Bizi Takip Edin

Lifestyle

Klima bakımınızı yaptırdınız mı?

Yayınlandı

tarihinde

Klima bakımı hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Ofislerin en önemli ihtiyaçları arasında yer alan klimalar, her mevsim ısınma veya serinleme amacıyla kullandığımız cihazlardan biri. Yaz aylarına girerken klima bakımınızı yaptırırsanız, sıcak yaz günlerinde klimanızı daha verimli ve konforlu bir şekilde kullanabilirsiniz. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, klima bakımı konusunu ele alacağız ve klima bakımında nelere dikkat etmek gerektiği hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Klima bakımı niçin önemlidir?

Sıcak veya soğuk hava üfleyerek kapalı bir yerin havasını değiştiren klimalar, doğru kullanıldığı sürece hayatımızı kolaylaştırır, iş verimliliğimizi arttırır. Klimamızın tüm parçalarının temizliğinin sağlanması ve soğutucu gazının mevsim şartlarına göre ayarlanması çok önemli. Filtre ve ısı transfer yüzeyinde oluşan kirlenme ve çeşitli tahribatlar nedeniyle klimamızın hem performansı düşer, hem de çeşitli sağlık riskleri ortaya çıkar.

Klimamızı kullanım sıklığımıza göre uygun zaman dilimlerinde bakımdan geçirmediğimizde, lejyoner hastalığına yol açan legionelle pneumophilia bakterisinin oluşmasını engelleyemeyiz. Bakımı yapılmayan klimalar nedeniyle kapalı ortamlarda hızlıca yayılan lejyoner hastalığı, akciğer tutulumundan zatürreye kadar pek çok hastalığı beraberinde getirmekte. Üstelik, klima kullanılan ortamda sigara içiliyorsa, bakımı ihmal edildiğinde sağlık riskleri daha da artıyor.

Klima bakımı konusuna gereken özeni gösterirsek, zararlı partiküllerin dolaşımını önler, ortamda kötü koku oluşmasını engeller, sağlıklı ve temiz hava dolaşımını sağlayabilir. Klimamızın ömrünü uzatır, düzenli çalışmasını sağlar, sık sık arızalanarak bizi mağdur etmesini önleriz. Bu sayede klimamızın konforu artar ve yazın daha iyi serinleme, kışın daha iyi ısınma sağlarız. Aynı zamanda da verimlilik düzeyi artar ve enerji tasarrufu sağlayabiliriz. 

Klima bakımında nelere dikkat etmek gerekir?

Klimalar soluduğumuz havanın kalitesini doğrudan etkilediğinden ve hassas birtakım elektronik donanımlara sahip olduğu için bakım sırasında bazı konulara dikkat etmemiz gerekir. Klima bakımı konusunda yeterli bilgi ve deneyiminiz yoksa yetkili servisinizle görüşüp profesyonel destek alabilirsiniz. Eğer kendiniz yapacaksanız, bakımdan önce kullanım kılavuzunu incelemeniz büyük kolaylık sağlayacaktır.

Filtre Temizliği

Klima bakımının en önemli aşamalarından biri filtre temizliğidir. Yüksek debide hava çekip üfleyerek ortamda sıcak veya soğuk hava sirkülasyonu sağlayan klimalar, filtreler sayesinde ortamda temiz havanın dolaşmasını sağlar. Uzun süre değiştirilmeden kullanılan filtrelerde biriken partiküller, solunan havanın kalitesini düşürür ve çeşitli sağlık sorunlarına yol açar. Ayrıca evaporatör yüzeyinde karlanma oluşur ve soğutma verimi düşer. Bu nedenle, filtre temizliği yapmak için klima bakımı dönemlerini beklememelisiniz.

Filtre temizliği yaparken, öncelikle klimanızın kapağını kaldırıp filtreyi yerinden çıkartmalısınız. Filtrede bırakılacak kalıntıların solunum yoluyla vücuda girmesi sağlığınızı tehdit eder. Bu nedenle filtre temizliği sırasında deterjan veya sabun kullanmamalısınız. Bu konuda özellikle klima temizleyici sprey veya soğuk su iyi bir seçimdir. Kurulama için de temizlik kağıtları yerine oda sıcaklığında veya güneşte kurutmayı tercih edebilirsiniz. Klimanızı filtresiz olarak kullanmamalı, yırtık veya hasarlı filtreleri geciktirmeksizin değiştirmelisiniz.

Filtre temizliğini 2 haftadan uzun bir süre ihmal etmişseniz ve filtrede fazla miktarda partikül birikmişse, yıkamadan önce elektrikli süpürgeyle ve yumuşak hareketlerle bu tozları temizleyebilirsiniz. Filtre yüzeyi hassas olduğu için sert hareketlerden kaçınmalı, yüzeyde kesinlikle çitileme yapmamalısınız. Elektrikli süpürge yerine basit bir fırça da kullanabilirsiniz, fakat ortama toz yayılmasını önlemek için bu işlemi açık alanda yapmanız daha doğru olacaktır. Filtrenizi süpürüp yıkadıktan sonra iyice kurumasını beklemeli, yerine takarken de dikkatli olmalısınız.

Fan Pervanelerinin Temizliği

Filtre temizliğini yaptıktan sonra, klimanızın iç temizliğine geçebilirsiniz. Bu aşamada fan pervanelerinin temizliğine çok dikkat etmelisiniz. Metal kapağı tornavida kullanarak çıkartabilirsiniz. Fan pervanelerini temizlemek için klima temizleyici sprey kullanabilirsiniz. Temizlik sırasında yavaş ve yumuşak hareketler yapmalı, herhangi bir hasara yol açmamalısınız. Temizliğin ardından kapağı takmalı, termostatı düşük bir değere ayarlayıp çalıştırmalısınız. Herhangi bir ses gelip gelmediğini mutlaka kontrol etmelisiniz.

Elektronik Kartın Temizliği

Fan pervanelerini temizledikten sonra klimanızdaki elektronik kartın tozlarını almalısınız. Bu iş için de yine klima temizleyici spreyleri kullanabilirsiniz. Nitekim bu spreyler, klima içindeki zararlı partiküllerin nemle birleşerek bakteri oluşumuna yol açmasını engellemekte. Temizliğin ardından elektrik kabloları ile bağlantı uçlarını kontrol etmelisiniz. Bağlantı uçlarında veya izolasyonda bir aşınma oluşmuşsa, yetkili servisinizle görüşüp gerekli değişimi sağlamalısınız.

Drenaj Tavası ve Hattının Temizliği

Klimanızın drenaj tavası ve hattı dış üniteye olabildiğince yakın olmalı. Drenaj suyu çevreye rahatsızlık vermemeli. Drenaj hattı bir gidere bağlanmışsa, klima bakımı sırasında giderde bir tıkanıklık olup olmadığını kontrol etmelisiniz. Eğer drenaj suyu bir engelle karşılaşmadan akabiliyorsa drenaj tavası ve hattı temiz demektir. Değilse, bu kısımlarda da gerekli temizliği sağlamalısınız.

Dış Ünite ve Kumanda Temizliği

Klimanızın dış ünite ve kumandasını temizlemek için yumuşak bir bez ve normal su yeterlidir. Sıcak su veya güçlü çözücüler kullanmanıza gerek yok. Temizlik sırasında yüzeylerde küçük ve dairesel hareketler yaparsanız daha etkin sonuçlar alabilirsiniz. Çamaşır suyu ya da tiner gibi güçlü çözücüler kullanmak klimaya zarar verir. 

Klima bakımı sırasında ayrıca, soğutucu gazının yüksek ve alçak basınç değerlerini kontrol etmelisiniz. Bu değerlerin kullanım kılavuzunda belirtildiği şekilde olmasını sağlamalısınız. Bu konularda klima bakım servislerinden profesyonel destek alabilirsiniz. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
2 Yorum

1 Yorum

  1. kombi bakım

    8 Şubat 2019 saat 14:49

    Güzel bir sunum olmuş faydalı bilgileriniz için Teşekkür ederz

  2. Arkom Teknik

    20 Haziran 2021 saat 16:16

    Kocaeli, izmit bölgesinde klima bakımınızı profesyonel ekiplerimizle yapmaktayız. Alanında uzman ve MYK belgeli teknik ekibimizle hizmetinizdeyiz.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

İş Güvenliği: Plaza Hayatında Fark Etmeden Biriken Riskler

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ofiste çalışıyorsan büyük ihtimalle kendini güvende hissediyorsundur.
Ne de olsa ne şantiye var ne ağır makineler. Masa, sandalye, bilgisayar… hepsi oldukça “zararsız” görünüyor.

Ama işin aslı şu: Ofis ortamı tehlikesiz değil, sadece tehlikeleri sessiz.

Gün içinde başına gelenleri düşün.
Masaya oturuyorsun, bilgisayarı açıyorsun, bir yandan kahve içiyorsun. Saatler geçiyor ama fark etmiyorsun. Çünkü her şey alıştığın gibi. Zaten problem de tam burada başlıyor: alışkanlıklar, zamanla hataları görünmez hale getiriyor.

Mesela masa altındaki kablolar…
İlk gün dikkat edersin. Sonra görmezden gelmeye başlarsın. Bir süre sonra artık orada olduklarını bile unutursun. Ta ki bir anlık dalgınlıkta ayağın takılana kadar.

Ya da sandalye…
“Rahat gibi” gelir ama aslında doğru ayarda değildir. Günler geçtikçe omuzların biraz daha öne düşer, ekran biraz daha aşağıda kalır. O an bir şey hissetmezsin ama gün sonunda yorgunluk artar. Bir süre sonra bu durum normalin olur.

İşte plaza hayatındaki riskler tam olarak böyle çalışır: büyük değil, biriken.

İş güvenliği denince çoğu kişinin aklına prosedürler, eğitimler, uzun uzun anlatılan kurallar gelir. O yüzden de sıkıcı bulunur. Ama ofis tarafında iş güvenliği aslında çok daha basit bir yerden başlar: düzen.

Düzenli bir masa, doğru yerleştirilmiş bir ekran, güvenli kullanılan prizler… Bunlar kulağa küçük detaylar gibi gelir ama günün sonunda hem konforu hem verimi doğrudan etkiler. Hatta çoğu zaman fark etmeden yaşadığın yorgunluğun sebebi bile bu küçük eksiklikler olur.

Bir de işin hijyen tarafı var ki genelde en çok atlanan konu burası.
Ortak kullanılan alanlar, mutfak, masa yüzeyleri… Bunlar sadece temizlik meselesi değil, doğrudan iş güvenliği konusu. Çünkü sağlıklı olmayan bir ortamda çalışmak da bir risk.

Bu noktada doğru ürün seçimi devreye giriyor. Ergonomik ofis ekipmanları, kablo düzenleyiciler, güvenli priz çözümleri ya da temizlik ürünleri… Bunların hepsi aslında “daha konforlu” bir ofis için değil, daha güvenli bir çalışma ortamı için var. Ofix gibi platformlarda bu ürünleri doğru şekilde seçmek, işi oldukça kolaylaştırıyor.

Sonuçta kimse ofise gelirken “bugün başıma bir şey gelir” diye düşünmez.
Ama kimse de gün sonunda sebepsiz yere yorulmak, ağrıyla kalkmak ya da küçük bir kazayla günü kapatmak istemez.

Plaza hayatında riskler gürültüyle gelmez.
Sessizce birikir, alışkanlığa dönüşür.

Ve çoğu zaman çözümü de büyük değişikliklerde değil,
gözünün önünde duran küçük detaylarda saklıdır.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden her iki beyaz yakalıdan biri “ben bunu daha ne kadar yapacağım?” diyor?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Sabah alarm çalıyor.
Bir anlığına “bugün işe gitmesem ne olur?” düşüncesi geçiyor aklından.

Sonra herkes gibi kalkıyorsun. Kahveni alıyorsun, bilgisayarın başına geçiyorsun.
Ama içten içe şunu hissediyorsun: Bu sadece yorgunluk değil.

Son dönemde beyaz yakalıların büyük bir kısmı aynı şeyi düşünüyor.
Gitmek değil belki… ama kalmak da eskisi kadar kolay gelmiyor.


İş sandığımızdan daha fazlası

Kimse sadece para kazanmak için çalıştığını düşünmek istemiyor.
İnsan biraz da “ben ne yapıyorum?” sorusunun cevabını arıyor.

Yaptığın işin bir anlamı olsun istiyorsun.
Bir katkın olsun.
Birileri fark etsin.

O yüzden iş sadece iş olmuyor.
Yavaş yavaş senin bir parçan haline geliyor.

Ama işte tam bu yüzden, karşılığını alamadığında sadece yorulmuyorsun… kırılıyorsun.


“Biraz daha dayan” hali

İş hayatı sana açık açık şunu söylemiyor ama hissettiriyor:
Biraz daha hızlı ol, biraz daha fazla sorumluluk al, biraz daha idare et.

Bir süre sonra bu “biraz daha”lar birikiyor.

Akşam laptopu kapatıyorsun ama zihnin kapanmıyor.
Hafta sonu geliyor ama tam dinlenemiyorsun.
Pazartesi daha gelmeden yorgun hissediyorsun.

Ve bir noktada insan kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten bu tempoya alıştım mı, yoksa sadece katlanıyor muyum?”


Gün bitiyor ama iş bitmiyor

Eskiden iş çıkınca iş biterdi.
Şimdi sadece mekan değişiyor.

Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj düşerse cevaplanıyor.
“Şunu da hızlıca halledeyim” dediğin şey, geceye sarkıyor.

Bir de hayatın kendisi var.

Ev, sorumluluklar, yapılacaklar…
Yani aslında gün içinde tek bir iş yapmıyorsun.
Sürekli bir şeyleri dengede tutmaya çalışıyorsun.

Ama o denge çoğu zaman tutmuyor.


İçten içe bir şeyler eksik

En yorucu olan şey bazen işin kendisi değil.
Karşılığını alamadığını hissetmek.

Çok çalışıyorsun ama yeterince görülmüyorsun.
Emek veriyorsun ama fark yaratıyormuş gibi hissetmiyorsun.

Bazen aynı işi yaptığın insanların farklı yerlerde olduğunu görüyorsun.
Ve o an şunu düşünüyorsun:

“Ben nerede yanlış yapıyorum?”

Aslında çoğu zaman yanlış yapan sen değilsin.
Ama bunu anlamak zaman alıyor.


“İstifa” dediğimiz şey

Dışarıdan bakınca basit:
“İşi bırakmış.”

Ama içeride olan şey biraz daha farklı.

Bu karar genelde bir anda verilmiyor.
Biriken şeyler var.

Yavaş yavaş uzaklaşmak,
kendini geri çekmek,
eskisi kadar önemsememek…

Ve bir gün, artık devam edemediğini fark etmek.

O yüzden bu sadece bir işten ayrılma değil.
Bir hissin, bir yükün, bir döngünün içinden çıkma hali.


Aynı döngü, aynı yorgunluk

Birçok insanın yaşadığı şey aslında birbirine çok benziyor.

Yaptığın işin karşılığını tam alamadığını hissetmek,
ilerliyormuş gibi değil de yerinde sayıyormuş gibi hissetmek,
ne kadar çabalarsan çabala yetmiyormuş gibi gelmesi…

Ve en önemlisi,
hayatın sadece işten ibaretmiş gibi hissettirmesi.

İşte bu his biriktiğinde,
insan “bırakayım mı?” diye düşünmeye başlıyor.


Asıl mesele

Bugün beyaz yakalıların yaşadığı şey tembellik değil.

Kimse çalışmaktan kaçmıyor.
Ama kimse de kendini kaybedecek kadar çalışmak istemiyor.

İnsanlar üretmek istiyor, faydalı olmak istiyor, iyi hissetmek istiyor.

Ama bunun karşılığında sadece yorgunluk kalıyorsa,
orada bir problem var.

O yüzden mesele şu değil:
“İnsanlar neden çalışmak istemiyor?”

Asıl mesele şu:
İnsanlar neden bu şekilde çalışmak istemiyor?

Okumaya Devam Et

Trendler