Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofis Dekorasyonunda Teraryum Fanuslar

Yayınlandı

tarihinde

Teraryum fanuslar ve ofis dekorasyonu hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Efendim, bugün günlerden 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü. Başta tiyatrocular olmak üzere tüm okurlarımızın bu anlamlı gününü tüm Ofix.com ekibi olarak kutluyoruz. Günün büyük bir bölümünü geçirdiğimiz ofisimizin dekorasyonu, motivasyon ve iş verimliliğimizi doğrudan etkiliyor. Ofis dekorasyonu için zaman zaman farklı konseptler öne çıksa da sadelik ve şıklık değişmeyen iki değer. Dekorasyonda kullanılan cam objeler içinde teraryum fanuslar, sadelik ve şıklığın yanı sıra ofisimizde yarattığı yeni bir ekosistemle bize adeta farklı bir dünya sunuyor. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, ofis dekorasyonunda teraryum fanuslar konusunu ele alacağız.

Teraryum fanuslar nasıl ortaya çıktı?

Önce biraz teraryum fanuslardan bahsedelim efendim. Teraryum sözcüğü, Latince toprak anlamına gelen terra sözcüğü ile akvaryum anlamına gelen aquarium sözcüklerinin birleşmesiyle oluşturulan bir sözcük. Toprak akvaryum anlamına gelen teraryum, ilk olarak 19. yüzyılda İngiliz botanikçi Nathaniel Ward tarafından geliştirildi. Londra’da yetiştirmekte zorlandığı bitkiler için kullandığı teraryum fanuslar, kısa bir süre içinde dekoratif bir obje haline geldi. Ve başlangıçta teraryumların üzerleri kapalı olsa da zaman içinde pencere veya açıklıklar eklendi.

Teraryum fanuslarda, özel birtakım ekosistemlerin benzerleri yaratılıyor ve dış koşullarda yaşaması mümkün olmayan bitkiler yetiştiriliyor. Daha çok botanik bitkiler için kullanılan bu fanuslar, günümüzde farklı tür bitkiler için de kullanılmakta. Ofis dekorasyonunun yanı sıra ev dekorasyonunda da bu objelerin sıkça tercih edildiğini söyleyebiliriz. Üstelik, yapımının kolay olması nedeniyle kendi teraryum fanusunuzu kendiniz yapmayı bile isteyebilirsiniz. Özellikle de çocuklarla yapılan bu gibi etkinlikler, doğa sevgisi ve çevre bilinci gibi konularda kalıcı izler bırakıyor.

Teraryum fanuslar, çocukların ekosistemle ilgili konuları daha kolay bir şekilde öğrenmesine yardımcı oluyor. Her ekosistemde karşılaşılan yağmur ve buharlaşma gibi döngülerin küçük birer örneği, teraryum fanuslar içinde de sağlanmakta. Bu yönüyle teraryumlar, çocukların anlamakta zorluk çekebileceği büyük döngülerin basit birer örneğini sunuyor. Üstelik bu döngüler, yalnızca çocuklar için değil, kaplumbağa gibi küçük canlılar için de kendilerini doğa ortamında hissetmelerini sağlaması bakımından oldukça önemli.

Teraryum fanuslar ile ofis masanıza canlılık katabilirsiniz.

Başta da belirttiğimiz gibi, günün büyük bir bölümünü geçirdiğimiz ofisimizin dekorasyonu, motivasyon ve iş verimliliğimizi doğrudan etkiliyor. Ofis masamızı ne şekilde kullandığımız, günlük performansımızla doğrudan ilgili. Masamızın üzerinde gereksiz hiçbir ofis malzemesi bulundurmamamız gerektiği gibi, bize kendimizi iyi hissettirecek ve enerjimizi yükseltecek objelerden de etkin bir şekilde yararlanmalıyız. Ofis masamızı doğru bir şekilde planlayıp verimli bir şekilde kullandığımızda, performansımız bundan olumlu yönde etkilenecektir.

Ofis mobilyaları konusunda tercihimiz ne olursa olsun, ofis masa düzeni ve dekorasyon konusunda temel önceliklerimizi belirlememiz çok önemli. Ofis masamızın bize kolaylık ve rahatlık sunması gerektiği gibi, kendimizi değerli hissettirmesini de sağlamalıyız. Ayrıca, dikkatimizi dağıtıp işimize yoğunlaşmamızı engelleyecek objeleri masamızın üzerinde bulundurmamalıyız. Bu yönüyle cam objeler, dekorasyon konusunda hep ilk tercihlerimiz arasında yer alabilir. Nitekim bu objeler, hem ortama çok hoş bir ışıltı katar, hem de dikkatinizi yoğunlaştırmanıza yardımcı olur.

Ofis masanızdaki teraryum fanuslar, insanın içinin açılmasına ve adeta kendini doğanın içinde hissetmesine katkı sağlıyor. Ofis ortamında bu objelerin içinde yetiştirebileceğiniz çeşitli sera bitkileri, ancak resimlerde görebileceğiniz muhteşem görüntüleri ofiste her an gözünüzün önüne getirecektir. Teraryum fanusları hazır bir şekilde satın alabileceğiniz gibi, kendi zevk ve yaratıcılığınızı kullanarak kendiniz de yapabilirsiniz. Hatta dilerseniz, kendi yaptığınız bir teraryumu ofis hediyesi olarak arkadaşlarınıza da hediye edebilirsiniz.

Teraryum fanuslar nasıl hazırlanır?

Kendi teraryum fanusunuzu yapmak istiyorsanız cam fanus, teraryum bitkisi, çakıl taşları, ufalanmış kaya parçaları, saksı toprağı, bataklık yosunu, bir miktar aktif kömür ve dekoratif bazı objelere ihtiyaç duyacaksınız. Fanus olarak herhangi bir fanus veya dekoratif kavanozları kullanabilirsiniz. Ancak, teraryum yapımı için özel olarak tasarlanmış fanuslar kullanırsanız, çok daha hızlı ve güzel sonuçlar alabilirsiniz. Teraryum bitkisi olarak, fazla büyümeyen ve aynı ortam şartlarında yetişebilen bitkiler seçebilirsiniz. Bu bağlamda, kaktüsleri ilk sırada değerlendirebilirsiniz. Ayrıca, eğrelti otları da teraryum bitkisi için son derece uygun. Aktif kömür içinse orkide malzemeleri satan yerlere başvurabilirsiniz.

Teraryumunuzun ilk katına, 2.5-3 cm kalınlığını geçmeyecek şekilde çakıl taşları ve ufalanmış kaya parçaları yerleştirmelisiniz. Bu katmanın üzerine, aktif kömür parçalarından ikinci bir katman oluşturmalısınız. Kömür katmanı, teraryumunuzun kullanacağı suyun temiz kalmasını ve bakteri oluşumunun engellenmesini sağlayacaktır. Üçüncü katmanda, ince bir yosun tabakası oluşturmalısınız. Bu tabaka, toprağın kurumasını engelleyecektir. Yosun tabakasının üzerine, yine 2.5-3 cm kalınlığında saksı toprağı eklemelisiniz. Ardından, teraryum bitkilerinizi toprakta küçük delikler açarak dikebilir ve üzerine bir miktar su dökebilirsiniz. Son aşamada ise diğer dekoratif objelerle süsleme yapabilirsiniz.

Teraryumun yapımı kadar bakımı da oldukça kolay bir iş. Bakım konusunda, en çok güneş ışığına dikkat etmelisiniz. Teraryumunuz doğrudan güneş ışığına maruz kalmamalı. Aksi durumda oluşacak yüksek sıcaklık, bitkinizin zarar görmesine yol açar. Ayrıca, teraryumunuzun fazla suya ihtiyaç duymayacağını da ekleyelim. Fanus içinde yaratacağınız ekosistem, dışarıdan su eklemeye gerek olmaksızın teraryumunuzdaki doğal yaşamın haftalarca sürmesini sağlar. Kenarlarda oluşan hafif sislik veya nemlik, yarattığınız ekosistemin düzgün bir şekilde çalıştığının kanıtı olacaktır. Bakım konusunda, budamaya da dikkat etmelisiniz. Teraryum bitkinizin fanusun boyutunu aşmaması için zaman zaman budanması gerek.

Boo Ofis Mobilyalarında Fırsat!

Ofis dekorasyonunda teraryum fanuslar konusunu ele aldığımız bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix.com‘da geçen hafta başlayan Boo Ofis Mobilyalarında Fırsat! kampanyamızı da hatırlatmak istiyoruz. Kampanyamız kapsamında Boo ofis mobilyalarında % 20’ye varan indirim fırsatlarından yararlanabilirsiniz. Sitemizde devam etmekte olan tüm kampanyaları buradan inceleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler