Bizi Takip Edin

Lifestyle

Araç Alım Satımında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Yayınlandı

tarihinde

Araç alım satım işlemi, birçok kişi için önemli bir finansal karardır. Bu süreçte yapılması gereken hazırlıklar, toplanacak belgeler ve yasal prosedürler hakkında doğru bilgiye sahip olmak, zaman kaybını önler ve olası mağduriyetlerin önüne geçer. Araç alırken veya satarken dikkat edilmesi gerekenleri öğrenmek isteyenler için tüm detaylar yazımızda.

Araç Alım Satım Nasıl Yapılır? Noter İşlemleri Öncesinde Hazırlık

Notere gitmeden önce yapılacak bazı kontroller, sürecin sorunsuz ilerlemesini sağlar. Özellikle ikinci el araç alım satımı yapacaklar için dikkat edilmesi gereken başlıca adımlar şunlardır:

  • Araç Borç Sorgulama: Gelir İdaresi Başkanlığı’nın resmi internet sitesinden T.C. kimlik numaranız ve araç plaka numaranızla borç sorgulaması yapabilirsiniz. Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) veya trafik cezası borcu bulunan araçların satışı gerçekleştirilemez. Bu bilgiler, noterlerde kullanılan ARTES sistemi üzerinden de otomatik olarak kontrol edilir.
  • Tedbir ve İpotek Kontrolü: Araç üzerinde herhangi bir tedbir kararı, haciz veya ipotek kaydı varsa satış işlemi yapılamaz. Kredi ile alınmış araçlarda genellikle banka ipoteği bulunur. Satış öncesinde krediyi kapatmalı ve bankadan kredi borcu yoktur yazısı almalısınız.
  • Araç Muayenesi: TÜVTÜRK muayene süresi dolmuş araçlar satılamaz. Plaka üzerindeki muayene etiketinden son muayene tarihini kontrol edebilirsiniz. Muayene süresi dolmuşsa, notere gitmeden önce mutlaka muayenenizi yaptırmalısınız.
  • Zorunlu Trafik Sigortası Kontrolü:Noter işlemleri sırasında aracın alıcı üstüne yapılmış bir zorunlu trafik sigortası poliçesi olması gerekmektedir. 5 Aralık 2024’te yürürlüğe giren düzenleme ile alıcı adına geçerli bir sigorta poliçesi olmadan noter devri yapılamamaktadır.

Notere Götürülmesi Gereken Belgeler

Noter araç devir işlemi için bazı belgelerin eksiksiz olarak hazırlanması zorunludur. Eksik belge durumunda işlem gerçekleştirilemez ve zaman kaybı yaşanır. Araba alım satım noter süreçlerinde şu belgelerin hazır olması gerekir.

Satıcının Hazırlaması Gereken Belgeler:

  • Geçerli kimlik belgesi (nüfus cüzdanı, ehliyet veya pasaport)
  • Araç ruhsatı (tescil belgesi)
  • Satış işlemini başkası ruhsat sahibi tarafından satışı yapacak kişiye verilmiş noter onaylı vekaletname

Alıcının Hazırlaması Gereken Belgeler:

  • Geçerli kimlik belgesi
  • Alıcı adına düzenlenmiş güncel zorunlu trafik sigortası poliçesi (yeni düzenlemelerle zorunlu)
  • Vekil varsa noter onaylı vekaletname

Ruhsat üzerindeki bilgilerin açık ve okunaklı olması, plaka bilgileri ile tam uyumlu olması önemlidir. Herhangi bir uyumsuzluk durumunda noter işlemleri aksayabilir.

Araç Alım Satım Noter Ücreti Ne Kadar?

Noter ücretleri, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen resmi tarifelere göre düzenlenir ve tüm noterlerde aynıdır.

2025 yılı itibarıyla güncel noter masrafları şu şekildedir:

  • İkinci el araç satışı noter devir ücreti: 1.489,36 TL
    (Bu tutar noter hizmet bedeli + yeni tescil belgesi ücretini kapsar.)
  • Sıfır araç tescil ücreti: 1.138 TL
  • Vekaletname ücreti: Yaklaşık 783 TL

Noter ücretinin kim tarafından ödeneceği, taraflar arasında önceden belirlenmelidir. Ödemeler artık nakit, kredi kartı veya banka kartı ile yapılabilmektedir.

Noter Öncesi Mutlaka Trafik Sigortası Yaptırın

Araç alım satım sürecinde en kritik gerekliliklerden biri zorunlu trafik sigortasıdır. Hem satıcının hem de alıcının noter işlemi sırasında geçerli bir zorunlu trafik sigortası poliçesine sahip olması zorunludur. Son yasal düzenlemelerle birlikte bu kural katılaştırılmış ve sigorta olmadan noter devri kesinlikle yapılamamaktadır.

Zorunlu trafik sigortası, olası kaza durumlarında karşı tarafın masraflarını güvence altına alan bir güvencedir. Eğer kaza durumlarında kendinizi de güvence altına almak isterseniz kasko sigortası hizmetlerinden yararlanabilirsiniz.

Noterde Araç Satış Süreci Adım Adım

Noter huzurunda araç devir işlemi belirli bir prosedür çerçevesinde gerçekleştirilir. İşlem adımları şu şekildedir:

  • Sistem Kontrolü: Belgeler teslim edildikten sonra kimlik ve araç bilgileri ARTES sistemi üzerinden sorgulanır. Borç, ceza, rehin veya muayene eksikliği varsa işlem başlatılamaz.
  • Engel Kontrolü: Herhangi bir engel yoksa satış süreci devam eder.
  • Sözleşme Hazırlığı: Noter, satış sözleşmesini oluşturur ve taraflara sunar.
  • Ödeme İşlemi: 27 Eylül 2024’ten itibaren, araç satış ödemeleri noter gözetiminde yapılmaktadır. Noter onayı öncesinde paranın bloke (emanet) bir hesaba alınmasını ve noter işlemi tamamlandıktan sonra otomatik olarak satıcıya aktarılmasını sağlayan elektronik bir ödeme altyapısının kullanımı zorunlu hale gelmiştir.
  • Plaka Değişikliği Talebi: Alıcının talebi doğrultusunda plaka değişikliği yapılacaksa, bu durum notere önceden bildirilmelidir. Plaka değişikliği durumunda ekstra noter devir ücreti ödenir.
  • İmza Aşaması: Satıcı ve alıcı sözleşmeyi imzalar, gerekirse parmak izi alınır.

İşlem tamamlandıktan sonra noter hem alıcıya hem de satıcıya onaylı bir satış belgesi ve makbuz düzenler. Bu belge, aracın artık yeni sahibine devredildiğini resmi olarak kanıtlar. Noter işlemleri tamamlandıktan sonra satıcı, kendi adına kayıtlı zorunlu trafik sigortasını ve varsa kasko poliçesini iptal ettirerek kullanılmayan prim iadesini alabilir.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler