Bizi Takip Edin

Lifestyle

Sahte paralar nasıl anlaşılır?

Yayınlandı

tarihinde

Sahte paralar hakkında merak ettiğiniz konuları Ofix Blog'da bulabilirsiniz...

Gün geçmiyor ki yeni bir kalpazanlık haberiyle karşılaşmayalım. Sahte parayla mücadele, her ülkenin merkez bankası ve kolluk güçlerinin en önem verdiği konulardan biridir. Kolluk güçleri bu paraların piyasaya çıkmasını önlemek için gerekli tüm adımları atıyor. Fakat yine de yer yıl piyasaya yüklü miktarda sahte para çıkabiliyor. Bu konuda mağduriyet yaşanmaması için merkez bankaları, banknotların üzerine bazı güvenlik önlemleri yerleştirmekte. Sahte paralar ile mücadelede bu önlemler oldukça faydalı sonuçlar doğurmakta. Daha etkin çözümler içinse para kontrol cihazları tercih edilebilir. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, sahte paralar konusunu ele alacağız ve bu güvenlik önlemleriyle ilgili faydalı bilgiler paylaşacağız. Sahte para nasıl anlaşılır, diye merak ediyorsanız bu yazımızda çok şey bulabilirsiniz. 

Holografik Şerit Folyo

Banknotların üzerinde bulunan holografik şerit folyo, sahte paralar konusunda en önemli güvenlik önlemlerinden biridir. Banknotlar için özel olarak geliştirilen bu folyolar, paranın ön yüzeyinde bulunur ve banknot tasarımıyla uyumlu birtakım motifler içerir. Banknota farklı açılardan baktığınızda, bu motifleri renkli ve parlak yansımalar şeklinde görebilirsiniz. Ay-yıldız motifinin altındaki kısımda dikdörtgen şekil içindeki TL harfleri, banknotun hareket ettirilmesiyle kupür değerine dönüşür. Oysa sahte paralar bu özelliğe sahip değildir. Gerçek paralar ile sahte paralar arasındaki en önemli farklardan biri olan bu folyolar, para kontrolünü kolaylaştırır. Sahte para nasıl anlaşılır, sorusuna cevap olarak ilk önce holografik şerit folyoya bakabilirsiniz. Sahte paralar üzerinde kullanılan folyolarda banknot hareket ettirildiğinde kupür değeri görülmez. 

Emniyet Şeridi

Emniyet şeridi, değerli kağıtlarda en sık kullanılan güvenlik önlemlerinden biridir. Kağıda paralel olarak yerleştirilen bu şeritler için kısa kenar tercih edilmekte. Işığa tutulduğunda kolayca fark edilen bu şeritlerin renkli fotokopi makineleriyle taklit edilebilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, kalpazanlara karşı etkin bir güvenlik önlemi olduğunu söyleyebiliriz. Banknota gömülü olan emniyet şeridi, ışığa tutulduğunda paranın kupür değerini ve TL harflerini gösterir. Paranın sahte olup olmadığını anlamak için parayı ışığa tuttuğunuzda emniyet şeridinin her iki yüzden de kesintisiz bir hat oluşturması gerekir. Sahte paralar böyle bir özelliğe sahip değildir. Kullanılan baskı teknolojilerinde bu hat kolay kolay taklit edilememekte. Fakat ileri teknoloji ürünü bazı makinelerde üretilen sahte paralar üzerinde emniyet şeridini gerçeğinden ayırt etmek zor olabilir. Emniyet şeridi sahte para kontrolünde kolaylık sağlasa da kesin çözüm için para kontrol cihazı kullanmayı tercih edebilirsiniz. 

Gizli Görüntü

İlk bakışta anlaşılması zor olduğu için “gizli görüntü” olarak adlandırılan bu özellik, banknotun yatay konumda ve göz hizasında tutulmasıyla anlaşılmakta. Sahte paralar üzerinde çoğu zaman kolayca fark edilen bu eksiklik, sahte paralar ile mücadelede büyük önem taşır. Gizli görüntü özelliği bütün banknotlarda bulunur ve para güvenliğini arttırır. Para sahteliği nasıl anlaşılır, diye merak ediyorsanız gizli görüntü özelliğine bakarak paranın sahte olup olmadığını anlayabilirsiniz. Parayı bu şekilde tuttuğunuzda, Atatürk portresinin sağ alt köşesindeki yedigen şeklin içinde paranın kupür değerini görmeniz gerekir. Sahte paralar üzerinde gizli görüntüyü ya hiç göremezsiniz ya da çok bariz şekilde görürsünüz. Ki bu da sahte paralar için önemli bir ayırt edici unsurdur. Gün içinde yaptığınız alışverişlerde sahte para korkusu yaşıyorsanız, gizli görüntü özelliğini kullanarak endişelerinizi giderebilirsiniz. 

Filigran

Filigran özelliği, banknotun ışığa tutulması sonucu ön kısmındaki Atatürk portresi ile kupür değerinin birlikte görünmesini sağlar. Bu özelliğin de taklit edilmesi oldukça zor olduğu için, sahte paralar üzerinde ön sol ve arka sağ kısımda Atatürk portresi ve kupür değerini ya hiç göremezsiniz ya da çok daha belirgin bir şekilde görebilirsiniz. Bazı sahte paralarda filigran hiç olmamakla birlikte, bazılarında filigran kağıdın içinden veya dışından baskı yoluyla taklit edilmiş olabilir. Her iki durum da sahte paralar konusunda bir belirti sunar. Sahte para mağduru olmamak için her iki duruma karşı hazırlıklı olmalısınız. Filigranı bulunmayan sahte paralar büyük miktarda banknotla yapılan her türlü alışveriş sırasında kullanılabilir. Bu gibi durumlarda tüm banknotların filigran özelliğini kontrol etmek mümkün olmayabilir. Bu nedenle, büyük miktarda banknotla yapılan ödemeleri sahte para tespit cihazı ile kontrol etmenizde yarar var. 

Bütünleşik Görüntü

Bütünleşik görüntü de yine banknotun ışığa tutulmasıyla birlikte, sol üst kenardaki şekillerin arka kısımdaki şekillerle birleşerek paranın kupür değerini göstermesini sağlar. Sahte paralar üzerinde bu kısım orantısız ve bozuk bir şekilde görünür. Sahte paralar üzerinde sol üst kenarda yer alan şekiller ile arka yüzeydeki şekillerde tam birleşme oluşmaz. Gerçek paralarda bütünleşik görüntü paranın kupür değerini düzgün şekilde gösterir. Bütünleşik görüntüyü daha iyi anlamak için gerçek parayla karşılaştırma yapabilirsiniz. Banknotun bu kısmında yazı, çizik, yırtma veya delme varsa bu durum sahte paralar konusunda önemli bir işarettir. Böyle bir paraya rastlarsanız, vakit geçirmeden kolluk kuvvetlerine başvurmalısınız. Sahte paralar nedeniyle yaşanan mağduriyetler, bu paraların nereden ve kimden alındığının bilinmesi durumunda kolayca önlenebilir. 

Kabartma Baskı

Kabartma baskı özelliği, banknotun ön yüzünde birkaç kısımda kullanılmakta. Daha çok Atatürk portresinin üzerinde hissedilen bu özelliği, “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası” yazısı ve orta kısımdaki kupür değerini gösteren sayı ve yazılarda da hissedebilirsiniz. Banknotlarda ayrıca, sağ üst ve sol alt köşelerde de kabartma baskı özelliği kullanılır. Bu özellik sahte paralar üzerinde bulunmaz. Fakat bununla birlikte, kabartma baskıyı banknota dokunduğunuzda hissetmekte güçlük çekebilirsiniz. Sahte paralar konusunda mağduriyet yaşamamak için kabartma baskı özelliğinden yararlanmak amacıyla dokunma duyunuzu geliştirebilirsiniz. Ancak dokunulduğunda hissedilen kabartma baskı özelliği, banknotun ön yüzeyinde farklı noktalarda bulunur. Banknota dokundukça bu konudaki farkındalıklarınız artacaktır. Ne var ki, halihazırda devam eden koronavirüs salgını nedeniyle banknotla temasınızı sınırlamak isteyebilirsiniz. Böyle bir durumda sahte para kontrol cihazı veya sahte para kontrol kalemi kullanmayı tercih edebilirsiniz. 

Görme Engellilere Yönelik Özellik

Braille alfabesinden yararlanılarak geliştirilen bu özellik, görme engellilerin banknotları hem birbirinden, hem de sahtelerinden ayırt etmelerini sağlamakta. Banknotların ön yüzeyinde, filigranın sol üst kısmında yer alan özel noktalar, Braille alfabesine göre hem paranın kupür değerini yansıtıyor, hem de sahte olup olmadığını anlamayı sağlıyor. Sahte para kontrolü için bu kısma parmağınızla dokunduğunuzda bu noktaları hissedebiliyor olmanız gerekir. Nitekim görme engelliler, banknot üzerindeki noktaların sayısı ve yerleşim şekline göre paranın değerini anlamakta. Bu kısımda, 5 TL’den 200 TL’ye doğru sırasıyla 1’den 6’ya kadar rakamlar mevcut. Paranın kupür değerine göre noktaların konumları birbirinden farklı. Örneğin 10 TL’lik banknotta üst üste iki nokta varken, 100 TL’lik banknotta noktalar birbirine çapraz olarak yer alır. 

Mikro Yazılar

Banknotların ön yüzündeki ay-yıldız motifinin içinde, folyo kısmın altında ve üzerinde, paranın kupür değeri ile TL ifadesi mikro yazılar halinde yer almakta. Bu yazılar da yine, sahte paralar konusunda önemli bir güvenlik önlemidir. Fakat bununla birlikte, bu yazıların çıplak gözle görülmesi oldukça zordur ve bir büyüteçle kontrolü gerekir. Banknot üzerinde mikro yazıların yer aldığı bir diğer kısım da holografik şerit folyonun üstündeki dikdörtgenin alt ve üst kısımlarıdır. Bu kısımlarda da yine mikro yazılarla “TCMB” ifadesi yer alır. Sahte para kontrolü için bu kısımlara bir büyüteç yardımıyla bakabilirsiniz. Paranın sahte olup olmadığı mikro yazılar ile de kolayca anlaşılabilir. Sahte paralar üzerinde bu yazılar mürekkep lekesi gibi görünür. Gerçek paralarda ise banknotun kupür değeri ve diğer ifadeler büyüteç yardımıyla kolayca okunur. 

Renk Değiştiren Şerit

Sahte paralar için alınan güvenlik önlemlerinden bir diğeri de renk değiştiren şerittir. Banknota farklı açılardan bakıldığında altın sarısı şekline dönüşen bu şerit üzerinde paranın kupür değeri ile TL harfleri yer alır. Sahte paralar üzerinde taklit edilmesi son derece zor olan bu şerit, banknot üzerinde gözle görünür derecede belirgin olabilir. Veya bu şeride yer verilmeyebilir. Şeride yer verilmişse, paranın sahte olduğunun anlaşılmaması adına renginin, banknottaki hakim tonun birkaç ton açık olması sağlanmış olabilir. Fakat banknotun hareket ettirilmesi durumunda renk değişimi oluşmaz. Gerçek banknotlarda ise şerit beyaz renkli görünür. Ve banknotun hareketiyle birlikte şeritte renk değişimi oluşur. Bu değişim de yine paranın sahte olup olmadığını anlamada önemli bir ipucudur. Sahte paralar üzerinde bu gibi renkli ve parlak yansımalar yoktur. 

Boyut Farkı

Banknotların sahip olduğu boyut farklılığı da yine sahte paralar konusunda alınan çok önemli bir güvenlik önlemidir. Banknotların ikili gruplar halinde uzun kenarlarında 6 mm, kısa kenarlarında 4 mm fark vardır. En küçük banknot olan 5 TL banknotlar 64 x 130 mm’dir. 10 TL banknotlar 64 x 136 mm, 20 TL banknotlar 68 x 142 mm’dir. 50 TL banknotlar 68 x 148 mm, 100 TL banknotlar 72 x 154 mm’dir. En büyük boya sahip olan 200 TL banknotlar ise 72 x 160 mm’dir. Banknotun uzunluğunun kupür değeriyle orantılı olarak artması, aynı zamanda da görme engelliler için önemli bir kolaylıktır. Görme engelliler hangi banknotun kupür değerinin diğerlerinden yüksek olduğunu ilk olarak boyut farkından anlayabilir. Siz de gerçek olup olmadığından şüphe ettiğiniz bir paranın boyutunu benzerleriyle karşılaştırarak sahte olup olmadığını anlayabilirsiniz. 

Renklendirilmiş Banknot Kağıdı

Sahte paralar konusunda alınan güvenlik önlemlerinden bir diğeri de renklendirilmiş banknot kağıtlarıdır. Her kupürün hakim renginin bir ton açığı, banknotlarda kağıt rengi olarak kullanılır. Bu sayede, banknot üzerindeki renkler ve diğer özellikler daha güçlü şekilde algılanır. Sahte paralar için kullanılan kağıtlar genellikle beyaz renklidir. Bu nedenle gerçek paraların sahip olduğu renklere sahip değillerdir. Banknotlarda kullanılan kağıtlar, sıradan kağıtlardan farklı özelliklere sahiptir. Sıradan kağıtlarda kullanılan beyaz renk, banknotun doğru rengi taşımasını önler. Sahte paralar için özel kağıtlar kullanılsa bile renk farkını tümüyle gidermek çok zordur. Bu nedenle sahte paralar üzerindeki baskılar olması gerekenden daima birkaç ton açık renktedir. Paranızın sahte olup olmadığını anlamak için rengine de bakabilirsiniz. Renk farkı da yine diğerleri gibi önemli bir ipucu sağlar. 

Ultraviyole Özellikler

Banknotların üzerindeki kırmızı seri ve sıra numaralarının canlı ve parlak kırmızı, siyah seri ve sıra numaralarının ise sarımsı yeşil bir parlaklığı vardır. Banknota çıplak gözle bakıldığında görülmesi zor olan kılcal lifler, ultraviyole ışık altında mavi ve kırmızı renkte parlaklık verir. Banknot kağıdı bu ışık altında parlama yapmaz. Emniyet şeridi ise 5 ve 10 TL banknotlarda mavi, 20 ve 50 TL banknotlarda kırmızı, 100 ve 200 TL banknotlarda ise sarı renkte parlama yapar. Sahte paralar bu gibi ultraviyole özelliklere sahip değildir. Seri ve sıra numaralarının parlaklığı olması gereken şekilde gözükmez. Sahte paralar üzerinde kılcal lif olmadığı için ultraviyole ışık altında mavi ve kırmızı renkte parlaklık vermez. Emniyet şeridinde de yine parlama oluşmaz. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
1 Yorum

1 Yorum

  1. lida

    24 Şubat 2021 saat 11:55

    son zamanlarda yine sahte para mevzusu patladı

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler