Bizi Takip Edin

Lifestyle

Yeşil ofise giden yol Yeşil Ofix’ten geçer!

Yayınlandı

tarihinde

Yeşil ofise giden yol Yeşil Ofix'ten geçer! Yeşil ofis için Yeşil Ofix...

İnsanlığın doğal kaynaklar üzerindeki baskısı her geçen gün artıyor. Ekolojik Ayak İzi olarak tanımlanan bu baskı, insanları olduğu kadar tüm canlıları ve doğayı etkiliyor. Küresel bir çevre örgütü WWF (World Wide Fund for Nature, Dünya Doğayı Koruma Vakfı) tarafından geliştirilen Yeşil Ofis Programı, ofislerde Ekolojik Ayak İzi‘nin azaltılmasına katkı sağlıyor. Geçtiğimiz Şubat ayında bu programı başarıyla tamamlayarak yeşil ofis diplomasını alan ilk online ofis marketi olan Ofix.com‘da oluşturduğumuz Yeşil Ofix kategorisi aracılığıyla bizler de ülkemizdeki yeşil ofislerin sayısının artmasına katkı sağlıyoruz. Yeşil ofis için Yeşil Ofix, diyerek oluşturduğumuz bu kategoride, doğa dostu tüm ofis sarf malzemelerini bir araya getirdik. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, Yeşil Ofix‘te yer alan bazı ürünleri kısaca tanıtacağız.

Doğada Çözünebilen Çöp Poşetleri

Ofisimizde verimli bir çalışma ortamı yaratmanın en önemli koşullarından biri, temizlik ve hijyeni sağlamaktır efendim. Ülkemizde her yıl 5 milyon kamyon çöp toplanıyor. Bu kamyonları uç uca eklesek, dünyanın çevresini bir kez dolaşır. Çöp atmak için kullandığımız çöp poşetleri, çöplerin etrafa dağılmasını engellediği gibi, çöpleri hijyen koşullarına uygun şekilde saklar. Market poşetlerinden farklı olarak çöp poşetleri, çöpleri saklamak için gerekli niteliklere sahiptir. 

Çöp poşetlerinin hayatımıza girişi, fazla uzak bir geçmişe dayanmıyor. Ülkemizde ilk çöp poşetleri, 1980’li yıllarda kullanılmaya başlandı. Türkiye’nin ilk çöp poşeti markası unvanı ise Koroplast markasına ait. Aradan geçen 40 yıllık süre zarfında ülkemizde çöp poşeti kullanımı hızla arttı. Ofisimizde kullanacağımız doğada çözünebilen çöp poşetleri, çevre kirliliğinin azalmasına önemli bir katkı sağlayacaktır. Bu bağlamda örneğin, Koroplast markasına ait doğada çözünür orta boy çöp poşetleri güzel bir seçim olabilir. 55 x 60 cm ölçüsündeki bu ürünlerin paket içi miktarı 20 adet.

Şarj Edilebilir Piller ve Şarj Cihazları

Atık piller, çevre kirliliğinin en önemli nedenleri arasında. Öyle ki, atık pillerdeki 1 gram cıva, denizlerde 2 ton balığı zehirleyecek etkiye sahip. Piyasada farklı kullanım amaçlarına uygun pek çok pil bulmak mümkün. Bu ürünlerin ambalajlarında çoğu zaman “yüksek kapasiteli”, “uzun ömürlü” vb. ifadeler yer almakta. Fakat pil alırken bu gibi ifadelere bakmak yerine, pilin bileşimindeki maddelere bakmalısınız. Pilin gerçek kullanım ömrü, üretildiği maddelerle doğrudan ilgili. 

Kullanımı en yaygın piller genellikle alkalin, karbon çinko, lityum ve gümüş oksit pillerdir. Bunlar içinde alkalin piller, daha yüksek enerji düzeyine sahiptir ve bu nedenle fiyatları daha yüksektir. Şarj edilebilir piller ise orta ve uzun vadede çok daha ekonomiktir ve kullanım süreleri uzun olduğu için çevrenin korunmasına büyük katkı sağlarlar. Bu bağlamda örneğin, GP markasına ait PB420 pil şarj cihazı ve şarj edilebilir AA 4’lü kalem pil güzel bir seçim olabilir. Bu pilleri 1000 kereden fazla şarj edebilirsiniz.

Geri Dönüşümlü Kırtasiye Seti ve Arşiv Kolisi

Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte ofiste pek çok işimizi online olarak yapsak da zaman zaman yazı araç ve gereçlerini kullanmamız gerekebiliyor. Elimizin altında bulunduracağımız bir notluk, tükenmez kalem, fosforlu kalem, ihtiyaç duyduğumuz anlarda hızlı ve pratik çözümler sunabilir. Kırtasiye kategorisinde giderek yaygınlaşmakta olan geri dönüşümlü ürünler, doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilir bir çevre için çok önemli. 1 ton kullanılmış kağıdın geri dönüşümünün sağlanmasıyla 17 ağacı kurtarmak mümkün. Bu bağlamda örneğin, Mimaks markasına ait geri dönüşümlü kırtasiye seti güzel bir seçim olabilir. Setin içinde birer adet notluk, cetvel, geri dönüşümlü tükenmez kalem, kalemtıraş, fosforlu kalem, silgi ve not koyma yeri ile 2 adet ağaç kalem var.

Arşiv kolileri, büro tipi eşyaların ve klasörlerin ambalajlanmasında kullanılan kolilerdir. Bu kolilerde kullanılan kraft kağıdı ısı ve neme dayanıklı olduğu için evrak ve klasörlerin uzun süreler korunmasını sağlar. Arşiv kolileri, genellikle 2 türde üretilmekte. Bunlardan ilkinde, koli kapağı gövdeyle birleşiktir, ikincisinde ise gövdeden ayrıdır. Tercihe göre iki türden de ofisinizde yararlanabilirsiniz. Bu bağlamda örneğin, Esselte markasına ait Eco arşiv kolisi güzel bir seçim olabilir. 30.5 x 34.3 x 42.7 cm ölçüsündeki bu ürünler, A4 dokümanlar için idealdir. Tümüyle geri dönüştürülmüş malzemelerden üretilen bu koliler sayesinde evrak ve klasörlerinizi uzun süreler zarar görmeden koruyabilirsiniz.

Doğa Dostu Temizlik Kağıtları

Kağıdın temizlik amacıyla kullanımı ilk olarak Çin’de 6. yüzyılda gerçekleşti. 14. yüzyıla gelindiğinde Çin’de tuvalet kağıdı üretimi 700 bin yaprak düzeyine ulaşmıştı. Temizlik kağıtlarının yaygınlaşması ise II. Dünya Savaşı döneminde gerçekleşti. Ülkemizde ilk tuvalet kağıdı, 1969 yılında Karamürsel’de Eczacıbaşı tarafından kurulan İpek Kağıt tesislerinde üretildi. Markaya Selpak isminin konulması ise ham madde olarak kullanılan selülozun “sel” eki ile temizliği çağrıştıran “pak” sözcüğünün birleştirilmesiyle oldu. Doğa dostu temizlik kağıtları içersinde Selpak Professional 8’li kağıt havlu güzel bir seçim olabilir. FSC ve CoC standartlarına uygun olarak üretilen bu kağıt havlular, hem yüksek bir emiş gücüne sahip, hem de doğada kolayca çözünüyor.

Ekolojik Temizlik Ürünleri

Çevre bilincinin gelişmesiyle birlikte sürdürülebilir hijyen konusundaki farkındalıklar da artıyor. Ev dışı ortamlarda temizlik ve hijyenin sağlanmasına büyük katkı yapan ve gelecek nesilleri herhangi bir çevre kirliliği veya tehditle karşı karşıya getirmeyen ekolojik temizlik ürünlerini ofisinizde rahatlıkla kullanabilirsiniz. Eczacıbaşı güvencesiyle üretilen ve az miktarda kullanımda bile yüksek performans gösteren Green Care temizlik ürünleri AISE, Ecolabel, EMAS gibi uluslararası sertifikalara sahip. Bu bağlamda örneğin, Green Care ekolojik sıvı bulaşık deterjanı güzel bir seçim olabilir. 1 litrelik bu ürünlerle ofisinizde elle bulaşık yıkamanız gereken durumlarda hızlı ve hijyenik sonuçlar alabilirsiniz.

Yeşil ofis için Yeşil Ofix kategorimizde bu ürünlerin yanı sıra, doğa dostu fotokopi kağıtları, poşet ve telli dosyalar ile klasörler, defterler, fiber uçlu kalemler, kitaplık ve duvar rafları, çalışma masası ve sehpalar gibi onlarca çeşit ürünü bulabilirsiniz.

Yeşil ofise giden yol Yeşil Ofix‘ten geçer!

Ramazan Bayramı’nız Kutlu Olsun!

Ofix.com ekibi olarak tüm okurlarımızın Ramazan Bayramı‘nı en içten dileklerimizle kutluyor, sevdiklerinizle birlikte mutlu ve huzurlu nice bayramlar geçirmenizi diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler