren kadın…

Yayınlandı

tarihinde

Joan Crawford ve Pepsi hakkında merak ettiğiniz konular Ofix Blog'da...

1920’li yıllarda yıldızı parlamaya başlayan, 1945 yılında en iyi kadın oyuncu dalında Oscar Ödülü kazanan ünlü oyuncu Joan Crawford, 1955 yılında Pepsi’nin başkanı ve CEO’su Alfred N. Steele’le evlenerek Pepsi ailesine katıldı. Hollywood’daki gücü sayesinde kısa sürede Pepsi’nin marka yüzü haline gelen Joan Crawford, 1959 yılında Steele’in ölümünden sonra şirketin başına geçti ve Pepsi’nin borçlarını ödeyerek şirketi iflastan kurtardı. Pepsi için gösterdiği başarılardan dolayı Pepsi Kraliçesi olarak anılan Crawford, bizzat yönettiği reklam ve pazarlama çalışmaları sayesinde Pepsi’nin daha geniş kitlelere ulaşmasını sağladı, Coca Cola karşısında rekabet gücünü arttırdı. Ofix sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da her Pazartesi yer verdiğimiz başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Joan Crawford’ın hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız.

Kısaca Joan Crawford

Asıl ismi Lucille Fay LeSueur olan Joan Crawford, 23 Mart 1904 tarihinde ABD’nin Texas eyaletine bağlı San Antonio şehrinde dünyaya geldi. Babası Thomas LeSueur, küçük Lucille’ın doğumundan kısa bir süre önce ailesini terk edip Texas Abilene’de inşaat işçiliği yapmaya başlamıştı. İkinci evliliğini Henry J. Cassin’le yapan annesi, küçük Lucille’ın iyi bir eğitim almasını ve güzel bir mesleğinin olmasını istiyordu. Küçük Lucille ise üvey babasının yönettiği Ramsey Opera Binası’nda izlediği sahne şovlarının etkisiyle, büyüyünce dansçı olmayı çok istiyordu. Günün birinde tiyatro sahneleri ve sinema filmlerinde rol almak, küçük Lucille’ın en büyük hayaliydi.

21 yaşına geldiğinde, dönemin ünlü sessiz film şirketlerinden MGM (Metro Goldwyn Mayer) şirketiyle sözleşme yapma fırsatı buldu ve Hollywood’a adım attı. Yeteneği ve güzelliğiyle dikkatleri üzerinde toplayan Joan Crawford, 1930’lu yıllarda Amerikan film dünyasında önemli bir üne sahip oldu. Oynadığı filmlerde daha çok, romantik ve mutsuz kadınları canlandırdı, kadın duygusallığını başarılı bir şekilde yansıttı. Melodramatik ögelerin ağır bastığı bu filmlerde özellikle depresif kadın rolleri, seyircilerden büyük ilgi gördü. Bu roller sayesinde Joan Crawford, Amerikan popüler kültüründe kendine özgü bir yer edindi. 1945 yılında Michael Curtiz’in Mildred Pierce filminde sergilediği performans, en iyi kadın oyuncu dalında Oscar Ödülü’nü kazanmasını sağladı.

1950’li yıllarda Joan Crawford, çeşitli sinema filmleri ve televizyonda rol almaya devam etti. Filmler arasında gişe başarısı yüksek filmler olduğu gibi, televizyonda sergilediği performansla çok daha geniş kitlelere ulaşma fırsatı yakaladı. 1955 yılında Pepsi’nin başkanı ve CEO’su Alfred N. Steele’le yaptığı evlilik, Joan Crawford ve Pepsi tarihinde çok önemli bir dönüm noktası oldu.

Alfred N. Steele ve Joan Crawford

10 Mayıs 1955 tarihinde Alfred N. Steele’le evlenen Joan Crawford, hayatının son 30 yılını geçirdiği ve çok sevdiği Hollywood’dan ayrılarak New York’a taşındı. Eşi Alfred, 1923 yılında Northwestern Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra reklamcılık sektöründe çalışmaya başlamış, bir süre Coca Cola şirketinde pazarlama başkan yardımcılığı yaptıktan sonra Pepsi’ye katılmıştı. 1950 yılında Alfred N. Steele, Pepsi’nin başkanı ve CEO’su oldu. Joan Crawford’ın sinema ve televizyon dünyasında sahip olduğu şöhret, Alfred N. Steele’e göre Pepsi için çok büyük bir fırsattı. Pepsi’nin tanıtım ve reklam çalışmalarında Joan Crawford’ın yer alması, özellikle Coca Cola’yla rekabette şirkete büyük avantaj sağlayabilirdi.

Alfred N. Steele, Joan Crawford’la ilgili öngörülerinde haklı çıktığını kısa bir süre içinde anlamaya başladı. Pepsi’nin tanıtım ve reklam çalışmalarında Joan Crawford’ın yer alması basının büyük ilgisini çekiyordu. İlgiyi arttırmak için reklam setlerine basın davet ediliyor, çekimler sırasında Joan Crawford’ın verdiği demeçler Amerikan gazetelerinde yer buluyordu. Bu durumu Pepsi’nin marka tanınırlığını arttırmak için değerlendiren Alfred N. Steele, Pepsi şişeleme tesisi açılışlarında ve diğer önemli etkinliklerde Joan Crawford’ın yer almasını sağlıyordu. Bu sayede basının Pepsi’ye ilgisini canlı tutuyordu.

Pepsi’de Joan Crawford Dönemi

19 Nisan 1959 tarihinde Alfred N. Steele, geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Steele’in bu ani ölümü, Joan Crawford üzerinde büyük bir şok etkisi yarattı. Yaşadığı üzüntü nedeniyle günlerce eve kapandı, kimseyle görüşmek istemedi. Ölümün ardından Steele’in Pepsi’deki hisseleri üzerine geçti. Ne var ki Crawford, büyük bir borç yüküyle karşılaştı. Pepsi’nin yeni yatırımları için gerekli kaynakları bulmak için Steele, hisse senetleri ve gelecekteki kazançlarını ipotek ederek büyük borçlar altına girmişti. Ölümünün ardından tüm borçlar Joan Crawford’ın üzerine kaldı.

1959 yılında Pepsi’nin yönetimini bilfiil Joan Crawford üstlendi. 1920’li yıllarda yıldızı parlamaya başlayan, 1945 yılında Oscar Ödülü kazanan, 1955 yılından itibaren Pepsi’nin marka yüzü haline gelen Joan Crawford, artık Pepsi’nin en tepesindeydi. Üzerindeki sorumluluk yalnızca şirketi borç yükünden kurtarmak değil, aynı zamanda da Alfred N. Steele’in anısını yaşatmaktı. Coca Cola ile kıran kırana rekabetin yaşandığı bu dönemde Pepsi, Joan Crawford’ın bizzat yönettiği reklam ve pazarlama çalışmaları sayesinde daha geniş kitlelere ulaştı ve batmaktan kurtuldu.

Pepsi Kraliçesi Joan Crawford

Joan Crawford’ın yalnızca başarılı bir oyuncu değil, aynı zamanda da başarılı bir iş kadını olduğu 1960’lı yıllarda anlaşıldı. Yakın çevresindeki isimlerin ifadesiyle “ne yaptığını bilen” bir iş kadını olan Joan Crawford, sinemadaki gücünü kullanarak Pepsi’nin tanıtım ve reklam çalışmalarını geliştirdi. Rol aldığı filmlerde arka planda Pepsi ürünlerinin görünmesini sağladı, Pepsi tüketimini özendirmek için şarap kadehinde Pepsi tüketti. Ürün satışında kullanılan cam şişelerin yanı sıra teneke kutuların kullanılmasını sağladı. Hedef kitlenin gençler olduğu yeni reklam kampanyaları, Pepsi’nin iflasa sürüklenmesini önledi ve borçların ödenmesine büyük katkı sağladı.

Joan Crawford döneminde ürünlerin yalnızca tanıtım ve reklam çalışmaları ile tüketim şekline odaklanılmadı. Aynı zamanda da formülü revize edildi ve içerisindeki şeker miktarı azaltıldı. 1964 yılında piyasaya sunulan diyet ürünler, Pepsi’ye yönelik ilgiyi ve şirketin satış başarısını bir kez daha arttırdı. Bu dönemde şirketin başkanlığına Donald M. Kendall getirilirken, diyet ürünlerin tanıtım ve reklam çalışmalarında esas sorumluluğu Joan Crawford üstlendi. Şirketin satış başarısına yaptığı katkılardan dolayı çalışanlarına verdiği Pally Ödülü‘nü diyet ürünler için yaptığı çalışmalar sayesinde kazanan Joan Crawford, artık Pepsi Kraliçesi olarak anılmaya başlandı.

1970’li yıllarda Joan Crawford, Pepsi’nin hemen tüm reklam çalışmalarında yeni bir slogan geliştirilmesini ve hedef kitlelere yönelik subliminal mesajlar verilmesini sağladı. Bu mesajların temelinde, Pepsi’nin Coca Cola’dan daha üstün olduğuna yönelik algı yaratma çabaları vardı. Bu reklamlar sayesinde Pepsi, Coca Cola karşısında rekabet gücünü arttırdı ve dünya pazarında önemli bir konuma yükseldi. Fakat ne var ki, Pepsi markasının giderek Joan Crawford’la özdeşleşmesi başta Donald M. Kendall olmak üzere şirket yönetimini rahatsız etmeye başladı. Bu durum üzerine Joan Crawford, 1973 yılında Kendall’ın talebiyle emekli oldu. 10 Mayıs 1977 tarihinde New York’taki evinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayata veda etti.

Ofis dostu Pepsi ürünleri Ofix’te!

Ofix’te satışı devam eden diğer Pepsi ürünlerini inceleyebilirsiniz.. Sitemizde kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için OfixPlus üyesi olabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza başarı hikayeleri ile dolu bir hafta diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Girişimcilik

Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI’de taşlar yerinden oynamaya devam ediyor.

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ayın başında tablo şuydu: 11 kurucu ortaktan sadece ikisi şirkette kalmıştı.
Şimdi o iki isim de yok. Business Insider’ın aktardığına göre Manuel Kroiss ve Ross Nordeen da xAI ile yollarını ayırdı.

Kroiss’in yakın çevresine ayrılık kararını ilettiği konuşuluyor. Nordeen’in ise cuma günü şirketten ayrıldığı söyleniyor.

Musk kısa süre önce xAI için “ilk seferde doğru kurulmadı” demişti. Şirketin şu an baştan, daha sağlam bir şekilde yeniden kurulduğunu ifade ediyor. Bu arada xAI’nin SpaceX tarafından satın alınmasıyla birlikte SpaceX, xAI ve X (eski Twitter) aynı çatı altında toplandı. Tüm bunlar olurken SpaceX’in halka arz planları yaptığı da konuşuluyor.

Kroiss ve Nordeen doğrudan Musk’a bağlı çalışan iki kritik isimdi. Kroiss, şirketin pretraining ekibini yönetiyordu. Nordeen ise Musk’ın en yakınındaki operasyon isimlerinden biriydi. Daha önce Tesla’da çalışan Nordeen’in, Musk’ın Twitter’ı satın aldığı dönemdeki büyük işten çıkarmaların planlanmasında da rol aldığı biliniyor.

TechCrunch da konuyla ilgili xAI’ye ulaşıp yorum istemiş durumda.

Kaynak : TechCrunch

Okumaya Devam Et

Başarı Hikayeleri

Ayn Rand: “Ben merkezliyim” deyip kaçmayın… kadın bunu felsefeye çevirmiş

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Bir yerde mutlaka denk geldiniz:
Atlas Shrugged efsane” diyen biri…
Ya da LinkedIn’de “birey ol, sürü olma” temalı bir paylaşım.

Peki kim bu Ayn Rand ve neden hâlâ konuşuluyor?

Spoiler: Bencilliği savunuyor ama sandığınız gibi değil.

Kısaca Ayn Rand kim?

Ayn Rand, 1905’te Rusya’da doğuyor, genç yaşta ABD’ye göç ediyor. Romanlarıyla hem edebiyat hem de felsefe dünyasında olay yaratıyor.

En bilinen kitapları:
The Fountainhead ve Atlas Shrugged

Ama asıl bomba: Kendi felsefesini kuruyor → Objektivizm

Objektivizm ne diyor?

Çok basit üç cümleyle özetleyelim:

1. Gerçeklik gerçektir.
“Ben öyle hissediyorum” demek, gerçeği değiştirmez.

2. En büyük rehber akıl.
Hisler değil, mantık karar verir.

3. Hayatının amacı: kendi mutluluğun.
Evet, kulağa iddialı geliyor.

“Rasyonel bencillik” meselesi

Rand’ın bencillikten kastı:
“Kimseyi ez geç” değil.

Daha çok şu:
Kendi hayatını ciddiye al.
Kendi emeğini savun.
Başkaları için kendini sürekli feda etmek zorunda hissetme.

Yani:
“Kendini yok sayma” diyor aslında.

Biraz da magazin tarafı..

  • Hollywood’da figüranlık yapmışlığı var.
  • Hatta gelecekteki eşiyle bir film setinde tanışıyor.
  • Bir tiyatro oyunu yazıyor ve jürisini seyirciler arasından seçtiriyor. (Evet, interaktif içerik 1930’lar edition.)

Kadın içerik üreticiliği olayını zamanından önce çözmüş.

Neden bu kadar tartışılıyor?

Çünkü şunu söylüyor:
“Toplum için yaşamak zorunda değilsin.”

Kimi bunu özgürleştirici buluyor,
kimi fazla sert.

İki taraf da haksız sayılmaz.

Son soru:

Kendi mutluluğunu merkeze almak mı daha cesur bir duruş, yoksa fazla mı ‘ben merkezli’?

Yorumlarda düşünceler serbest

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Cüneyt Arkın: Sinemaya adanmış bir hayat…

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Cüneyt Arkın'ın başarı hikayesi Ofix Blog'da...

28 Haziran Salı günü sanat dünyamızdan bir yıldız kaydı. Yeşilçam’ın unutulmaz oyuncusu Cüneyt Arkın hayatını kaybetti. 300’den fazla sinema filmi, birçok dizi ve tiyatro oyununda seyircisine unutulmaz anlar yaşatan Cüneyt Arkın‘ın vefatı ülkemizde büyük bir üzüntü yarattı. Yeşilçam melodramlarının yakışıklı jönü, oynadığı her rolü adeta yaşadı, her rolün hakkını verdi. 1970’li yıllarda rol aldığı tarihsel içerikli filmlerde Malkoçoğlu, Kara Murat, Battal Gazi karakterleriyle milli bilinci güçlendirdi. Yenilmez ve yiğit direnişçi rolleriyle Türk insanının gönlünde taht kurdu. Filmlerinde dublör kullanmayı reddetti. Bu nedenle sayısız kaza geçirdi. Aldığı yaralar bedeninde kalıcı hasarlar meydana getirdi. Fakat en ufak bir pişmanlık duymadan yoluna devam etti. Oyunculuğun yanı sıra senaristlik, yönetmenlik ve yapımcılık alanlarında da önemli başarılara imza attı. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Cüneyt Arkın‘ın hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. Bu vesileyle kendisine rahmet, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler