Bizi Takip Edin

Lifestyle

Stabilo Point 88 keçe uçlu kalemleri hiç denediniz mi?

Yayınlandı

tarihinde

Stabilo Point 88 keçe uçlu kalemler hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Keçe uçlu kalemler, eğitim ve iş hayatımızda yazı, çizim ve renklendirme ihtiyaçlarımızı karşılamak için en sık kullandığımız kalemlerden biridir. Stabilo Point 88 keçe uçlu kalemler, birbirinden güzel renkleri ve dayanıklı uçları sayesinde grafik tasarım, illüstrasyon, tekstil ve peyzaj gibi işlerle uğraşanların en sık kullandığı keçe uçlu kalemler içinde yer almakta. Ofix.com sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, Stabilo Point 88 keçe uçlu kalemler hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Alman Markası Stabilo

160 yıldan uzun bir marka geçmişine sahip olan Stabilo, dünya genelinde milyonlarca kalem severin gönlünde taht kurmuş markalardan biri. 1855 yılında Nürnberg’de Gustav Adam Schwanhäußer tarafından kurulan Schwan Bleistift Fabrik‘in bir markası olan Stabilo, o güne kadar tek renk olarak kullanılan kalemlerde renk çeşitliliğini sağladı ve kalem piyasasında büyük dönüşümler yarattı.

19. yüzyılın ikinci yarısında Nürnberg, çok sayıda kalem üreticisine ev sahipliği yapmaktaydı. Şehirde kalem üretimi için gerekli grafit ve kilin bol miktarda bulunması, kalem piyasasının kalbinin burada atmasını sağlamıştı. Üretici sayısının artışıyla başlayan rekabet içinde Schwan Bleistift Fabrik, ürünlerinin farklılaşmasını sağlayarak kalem piyasasında gücünü arttırmak istiyordu. Farklılaşmak içinse kalemlerin renkli hale getirilmesi gerekiyordu. Bu düşünceyle şirket, renkli kalemleri nasıl üretebileceğini araştırmaya başladı.

Yapılan çalışmalar sonucunda şirket, geliştirdiği ürünleri piyasaya 3 farklı markayla sundu. En zor yüzeylerde kolay kullanım imkanına sahip kalemler Stabilo, kitlesel pazar için geliştirilen ürünler Otello, çocuklar için geliştirilen ürünler ise Swano markasıyla tüketiciyle buluştu. Stabilo kalemler o kadar çok beğenildi ki, şirketin ürün çeşitliliği bundan böyle Stabilo markası altında gelişmeye başladı. 1971 yılında piyasaya sunulan Stabilo Boss fosforlu kalemleri ise kalem piyasasında o güne kadar görülmemiş bir yeniliği beraberinde getirdi. Mürekkebinde kullanılan fosfor sayesinde yüzeylerde parlak ve ışıltılı görüntüler oluşturan bu ürünler, kalem piyasası içinde fosforlu kalem ürün grubunun oluşmasını sağladı.

Stabilo Boss fosforlu kalemlerinin yakaladığı başarının ardından şirket, keçe uçlu kalemler üzerinde çalışmalarını yoğunlaştırdı. İlk olarak 1977 yılında piyasaya sunulan Stabilo Point 88 keçe uçlu kalemler, şirketin ticari başarılarında büyük bir artış sağladı ve Stabilo‘yu bir dünya markası haline getirdi. Tüm zamanların en çok satan kalemlerinden biri olmayı başaran bu ürünlerin bugüne kadar 6 milyardan fazla sattığı düşünülmekte.

Stabilo Point 88 keçe uçlu kalemler hangi özelliklere sahip?

Stabilo Point 88 keçe uçlu kalemler 6 neon renk dahil toplam 47 renk seçeneğine sahip. Bu kadar zengin bir renk yelpazesine sahip olduğu için farklı türden yazı, çizim ve renklendirme ihtiyaçlarına en iyi şekilde karşılık vermekte. Henüz okul öncesi dönemde kullanılmaya başlanan bu kalemler, farklı meslek gruplarından kullanıcıların da ihtiyaçlarını karşılamakta. Başta grafik tasarım, illüstrasyon, tekstil ve peyzaj olmak üzere bu gibi işlerle uğraşan kullanıcılar, istedikleri renklerde Stabilo Point 88 keçe uçlu kalemler ile çalışmalarını istedikleri şekilde tamamlayabilmekte.

Diğer taraftan, bu kalemlerin 0.4 mm kalınlığı ve adeta markayla özdeşleşen altıgen gövdesi de en önemli tercih nedenleri arasında. Kullanıcıya kontrolün kendisinde olduğunu hissettiren bu özellikleri, en zorlu yüzeylerde bile mükemmel bir deneyim sunmakta. Ayrıca, kalemlerin kapakları uzun süre açık kalsa bile mürekkebi kurumuyor. Cetvel ve şablonlar ile de kolayca kullanılabiliyor.

Ofis dostu Stabilo Point 88 keçe uçlu kalemler Ofix.com’da!

Stabilo Point 88 keçe uçlu kalemler hakkında faydalı bilgiler paylaştığımız bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix.com‘un verilerine göre bu kalemler içinde ofislerin en çok sipariş verdiği ürünlerden üç tanesini belirtmek istiyoruz. Kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz yüzde 5’lik indirim fırsatından yararlanmak için burayı tıklayabilirsiniz.

Stabilo Point 88 30 Renk Çantalı Set

Listemizin ilk sırasında, Stabilo Point 88 30 renk çantalı set var. 25 ana renk ile 5 adet fosforlu renk seçeneği olan ve özel çantası sayesinde kalem kutusu olarak da kullanılabilen bu seti sipariş vermek için burayı tıklayabilirsiniz.

Stabilo Point 88 10 Renk Şeffaf Paket

Listemizin ikinci sırasında, Stabilo Point 88 10 renk şeffaf paket var. Daha küçük bir set işinizi görecekse, 10 farklı renk seçeneğine sahip bu ürünleri buradan sipariş verebilirsiniz.

Stabilo Point 88 Açık Mavi Keçe Uçlu Kalem

Listemizin üçüncü sırasında, Stabilo Point 88 açık mavi keçe uçlu kalem var. Sitemizde satışını yaptığımız Stabilo Point 88 keçe uçlu kalemler içinde renk olarak daha fazla tercih edilen bu ürünleri buradan sipariş verebilirsiniz.

Ofix.com‘da satışı devam eden tüm Stabilo ürünlerini buradan inceleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler