Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofis koltuğu alırken nelere dikkat etmek gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Ofis koltukları hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Ofis koltukları gerek ofis çalışanları, gerekse ofisimize gelen misafirler için son derece önemlidir. Ofisimizde günün büyük bir bölümünü üzerinde geçirdiğimiz bu ürünler, motivasyon ve iş verimliliğimizi büyük ölçüde etkiliyor. Doğru niteliklere sahip ofis koltukları, şirketimiz hakkında olumlu bir imaj uyandırmamıza yardımcı oluyor. Peki, ofis koltuğu alırken nelere dikkat etmek gerekir? Ofix sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, ofis koltukları konusunu ele alacağız ve seçimlerinize ışık tutacak faydalı bilgiler paylaşacağız.

Ofis koltukları niçin önemlidir?

Ofislerin en önemli demirbaşlarından biri olan ofis koltukları, yapılan işin niteliğini doğrudan etkileme gücüne sahip ürünlerin başında geliyor efendim. İhtiyaçlarınıza karşılık vermeyen ofis koltukları işe yoğunlaşmanızı engeller, motivasyon ve iş verimliliğinizi düşürür. Ergonomik açıdan gerekli niteliklere sahip olmayan ürünler kalça, bel, omuz ve boyun bölgelerinizde ciddi sağlık sorunlarının oluşmasına yol açar. İstediğiniz özelliklere sahip bir ofis koltuğu alırsanız, bu koltuğu uzun yıllar keyifle kullanabilirsiniz. Aksi durumda, ofis koltuğunuzu değiştirmek istemeniz kaçınılmazdır.

Ofis bütçenizde gereksiz bir yük oluşturmamak için bu ürünleri almadan önce bazı konulara dikkat etmenizde yarar var. Nitekim, ofis koltuğunuz beden yapınıza ve kilonuza uygunsa, gövdenizin rahat bir duruş içinde kalmasını destekliyor ve hareket etmenizi kolaylaştırıyorsa, motivasyon ve iş verimliliğiniz artacaktır. Ayrıca, fiziksel özellikleri kadar estetik özellikleri bakımından da uygunsa, kendiniz için olduğu kadar çalışma arkadaşlarınız ve misafirleriniz için de güzel bir görüntü yaratacaktır.

Ofis koltuğu alırken nelere dikkat etmek gerekir?

Piyasada farklı renk, hacim ve fonksiyonlara sahip pek çok çeşit ofis koltuğu bulmak mümkün. Ofislerde en sık rastladığımız koltuk türlerini makam koltuğu, müdür koltuğu, personel koltuğu, çalışma koltuğu, toplantı koltuğu, bekleme koltuğu ve misafir koltuğu şeklinde sıralayabiliriz. Bu türlerin yanı sıra fileli koltuk, ithal koltuk, ergonomik koltuk gibi başka birtakım sınıflamalar da yapılabilmekte. Peki, ofis koltuğu alırken nelere dikkat etmek gerekir? Yazımızın bu kısmında, ofis koltuğu alışverişlerinize ışık tutacak faydalı bilgiler paylaşacağız.

Fiyata değil, işleve odaklanmalısınız.

Ofis koltukları bir kere alındığında uzun yıllar kullanılabilecek ürünlerdir. Doğru ürünü bulduğunuza inanıyorsanız, bunu almak için şirket bütçenizden herhangi bir kısıtlamaya gitmemelisiniz. Sırf fiyatı uygun olduğu için ihtiyaçlarınızı karşılayamayan bir ürün aldığınızda, bu sizi mutsuz edecektir ve bir süre sonra ofis koltuğunuzu değiştirmek zorunda kalacaksınız. Ki bu da şirket bütçenizde gereksiz bir yük oluşması demektir. Bu nedenle, ofis koltuğu alışverişlerinizde bütçenizi biraz esnek tutmanızda yarar var. En iyi ofis koltuğu en ucuzu değil, ihtiyaçlarınıza en uygun olanıdır.

Renk ve tasarımı ofis mobilyalarınızla uyumlu olmalı.

Ofis dekorasyonu içinde konsept bütünlüğü sağlamak en önemli konuların başında geliyor. Bu bütünlüğü sağlamak için ofis mobilyalarınızın renk ve tasarım özelliklerine dikkat etmelisiniz. Bu bağlamda, ofis mobilyalarınızı set şeklinde almanız daha kolay bir çözüm olacaktır. Fakat, çeşitli nedenlerle setin içindeki ofis koltuğunu almak istemiyor veya ofis koltuğunuzu değiştirmek istiyorsanız, ofis mobilyalarınızla uyumlu olmasına dikkat etmelisiniz. Renk ve tasarım bakımından uygun özelliklere sahip ofis koltukları, ofisinizde görüntü kirliliği oluşmasını önler.

Ergonomik özelliklerine dikkat etmelisiniz.

Ofis koltukları yalnızca estetik özellikleri bakımından değil, aynı zamanda ergonomik özellikleri bakımından da farklı özelliklere sahiptir. Ergonomik açıdan gerekli niteliklere sahip ürünler bel, sırt ve boyun sağlığınızı korumanıza yardımcı olur. Nitekim, ofis koltuğumuza oturduğumuzda kalça, bel ve çevresindeki kaslarda kasılma başlar ve kalkıncaya kadar bu kasılma devam eder. “S şeklinde” bel desteğine sahip ofis koltukları, kasların fazla zorlanmasını önler ve kalkış sırasında daha kolay hareket etmemize yardımcı olur. Ofisinizde masa başı işlerde uzun süreler çalışıyorsanız, ofis koltuğunuzun ergonomik özelliklerine mutlaka dikkat etmelisiniz.

Kumaş, deri ve sünger kalitesi yüksek olmalı.

Ofis koltuklarının dış yüzeyinde kullanılan malzemenin niteliği ve kalitesi, bu ürünleri kullanım süremizi doğrudan etkilemekte. Üzerinde saatlerce oturacağımız bir koltukta sürtünme nedeniyle yırtılma veya çatlama oluşmamalı, sünger kısmı koltuk şasesine karşı kalçamızı iyi bir şekilde desteklemeli. Koltuğunuzun kumaş, deri ve sünger kalitesi standartların altındaysa, kısa sürede erime oluşabilir ve koltuğunuzu değiştirmek zorunda kalabilirsiniz. Yüzeyinde yırtılma veya çatlama oluşan koltuklarda oturma konforu sağlamak için minder gibi yardımcı ürünler kullanmak zorunda kalabilirsiniz. Fakat koltuk üzerindeki hareket miktarına bağlı olarak minderde oluşan kayma nedeniyle oturma konforunuz bozulabilir.

Koltuk şasesi ve yükseklik mekanizması dayanıklı olmalı.

Ofis koltuğunuzu dik pozisyonda kilitlemek isteyebilir veya yüksekliğini vücut şeklinize göre gün içinde değiştirmek isteyebilirsiniz. Aynı kolla yükseklik ayarı yapabilen koltuk şaseleri, daha kolay ve pratik çözümler sunmakta. Ofis koltuğunuzun şasesi ve yükseklik mekanizmasının kaliteli malzemelerden üretilmiş olması çok önemli. Bu kısımlarda genellikle metal, ahşap ve plastik malzemeler kullanılmakta. Kaliteli mekanizmaya sahip ürünleri uzun yıllar sorunsuz bir şekilde kullanabilirsiniz. Bu kısımlar bozulması durumunda tamir edilebilir olsa da iş temponuzu yavaşlatmamalı. Şasenin üzerindeki sünger kısmın uzun süreli kullanımlar için uygun özellikte yüksek dansite sünger olmasına dikkat etmelisiniz.

Kolçak, piston, amortisör ve hidroliği sağlam olmalı.

Ofis koltuklarında oturma konforunu arttıran bazı özel kısım ve mekanizmalar vardır. Bunlar içinde kolçak, kollarımızı koymamız için tasarlanan özel kısımdır. Bazı koltuk modellerinde kolçak kısmı ayarlanabilir özellikte. Koltuk seçiminiz bu yöndeyse, mekanizmasının kaliteli malzemelerden üretilmiş olmasına dikkat etmelisiniz. Kolçak mekanizmalarında genellikle demir, krom, alüminyum, poliüretan ve plastik kullanılmakta. Vücut ağırlığınızla uyumlu bir şekilde, bu malzemelerden en uygununu tercih ederseniz ofis koltuğunuzu daha uzun süreler sorunsuz bir şekilde kullanabilirsiniz.

Ofis koltuklarındaki piston, amortisör ve hidrolik ise vücut ağırlığının dengeli bir şekilde dağıtılmasını sağlayan ve koltuk üzerindeki harekete yardımcı olan özel mekanizmalardır. Bunlar içinde piston, amortisöre inme ve kalkma hareketi verir, dışa doğru çekilerek yaylanma hareketi sağlar. Amortisör, ofis koltuğunu yukarı ve aşağı hareket ettirmeyi ve kendi ekseni etrafında 360 derece döndürmeyi sağlar. Hidrolik ise koltuk yüksekliğini destekler ve dengeyi sağlar. Ofis koltuğunuzun piston, amortisör ve hidroliği dayanıklı malzemelerden üretilmiş olmalı ve sessiz çalışabilmeli. Koltuğunuzda beşik hareketi yaptığınızda bu parçalardan ses gelmemeli.

Koltuk ayakları ve tekerleri kaliteli olmalı.

Koltuk ayakları ve tekerleri, vücudunuzun tüm ağırlığını taşıması bakımından ofis koltuğunuzun en önemli bileşenleri arasında. Makam, müdür, personel ve çalışma koltukları, genellikle ahtapot ayaklı üretilmekte. Fakat ofis mobilyalarınızla uyum sağlamak için demir, alüminyum, plastik veya ahşap koltuk ayaklarını da tercih edebilirsiniz. Koltuk tekerleri arasında en sık karşılaşılan türler ise krom, plastik, ahşap, vidalı, pimli ve şapkasız tekerler şeklinde sıralanabilir. Bunlar arasında en uygun olanını seçmek için acele etmemeli, en iyi ürünü bulana kadar sabırlı olmalısınız.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
3 Yorum

1 Yorum

  1. laf sözlük

    21 Mayıs 2018 saat 03:04

    Çinden gelmemiş olmasına dikkat edilmeli.

  2. mavioje

    7 Nisan 2019 saat 20:06

    Özellikle bel sorunlarının önüne geçmek için ofis koltuğu seçerken dikkatli olunmalıdır.

  3. Ata

    14 Mart 2020 saat 17:52

    Terleteceğini düşündüğünüz hiçbir koltuğu almayın. Rahatlık da önemli. Koltuk iyi olmazsa ofis çalışanlarının vay haline..

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler