Bizi Takip Edin

Lifestyle

Yumuşak İçim Sevenlere; Jacobs Selection Filtre Kahve

Yayınlandı

tarihinde

Yumuşak İçim Sevenlere; Jacobs Selection Filtre Kahve

Bazıları kahvesini sert aromalı severken bazıları daha keyifli ve yumuşak içim tercih edebilirler. Dolayısıyla bu kapsamda günümüzde çok sayıda kahve markasının hem sert hem de yumuşak içimli kahve çeşitleri olduğunu söylemeliyiz. En çok tercih edilen yumuşak içimli filtre kahve Jacobs Selection filtre kahve desek yanlış olmaz. 1934 senesinden bu yana Dünyanın en sevilen kahve markaları arasında yer alan Jacobs’un Selection filtre kahvesi, günün her saatinde tam da yumuşak içim tercih edenlerin kahvelerini keyifle yudumlamalarına olanak sağlıyor.

İşyerinde, ofiste, okulda, hastanede, kampta, kütüphanede… İstediğiniz her yere yüksek kaliteli kahve çekirdeklerinden öğütülen bu kahveyi götürebilirsiniz. Jacobs filtre kahve Selection %100 Arabica kahve çekirdeklerinden üretilmektedir. Nitekim etkileyici zengin aromasını elde etmek için uygulanan ileri teknoloji öğütme işleminden sonra kullanıma hazır hale getirilir.

Jacobs filtre kahve, farklı şekillerde demlenebilir. İsterseniz filtre kahve makinesinde isterseniz french press’te ya da filtre kağıdı ile demlemeniz mümkün. Eğer yumuşak içim tercih edip etmediğinizi bilmiyorsanız Jacobs Selection filtre kahve 250 gr. ile bir başlangıç yapabilirsiniz. Böylelikle sert içimden önce yumuşak içimle kahve lezzetine kendinizi alıştırabilirsiniz.

Yumuşak İçim Sevenlere; Jacobs Selection Filtre Kahve

Jacobs Selection Filtre Kahve Nedir?

Yüksek kalitedeki kahve çekirdeklerinin kavrularak öğütülmesi ile üretilen Selection filtre kahve, yumuşak içim tercih edenler için idealdir. %100 Arabica çekirdeklerinin büyüleyici kokusu ve aroması kahve severlerin damaklarında eşsiz bir iz bırakır. Jacobs’un Selection filtre kahvesi tahılımsı ve sitrik notaların dengeli bir harmanıdır.

Jacobs Selection Filtre Kahve Sert mi?

Yoğun aromasıyla kahve severlerin vazgeçilmezleri arasında yer alan Jacobs Selection yumuşak içime sahip bir kahvedir. Jacobs’un yumuşak içimli bu, kahve çeşidi vakumlu paketlerde sunulduğu için tadını ve kokusunu daima korur. Orta-sert içimli kahve tercih etmek isteyenler için Jacobs Monarch daha ideal bir tercihtir.

Jacobs Selection Kahve Nasıl?

Az kavrulmuş çekirdekler sayesinde yumuşak içim sunan Selection filtre kahve zengin bir aromaya sahiptir. Yumuşak ve pürüzsüz bir içim sunar. Öğütülmüş olarak üretilen bu kahve serisi kahve severler tarafından tam puan almıştır. Özellikle güne kahve ile başlamayı seven ofis çalışanları için ideal bir tüketim sunar. Sabahlarınız eşsiz kahve araması ve lezzeti ile başlasın istiyorsanız Selection filtre kahve tam size göre.

Yumuşak İçim Sevenlere; Jacobs Selection

Jacobs Selection Filtre Kahve Hangi Ülkenin?

Selection filtre kahve, Jacobs markasının yumuşak içimli bir kahve çeşididir. Jacobs, Almanya’nın Bremen şehrinde 1934 senesinde kahvelerini dünyaya sunmaya başlamıştır. Almanya’da popülerleşmesi sonrasında kısa bir süre içerisinde dünya genelinde bilinen kahve markaları arasında yerini almıştır.

Jacobs Filtre Kahve Gluten İçerir mi?

Günümüzde birçok kahve sever maalesef gluten intoleransı gibi gluten kaynaklı rahatsızlıklar yaşamaktadır. Bununla birlikte gluten pek çok kişinin hayatından çıkartmak istediği bir maddedir. Bu yüzden kahve tüketirken içerisinde glutenin olup olmaması önemli bir konudur. Jacobs ürünlerinin hiçbirinde gluten veya buğday yer almaz. Yani gluten intoleransı olan ya da gluten tüketmekten kaçınan kişiler Jacobs Selection filtre kahveyi güvenle tüketebilirler.

Jacobs Filtre Kahve; Monarch ve Selection Farkı Nedir?

Her ikisi de öğütülerek üretilen bu filtre kahveler arasındaki fark sertlik seviyesinde gizlidir. Jacobs Monarch, Selection filtre kahveye göre daha sert bir içime sahiptir. Yoğun içimli bir kahvedir. Demleme şeklinize ve kahve oranına göre sertlik seviyesini dengeleyebilirsiniz. Selection filtre kahve ise daha ziyade yumuşak ve kadifemsi bir içim tercih edenlere hitap eder.

Yumuşak İçim Sevenlere; Jacobs Selection

Jacobs Selection Filtre Kahve Nasıl Yapılır?

3 farklı şekilde Selection filtre kahvenizi demleyebilirsiniz:

  • İlk olarak en basit yöntem elbette filtre kahve makinesidir. Uygun ölçüde makineye koyduğunuz kahve ve su sonrasında eşsiz kokuda ve aramadaki kahvenizi keyifle içebilirsiniz.
  • Filtre kahve makinesi dışında en çok tercih edilen yöntem french presstir. Taneli kahveleri altta tutan metal levha sayesinde kısa sürede kahvenizi hazırlayabilirsiniz.
  • Demleme için uygulayabileceğiniz son yöntem ise filtre kağıdıdır. Esasında filtre kâğıdı ile kahve demleme, filtre kahvesinin ilk ortaya çıkış biçimidir. Yapımı son derece basit olup filtre kağıdının içine dilediğiniz oranda filtre kahve ilave etmelisiniz. Sonrasında kaynamış sıcak suyu yavaş bir şekilde kahvenin üstüne dökün. Suyu dökerken 5 saniyede bir 45 saniye beklerseniz kahvenin aromasının suya daha iyi çıkmasını sağlarsınız.

3 yöntemden herhangi birini kullanarak filtre kahvenizi keyifle tüketebilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler