Bizi Takip Edin

Lifestyle

Toplantıda hızlı not tutmanın püf noktaları nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Toplantıda hızlı not tutmanın püf noktaları Ofix Blog'da...

Ofiste hemen her gün en az bir toplantıya katılmamız gerekebiliyor. Yaptığımız işlerle ilgili önemli konuların görüşülüp karara bağlandığı toplantıların verimli olabilmesi için, toplantıda konuşulanları iyi bir şekilde not almamız şart. Toplantıda hızlı not tutmanın püf noktalarını bilirsek, notlarımızı iyi bir şekilde alabilir, toplantılarımızı daha verimli hale getirebiliriz. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, toplantıda hızlı not tutmanın püf noktalarını paylaşacağız. 

Not tutmak için iyi bir hazırlık yapmalısınız.

Toplantıda hızlı not tutmak için her şeyden önce, iyi bir hazırlık yapmalısınız. Not tutmak için ister kırtasiye ürünleri, isterseniz teknolojik ürünleri kullanabilirsiniz. Hangisini tercih edeceğiniz tamamen size kalmış bir durum. Bununla birlikte, kullanmakta güçlük çektiğiniz bir ürünle not tutmaya çalışmamalısınız. Sırf “havalı” durduğu için cebinizde taşıdığınız fakat ergonomik tutuş özelliğine sahip olmayan bir dolma kalem, toplantı uzadıkça not tutmanızı epeyce zorlaştırır. Sayfalarını çevirmekte zorluk çektiğiniz bloknotlar veya ajandalar için de durum aynı. Bunların yerine basit bir yazı altlığı ve bir miktar kağıt kullanabilirsiniz. Tablet gibi teknolojik ürünlere alışkın değilseniz, not tutmak için bunları kullanmamanızda yarar var.

Toplantıya girmeden önce, hızlı not tutmanızı kolaylaştıran araçlar seçmelisiniz. Not tutmak için kırtasiye ürünlerini tercih ediyorsanız kurşun kalem, versatil kalem veya tükenmez kalem iyi bir seçim olabilir. Kurşun veya versatil kalemler için yanınızda silgi bulundurmanıza gerek yok. Not tutma işlemi sırasında herhangi bir yanlış yaparsanız, ilgili kısmı silmek yerine karalayabilirsiniz. Tükenmez kalemler için mümkün olduğunca tek renk kalem tercih etmelisiniz. Farklı renkte kalemler kullanıp bunları değiştirmek için vakit harcamamalısınız. Notlarınızı temize çekerken farkı bilgi kategorileri veya iş planları oluşturmak için renkli kalemler kullanmayı tercih edebilirsiniz.

Hem dinleyip hem not almalısınız.

Toplantıda hızlı not tutmak için, konuşan kişiyi önce dinleyip sonra not almaya çalışmamalı, aynı anda hem dinleyip hem not almalısınız. Toplantı sırasında yapılan konuşmalar, uzun süre akılda kalmaz ve kısa sürede unutulur. Konuşan kişiyi dinlerken not alırsanız, hem hiçbir şeyi kaçırmamış olur, hem de yaptığı açıklamaları daha iyi anlarsınız. Varsa çelişki veya tutarsızlıkları daha kolay fark edersiniz. Bunun için anahtar sözcükler oluşturabilir, bu sözcükleri sayfa başı veya kenarında özel olarak belirtebilirsiniz. Benzer sözcükler için tablo oluşturabilir, bu tablodan etkin bir şekilde yararlanabilirsiniz. Konuşma sırasında yapılan tekrarlara karşı dikkatli olmalı, not aldığınız bir açıklamanın anlamca eşdeğerini tekrar not almaktan kaçınmalısınız.

Toplantı sırasında konuşmacıyı dinlerken zihninizi pasif olarak değil, aktif olarak kullanmalısınız. Not tutma işlemi sırasında, “Bu konuşmanın amacı ve ana teması nedir?”, “Konuşmacı hangi gerekçelerle neleri savunuyor, nelere karşı çıkıyor?”, “İddialarını temellendirmek için kullandığı verilerin iddialarıyla ve birbiriyle ilişkisi nedir?” gibi sorular sorarsanız, zihninizi aktif bir şekilde kullanabilirsiniz. Bu sayede hem daha hızlı not tutar, hem de konuşmacıyı daha iyi anlarsınız. Notlarınız açık ve anlaşılır olursa, toplantınızın amacına ulaşma imkanı artar.

Dikkatinizi konuşan kişiye odaklamalısınız.

Toplantı sırasında yapılan konuşmalar katılımcıların hemen hepsini bir şekilde ilgilendirdiği için, konuşmalarda araya girmeler çok sık rastlanan bir durumdur. Araya girmeler bazen konudan uzaklaşmaya, hatta karşılıklı polemiklere dönüşebilir. Toplantı sırasında bu gibi durumlara hazırlıklı olmalı, konuşan kişinin sözleri bitmeden dikkatinizi başka bir noktaya çevirmemelisiniz. Söz sırası araya giren kişiye geldiğinde, söylemek istediklerini zaten etraflıca anlatacaktır. Dikkatinizi o zaman ona odaklayabilirsiniz.

Toplantı odası dekorasyonu içinde dikkatinizi dağıtan herhangi bir obje varsa, dikkatinizi bu objeden kesinlikle uzak tutmalısınız. Bu konuda gerekirse, toplantıyı yöneten kişiden ricada bulunabilirsiniz. Dikkatiniz eğer konuşmacının kullandığı bir objeden dolayı dağılıyorsa, dikkatinizi konuşmacıya odaklamak için azami çaba sarf etmelisiniz. Aynı şekilde, not tutmak için kullandığınız araç ve gereçlerin ortamda rahatsızlık yaratmamasına dikkat etmelisiniz.

Özet yapmalı, sembollerden yararlanmalısınız.

Toplantı sırasında bazen çok detaylı açıklamalar yapılabilmekte. Toplantıda hızlı not tutmak için tüm ayrıntıları not etmeye çalışmamalı, olabildiğince özet yapmalısınız. Nitekim, konuşma sırasında dakikada ortalama 120 sözcük kullanmak mümkün. Fakat not tutarken dakikada ortalama 20 sözcük yazmak bile yorucu olabilir. Not tutarken olabildiğince seçici olmalı, notlarınızı gereksiz ayrıntılarla doldurmamalısınız. Edat ve bağlaçlarla cümleleri uzatmak yerine basit sözcüklerle kısa cümleler kurmalısınız. Belirli birtakım kavram, kategori veya ifade grupları için sembollerden yararlanmalısınız.

Toplantıda ayrıntılı birtakım bilgiler paylaşılacaksa ve konuşmacı ayrıntılı bir sunum dosyası hazırlamışsa, dosyanın bir kopyasını isteyebilir, ihtiyaç duyduğunuz ayrıntılara bu dosya üzerinden kolayca ulaşabilirsiniz. Konuşmacı eğer konuşmasına iyi hazırlanmamışsa, konudan konuya atlayarak dikkatin dağılmasına ve konu bütünlüğünün bozulmasına yol açabilir. Bu gibi durumlarda, özel sembollerle konu veya bilgi kategorileri oluşturabilir, bu kısımlarda boşluk bırakabilirsiniz. Aynı noktaya tekrar geldiğinde notunuzu bu kısma alırsanız, hem benzer içerikli notlar almaktan kurtulur, hem de konu bütünlüğü oluşturabilirsiniz.

Vurgulara dikkat etmelisiniz.

Toplantı sırasında konuşmacı, önemli gördüğü kısımları en az birkaç kez mutlaka vurgulayacaktır. Bu vurgu bazen beden dili veya ses tonu ile olabileceği gibi, bazen de “şunu vurgulamak istiyorum”, “altını çizerek söylüyorum” vb. ifadelerle olabilir. Konuşmacının yaptığı bu gibi vurgular, dikkatin belli bir noktaya yoğunlaşmasını sağlar ve toplantıda hızlı not tutmayı kolaylaştırır. Konuşmacı başka bir konuya geçtiğinde, bu vurgular sayesinde konuşmanın bütününü daha iyi anlayabilirsiniz. Notlarınız içinde bu kısımların başına özel bir işaret (ünlem, yıldız vb.) koyarsanız, notlarınızı daha sonra okuduğunuzda veya temize çekerken zaman verimliliği sağlayabilirsiniz.

Kaçırdığınız kısımlar için boşluk bırakmalısınız.

Ofis toplantıları sırasında bir konu hakkında aynı anda bazen birçok şey söylenebilir, birçok öneri yapılabilir. Tüm bunları not etmeniz çoğu zaman mümkün olmayabilir. Bu gibi durumlarda, ilgili konunun altında bir miktar boşluk bırakabilirsiniz. Aynı konu tekrar açıldığında veya söz sırası size geldiğinde, eksikleri tamamlamak için soru sorabilir veya söylenenlerin tekrar edilmesini rica edebilirsiniz.

Editörün Tavsiyesi: Faber-Castell 1440 Tükenmez Kalemler

Toplantıda hızlı not tutmanın püf noktalarını paylaştığımız bu yazımızı bitirmeden önce, Faber-Castell 1440 tükenmez kalemleri kısaca tanıtmak istiyoruz. Online ofis marketiniz Ofix.com‘un verilerine göre ofislerin en çok sipariş verdiği tükenmez kalemler içinde yer alan bu ürünler, toplantıda hızlı not tutmanızı kolaylaştırabilir. 250 yıldan uzun bir geçmişi olan Faber-Castell‘in dünya genelinde 23 ülkeye yayılan toplam 14 üretim tesisinde imalatı yapılan bu ürünler, ülkemizde hemen her yaş ve meslek grubundan kullanıcı tarafından büyük ilgi görüyor. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler