Bizi Takip Edin

Lifestyle

Phishing (oltalama) saldırısı nedir?

Yayınlandı

tarihinde

Phishing saldırısı hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

İnternetin yaygınlaşması ve internet üzerinden yapılan işlemlerin artması bir taraftan kullanıcılar için yeni fırsatlar yaratırken, bir taraftan da internet dolandırıcılarının iştahını kabartıyor. Yakın dönemde internet güvenliğini tehdit eden en önemli konulardan biri haline gelen phishing (oltalama) saldırısı nedeniyle bireysel kullanıcıların, şirketlerin, kamu kurum ve kuruluşlarının yaşadığı kayıplar hızla artmakta. İnterneti kullanırken bu gibi saldırılar nedeniyle herhangi bir kayıp yaşamamak için bazı konulara dikkat etmemiz şart. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, phishing saldırısı konusunu ele alacağız ve phishing saldırısından korunma yolları hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Kısaca Phishing Saldırısı

Phishing saldırısı kısaca, internet kullanıcılarının e-posta hesaplarına yönelik çevrimiçi bir saldırı şeklidir. Phishing saldırısında internet dolandırıcıları tarafından kullanıcılara gönderilen e-postalar, iyi bilinen web siteleri, bankalar, alışveriş siteleri ve benzeri adreslerden gönderilmiş gibi gözükür. Özellikle de bir banka veya resmi kurumdan geliyormuş gibi hazırlanan e-postalar, kullanıcılar üzerinde daha etkili olur ve e-postanın açılması sağlanır. Bu kurumların yanı sıra sosyal paylaşım siteleri, internet hizmet sağlayıcıları, e-posta servisleri, online oyun siteleri gibi adreslerden gönderildiği düşünülen sahte e-postalar da aslında, internet kullanıcıları için bir tür “yem”dir. Oltaya takılan kullanıcıların tıkladıkları linkler üzerinden kredi kartı, şifre ve diğer kişisel bilgileri ele geçirilir.

Phishing saldırısı birçok amaçla yapılabilir. Bunlar içinde en önemlisi, kullanıcının kredi kartı bilgilerini ve şifrelerini ele geçirmektir. Bunun yanı sıra sosyal medya hesaplarının ele geçirilmesi, kurumsal şirketlerin veri tabanına sızma ve benzeri birçok amaçla da phishing saldırısı düzenlenebilir. Bu saldırılarda internet dolandırıcıları, özel olarak hazırlanmış URL bağlantılarını kullanır. Bağlantıları tıklayan kullanıcılar, orijinal siteye veya sayfaya çok benzeyen bir başka adrese yönlendirilir. Banka veya kart bilgileri ya da kullanıcı bilgileriyle siteye giriş yapan kullanıcılar, bu bilgilerini internet dolandırıcılarıyla paylaşmış olur. Dolandırıcılar eğer bir şirket çalışanının e-posta hesap bilgilerini ele geçirirse, çalışanın kullanıcı bilgilerini kullanarak şirketin veri tabanına sızabilir, bunu kopyalayabilir ve ticari amaçla kullanabilir.

Phishing saldırısından korunmak için neler yapmak gerekir?

Phishing saldırısı nedeniyle oluşabilecek kayıpların boyutlarını tahmin etmek oldukça güçtür. Yöntemin basit ve etkili oluşu internet dolandırıcılarının iştahını kabartırken, internet kullanıcılarının almaları gereken önlemler konusunda da uyarıcı olmakta. Başka deyişle, interneti kullanırken alabileceğiniz basit önlemlerle phishing saldırısından korunabilirsiniz. Yazımızın bu kısmında, phishing saldırısından korunma yolları hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Phishing saldırısı konusunda bilinçli olmalısınız.

Saldırı sırasında uygulanan yöntem aslında son derece basittir. Dolayısıyla, bu saldırıyla ilgili farkındalıklarınızı ne kadar yüksek tutarsanız, olası kayıplardan o kadar etkin bir şekilde korunabilirsiniz. Kurumsal bir şirkette ya da bir kamu kurum veya kuruluşunda çalışıyorsanız, ilgili birimler tarafından verilecek kullanıcı eğitimlerine mutlaka katılmalı, bilgilendirme e-postalarını takip etmeli, yapılan uyarılara dikkat etmelisiniz. Kullanıcı eğitimleri sayesinde, yaşanabilecek pek çok kaybın önüne kolaylıkla geçilmekte.

Kullandığınız siteleri iyi tanımalısınız.

İnternetin yaygınlaşması ve internet üzerinden yapılan işlemlerin artmasıyla birlikte internet sitelerinin sayısı da her geçen gün artıyor ve kullanıcılar daha fazla internet sitesini kullanmaya başlıyor. Fakat bu artış, aynı zamanda da güvenirlilik sorununu gündeme getiriyor. İnternette kullandığınız siteleri, özellikle de alışveriş yaptığınız siteleri ne kadar iyi tanırsanız, phishing saldırısı nedeniyle oluşabilecek kayıpları o kadar kolay önleyebilirsiniz.

Bu bağlamda, gönderilen e-postalarda site isminin doğru olduğuna çok dikkat etmelisiniz. Phishing saldırısı sırasında internet dolandırıcıları, çok bilinen birtakım sitelerin isimlerinden bir veya birkaç harf değiştirerek sahte sitelere yönlendirdikleri kullanıcıların banka hesaplarını ve diğer bilgilerini kolaylıkla ele geçirebilmekte. Bu gibi durumların önüne geçmek için tıkladığınız sitenin isminin doğru olup olmadığını tarayıcınızda yeni bir sayfa açarak mutlaka kontrol etmelisiniz.

E-postanıza gönderilen linklere dikkat etmelisiniz.

İnterneti etkin bir şekilde kullanıyor ve internet üzerinden alışveriş yapıyorsanız, e-posta adresiniz birçok sitenin veri tabanına kaydedilmiş demektir. E-posta adresinizi herhangi bir şekilde temin edebilecek internet dolandırıcıları, yollayacakları phishing e-postasıyla sizi sahte site veya sayfalara yönlendirmek isteyecektir. Bundan korunmak için, e-postanın gerçekten de üyesi olduğunuz site tarafından gönderilip gönderilmediğine dikkat etmeli, linki tıklamadan önce kaynağına mutlaka bakmalısınız.

Üyesi olduğunuz internet sitelerinden ve onayınız doğrultusunda gönderilecek e-postalar güvenli olmakla birlikte, kaynağını bilmediğiniz ve üyesi olmadığınız internet sitelerinden gönderilen linkleri tıklamamayı tercih edebilirsiniz. Acil cevap isteyen e-postalara karşı çok daha dikkatli olmalı, e-postada kullanılan yanıltıcı ifadeler nedeniyle telaş yapmamalısınız. Örneğin, “Banka hesabınız dolandırıcılar tarafından ele geçirildi. Hesabınızı kurtarmak için aşağıdaki linki hemen tıklayın.” türünden ifadeler phishing saldırısı sırasında en sık kullanılan ifadelerden biridir. Bu tür e-postalar nedeniyle kesinlikle panik yapmamalı, linkleri asla tıklamamalı, hesap güvenliğinizi kontrol etmek için bankanızla iletişime geçmelisiniz.

Kişisel bilgilerinizi e-posta yoluyla paylaşmamalısınız.

Bankanız veya alışveriş siteniz e-posta yoluyla sizden kişisel bilgilerinizi asla talep etmez, yolladıkları link üzerinden açılacak ekrana kişisel bilgilerinizi girmenizi istemez. E-posta kutunuza böyle bir talep veya link gelirse kesinlikle olumlu dönüş yapmamalı, kişisel bilgilerinizi girmeniz için gönderilen linkleri tıklamamalısınız. Bununla birlikte, bankanız veya alışveriş siteleri sisteme e-posta bilginiz işlendiğinde doğrulama amacıyla size e-posta gönderebilir. Bu e-postada gönderilen link sizin bilginiz ve talebiniz doğrultusunda gönderildiği için doğrulama işlemini yapabilirsiniz. Ancak bankanız veya alışveriş siteniz kişisel bilgilerinizi hiçbir zaman e-posta yoluyla talep etmez.

SSL sertifikası olmayan internet sitelerine güvenmemelisiniz.

SSL sertifikası, internet alışverişlerini güvenli hale getiren en önemli güvenlik önlemlerinden biridir. Bu sertifikaya sahip sitelerin adres çubuğunda http:// değil, https:// ifadesi bulunur. SSL sertifikasına sahip internet sitelerinde kullanıcıların kişisel bilgileri koruma altına alınır ve üçüncü şahıslarla veya kurumlarla paylaşılmaz. Banka bilgileri ise yalnızca ödeme sırasında kullanılır ve veri tabanında kayıt altına alınmaz. SSL sertifikası olmayan sitelerden uzak durursanız, phishing saldırısı risklerinin birçoğundan doğal yolla korunabilirsiniz.

Şifrelerinizi bilgisayarınıza kayıt etmemelisiniz.

Bilgisayar veya mobil araçlarınızda kullandığınız şifreler, istenmeyen birçok durumu önlemede oldukça faydalı. Bu araçları yalnızca siz kullansanız bile her ihtimale karşı şifrelerinizi kayıt etmemelisiniz. Ayrıca kolay tahmin edilebilen şifreler (doğrum tarihi, evlilik yıldönümü vb.) kullanmamaya dikkat etmeli, şifrelerinizi mümkünse ayda bir veya iki ayda bir yenilemelisiniz. Phishing saldırısı ile gönderilen linki tıklarsanız, açılacak ekran üzerindeki bölümleri doldurmasanız bile linkle birlikte bilgisayar veya mobil aracınızda kayıtlı şifrelerin ele geçirilmesi mümkündür.

Siz de çalışma alanınızı daha korunaklı hale getirmek istiyorsanız yazılım ürünleri kategorimiz içinde yer alan antivirüs ve güvenlik yazılımları ürünlerimizi incelemelisiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler