Bizi Takip Edin

Seyahat

Kaçkarlar’da bulut olmak ister miydiniz?

Yayınlandı

tarihinde

Kaçkarlar hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Bir yeri hiç görmemiş bir insana o yer nasıl anlatılabilir? “Çok güzel”, “muhteşem”, “harika” gibi sıfatları peş peşe sıraladığımızda, o yeri doğru bir şekilde anlatmış olabilir miyiz? Hele bir de Kaçkarlar gibi yeşilin hakikaten de yüzlerce farklı tonunu bir arada görebileceğiniz bir yeri başkalarına nasıl anlatabilirsiniz? Bu sorular ciddi sorulardır efendim. Öyle ki, gezi edebiyatı dediğimiz türle ilgili literatürde pek çok tartışma mevcut.

Bir yeri doğru anlatmak için, her şeyden önce o yerin bir parçası olmak gerekir. Karadeniz’in en özel coğrafyalarından biri olan Kaçkarlar, yayıncı meslektaşımız Uğur Biryol’un kaleminden en gerçekçi şekilde anlatılmış. Öyle ki, bir yöre insanı olan Uğur Biryol’un Kaçkarlar’da Bulut Olsam isimli kitabını okuduktan sonra, Kaçkarlar’da hakikaten de bir bulut olmak isteyebilirsiniz… Ofix Blog’da bu ayki gezi rehberi köşemizde hem bu kitap, hem de Kaçkarlar hakkında bazı önemli noktaların altını çizeceğiz.

Sıfatların kifayetsiz kaldığı yerler…

Çok beğendiğimiz yerler için çoğu zaman “cennet gibi bir yer” ifadesini kullanırız. Oysa, cenneti gidip gören birisine bugüne kadar hiç rastlamadık! Böyle bir benzetme yapmak için, cenneti görmek gerekmez mi? Çok beğendiğimiz yerler hakkında genel birtakım sıfatlar kullandığımızda, kendi zihnimizde bazı kategorilendirmeler yapmış oluyoruz. Fakat, başkalarına anlatırken bu gibi ifadeleri kullandığımızda, gerçeklikten kopup masalsı yerler tasvir etmeye başlıyoruz. Nitekim, gezi edebiyatı içinde öyle örneklerle karşılaşabilirsiniz ki, daha ilk cümlesini okuduğunuzda anlatılanların hayal ürünü olduğunu kolayca anlayabilirsiniz. O zaman, gezi sözcüğünün yerine düşsel yolculuk demek gerekmez mi!?…

Meslektaşımız Uğur Biryol, kitabında yayıncılık sorumluluğu içinde gerçeklikten hiç sapmadan Kaçkarlar’ı bize anlatıyor efendim. Yayıncılık sorumluluğunun yanı sıra, bölgede yıllarca turist rehberliği yapmış olmasının sağladığı katkılar da kitabında kolayca hissediliyor. Karadeniz’in coğrafyasının yanı sıra kültürünü de iyi bildiğini kitabı okuduğumuzda görüyoruz. Hal böyle olunca, okumaya doyamadığımız bir gezi rehberi bulduğumuzu anlıyoruz.

Kaçkarlar’a ve bu kitaba geçmeden önce, Uğur Biryol‘u da kısaca tanıtalım. 1979 yılında Çamlıhemşin’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Trabzon’da, yüksek öğrenimini ise Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nde tamamladı. Meslek hayatı boyunca pek çok gazete ve dergide yazıları yayınlandı. Gezi yazılarının yanı sıra kültürel çalışmaları da büyük ilgi gördü. Gurbet Pastası (2007), Karardı Karadeniz (2012), Karadeniz’in Kaybolan Kimliği (2014), Kazım’ın Sevdası (2015) kitapları meraklıları tarafından keyifle okunmakta. Yazarlığın yanı sıra Livera Kitabevi‘nin yöneticiliğini de yapıyor ve bölgede tur rehberliğini sürdürüyor.

Kaçkarlar

Coğrafi açıdan ele aldığımızda Kaçkar Dağları, 51 bin 500 hektarlık bir alanı kapsıyor efendim. Büyük bir bölümü Çamlıhemşin, kalan kısmı da Artvin’in Yusufeli ilçesi sınırları içinde. 1994 yılında milli park ilan edilen Kaçkarlar zengin bir bitki örtüsü ve canlı çeşitliliğine sahip. Bölgede irili ufaklı çok sayıda dere, şelale, göl var. Ağaç, çiçek ve kelebek türleri bakımından da oldukça bereketli. Öyle ki, bölgedeki kelebek türlerini incelemek için her yıl çok sayıda bilim adamı incelemeler yapıyor.

Çok geniş bir coğrafyayı kapsayan Kaçkarlar, oldukça engebeli bir araziye sahip. Bu nedenle yürüyüş yaparken biraz zorlanabilirsiniz. Kaçkarlar’da Bulut Olsam‘da Uğur Biryol, bölgedeki yaylaları, yürüyüş parkurlarını, evlerin mimari özelliklerini, yöre insanlarının yaşam şekillerini ayrıntılı bir şekilde anlatmakta. Kitapta öyle detaylar var ki, örneğin hangi yaylada telefonların çekmediğini, hangilerinde elektrik bile olmadığını bu kitapta bulabilirsiniz.

Kitabın en ilginç konularından biri de yaylaların yalnızca doğal güzelliklerini değil, aynı zamanda tarihlerini ve yaşadığı değişimleri de yöre insanlarının penceresinden anlatabilmesi. Böylelikle, Kaçkarlar coğrafyasında yaşanmakta olan ekonomik ve sosyal değişimleri objektif olarak görme şansı yakalıyoruz. Nitekim, eskiden sabah erkenden çıkılan ve gün boyunca gidilen yollarda artık tur otobüslerini sıkça görmek mümkün. Ve bu durum, bölgede pek çok değişimi de beraberinde getiriyor. 

Ne var ki, yapılan yol çalışmalarına yöre insanlarının tepkisi büyük. Doğal güzelliklerin bozulmasına neden olan yeni yollar, bölgede turistlerin yanı sıra çevre kirliliğini de arttırıyor. Yaylalara bırakılan çöpler bölgede çok ciddi bir sorun. Bu çöpler yalnızca çevreyi kirletmiyor, bölgedeki doğal yaşama ve yaban hayvanlarına da büyük zarar veriyor. Uğur Biryol‘a göre bölgede devam eden ekoturizm, yöre halkı için önemli bir gelir kaynağı olmaktan çok, doğa katliamlarına yol açıyor. 

Fırtına Vadisi

Kaçkarlar’da Bulut Olsam‘da 3 ana rota var. Bunlardan ilki Fırtına Vadisi’ni kapsıyor. İkincisi Çamlıhemşin-Ayder-Kavrun şeklinde. Üçüncü rota ise Kale-Vernecik. Biryol‘un rotalarını takip ederek Kaçkarlar’ın can damarı buzul gölleri, tarihi yapıları, Fırtına Vadisi konaklarını ve Kaçkar’ın ekolojik değerini öğreniyoruz. Ardından, “Karadeniz’de sonun başlangıcı” şeklinde ifade ettiği yeşil yol projesine bölge insanlarının tepkilerini okuyoruz. Fırtına Vadisi’nin tarihine, Hemşinliler’in hayat hikayeleri, tulumlar, horonlar ve türküler eşlik ediyor.

Doğu Karadeniz’in en önemli akarsularından biri olan Fırtına Deresi, Kaçkarlar’daki çok sayıda derenin birleşmesiyle oluşmuş. Toplam uzunluğu 57 kilometreyi buluyor. Bölgenin engebeli yapısı nedeniyle çok sayıda çay bahçesinin içinden geçiyor ve yöre insanının su ihtiyacını karşılıyor. Fırtına Deresi’nin üzerindeki kemer köprüler turistler tarafından büyük ilgi görüyor. Fırtına Vadisi ayrıca, rafting için de uygun parkurlara sahip.

Çamlıhemşin

Rize iline bağlı Çamlıhemşin, bölgenin en önemli turizm merkezlerinden biri. Denizden yüksekliği 300 metre ile 700 metre arasında değişiyor ve toplamda 885 kilometrekarelik bir alanı kapsıyor. Rize’nin denize sınırı olmayan ilçelerinden biri olan Çamlıhemşin’in büyük bir bölümü ormanlarla kaplı ve tepelik alanlar üzerinde yerleşim oldukça dağınık. Bölgede düz alan bulmak çok güç. İlçenin güney kesimi, Kaçkarlar ile çevrili ve bölgede çok sayıda krater gölü mevcut.

Kaçkarlar’da Bulut Olsam‘da Çamlıhemşin’in coğrafi, kültürel ve mimari özelliklerini ayrıntılı bir şekilde bulmaktayız. Bölgede her köyün kendi yaylası var, bazı yaylalar ise başka köylerle birlikte kullanılıyor. Evler genellikle kestane ağacı ve kesme taştan yapılmakta. Büyüklüğü hane halkına yetecek kadar. Alt kat ahır olarak kullanılıyor. Evlerin oda sayısı 3-4 kadar. Arazi koşulları son derece engebeli olduğu için hangi parkurları izlemeniz gerektiği konusundaki detayları kitaptan okuyabilirsiniz.

Bölgede dikkat çeken bir diğer konu da şüphesiz ki önünüze serilen manzara. Bu kadar engebeli bir arazide yürüyüş yapmanın tek keyfi de bu olsa gerek. Biryol‘un rotalarını izlediğinizde, önünüze çıkan irili ufaklı pek çok şelale karşısında tüm yorgunluğunuzu unutabilirsiniz…

Zilkale

Çamlıhemşin sınırları içinde yer alan Zilkale, Fırtına Vadisi’ne hakim bir tepede kurulmuş. Denizden yüksekliği 750 metre, Fırtına Deresi’nden yüksekliği ise 100 metre. Tarihi İpek Yolu üzerinde yer alan bu kale, tahminlere göre 14. yüzyılda inşa edilmiş. 1 adet gözetleme kulesi, 8 adet burcu olan kalenin altından akan Zil Deresi, bir tür savunma hendeği olarak kullanılmış.

Zilkale dış surlar, orta surlar ve iç kaleden meydana gelmekte. Dış kalenin kapısına patika bir yoldan ulaşılıyor. Teras yardımıyla çıkılan orta surlardan ikinci bir kapı yardımıyla orta kaleye girilmekte. Orta kalede muhafız binası, şapel ve baş kule var. Duvarlar üzerindeki kemerli pencereler ve mazgal delikleri turistlerin en fazla ilgisini çeken noktalar.

Ayder Yaylası

Çamlıhemşin’e 19 km mesafede olan Ayder Yaylası, Karadeniz’de asfalt yollarla gidilen yaylalardan biri. Asfalt yol olduğu için yılın her mevsimi buraya ulaşım imkanı var. Doğal olarak, çok sayıda tur şirketi için de en gözde mekanlardan biri. Etrafı ladin ve kayın ormanlarıyla çevrili Ayder, tarihi kaynaklara göre 13. yüzyıldan beri kullanılmakta.

Bölgede yer alan kaplıcalar da turistler için önemli bir uğrak. Kaplıcaların geçmişi 18. yüzyıla kadar uzanıyor. Kaplıca suları 250 metre derinlikten geliyor ve sıcaklığı 50 dereceyi buluyor. Romatizmal hastalıklara iyi gelen bu sular, Ayder Yaylası’nı termal turizm için de önemli bir merkez haline getirmekte. Ayder Yaylası’nda konaklamak için çok sayıda butik otel ve pansiyon var. Günlük ücretleri fazla yüksek sayılmaz.

Efendim, Kaçkarlar ne anlatmakla, ne de gezmekle bitirilebilecek bir yer değil. Yolunuz bu taraflara düşerse Porkut ve Kavrun Yaylaları, Tatos Gölleri, Galer Düzü’ne de mutlaka uğramaya çalışın. Kaçkarlar’da Bulut Olsam‘da başka pek çok konuyu bulabilir, belki daha önce hiç düşünmediğiniz şeyleri bile düşünebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Görsel Kaynaklar:

https://negordum.com
https://www.neredekal.com/blog
http://hikeandwrite.blogspot.com.tr

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Seyahat

Türkiye’de Görmeniz Gereken 5 Antik Kent (Ve Neden Bu Kadar Konuşuluyorlar?)

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Türkiye, antik kent konusunda dünyanın en şanslı coğrafyalarından biri. Neredeyse her şehirde “2-3 bin yıl önce burada hayat vardı” diyebileceğiniz bir yer çıkıyor karşınıza. Ama bazıları var ki hem tarihi hem de hikâyeleriyle gerçekten başka bir seviyede.

İşte hem tarih meraklılarının hem de gezginlerin dilinden düşmeyen Türkiye’nin en önemli 5 antik kenti;

Efes – Antik Dünyanın “Metropolü”

Efes, Türkiye’deki antik kentlerin belki de en popüleri. İzmir Selçuk’ta bulunan bu şehir bir dönem Roma İmparatorluğu’nun en büyük şehirlerinden biriydi.

Ama Efes’i ilginç yapan şey sadece büyüklüğü değil.

  • Devasa Celsus Kütüphanesi
  • 25 bin kişilik antik tiyatro
  • Mermer yollar
  • Ve evet… tarihin ilk “reklam tabelası” sayılan taş işareti

Kısacası Efes’te dolaşırken insanın aklına şu geliyor:
“2000 yıl önce insanlar burada bayağı bayağı şehir hayatı yaşıyormuş.”

Göbekli Tepe – “Tarihi Baştan Yazdıran Yer”

Şanlıurfa’daki Göbekli Tepe, arkeoloji dünyasında adeta bomba etkisi yaratan bir keşif.

Sebebi basit ama çok büyük:
Burası yaklaşık 12.000 yıllık.

Yani piramitlerden, Stonehenge’den ve bildiğimiz birçok antik şehirden çok daha eski.

En çarpıcı kısmı ise şu:
Göbekli Tepe, insanların tarımdan önce tapınak yaptığını gösterdi. Bu da insanlık tarihine dair birçok teoriyi değiştirdi.

Kısaca:
“İnsanlık tarihi sandığımızdan biraz daha karışıkmış.”

Hierapolis – Antik Dünyanın Spa Merkezi

Pamukkale travertenlerinin hemen yanında yer alan Hierapolis, Roma döneminde termal turizmin merkeziydi.

Yani bugünkü kaplıca tatillerinin atası diyebiliriz.

İnsanlar buraya:

  • romatizma için
  • sağlık için
  • dinlenmek için

geliyordu.

Bir anlamda Hierapolis için şöyle diyebiliriz:
“Antik dünyanın wellness merkezi.”

Termessos – Büyük İskender’in Bile Vazgeçtiği Şehir

Antalya’daki Termessos, Türkiye’nin en etkileyici antik kentlerinden biri.

Ama onu özel yapan şey manzarası değil, hikayesi.

Şehir öyle bir dağın tepesine kurulmuş ki Büyük İskender bile burayı ele geçirememiş.

Evet, tarihte birçok şehri fetheden İskender, Termessos’a bakıp “uğraşmaya değmez” demiş.

Bugün oraya giden herkes aynı şeyi söylüyor:
“Manzarası ayrı, hikayesi ayrı efsane.”

Aphrodisias – Antik Dünyanın Sanat Okulu

Aydın’daki Aphrodisias, adını aşk tanrıçası Afrodit’ten alıyor.

Ama burayı önemli yapan şey romantizm değil.

Burası bir dönem antik dünyanın heykel üretim merkeziydi.

Roma’ya gönderilen birçok heykel burada yapılmış.
Hatta bazı sanat tarihçileri Aphrodisias için şöyle diyor:

“Antik çağın sanat akademisi.”

Türkiye Aslında Dev Bir Açık Hava Müzesi

Türkiye’de 400’den fazla antik kent olduğu düşünülüyor.

Ama Efes’ten Göbekli Tepe’ye kadar bazı yerler var ki sadece tarihi değil,
insanlığın nasıl yaşadığını da anlatıyor.

Ve şunu fark ediyorsunuz:
Biz bugün modern şehirlerde yaşadığımızı sanıyoruz ama insanlar 2000 yıl önce de gayet şehir hayatı yaşıyormuş.

Okumaya Devam Et

Seyahat

Suda boğulmamak için neler yapmak gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Suda boğulmamak için neler yapmak gerektiği Ofix Blog'da...

Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte deniz, dere ve göl kenarları hemen her yaştan ziyaretçiyle dolmaya başladı. Su kenarlarında piknik yapanlar serinlemek için suya girmek istiyor. Oysa suda serinlemek ne kadar keyifli olursa olsun, çeşitli riskleri içinde barındıran bir konudur. Suda boğulmamak için yapılması gerekenler hakkında yeterli bilgisi olmayanlar maalesef boğularak hayatını kaybedebiliyor. Boğulma tehlikesi yaşayanları kurtarmak isteyenler de panikle hareket edip akıntıya kapılabiliyor. Bu gibi durumlarda ilk yardım uygulamaları çaresiz kalabiliyor. Yaz aylarında derelerin pik yapan debisi can kayıplarını arttırıyor. Akıntının etkisiyle sürüklenen cansız bedenler yüzlerce metre uzakta bulunabiliyor. Her yıl Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında boğulma haberleri medyada sıkça yer almakta. Özellikle hafta sonlarında boğulmalar artıyor. Peki suda boğulmamak için neler yapmak gerekir? Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, suda boğulmamak için yapılması gerekenler hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. Suda serinlemek isteyen veya yakınlarını kurtarmak isteyen herkes bu bilgiler sayesinde hayati riskleri önleyebilir. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Seyahat

Tatil harcamalarından tasarruf nasıl yapılır?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Tatil harcamalarından tasarruf yöntemleri Ofix Blog'da...

Merhaba sevgili okurlarım! Tasarruf konulu blog dizimde bu hafta, tatil harcamalarından tasarruf yöntemleri konusunu ele alacağım. Fakat öncesinde hepinizin mübarek Ramazan Bayramı’nı en içten dileklerimle kutlamak istiyorum. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Ramazan ayı göz açıp kapayıncaya kadar geçti ve bayrama kavuşuyoruz. Bayram demek günümüzde artık tatil anlamına geliyor. Ev ev dolaşıp akrabaları, komşuları ziyaret ettiğimiz bayramlar artık mazide kaldı. Ne var ki tatil masrafları da epeyce arttı. Ucuz tatil yapmak artık eskisi kadar kolay değil. Eğer şöyle ailecek güzel bir tatil yapmak istiyorsanız iyi bir bütçeye sahip olmalısınız. Bununla birlikte tatil harcamalarından tasarruf yöntemleri ile bütçenizden tasarruf yapabilirsiniz. En uygun tatil fırsatları bu konuda bazı katkılar sağlar. Ucuz tatil yöntemleri eskisi kadar olmasa da yine de daha ekonomik bir tatil geçirmenize yardımcı olur. Tasarruf konulu blog dizimin bu haftaki konusu olan tatil harcamalarından tasarruf yöntemleri işte huzurlarınızda… 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler