Bizi Takip Edin

Lifestyle

Çalışanlar Deprem Öncesi Neler Yapmalılar?

Yayınlandı

tarihinde

Çalışanlar Deprem Öncesi ve Deprem Anında Neler Yapmalılar?

Deprem, ülkemizin kaçınılmaz gerçeklerinden birisi. 6 Şubat’ta peş peşe yaşadığımız iki büyük deprem bize bunu bir kere daha hatırlattı. Ancak deprem, kaçınılmaz sonumuz değil. Deprem öncesi, deprem anında ve sonrasında gerekli önlemleri alarak hem kendi güvenliğimizi hem de sevdiklerimizin güvenliğini sağlayabiliriz. Her ne kadar doğal bir felaket ve her an yakınımızdaki bir tehdit olarak algılasak da depremle yaşamayı öğrenmek can güvenliğimiz için hayati önem taşıyor. Nasıl bir binayı güçlü yapan temelleri, sağlam kolonları ise deprem ile ilgili atacağınız her adım da yaşamınız için bir kolon vazifesi görüyor. İşte bu yüzden depreme hazırlık her zaman farkında olmamız gereken önemli bir konu.

Türkiye Deprem Haritası

Adıyaman, Malatya, Kahramanmaraş ve Hatay’da yaşanan deprem felaketi bize olası bir depreme hazırlıklı olmamız gerektiğini bir kere daha vurguladı. Özellikle yıllardır beklenen ve uzmanlar tarafından öngörülen büyük Marmara depremi için İstanbul halkı bu noktada büyük bir tedirginlik içinde. Elbette gerekli önlemleri alarak can güvenliğimizi korumak için etkili bir adım atabiliriz. Bildiğiniz gibi ülkenin büyük bir kısmı fay hatlarıyla çevrili durumda. Bununla birlikte olası bir depremin tam olarak nerede ve hangi saatte meydana geleceği hakkında net bilgiler elde edemiyoruz. Bu yüzden evlerde olduğu gibi çalışma alanlarımız ve ofislerde de deprem için hazırlıklarımızı yapmalı; gerekli önlemleri almalıyız. Ofislerde deprem önlemi olarak yapabileceğiniz birkaç adımı takip ederek olası felaket anlarında can güvenliğinizi sağlayabilirsiniz. Bunun için deprem öncesi ne yapmalıyız, deprem anında nasıl davranmalıyız, deprem sonrası atmamız gereken adımlar neler bilmeliyiz.

Çalışanlar Deprem Öncesi ve Deprem Anında Neler Yapmalılar?

Deprem Öncesi Ne Yapmalıyız?

Depreme hazırlıklı olmak sadece büyük yıkımlar sırasında aklımıza gelen bir konu. Ancak “deprem ülkesi” olarak bu konu hakkında her zaman bilgili olmalı ve tedbirlerimizi çok önceden almalıyız. Unutmayın ki alacağınız en ufak bir önlem dahi sizi, sevdiklerinizi ve çevrenizdeki insanları koruyabilir. Binanızın sağlamlığı ilk önemli konudur. Bu yüzden işyerinizin ve ofisinizin bulunduğu binayı mutlaka yapı denetimden geçirmelisiniz. Sonrasında eşyaların sabitlenmesi ve deprem sırasında yaşanacak devrilmelerin önüne geçilmesi gerekiyor. Özellikle işyerlerinde yer alan büyük kitaplık, dolap vb. eşyaların mutlaka sabitlenmesi gerekiyor. Deprem öncesi almanız gereken bir diğer önlem ise deprem çantasıdır. Bir önceki içeriğimize göz atarak deprem çantası nasıl hazırlanır öğrenebilirsiniz. Bugün deprem çantası hazırlamak için hayatınızdan ayıracağınız 1 saat olası bir deprem anında hayatta kalmanızı sağlayabilir. Elbette deprem çantasını sadece işyerinizde değil aynı zamanda evinizde ve arabanızda da bulundurmalısınız. Ofislerde deprem öncesi yapılması gerekenler şu şekildedir:

  • Dolap üzerinde bulunan büro malzemeleri ve eşyaların kayarak düşmesini engellemek için yapıştırıcı veya plastik tutucu ile sabitlemelisiniz.
  • Devrilecek eşyalar ve dolaplar, birbirine ve duvara sabitlenmelidir. Duvar ve sabitlenen eşya arasında boşluk kalıyorsa, çarpma etkisini hafifletmek için dolgu malzemeleri kullanmalısınız.
  • Binadan acil bir şekilde çıkmak için kullanılacak yol tayin edilmeli, çıkışı engelleyecek eşyaları ortadan kaldırmalısınız.
  • İşyerlerinde mutlaka afet hazırlık planı oluşturulmalıdır. Çalışanlarla birlikte gözden geçirilmelidir.
  • Önemli evrakların kopyalarını almalısınız. Kimlik kartı, tapu, sigorta belgeleri, diplomalar, banka cüzdanı vb. evrakların kopyalarını aldıktan sonra su geçirmeyecek şekilde dosyalamalısınız.
  • Tüm çalışma alanlarında mutlaka deprem çantası hazırlamalısınız. Mevsimsel olarak deprem çantasını yenilemelisiniz.

Deprem öncesi alacağınız bu önlemler sayesinde hem kendi can güvenliğinizi hem de çalışanların can güvenliğini korumuş olursunuz.

Çalışanlar Deprem Öncesi ve Deprem Anında Neler Yapmalılar?

Deprem Anında Nasıl Davranmalıyız?

Olası bir deprem anında olduğunca soğukkanlılığınızı korumanız gerekiyor. Kesinlikle sarsıntı devam ederken binadan ayrılmaya çalışmayın. Bu esnada merdivene ya da asansöre yönelmeyin.

Sakin Kalın

İlk birkaç saniye sakinliğinizi korumanız ve mantıklı düşünmeye çalışmanız son derece önemlidir. Esasında deprem öncesi yapacağınız tatbikatlar, deprem anında daha sağlıklı düşünmenize yardımcı olur. Böylece panik yapmadan içinde bulunduğunuz ana konsantre olabilirsiniz.

Korunaklı Bir Alanda Hayat Üçgeni Yapın

Yıkıcı bir şiddete sahip deprem anlarında ilk birkaç saniyede vereceğiniz kararlar hayati önem taşıyor. İlk olarak sarsıntıyı hissettiğiniz an kaçmak yerine korunaklı bir alanda hayat üçgeni yapmalısınız. Böylece olası yıkılmalarda kendinizi enkaz altında korunaklı hale getirebilirsiniz.

Sarsıntı Sırasında Binadan Ayrılmaya Çalışmayın

Sarsıntı devam ederken kesinlikle merdiven ya da asansör ile binadan çıkmaya çalışmayın. Çünkü depremin şiddeti, süresi hakkında bilgi sahibi olamayacağınız için binanın yıkılması durumunu göz önünde bulundurun.

Sarsıntı Durduğunda Panik Yapmadan Binayı Boşaltın

Sarsıntı bittiğinde zaman kaybetmeden binayı boşaltın. Sakin sarsıntının geçmesi sizi yanıltmasın. Çünkü gelebilecek bir artçı deprem durumun daha kötü bir hal almasına neden olabilir. Binadan ayrılırken kesinlikle merdivenleri kullanın. Kesinlikle asansöre binmeyin. Çünkü sarsıntı sırasında elektrik sistemi ya da asansör arıza almış olabilir.

Deprem Anında Yapmanız Gerekenler

  • Sabitlenmemiş eşyaların devrilmesi ciddi yaralanmalara neden olur. Bu yüzden deprem anında sabitlenmemiş eşyalardan, pencere ve kapılardan uzak durun.
  • Sandalye, masa, koltuk gibi korunaklı eşyaların yanına çömelerek hayat üçgeni yapın.
  • Çök-kapan-tutun pozisyonunda başınızı iki elinizin arasına almalı ve sarsıntı geçene kadar bu pozisyonda kalmalısınız.
  • Kesinlikle asansör kullanmamalı ve koşmadan ama hızlı bir şekilde merdivenlerden binayı boşaltmalısınız.

Deprem anında daha bilinçli davranabilmek ve sakin hareket edebilmek için deprem öncesi yapacağınız tatbikatların büyük öneme sahip olduğunun altını çizelim.

Çalışanlar Deprem Anında Neler Yapmalılar?

Deprem Sonrası Ne Yapmalıyız?

Kendi emniyetinizden emin olmak deprem sonrası ilk ilk adımdır. Sonrasında çevrenizde yardıma ihtiyacı olan kişileri tespit edebilirsiniz. Depremlerden sonra meydana ikinci afet olarak yangın çıkabilir. Bu noktada gaz kokusu alırsanız gaz vanasını kapatın. Acil durum deprem çantanızı yanına alarak toplanma noktalarına gidin. Kitle iletişim araçları üzerinden yapılacak uyarıları dinleyin. Acil yardım araçları için cadde ve sokakları boş bırakın. Artçı depremler durmadan ve binanızın güvenliğinden emin olmadan içeri girmeyin.

Şayet enkaz altında kaldıysanız ilk olarak panik yapmadan durumunuzu kontrol edin. Eğer hareket kabiliyetiniz sınırlı ise sizi tehlikeye atacak hareketler yapmamaya dikkat edin. Enkaz altında kurtarma ekipleri size ulaşana kadar enerjinizi tasarruflu kullanmanız çok önemlidir. Yani deprem öncesi hazırlayacağınız deprem çantası hayatınızı kurtarabilir. Yardım ekipleri ile iletişime geçmek için bağırmak yerine deprem çantanızda yer alan düdük ve feneri kullanın. Eğer deprem çantası yanınızda değilse zemine ve çevrenizdeki tesisata vurarak varlığınızı belli edin. Eğer yardım ekiplerini duyuyorsanız onlara seslenebilirsiniz. Bu noktada enerjinizi doğru şekilde kullanın. Enkaz altında sakin kalmanız ve doğru kararlar vermeniz çok önemli bir konu. Bu yüzden deprem öncesi hazırlık yaparken mutlaka olası tüm senaryolara karşı kendinizi hazırlayın.

İlk 72 Saat Neden Önemli?

İlk saatler yardım ekipleri yola çıksa da yıkım alan yerlerin büyüklüğü çerçevesinde yardım ekiplerinin ilk müdahalesinin uzaması mümkün. Bu noktada ilk 3 gün yani 72 saat son derece önemlidir. Eğer enkaz altında kaldıysanız deprem öncesi yapmış olduğunuz hazırlıklar ve bilgilenmeler sayesinde kendinizi koruyabilirsiniz. Bu yüzden bir deprem ülkesi olan ülkemizde her bireyin depreme ve deprem sonrası ilk 72 saate hazırlıklı olması şarttır.

Altını çizerek vurgulamalıyız ki deprem değil bilinçsizlik insan canını tehdit eder. Bu noktada deprem öncesi hazırlık yaparak ve deprem önlemlerinizi alarak kendinizi ve sevdiklerinizi koruyabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
1 Yorum

1 Yorum

  1. İlk sen değerlendir

    5 Mart 2023 saat 02:14

    Anlık gelişen bir durum. Uzun vadede hepimiz birer ölüyüz!

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler