Bizi Takip Edin

Seyahat

Sonbaharda Mardin…

Yayınlandı

tarihinde

Mardin gezileriniz için faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Medeniyetler şehri Mardin, Anadolu kültür mozaiğinin mükemmel bir örneğini sunuyor. Tarih içinde birçok medeniyete ev sahipliği yapan şehrin labirente benzeyen dar sokaklarında dolaşırken sarı kalker taşından yapılmış evlerin arasında pek çok medeniyetin izlerini görebilir, adeta tarih içinde yolculuk yapabilirsiniz. Tarihsel ve kültürel değerlerinin yanı sıra doğal güzellikleriyle de eşine az rastlanır bir coğrafya olan Mardin’de sıcak geçen yaz aylarından sonra havaların serinlemeye başladığı bu zaman diliminde keyifli bir sonbahar gezisi yapabilirsiniz. Ofix Blog‘da bu ayki gezi rehberi köşemizde, Mardin hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Mardin’in Kısa Tarihçesi

Mardin’deki ilk yerleşimler, MÖ 3 binlere kadar geri gidiyor efendim. Eski Mardin’in sınırları, doğuda Fırat’ın bir kolu olan Habur Çayı’ndan başlayıp batıda Asi Irmağı’na kadar uzanıyor. Mardin’in ismi Roma kaynaklarında Maride, Pers kaynaklarında Marde, Bizans kaynaklarında Mardia, Süryani kaynaklarında Merdi, Arap kaynaklarında ise Maridin olarak geçiyor. Bugünkü Mardin ismi, Arapça okunuşundan gelmekte. 

Bölgede bilinen ilk yerleşimler Hurrilere ait. MÖ 16. yüzyılda Suriye’nin kuzeyinden gelen Mitanniler bölgeyi ele geçirdi. MÖ 14. yüzyılda Hititler tarafından ele geçirilen bölgede zaman içinde Asurlar, İskitler, Medler ve Persler egemenlik kurdu. MÖ 4. yüzyılda Makedonyalıların denetimine geçen bölgenin Arami kökenli halkı, MS 38 yılında topluca Hıristiyanlığa geçerek Mardin’i tarihte ilk Hıristiyan toplu yerleşim birimi haline getirdiler.

2. yüzyılda Roma’nın denetimine geçen Mardin, 4. yüzyılda Bizans ile Sasaniler arasında paylaşıldı. Bugün Nusaybin olarak bilinen Nisibis bölgesi Sasanilerin, Mardin merkezde yer alan Maride bölgesi ise Bizans’ın denetiminde kaldı. 7. yüzyılda tümüyle Arap egemenliğine giren Mardin’de bir süre Hamdaniler ve Mervaniler hüküm sürdükten sonra 11. yüzyıldan itibaren Türkmenler yerleşmeye başladı. 12. yüzyılda Artuklular, bugün Hasankeyf olarak bilinen Hısn Keyfa bölgesinde egemenlik kurdu. Haçlı Seferleri sırasında bölgede Artuklu egemenliği sona erince Eyyubiler ile İlhanlılar egemenlik kurdu.

16. yüzyıla kadar Memlukler, Karakoyunlular ve Akkoyunlular arasında el değiştiren Mardin, son olarak bir süre Safevilerin denetiminde kaldıktan sonra 1517 yılında Osmanlı tarafından fethedildi. Osmanlı yönetiminde geçen üç yüzyıl boyunca farklı din, mezhep ve etkin kökenden insanların huzur içinde yaşadığı Mardin Sancağı, 19. yüzyılda Diyarbakır Vilayeti’ne bağlandı. Kurtuluş Savaşı döneminde işgale uğramayan az sayıda kentimizden biri olan Mardin, bölgenin çok dilli ve çok kültürlü yapısını günümüzde de korumakta.

Mardin Kalesi

Mardin denildiğinde akla gelen ilk yerlerden biri olan Mardin Kalesi, halk arasında daha çok Kartal Yuvası olarak bilinmekte. 1600 yıldan uzun bir geçmişi olan Mardin Kalesi’nin ne zaman inşa edildiği tam olarak bilinmiyor. Farklı kaynaklarda bahsedilen bilgilere göre, kaledeki ilk yerleşim ateşe tapan bir kral olan Şad Buhari‘yle başladı. Yakalandığı hastalıktan kurtulmak için burada bir kasır yaptıran kral, 12 yıl sonra sağlığına kavuşur. Bunun üzerine kasır ve çevresinde yeni yerleşim birimleri ortaya çıkar. Zaman içinde Persler ve diğer kavimlerden pek çok insan bu bölgeye yerleşmeye başlar ve kalenin bugünkü görüntüsü oluşur.

Mor Behnam Kilisesi

Mardin’de Süryanilere ait en önemli dini mekanlardan biri olan Mor Behnam Kilisesi, halk arasında Kırklar Kilisesi olarak da bilinmekte. 6. yüzyılda inşa edilen bu kilisenin 12 masif sütun üzerine oturtulmuş kemerlerle taşınan tavan bölümü kesme taşlarla örülü. 13. yüzyılda Mardin’in Süryani Patriklik Merkezi olarak kabul edilmesinden sonra bölgedeki Hıristiyanların dini işleri ve yönetimi bu kiliseden yapılmaya başlandı. Kilise avlusunda kesme taşlardan örülü odalarda patrikler ve metropolitler ikamet ediyordu. 18. yüzyılda kiliseye eklenen okul, 20. yüzyılın başlarına kadar hizmete devam etti.

Deyrulzafaran Manastırı

Mardin merkeze 4 km uzaklıktan yer alan Deyrulzafaran Manastırı’nın tarihi 5. yüzyıla kadar uzanıyor. İsmi zafarandan, yani safrandan gelen bu manastıra merkezden kalkan dolmuşlarla veya taksiyle rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Her köşesi tarih kokan bu manastırı gezerken yanınıza Süryani bir rehber alırsanız, manastırın tüm tarihsel mirasına tanıklık yapabilirsiniz. Süryaniler için önemini günümüzde de koruyan bu manastır, Mardin gezilecek yerler listesinin olmazsa olmazları arasında.

Ulu Cami

Mardin’in en önemli sembollerinden biri olan Ulu Cami, Artuklu döneminden kalma en önemli eserlerden biri. 1176 yılında inşa edilen Ulu Cami’nin iki minaresinden yalnızca biri günümüze ulaşabildi. Düzgün kesme taş kullanılarak inşa edilen caminin kubbesi, dıştan yivleme tekniğiyle yapılan Artuklu camilerinin klasik bir örneği. Caminin kuzeyindeki avlusu ve avlunun güneyindeki beşik tonozlu nefler, Mardin taş evlerine tarih boyunca model teşkil etmiş. Nitekim, kapısı Mezopotamya ovasına açılan Mardin taş evlerinin gölgeleri birbirlerinin üzerine değmemekte.

Kasımiye Medresesi

Mardin’de Artuklu dönemine ait en önemli eserlerden bir diğeri de Kasımiye Medresesi. Moğol saldırıları nedeniyle büyük zarar gören medresenin bugünkü şeklini alması 15. yüzyılda mümkün oldu. Sultan Kasım İbn Cihangir döneminde eşsiz bir sanat eserine dönüşen medrese, döneminin en gözde eğitim merkezlerinden biri haline geldi. İçerisinde iki mescit, bir türbe ve bir çeşme barındıran Kasımiye Medresesi, İslam öncesi Türk mimarisi ile İslam mimarisinin mükemmel bir sentezini yansıtmakta.

Dara Antik Kenti

Mardin’e 30 km uzaklıkta bulunan Dara, Mezopotamya tarihi içinde bölgenin en önemli yerleşim merkezlerinden biri olmuş. 6. yüzyılda Bizans İmparatoru Anastasius tarafından Sasani saldırılarına karşı askeri garnizon kenti olarak kurulan Dara’da kaya içine oyulan askeri yapılar ve diğer yaşam alanları, yaklaşık 4 km uzunluktaki surlarla korunmuş. Dara’da çok sayıda kilise, çarşı, saray, zindan ve tophane gibi askeri yapılar mevcut. Günümüze büyük oranda ulaşmayı başaran su kanallı, geç Roma döneminden izler taşıyor.

Yolunuz Mardin’e düşerse, burada bahsettiğimiz yerlere ek olarak Mardin Kent Müzesi, Azizler Evi, Mor Hananyo ve Meryem Ana Kiliseleri; Melik Mahmut, Şehidiye ve Latifiye Camileri ve Zinciriye Medresesini de mutlaka ziyaret etmenizi tavsiye ederiz. Ve tabii, Mardin’e kadar gitmişken kaburga dolması, irok, ikbebek, sembusek, harire ve zingil gibi geleneksel lezzetleri tatmayı da ihmal etmemelisiniz. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Görsel Kaynaklar:

https://gezievreni.com
https://gezimanya.com
http://hayatanotlar.com
https://www.kulturportali.gov.tr

Okumaya Devam Et
1 Yorum

1 Yorum

  1. GezgininKalemi

    16 Şubat 2019 saat 21:41

    Gezilecek yerler listesinde mutlaka olmalı, bilgi ve öneriler için teşekkürler.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Seyahat

Türkiye’de Görmeniz Gereken 5 Antik Kent (Ve Neden Bu Kadar Konuşuluyorlar?)

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Türkiye, antik kent konusunda dünyanın en şanslı coğrafyalarından biri. Neredeyse her şehirde “2-3 bin yıl önce burada hayat vardı” diyebileceğiniz bir yer çıkıyor karşınıza. Ama bazıları var ki hem tarihi hem de hikâyeleriyle gerçekten başka bir seviyede.

İşte hem tarih meraklılarının hem de gezginlerin dilinden düşmeyen Türkiye’nin en önemli 5 antik kenti;

Efes – Antik Dünyanın “Metropolü”

Efes, Türkiye’deki antik kentlerin belki de en popüleri. İzmir Selçuk’ta bulunan bu şehir bir dönem Roma İmparatorluğu’nun en büyük şehirlerinden biriydi.

Ama Efes’i ilginç yapan şey sadece büyüklüğü değil.

  • Devasa Celsus Kütüphanesi
  • 25 bin kişilik antik tiyatro
  • Mermer yollar
  • Ve evet… tarihin ilk “reklam tabelası” sayılan taş işareti

Kısacası Efes’te dolaşırken insanın aklına şu geliyor:
“2000 yıl önce insanlar burada bayağı bayağı şehir hayatı yaşıyormuş.”

Göbekli Tepe – “Tarihi Baştan Yazdıran Yer”

Şanlıurfa’daki Göbekli Tepe, arkeoloji dünyasında adeta bomba etkisi yaratan bir keşif.

Sebebi basit ama çok büyük:
Burası yaklaşık 12.000 yıllık.

Yani piramitlerden, Stonehenge’den ve bildiğimiz birçok antik şehirden çok daha eski.

En çarpıcı kısmı ise şu:
Göbekli Tepe, insanların tarımdan önce tapınak yaptığını gösterdi. Bu da insanlık tarihine dair birçok teoriyi değiştirdi.

Kısaca:
“İnsanlık tarihi sandığımızdan biraz daha karışıkmış.”

Hierapolis – Antik Dünyanın Spa Merkezi

Pamukkale travertenlerinin hemen yanında yer alan Hierapolis, Roma döneminde termal turizmin merkeziydi.

Yani bugünkü kaplıca tatillerinin atası diyebiliriz.

İnsanlar buraya:

  • romatizma için
  • sağlık için
  • dinlenmek için

geliyordu.

Bir anlamda Hierapolis için şöyle diyebiliriz:
“Antik dünyanın wellness merkezi.”

Termessos – Büyük İskender’in Bile Vazgeçtiği Şehir

Antalya’daki Termessos, Türkiye’nin en etkileyici antik kentlerinden biri.

Ama onu özel yapan şey manzarası değil, hikayesi.

Şehir öyle bir dağın tepesine kurulmuş ki Büyük İskender bile burayı ele geçirememiş.

Evet, tarihte birçok şehri fetheden İskender, Termessos’a bakıp “uğraşmaya değmez” demiş.

Bugün oraya giden herkes aynı şeyi söylüyor:
“Manzarası ayrı, hikayesi ayrı efsane.”

Aphrodisias – Antik Dünyanın Sanat Okulu

Aydın’daki Aphrodisias, adını aşk tanrıçası Afrodit’ten alıyor.

Ama burayı önemli yapan şey romantizm değil.

Burası bir dönem antik dünyanın heykel üretim merkeziydi.

Roma’ya gönderilen birçok heykel burada yapılmış.
Hatta bazı sanat tarihçileri Aphrodisias için şöyle diyor:

“Antik çağın sanat akademisi.”

Türkiye Aslında Dev Bir Açık Hava Müzesi

Türkiye’de 400’den fazla antik kent olduğu düşünülüyor.

Ama Efes’ten Göbekli Tepe’ye kadar bazı yerler var ki sadece tarihi değil,
insanlığın nasıl yaşadığını da anlatıyor.

Ve şunu fark ediyorsunuz:
Biz bugün modern şehirlerde yaşadığımızı sanıyoruz ama insanlar 2000 yıl önce de gayet şehir hayatı yaşıyormuş.

Okumaya Devam Et

Seyahat

Suda boğulmamak için neler yapmak gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Suda boğulmamak için neler yapmak gerektiği Ofix Blog'da...

Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte deniz, dere ve göl kenarları hemen her yaştan ziyaretçiyle dolmaya başladı. Su kenarlarında piknik yapanlar serinlemek için suya girmek istiyor. Oysa suda serinlemek ne kadar keyifli olursa olsun, çeşitli riskleri içinde barındıran bir konudur. Suda boğulmamak için yapılması gerekenler hakkında yeterli bilgisi olmayanlar maalesef boğularak hayatını kaybedebiliyor. Boğulma tehlikesi yaşayanları kurtarmak isteyenler de panikle hareket edip akıntıya kapılabiliyor. Bu gibi durumlarda ilk yardım uygulamaları çaresiz kalabiliyor. Yaz aylarında derelerin pik yapan debisi can kayıplarını arttırıyor. Akıntının etkisiyle sürüklenen cansız bedenler yüzlerce metre uzakta bulunabiliyor. Her yıl Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında boğulma haberleri medyada sıkça yer almakta. Özellikle hafta sonlarında boğulmalar artıyor. Peki suda boğulmamak için neler yapmak gerekir? Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, suda boğulmamak için yapılması gerekenler hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. Suda serinlemek isteyen veya yakınlarını kurtarmak isteyen herkes bu bilgiler sayesinde hayati riskleri önleyebilir. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Seyahat

Tatil harcamalarından tasarruf nasıl yapılır?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Tatil harcamalarından tasarruf yöntemleri Ofix Blog'da...

Merhaba sevgili okurlarım! Tasarruf konulu blog dizimde bu hafta, tatil harcamalarından tasarruf yöntemleri konusunu ele alacağım. Fakat öncesinde hepinizin mübarek Ramazan Bayramı’nı en içten dileklerimle kutlamak istiyorum. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Ramazan ayı göz açıp kapayıncaya kadar geçti ve bayrama kavuşuyoruz. Bayram demek günümüzde artık tatil anlamına geliyor. Ev ev dolaşıp akrabaları, komşuları ziyaret ettiğimiz bayramlar artık mazide kaldı. Ne var ki tatil masrafları da epeyce arttı. Ucuz tatil yapmak artık eskisi kadar kolay değil. Eğer şöyle ailecek güzel bir tatil yapmak istiyorsanız iyi bir bütçeye sahip olmalısınız. Bununla birlikte tatil harcamalarından tasarruf yöntemleri ile bütçenizden tasarruf yapabilirsiniz. En uygun tatil fırsatları bu konuda bazı katkılar sağlar. Ucuz tatil yöntemleri eskisi kadar olmasa da yine de daha ekonomik bir tatil geçirmenize yardımcı olur. Tasarruf konulu blog dizimin bu haftaki konusu olan tatil harcamalarından tasarruf yöntemleri işte huzurlarınızda… 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler