Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ayak sağlığımızı korumak için neler yapmak gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Ayak sağlığı hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Ayak sağlığıyla ilgili yapılan araştırmalara göre, bebeklerin yüzde 95’i sağlıklı ayaklarla doğuyor, yetişkinlerin yüzde 60’ında ise ayak sorunu görülüyor. Vücudumuzun tüm yükünü taşıyan ayaklarımız, gereken özeni göstermediğimizde yaşam kalitemizi olumsuz yönde etkiler ve iş performansımızın düşmesine yol açar. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, ayak sağlığı konusunu ele alacağız ve ayak sağlığımızı korumak için neler yapmak gerektiği hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Ayak sağlığı niçin önemlidir?

Ayaklarımız, hareket özgürlüğümüzün temel koşullarından biridir. Ayak sağlığımızda ortaya çıkan en küçük bir sorun, yaşam kalitemizi ve iş performansımızı olumsuz yönde etkiliyor. Ayakta durmakta veya yürümekte karşılaşılan güçlükler, ilk olarak ayak kas ve eklemlerimizde, ardından omurga sistemimizde ve vücudumuzun değişik bölgelerinde ağrıların ortaya çıkmasına yol açıyor. O kadar ki, kronik baş ağrısı sorununun nedenleri arasında ayak sorunlarının da yer aldığı bilinen bir gerçek.

Ayak sağlığımızın bozulmasının en önemli nedenleri arasında aşırı kilo, gün içinde yeterince hareket etmeme, yanlış ayakkabı ve çorap seçimi ile kronik hastalıklar sayılabilir. Ayrıca, aynı ayakkabıyı her gün giymek ve ayakkabıyı çıkardıktan sonra yeterince havalandırmamak da ayak sağlığı açısından sakıncalı durumların başında geliyor. Tırnak batması, kaşıntı ve kızarıklık, parmak arası enfeksiyonları, nasır ve mantar, ayakta şişme gibi sorunlar ise en sık karşılaşılan ayak sorunları arasında.

Bununla birlikte, ayak sağlığımızdaki olumsuz her gelişme, kolayca fark edilebilme özelliğine sahip. Ayak sağlığımıza gereken özeni gösterirsek, ayaklarımızda oluşan sorunları kolayca fark edebiliriz. Ayaklarımızı birbiriyle karşılaştırmak da yine, ayak sağlığı açısından önemli. Ayak derisi ve tırnakların görünümü, damarların belirgin olup olmadığı, ayaktaki sert noktalar ve kızarıklıklar hakkında yapabileceğimiz basit birtakım karşılaştırmalar, ayak sağlığı bakımından önemli bilgilere ulaşmamızı sağlayacaktır.

Ayak sağlığımızı korumak için neler yapmak gerekir?

Yazımızın bu kısmında, ayak sağlığımızı korumak için neler yapmak gerektiği hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. Fakat bu bilgilerin yalnızca koruyucu hekimlik bağlamında olduğunu, tedaviye dönük hiçbir amaç taşımadığını özellikle belirtelim. Ayak sağlığınızla ilgili herhangi bir sorununuz varsa, mutlaka hekiminize giderek muayene olmalı, gerekli tedavi sürecinizi hekiminizin gözetiminde sürdürmelisiniz. Ayaklarınızda doğuştan gelen anatomik şekil bozukluğu varsa veya diyabet gibi kronik bir hastalığa bağlı olarak çeşitli ayak sorunları yaşamaktaysanız, ayak sağlığınızı korumak için mutlaka tıbbi destek almalısınız.

Günlük ayak bakımınızı ihmal etmemelisiniz.

Günlük ayak bakımı için aslında, ılık su ve antibakteriyel sabun yeterlidir. Sabun konusundaki tercihiniz ayak bakımı için özel olarak hazırlanmış doğal karışımlı sabunlar da olabilir. Fakat, temizlik sırasında özellikle de parmak aralarının iyice temizlendiğinden emin olmalısınız. Bu bakımdan, ayaklarınızı ılık su içinde 10-15 dakika bekletmek ayak sağlığı açısından kesinlikle yeterli değildir. Ayak temizliği sırasında parmak aralarını ihmal ederseniz, çeşitli sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilirsiniz. Ayaklarınızı yıkadıktan sonra mutlaka kurulamalı, nemlendirici uygulamak istiyorsanız ıslak ayak üzerine uygulamamalısınız. Ayaklarınızın ıslak kalması durumunda deri döküntüleri oluşabilir.

Ölü hücreleri temizlemelisiniz.

Ayak sağlığı açısından ölü hücrelerin temizliği çok önemli. Bu hücrelerden kurtulmak için, ayağınızı ılık suda yumuşattıktan sonra topuk taşıyla ovabilirsiniz. Bakım kremleri ve losyonları ölü hücrelerin üzerine değil, temizliğin bir sonraki aşamasında uygulamalısınız. Ayrıca, ayaklarınızı kurularken havluyla ayaklarınıza fazla baskı yapmamalısınız. Aksi durumda, ayaklarınızda kızarıklık ve ağrı oluşabilir. Ayakları ilaç içermeyen bir bebek pudrasıyla pudralamak da yine, ayak sağlığı için çok faydalı.

Tırnaklarınızı keserken dikkatli olmalısınız.

Ayak tırnaklarının bakımı ayak sağlığında en önemli konuların başında geliyor. Ayak tırnağınızı kesmeden önce mutlaka yumuşamasını sağlamalı, kesim sırasında tırnak etlerini geriye doğru iterek zarar görmesini engellemelisiniz. Ve tabii, ayak tırnaklarınızı kesmek için fazla uzamasını beklememeli, haftada bir mutlaka kesmelisiniz. Tırnaklarınıza gereken özeni göstermezseniz tırnak batması gibi sorunlarla karşılaşabilirsiniz.

Ayaklarınızı mutlaka dinlendirmelisiniz.

Günün tüm yorgunluğundan etkilenen ayaklarımızda akşam saatlerinde şişmeler oluşabilir. İşiniz gereği gün içinde uzun süreler ayakta kalmanız gerekiyorsa, vücudunuzun alt kısımlarında kan toplanmasına bağlı olarak şişmeler oluşabilir. Akşam saatlerinde ayaklarınızı 20 cm kadar yüksekte tutarak uzandığınızda bu şişmelerin dağılmasını sağlayabilirsiniz. Ayaklarınıza basitçe masaj uygulamak da yine etkin bir yöntemdir. Bu sayede ayaklarınız, yeni güne daha kolay uyum sağlayacaktır. Ayaklarınız yeterince dinlenmediğinde, ayak ağrılarınız diz ve bel ağrılarına yol açıp hareket özgürlüğünüzü kısıtlayabilir.

Ayakkabı ve çorap seçiminize özen göstermelisiniz.

Doğru ayakkabı ve çorap seçimi, ayak sağlığımızın korunmasına büyük katkı sağlıyor. Gün boyunca ayaklarımızla temas halinde olan ayakkabımız ve çorabımız yürüme bozuklukları, ter kokusu, ayak enfeksiyonları gibi sorunlara yol açmamalı. Ayakkabı seçerken, doğal malzemelerden yapılmış deri ayakkabıları ilk sırada değerlendirmeli, sıkılığı ayarlanabilen bağcıklı ayakkabılara öncelik tanımalıyız. Sentetik ayakkabı alacaksak, hava geçirgen olmasına dikkat etmeliyiz. Dar kalıplı, sivri burunlu ve yüksek topuklu ayakkabıları tercih etmemeli, yürüyüş veya spor gibi etkinlikler için tabanı uygun olmayan ayakkabılar kullanmamalıyız.

Doğru ayakkabı seçimi, ayak bileği ve dizin yanı sıra kalça ve omurgalar üzerinde de rahatlatıcı etkiye sahip. Yanlış ayakkabılar ise kalıcı şekil bozukluklarından stres kırığı ve kemik ödemlerine kadar pek çok sağlık sorununa zemin hazırlayabilmekte. Giyeceğimiz çorabın ise mutlaka ter çekici olması gerekir. Yumuşak ve rahat çoraplar seçerseniz, ayaklarınız gün içinde rahat hareket edebilir. Ayağınıza küçük gelen çoraplar, kramp etkisi oluşturacak ve ayak konforunuzu olumsuz etkileyecektir. Çorap seçiminde ayrıca, dikişsiz çoraplara öncelik tanımalısınız.

Ofis dostu ayak destek ürünleri Ofix.com’da!

Ayak sağlığı konusunu ele aldığımız ve ayak sağlığımızı korumak için neler yapmak gerektiği hakkında faydalı bilgiler paylaştığımız bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix.com verilerine göre ofislerde büyük ilgi gören Tenex Ergorest T-6003 ayak desteğini kısaca tanıtmak istiyoruz. 34 x 45 x 18 cm ölçüsündeki bu ürünler, çift yüzeyli ergonomik tasarımı sayesinde postürü sürekli desteklemeye yardımcı olmakta. Hareketli yüzeyi sürekli salınım imkanı sağlayarak kan dolaşımını arttırıyor. Sabit yüzeyi ayaklara ergonomik destek sunarken, masaj yüzeyi sayesinde ayaklarda rahatlık hissi uyandırıyor. Ürün sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Ofix.com‘da satışı devam eden tüm ergonomi destek ürünlerini buradan inceleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
2 Yorum

1 Yorum

  1. Batık Tırnak

    30 Aralık 2019 saat 00:41

    Batık Tırnak Bakımı

  2. Şeyda Özen

    15 Şubat 2020 saat 15:32

    Hareketlilik…Özellikle yaşlıları sıkıntıya sokan ve ayak rahatsızlıklarını endişe verici hale getiren, bağımsızlığın hayati bir bileşendir. Kötü bir sağlık sorunu olarak akla gelmese de, yetersiz ayak sağlığı, bir kişinin yalnız yaşamak, çalışmak ve sosyal etkinliklere katılma yeteneğini ciddi biçimde etkileyebilir.
    Sizinde anlatmış olduğunuz gibi ayak sağlığı kesinlikle dikkate alınmalıdır.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Yaz Sıcaklarında Kurtarıcı: Vantilatör Seçmenin ve Kullanmanın Püf Noktaları

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Vantilatör alacaklar için yaz geldiğinde herkesin aklından aynı şey geçer:
“Biraz serinlesek yeter.”

İşte tam bu noktada devreye en pratik çözümlerden biri girer: vantilatörler.
Klimaya göre daha ulaşılabilir, daha az elektrik tüketen ve neredeyse her ortamda kullanılabilen bu cihazlar, özellikle son yıllarda yeniden popüler hale geldi.

Ama iş sadece “bir vantilatör alayım” demekle bitmiyor.
Doğru ürünü seçmek, doğru şekilde kullanmak ve biraz da bakımını yapmak gerekiyor.

Bu yazıda vantilatörlerle ilgili bilmen gereken her şeyi sade sade anlatıyoruz.

Vantilatör Kullanmanın Avantajları

Vantilatör basit bir cihaz gibi görünür ama sağladığı konfor düşündüğünden daha fazladır.

Sıcak havalarda en büyük etkisi, ortamı gerçekten “soğutmak” değil, havayı hareket ettirmesidir.
Bu hareket, vücudun terleme yoluyla serinlemesini hızlandırır. Yani aslında seni serinleten şey rüzgâr hissidir.

Kapalı bir ortamdaysan, vantilatörün bir diğer avantajı da hava sirkülasyonudur.
Uzun süre kapalı kalan bir odada oluşan o ağır hava hissi, vantilatör çalıştığında kısa sürede dağılır. Özellikle ofis ortamlarında bu fark çok net hissedilir.

Bir de işin ekonomik tarafı var.
Klimalarla kıyaslandığında çok daha az elektrik tüketir. Bu da özellikle uzun süreli kullanımlarda ciddi bir tasarruf anlamına gelir.

Üstelik çoğu model hafif ve taşınabilirdir.
Yani sabit bir yere bağlı kalmazsın. İhtiyaç neredeyse vantilatör de orada olur.

Vantilatör Seçerken Nelere Dikkat Etmeli?

Burada en sık yapılan hata şu:
Görüntüsüne bakıp karar vermek.

Oysa asıl önemli olan nerede ve nasıl kullanacağın.

Küçük bir çalışma masası için dev bir sanayi tipi vantilatör almak da, geniş bir salon için mini bir masaüstü model seçmek de aynı şekilde verimsiz olur.

Alan büyüdükçe, cihazın gücü de artmalı.
Aksi halde çalışır ama etkisini hissettirmez.

Hız ayarları da önemli bir detay.
Günün her saatinde aynı rüzgârı istemezsin. Bazen hafif bir esinti yeterli olur, bazen daha güçlü bir hava akışı gerekir. Bu yüzden farklı hız seçenekleri sunan modeller her zaman daha kullanışlıdır.

Bir de ses konusu var.
Özellikle uyurken ya da odaklanman gereken bir iş yaparken, vantilatör sesi can sıkıcı olabilir. Bu yüzden sessiz çalışan modeller bir adım öne çıkar.

Son olarak yön ayarı.
Havanın sabit bir noktaya değil, odanın geneline yayılması genelde daha konforlu bir kullanım sağlar.

Vantilatörler Hakkında Kapsamlı Bir Kılavuz

Vantilatör Çeşitleri

Piyasada çok fazla seçenek var ama aslında kullanım şekline göre ayrılıyorlar.

Ayaklı vantilatörler en bilinen model.
Yüksekliği ayarlanabilir, geniş alanlarda etkili olur ve ev–ofis dengesini en iyi kuran tiptir.

Duvar tipi vantilatörler daha çok yer kazanmak isteyenler için.
Özellikle dar alanlarda oldukça işe yarar.

Sanayi tipi vantilatörler ise bambaşka bir kategori.
Depolar, atölyeler, büyük iş alanları… Güçlüdür, geniş alanı rahatlıkla çevirir.

Masaüstü modeller ise daha kişisel kullanım içindir.
Çalışma masasında, küçük bir alanda direkt serinlik sağlar.

Tavan vantilatörleri ise biraz daha kalıcı çözümdür.
Hem dekoratif durur hem de geniş alanlarda dengeli bir hava akışı sağlar.

Vantilatörle Tasarruf Gerçekten Mümkün mü?

Kısa cevap: Evet.

Ama biraz doğru kullanım gerekiyor.

Örneğin vantilatörü pencereye yakın konumlandırırsan, dışarıdaki serin havayı içeri taşıyabilirsin.
Ya da içerideki sıcak havayı dışarı atacak şekilde kullanabilirsin.

Gece saatlerinde, hava zaten serinlemişken vantilatörle desteklemek çoğu zaman klimaya ihtiyaç bırakmaz.

Yani mesele sadece cihazı çalıştırmak değil, biraz doğru konumlandırmak.

Vantilatör Bakımı Nasıl Yapılmalı?

Genelde ihmal edilen ama performansı direkt etkileyen konu bu.

Zamanla pervanelerde toz birikir.
Bu hem hava kalitesini düşürür hem de cihazın verimini azaltır.

Aslında çözümü basit:
Belirli aralıklarla pervaneleri ve ızgarayı temizlemek yeterli.

Temizlik yaparken cihazın fişini çekmek önemli.
Basit bir detay gibi görünür ama çoğu kişi bunu atlıyor.

Bazı modellerde yağlama ihtiyacı da olabilir.
Kullanım kılavuzuna bakarak ilerlemek en sağlıklısı.

Bir de kablo kontrolü.
Ufak bir hasar bile ileride sorun çıkarabilir, o yüzden gözden kaçırmamakta fayda var.

Evde ve Ofiste Kullanım

Vantilatörün en güzel tarafı şu:
Neredeyse her ortama uyum sağlar.

Evde salon, yatak odası, mutfak…
Nerede ihtiyaç varsa orada kullanılır.

Ofiste ise çoğu zaman fark yaratan detaylardan biridir.
Hava dolaşımı arttığında ortam daha yaşanabilir hale gelir, bu da direkt çalışan konforuna yansır.

Açık alanlarda bile işe yarar.
Balkon, bahçe, küçük organizasyonlar… Taşınabilir modeller burada ciddi avantaj sağlar.

Vantilatörler Hakkında Kapsamlı Bir Kılavuz

İşyerlerinde ve Evlerde Vantilatör Kullanımı

Vantilatörün en güzel tarafı şu:
Neredeyse her ortama uyum sağlar.

Evde, ofiste ya da açık alanda… Nerede ihtiyaç varsa orada devreye girer. Ama kullanım şekli biraz ortama göre değişir.

İşyerlerinde kullanım

Yaz aylarında ofis ortamı çok hızlı bunaltıcı hale gelebilir. Özellikle kalabalık alanlarda hava kısa sürede ağırlaşır. İşte bu noktada vantilatör, ortamın havasını hareketlendirerek ciddi bir rahatlama sağlar.

Sadece serinlik değil, çalışma konforu açısından da fark yaratır. Hava dolaşımı arttıkça ortam daha yaşanabilir hale gelir, bu da çalışanların odağını ve verimini doğrudan etkiler.

Bir de işin maliyet tarafı var.
Klima kullanımını biraz dengelemek ya da tamamen azaltmak isteyen işletmeler için vantilatörler oldukça iyi bir alternatif sunar.


Evlerde kullanım

Evde ise kullanım daha esnek.
Salon, yatak odası, mutfak… Günün hangi saatinde neredeysen vantilatör de oraya taşınır.

Özellikle akşam saatlerinde, hava biraz serinlediğinde vantilatör tek başına bile yeterli olur. Klimaya göre daha hafif bir serinlik verir ama çoğu zaman aranan şey de zaten bu.

Ayrıca kapalı kalan odalarda oluşan o ağır havayı dağıtmak için de oldukça işe yarar. Kısa sürede ortamın daha ferah hissettirmesini sağlar.


Açık alanlarda kullanım

Vantilatör sadece kapalı alan işi değil.
Balkon, veranda, bahçe… Hatta küçük organizasyonlarda bile rahatlıkla kullanılabilir.

Pikniklerde, yaz akşamı buluşmalarında ya da barbekü sırasında taşınabilir bir vantilatör, ortamın havasını tamamen değiştirir. Özellikle rüzgâr olmayan günlerde farkı daha net hissedersin.


Kısaca…

Vantilatör küçük bir dokunuş gibi görünür ama bulunduğu ortamın havasını gerçekten değiştirir.
Serinlik sağlar, havayı dolaştırır, ortamı daha yaşanabilir hale getirir.

Doğru yerde ve doğru şekilde kullanıldığında, hem konforu artırır hem de gereksiz enerji tüketiminin önüne geçer.

Evinde ya da ofisinde daha ferah bir ortam yaratmak istiyorsan, ihtiyacına uygun vantilatör modellerine göz atabilirsin.
Farklı kullanım alanlarına hitap eden pratik ve tasarruflu seçenekler Ofix’te seni bekliyor.

Okumaya Devam Et

Trendler