Bizi Takip Edin

Lifestyle

İnternetten arama yaparken nelere dikkat etmek gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

İnternetten arama yaparken nelere dikkat etmek gerektiğini Ofix Blog'dan öğrenebilir, internetten arama konusunda başarılı sonuçlar elde edebilirsiniz.

İnternet üzerinden yapılan aramalar hem günlük hayatımızda, hem de iş hayatımızda önemli bir yere sahip. Merak ettiğimiz konularda bilgi sahibi olmak, internet üzerinden alışveriş yapmak, ürün veya hizmet sunan e-ticaret sitelerine erişim sağlamak vb. amaçlarla internet üzerinden aramalar yapıyoruz. Arama sayfasında çıkan sonuçlar üzerinden pek çok konu hakkında görüş ve kanaat geliştiriyoruz. Her işte olduğu gibi internetten arama yapmanın da bazı püf noktaları var. Bunları bilir ve etkin şekilde kullanırsak, internetten arama yaparken gereksiz zaman ve emek kaybı yaşamayız. İstediğimiz sonuçlara daha hızlı ve kolay şekilde ulaşabiliriz. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, internetten arama yaparken nelere dikkat etmek gerektiği hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

Arama Motoru Seçimi

İnternetten arama yapmak için öncelikle arama motoru seçiminizi gerçekleştirmelisiniz. 2000’li yıllarda internetin yaygınlaşmasıyla birlikte arama motoru pazarında büyük bir rekabet görülmekteydi. Bu rekabet içinde pazara yeni oyuncular giriyor, reklam pastasından daha büyük pay alabilmek için mücadele veriliyordu. Bu süreçte Google, rekabet yarışını liderlikle tamamladı ve pazarın en büyük oyuncusu olmayı başardı. Öyle ki, arama motoru pazarının halen yüzde 90’dan fazlası Google’a ait. Google’ın yanı sıra Yahoo, Yandex, Bing, Ask, DuckDuckGo gibi arama motorları da internette arama yaparken kullanılabilmekte. En iyi arama motorunun hangisi olduğunu merak ediyorsanız, pazar payı ve sunduğu imkanlar nedeniyle Google olduğunu söyleyebiliriz. Öyle ki, kısa adı SEO olarak bilinen arama motoru optimizasyonu çalışmalarında temel belirleyiciler, Google tarafından konulan kriterlerdir. İnternet siteleri bu kriterlere uygun içerikler ürettiğinde Google aramalarında üst sıralarda yer bulmakta. 

Anahtar Kelime Seçimi

Seçtiğiniz arama motoru hangisi olursa olsun, yapacağınız aramalarda istediğiniz sonuçlara hızlı ve kolay şekilde ulaşmak için anahtar kelime seçimine dikkat etmelisiniz. Kullanacağınız anahtar kelimeler aradığınız konuyla doğrudan ilgili olmalı. Aksi durumda arama sayfasında işinize yaramayan pek çok sonuçla karşılaşabilirsiniz. Ve bu durum hem zaman, hem de emek kaybına yol açar. İnternette doğru arama teknikleri üzerine verilen faydalı bilgilerin hemen hepsi, doğru anahtar kelime seçimi üzerinde temellenir. Seçtiğiniz anahtar kelimeler aradığınız konuyla örtüşmüyorsa, diğer tekniklerin faydası olmaz. Arama motorlarının hemen hepsinde, kullanıcıların aramalarını kolaylaştırmak için kelime tamamlama özelliği bulunur. Eğer internetten arama yaparken bu özellikten yararlanırsanız, arama motorunun önceden indekslediği arama sonuçlarına çok daha kolay ulaşabilirsiniz. 

Google’dan arama yaparken doğru anahtar kelime seçiminde, kelimeleri tekil yazmak önemli bir avantaj sağlar. Anahtar kelimeniz eğer bir tamlamadan oluşuyorsa, kelimelerin birlikte geçtiği sonuçları görüntülemek için tırnak işaretini kullanabilirsiniz. Örneğin, Türkiye’nin ormanlarını arıyorsanız, arama butonuna “Türkiye’nin ormanları” ifadesini girerseniz aradığınız bilgilere daha kolay erişebilirsiniz. Birden fazla anahtar kelime kullanacaksanız, bunları birbirine bağlamak için “and”, “&” veya “+” işaretlerini kullanabilirsiniz. İçerisinde mutlaka geçmesini istediğiniz kelimeleri aratmak için önüne “+” işaretini ekleyebilirsiniz. İçerisinde geçmesini istemediğiniz kelimeleri elemek içinse önüne “-” işaretini koyabilirsiniz. Anahtar kelimeleri parçalı aratmak istiyorsanız, baş tarafına “?” veya “*” işaretlerini koyabilirsiniz. Anahtar kelimeleri ayrı ayrı listelemek içinse kelimelerin arasına “i” işaretini koyabilirsiniz. 

Kopya İçerikler

İnternet üzerinden hizmet veren site veya firma sayısı arttıkça, internete yüklenen içeriklerin sayısı artıyor. Buna bir de bireysel kullanıcıların oluşturdukları içerikler eklenince, internetten erişilen bilgilerin orijinalliği ciddi bir sorun haline gelmekte. Bu nedenle, internetten arama yaptığınızda çıkan sonuçlar içinde kopya içeriklerle karşılaşmanız mümkündür. Kopya içerikleri arama sonuçlarında üst sıralara çıkarmama konusunda arama motorları gelişmiş algoritmalara sahiptir. Ancak yine de arama sonuçlarında kopya içeriklerle karşılaşmanız mümkündür. Bunlar arasında hangisinin ilk kaynak olduğunu anlamakta da güçlük çekebilirsiniz. İlk kaynağın tespitinde içeriğin yayın tarihine bakmak da yanıltıcı olabilir. Halihazırda kopya içeriklerle baş etmek için kesin bir yöntem maalesef yok. Bu noktada kullanıcının dikkatli olması, kopya olduğunu anladığı sayfalarda uzun süre kalmaması gerekir. Kopya içeriği kullanan sitelerde kullanıcıların sayfada kalma süresi azaldıkça, arama sonuçlarındaki yerleri düşmekte. 

Yanıltıcı Linkler

İnternetin yaygınlaşmasının bir diğer sonucu da internet üzerinden yapılan dolandırıcılık işlerinin giderek artması. İnternet dolandırıcıları çok bilinen birtakım sitelerin alan adlarından bir ya da iki harfi değiştirerek gerçek sitenin benzerini kurup arama sayfaları üzerinden kullanıcıları kendi sitelerine çekmekte. İnternet kullanımı hakkında yeterince bilgi sahibi olmayan orta yaş ve üzeri kullanıcılar, gerçek site zannederek bu siteleri ziyaret edebiliyor. Eğer internetten arama yaparken alan adı benzerliğinden dolayı yanılıp bu siteleri ziyaret ederseniz, kişisel verilerinizin internet korsanlarının eline geçmesini önleyemeyebilirsiniz. Bu nedenle, iyi bildiğiniz ve sıkça ziyaret ettiğiniz sitelere erişim için internetten arama yapma yoluna başvurmamalısınız. Tarayıcınızda sık kullanılanlar bölümüne bu siteleri eklerseniz, her seferinde internetten arama yapmanıza gerek kalmaz. Bu sayede yanıltıcı linklerle karşılaşma ihtimaliniz azalır. 

SSL Sertifikası

İnternet sitelerinin güvenilirliği hakkında en önemli kriterlerden biri SSL sertifikasıdır. Bu sertifikaya sahip sitelerde kullanıcıların kişisel bilgileri koruma altına alınır ve üçüncü şahıslarla veya kurumlarla paylaşılmaz. Banka bilgileri ise yalnızca ödeme sırasında kullanılır ve veri tabanında kayıt altına alınmaz. Bu yönüyle SSL sertifikası, internet alışverişlerini güvenli hale getiren en önemli unsurlardan biridir. Eğer internetten alışveriş için arama motorunu kullanıyorsanız, SSL sertifikasına sahip olmayan sitelerden kesinlikle uzak durmalısınız. Bu sertifikaya sahip sitelerin adres çubuğunda http:// değil, https:// ifadesi bulunur. Arama yaptıktan sonra karşınıza çıkan listenin üst sıralarında SSL sertifikasına sahip siteler yer alacaktır. Bu siteler internetten alışveriş için güvenilir sitelerdir. Diğer internet aramaları için de yine önceliği SSL sertifikasına sahip sitelere vermelisiniz. Bu sertifikaya sahip olmayan sitelerde yapacağınız işlemlerin veri güvenliği açısından risk taşıdığını unutmamalısınız. 

Arama Geçmişini Silme

İnternetten yapılan aramalar, kullanıcılar hakkında pek çok bilgiye erişim imkanı yaratabilir. Yaptığınız aramalara ilişkin verilerin başkalarının eline geçmesinden endişe ediyorsanız, arama geçmişinizi silerek bu konuda etkin bir çözüm geliştirebilirsiniz. Tarayıcı olarak eğer Chrome‘u kullanıyorsanız, arama geçmişinizi silmek için tarayıcınızın sağ üst kısmından Geçmiş sekmesine ulaşabilirsiniz. Karşınıza çıkan ekranda Tarama verilerini temizle kısmını tıkladığınızda karşınıza çıkacak ekrandan temizlemek istediğiniz verileri seçebilirsiniz. Bu kısımda tarama geçmişinizi, indirme geçmişinizi, çerezler ve diğer site verilerini, önbelleğe alınan resimler ve dosyaları, şifreler ve diğer oturum açma verileri ile form otomatik doldurma verilerini ayrı ayrı veya hepsini birden silebilirsiniz. Dilediğiniz seçme işlemini tamamladıktan sonra Verileri temizle kısmına bastığınızda tarayıcınızda bıraktığınız dijital ayak izi silinecektir. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
1 Yorum

1 Yorum

  1. Orhan

    6 Nisan 2022 saat 12:29

    Teşekkürler bu bilgilendirici yazı için.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler