Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofiste yüzey temizliği yaparken nelere dikkat etmek gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Ofiste yüzey temizliği konusunda faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Ofiste yüzey temizliği iş sağlığı ve güvenliğinde en önemli konulardan biri. Başkalarıyla birlikte paylaştığımız ofisimizin temiz olabilmesi için yüzey temizliğine büyük özen göstermemiz gerekiyor. Sağlık için olduğu gibi, motivasyon ve iş verimliliği açısından da temizlik çok önemli. Yeterince temiz olmayan ofislerde keyifli ve verimli çalışabilmemiz mümkün değil. Ofix sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, ofiste yüzey temizliği konusunda faydalı bilgiler paylaşacağız.

Ofiste yüzey temizliği niçin önemlidir?

Ofisimiz hem çalışma, hem de yaşama alanımız. Günün büyük bir bölümünü geçirdiğimiz ofisimizde sağlıklı ve verimli çalışabilmemiz için temizliğine büyük özen göstermemiz gerekiyor. Toplu kullanılan alanlar, çeşitli enfeksiyonlar için pek çok riski barındırmakta. Hastalıkların kolayca yayılabildiği bu gibi ortamlarda temizliğin sağlanabilmesi için aslında tüm ofis çalışanlarının üzerine büyük sorumluluklar düşüyor.

Temiz bir ofis, kendimiz ve iş arkadaşlarımız için olduğu kadar, misafirlerimiz için de son derece önemli. İş görüşmesi veya ziyaretler için ofisimize gelen misafirleri yeterince temiz olmayan ortamlarda ağırlarsak hem kendi imajımız, hem de şirket imajımız bundan olumsuz yönde etkilenecektir. Dolayısıyla, kendi temizliğimize gösterdiğimiz ilgi ve özeni ofisimize de göstermemiz gerekir.

Ofis sarf malzemeleri arasında en önemli gider kalemlerinden biri olan temizlik ürünleri, ofisimizde geçirdiğimiz sürenin niteliğini doğrudan etkileyen konular arasında. Bu iş için kullanacağımız ürünler, yerine ve işlevine uygun özelliklere sahip olmalı. Hangi yüzeyin temizliği için nasıl bir temizlik malzemesi kullanmamız gerektiğini bilirsek, temizlik için hem hızlı ve pratik çözümler sağlayabilir, hem de tasarruf yapabiliriz.

Ofiste yüzey temizliği yaparken nelere dikkat etmek gerekir?

Ofiste yüzey temizliği hem çok kolay, hem de çok zor bir iştir efendim. Kolay olmasının nedeni, kullanacağınız temizlik malzemeleri ve temizlik gereçlerinin maharetinden kaynaklanıyor. Eğer doğru ürünleri doğru araçlarla kullanırsanız, temizlik işleriniz büyük ölçüde kolaylaşır. Temizliği zorlaştıran nedenlerden biri, yanlış ürünleri yanlış yerlerde kullanmaktır. Bu nedenle, 5 dakikalık bir iş için yarım saat harcamak zorunda kalabilirsiniz. Bir diğer neden ise ofis gibi başkalarıyla paylaştığımız ortamlarda sürekli hareket olması ve yüzeylerin çok çabuk kirlenmesi. Yazımızın bu kısmında, ofiste yüzey temizliği yaparken nelere dikkat etmek gerektiğini kısaca özetleyeceğiz.

Olabildiğince fazla yüzeye ulaşmalısınız.

Ofiste yüzey temizliği sırasında en sık yapılan hatalardan biri, yalnızca ulaşılabilir alanların temizliğini sağlamak oluyor. Oysa, ofisimizde temizliği sağlamak için ulaşılması zor alanları da temizlememiz gerek. Bu gibi alanları temizlerken, ofis eşyaları ve mobilyaları hareket ettirebilir ve gerektiğinde çevremizden yardım isteyebiliriz.

Bu konuda en sık yapılan hatalardan bir diğeri de sıkça kullanıldığı halde pek dikkat çekmeyen kapı kolları ve merdiven kenarları gibi yüzeyleri ihmal etmek. Oysa ellerimiz, bu gibi yüzeylerden pek çok enfeksiyon kapabilmekte. Dolayısıyla, ofiste yüzey temizliği sırasında hem göz önünde olan, hem de göz ardı edilen yerlerin temizliğine aynı derecede özen göstermeliyiz.

Ofisinizi toz kaldırmadan süpürmelisiniz.

Temizlik sırasında bazen o kadar çok toz kalkıyor ki, yalnızca görüntü bakımından değil, aynı zamanda sağlık açısından da ciddi riskleri beraberinde getiriyor. Ofiste yüzey temizliği yaparken toz oluşumunu engellemek için mutlaka vakumlu süpürge kullanmalısınız. Ayrıca, cam veya varsa balkon kapısını açıp ofise temiz hava girişini sağlarsanız, temizlediğiniz kısımların hızlı şekilde kurumasını sağlar, tozlardan daha kısa sürede kurtulabilirsiniz.

Kullanacağınız temizlik ürünleri durulama gerektirmemeli.

Ofiste yüzey temizliği sırasında hem hijyenik, hem de pırıl pırıl bir ortam yaratmak isteriz. Fakat bazı temizlik ürünleri, bileşimlerindeki etken maddelerden dolayı durulama gerektirebilmekte. Banyo, mutfak ve tuvalet temizliğinde bu gibi ürünlerden yararlanabiliriz, çünkü bu ortamlarda durulama yapmak kolaydır. Ancak, ofiste yüzey temizliği için durulama gerektirmeyen ürünleri tercih etmeliyiz. Bu ürünler sayesinde ofisimizde hem temizlik ve hijyeni sağlayabilir, hem de su ve zamandan tasarruf yapabiliriz.

Ağır kokulu temizlik ürünlerini tercih etmemelisiniz.

Yüzey temizliği konusunda piyasada pek çok ürün bulmak mümkün. Bunların önemli bir kısmı, benzer etken maddelerden üretilmekte. Ancak, bileşimlerindeki farklı koku aromaları nedeniyle bu ürünlerin etrafa yaydığı kokular ve yarattığı etkiler değişik olmakta. Ofiste yüzey temizliği için kullanacağınız temizlik ürünleri ağır bir kokuya sahip olmamalı. Nitekim ağır kokular, koku duyusu hassas olan ofis arkadaşlarınız veya ziyaretçileriniz için son derece can sıkıcı bir durum ve hatta tehlike yaratabilir.

Toz alırken iz bırakmamalısınız.

Ofis mobilyaları üzerinde oluşan tozlar, nemli bir bez yardımıyla alınmalı. Toz aldıktan sonra iz oluşmaması için, toz aldığınız bölgelerin üzerinden kuru bez veya temizlik kağıtları ile geçebilirsiniz. Mobilyanız üzerinde eğer leke oluşmuşsa, özel temizleyiciler kullanmalısınız. Fakat, mobilyanızın türüne uygun bir temizleyici kullanmanız çok önemli. Aksi durumda, temizlik sırasında mobilyanızda hoş olmayan görüntüler oluşabilir.

Ofis camlarınızı ihmal etmemelisiniz.

Ofiste yüzey temizliği yapılırken en fazla ihmal edilen konulardan biri de cam temizliği. Oysa, ofisimizde gün ışığından etkin bir şekilde yararlanabilmek için ofis camlarının temizliğine dikkat etmemiz gerekir. Camları kirli ofislerde oluşan çirkin görüntüler, motivasyon ve iş verimliliğimizi düşürüyor. Üstelik, gün ışığından yararlanmamızı engellediği için ofis aydınlatma sistemimiz üzerinde gereksiz bir yük oluşturuyor. Ofis camlarımızı mümkünse haftada bir, değilse iki haftada bir mutlaka silmeliyiz.

Yüzey türlerine uygun ürünler kullanmalısınız.

Ofislerde mimari özellikler ve dekorasyon tercihlerine göre farklı çeşitte pek çok yüzey bulunabilmekte. Bunlar içinde fayans yüzeyler, taş yüzeyler, ahşap yüzeyler ve metal yüzeyler en sık karşılaşabileceğimiz yüzey çeşitleri. Her birinin kendine özgü doğal bir yapısı var. Temizlik sırasında kullanacağınız ürünler bu yüzeylere zarar vermemeli. Bu bakımdan, deterjan seçiminize çok dikkat etmeli, bu ürünleri almadan önce açıklama kısımlarını mutlaka okumalısınız. Ayrıca, durulama yapmayacağınız yüzeylerde kullanacağınız temizlik maddelerinin kalıntı bırakmamasına da dikkat etmelisiniz. Yüzeylerde bırakılan bu gibi kalıntılar, vücutla temas etmesi durumunda kanserojen etkiler gösterebilmekte.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
1 Yorum

1 Yorum

  1. Aras Temizlik

    15 Şubat 2021 saat 02:35

    Değerli bilgiler için teşekkür ederiz. Bilgilendirmeler işimize yaradı.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Yaz Sıcaklarında Kurtarıcı: Vantilatör Seçmenin ve Kullanmanın Püf Noktaları

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Vantilatör alacaklar için yaz geldiğinde herkesin aklından aynı şey geçer:
“Biraz serinlesek yeter.”

İşte tam bu noktada devreye en pratik çözümlerden biri girer: vantilatörler.
Klimaya göre daha ulaşılabilir, daha az elektrik tüketen ve neredeyse her ortamda kullanılabilen bu cihazlar, özellikle son yıllarda yeniden popüler hale geldi.

Ama iş sadece “bir vantilatör alayım” demekle bitmiyor.
Doğru ürünü seçmek, doğru şekilde kullanmak ve biraz da bakımını yapmak gerekiyor.

Bu yazıda vantilatörlerle ilgili bilmen gereken her şeyi sade sade anlatıyoruz.

Vantilatör Kullanmanın Avantajları

Vantilatör basit bir cihaz gibi görünür ama sağladığı konfor düşündüğünden daha fazladır.

Sıcak havalarda en büyük etkisi, ortamı gerçekten “soğutmak” değil, havayı hareket ettirmesidir.
Bu hareket, vücudun terleme yoluyla serinlemesini hızlandırır. Yani aslında seni serinleten şey rüzgâr hissidir.

Kapalı bir ortamdaysan, vantilatörün bir diğer avantajı da hava sirkülasyonudur.
Uzun süre kapalı kalan bir odada oluşan o ağır hava hissi, vantilatör çalıştığında kısa sürede dağılır. Özellikle ofis ortamlarında bu fark çok net hissedilir.

Bir de işin ekonomik tarafı var.
Klimalarla kıyaslandığında çok daha az elektrik tüketir. Bu da özellikle uzun süreli kullanımlarda ciddi bir tasarruf anlamına gelir.

Üstelik çoğu model hafif ve taşınabilirdir.
Yani sabit bir yere bağlı kalmazsın. İhtiyaç neredeyse vantilatör de orada olur.

Vantilatör Seçerken Nelere Dikkat Etmeli?

Burada en sık yapılan hata şu:
Görüntüsüne bakıp karar vermek.

Oysa asıl önemli olan nerede ve nasıl kullanacağın.

Küçük bir çalışma masası için dev bir sanayi tipi vantilatör almak da, geniş bir salon için mini bir masaüstü model seçmek de aynı şekilde verimsiz olur.

Alan büyüdükçe, cihazın gücü de artmalı.
Aksi halde çalışır ama etkisini hissettirmez.

Hız ayarları da önemli bir detay.
Günün her saatinde aynı rüzgârı istemezsin. Bazen hafif bir esinti yeterli olur, bazen daha güçlü bir hava akışı gerekir. Bu yüzden farklı hız seçenekleri sunan modeller her zaman daha kullanışlıdır.

Bir de ses konusu var.
Özellikle uyurken ya da odaklanman gereken bir iş yaparken, vantilatör sesi can sıkıcı olabilir. Bu yüzden sessiz çalışan modeller bir adım öne çıkar.

Son olarak yön ayarı.
Havanın sabit bir noktaya değil, odanın geneline yayılması genelde daha konforlu bir kullanım sağlar.

Vantilatörler Hakkında Kapsamlı Bir Kılavuz

Vantilatör Çeşitleri

Piyasada çok fazla seçenek var ama aslında kullanım şekline göre ayrılıyorlar.

Ayaklı vantilatörler en bilinen model.
Yüksekliği ayarlanabilir, geniş alanlarda etkili olur ve ev–ofis dengesini en iyi kuran tiptir.

Duvar tipi vantilatörler daha çok yer kazanmak isteyenler için.
Özellikle dar alanlarda oldukça işe yarar.

Sanayi tipi vantilatörler ise bambaşka bir kategori.
Depolar, atölyeler, büyük iş alanları… Güçlüdür, geniş alanı rahatlıkla çevirir.

Masaüstü modeller ise daha kişisel kullanım içindir.
Çalışma masasında, küçük bir alanda direkt serinlik sağlar.

Tavan vantilatörleri ise biraz daha kalıcı çözümdür.
Hem dekoratif durur hem de geniş alanlarda dengeli bir hava akışı sağlar.

Vantilatörle Tasarruf Gerçekten Mümkün mü?

Kısa cevap: Evet.

Ama biraz doğru kullanım gerekiyor.

Örneğin vantilatörü pencereye yakın konumlandırırsan, dışarıdaki serin havayı içeri taşıyabilirsin.
Ya da içerideki sıcak havayı dışarı atacak şekilde kullanabilirsin.

Gece saatlerinde, hava zaten serinlemişken vantilatörle desteklemek çoğu zaman klimaya ihtiyaç bırakmaz.

Yani mesele sadece cihazı çalıştırmak değil, biraz doğru konumlandırmak.

Vantilatör Bakımı Nasıl Yapılmalı?

Genelde ihmal edilen ama performansı direkt etkileyen konu bu.

Zamanla pervanelerde toz birikir.
Bu hem hava kalitesini düşürür hem de cihazın verimini azaltır.

Aslında çözümü basit:
Belirli aralıklarla pervaneleri ve ızgarayı temizlemek yeterli.

Temizlik yaparken cihazın fişini çekmek önemli.
Basit bir detay gibi görünür ama çoğu kişi bunu atlıyor.

Bazı modellerde yağlama ihtiyacı da olabilir.
Kullanım kılavuzuna bakarak ilerlemek en sağlıklısı.

Bir de kablo kontrolü.
Ufak bir hasar bile ileride sorun çıkarabilir, o yüzden gözden kaçırmamakta fayda var.

Evde ve Ofiste Kullanım

Vantilatörün en güzel tarafı şu:
Neredeyse her ortama uyum sağlar.

Evde salon, yatak odası, mutfak…
Nerede ihtiyaç varsa orada kullanılır.

Ofiste ise çoğu zaman fark yaratan detaylardan biridir.
Hava dolaşımı arttığında ortam daha yaşanabilir hale gelir, bu da direkt çalışan konforuna yansır.

Açık alanlarda bile işe yarar.
Balkon, bahçe, küçük organizasyonlar… Taşınabilir modeller burada ciddi avantaj sağlar.

Vantilatörler Hakkında Kapsamlı Bir Kılavuz

İşyerlerinde ve Evlerde Vantilatör Kullanımı

Vantilatörün en güzel tarafı şu:
Neredeyse her ortama uyum sağlar.

Evde, ofiste ya da açık alanda… Nerede ihtiyaç varsa orada devreye girer. Ama kullanım şekli biraz ortama göre değişir.

İşyerlerinde kullanım

Yaz aylarında ofis ortamı çok hızlı bunaltıcı hale gelebilir. Özellikle kalabalık alanlarda hava kısa sürede ağırlaşır. İşte bu noktada vantilatör, ortamın havasını hareketlendirerek ciddi bir rahatlama sağlar.

Sadece serinlik değil, çalışma konforu açısından da fark yaratır. Hava dolaşımı arttıkça ortam daha yaşanabilir hale gelir, bu da çalışanların odağını ve verimini doğrudan etkiler.

Bir de işin maliyet tarafı var.
Klima kullanımını biraz dengelemek ya da tamamen azaltmak isteyen işletmeler için vantilatörler oldukça iyi bir alternatif sunar.


Evlerde kullanım

Evde ise kullanım daha esnek.
Salon, yatak odası, mutfak… Günün hangi saatinde neredeysen vantilatör de oraya taşınır.

Özellikle akşam saatlerinde, hava biraz serinlediğinde vantilatör tek başına bile yeterli olur. Klimaya göre daha hafif bir serinlik verir ama çoğu zaman aranan şey de zaten bu.

Ayrıca kapalı kalan odalarda oluşan o ağır havayı dağıtmak için de oldukça işe yarar. Kısa sürede ortamın daha ferah hissettirmesini sağlar.


Açık alanlarda kullanım

Vantilatör sadece kapalı alan işi değil.
Balkon, veranda, bahçe… Hatta küçük organizasyonlarda bile rahatlıkla kullanılabilir.

Pikniklerde, yaz akşamı buluşmalarında ya da barbekü sırasında taşınabilir bir vantilatör, ortamın havasını tamamen değiştirir. Özellikle rüzgâr olmayan günlerde farkı daha net hissedersin.


Kısaca…

Vantilatör küçük bir dokunuş gibi görünür ama bulunduğu ortamın havasını gerçekten değiştirir.
Serinlik sağlar, havayı dolaştırır, ortamı daha yaşanabilir hale getirir.

Doğru yerde ve doğru şekilde kullanıldığında, hem konforu artırır hem de gereksiz enerji tüketiminin önüne geçer.

Evinde ya da ofisinde daha ferah bir ortam yaratmak istiyorsan, ihtiyacına uygun vantilatör modellerine göz atabilirsin.
Farklı kullanım alanlarına hitap eden pratik ve tasarruflu seçenekler Ofix’te seni bekliyor.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Trendler