Bizi Takip Edin

Lifestyle

PCR Testi Hakkında Bilinmesi Gereken 10 Şey

Yayınlandı

tarihinde

PCR Testi Hakkında Bilinmesi Gereken 10 Şey Ofix Blog'da...

Korona döneminde hayatımıza giren PCR testi, salgınla mücadelede sahip olduğumuz en önemli araçlardan biri konumunda. Sayıları her geçen gün artan koronavirüs hastalarını iyileştirmek için başta sağlık çalışanları olmak üzere pek çok kişi büyük fedakarlıklar yaparken salgının yayılma hızını azaltmak için de birçok çalışma yapılıyor. PCR testi yaptırmak için hastane önlerinde uzun kuyruklar oluşurken, PCR testine yönelik ilgi ve merak da artıyor. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, salgınla mücadelede en önemli araçlardan biri olan PCR testi hakkında bilinmesi gereken 10 şeyi kısaca ele alacağız. 

PCR testi nedir?

PCR testi, tıbbi ve biyolojik araştırmalarda kullanılan bir testtir. Açılımı Polymerase Chain Reaction olan PCR’ın anlamı polimeraz zincir reaksiyonu demektir. Koronavirüs salgınıyla birlikte PCR testi, daha çok Covid-19 taşıyıcısı kişilerin tespit edilmesi için kullanılmakta. Oldukça pratik bir kullanım imkanı sunan bu test, vücutta virüs veya zararlı bakteri olup olmadığını gösteriyor. Aynı zamanda da vücudun zararlı mikroorganizmalara nasıl cevap verdiğini anlamamızı sağlıyor. Vücuttan alınan küçük bir DNA örneği sayesinde PCR testi, vücutta Covid-19 veya diğer virüs ve zararlı bakterilerin olup olmadığını kolayca gösteriyor.

PCR testi esasen, farklı pek çok hastalığın teşhisinde kullanılabilmekte. Koronavirüs salgını boyunca uygulanan PCR testinde, vücutta Covid-19’un olup olmadığı araştırılıyor. Virüsün kimliğini ele veren RNA yapısına karşı duyarlı bu test sayesinde hastada Covid-19’un mu yoksa başka bir virüsün mü olduğunu belirlemek mümkün. Bir tür moleküler tanı testi olan PCR testi, vücudun virüslere karşı ürettiği antikorları ayırt edebiliyor.

PCR testi niçin önemlidir?

Covid-19 taşıyıcısı kişiler, hastalığa ilişkin olarak herhangi bir belirti vermeyebilir. Asemptomatik olarak ifade edilen bu durumda kişinin Covid-19 taşıyıcısı olup olmadığını anlamak oldukça güçtür. Vücutta Covid-19’un olup olmadığını anlamak için PCR testi büyük önem taşır. Belirti vermeyen hastaların tespiti, bu kişilerin izole edilmesini ve dolayısıyla virüsün yayılma hızının düşmesini sağlar. PCR testi sayesinde ayrıca, solunum veya temas yoluyla bulaşan pek çok enfeksiyonun erken dönemde tanısını yapmak da mümkündür.

PCR testi ile hangi hastalıklar teşhis edilebilir?

Korona döneminde kamuoyunun gündemine gelen PCR testini esasen, bir moleküler tanı testi olarak tanımlayabiliriz. Bu test günümüzde daha çok Covid-19 teşhisinde kullanılsa da aslında vücuttaki pek çok virüs, parazit, mikrop veya bakterinin teşhisinde de kullanılabilir. Örneğin HIV PCR testi, HIV’nin tanı ve teşhisinde kullanılan bir yöntemdir. HIV RNA PCR testi, HIV’nin erken dönemde tanı ve teşhisini sağlar. HIV RNA PCR testi güvenilirliği, PCR testinin ne zaman uygulandığına bağlı olarak değişebilir. Şüpheli temasın hemen ardından uygulanan testin doğru sonuç verme ihtimali düşüktür. HIV’nin yanı sıra Hepatit B gibi pek çok hastalığın tanı ve teşhisinde de PCR testi kullanılabilir. PCR testinin ayrıca genetik hastalıkların tespitinde ve babalık testlerinde de kullanılması mümkündür.

PCR testi nasıl yapılır?

PCR testi sırasında burun veya boğazdan ucu pamuklu ince bir çubuk vasıtasıyla sürüntü örneği alınır. Bunun yanı sıra balgam örneği de kullanılabilir. Kişi eğer Covid-19 şüphesiyle PCR testi yaptırmak istiyorsa, burun veya boğazdan örnek alınması daha uygundur. Hastalığın erken evrelerinde burun ve boğaz bölgesinde virüse rastlama olasılığı daha yüksektir. İleriki dönemlerde ise bu bölgelerde virüse rastlanılmayabilir. Çünkü Covid-19 hastanın solunum yollarında yayıldıkça burun veya boğazdan alınan örneklerde PCR testinin negatif çıkması mümkündür. Dolayısıyla, Covid-19 teşhisinde PCR testinin ne zaman ve nasıl uygulandığı büyük önem taşır. Doğru şekilde uygulandığında doğru sonuç veren bu test, uygulama hatası nedeniyle yanlış sonuç verebilmekte.

PCR testi ne gibi avantajlara sahiptir?

PCR testinin en önemli avantajı, hastalığın erken dönemde teşhis edilmesini sağlamasıdır. Nitekim Covid-19’un vücuda girmesi ile hastalık belirtilerinin oluşması arasında bazen birkaç haftayı bulan bir süre geçmektedir. Bazı durumlarda ise kişide hiçbir belirti oluşmayabilir. Bu gibi durumlarda kişide Covid-19’un bulunup bulunmadığını anlamak için PCR testinin uygulanması gerekir. Bu test sayesinde, hastalığa yakalananlar veya yalnızca taşıyıcı olanlar belirlenir. Bu kişilerin izolasyonu sağlanarak salgının yayılma hızı kontrol altına alınır.

PCR testinin bir diğer avantajı da kısa sürede sonuçlanması ve test sırasında kişide herhangi bir acı veya ağrı duygusunun oluşmamasıdır. Test sırasında kan alınmadığı için ağrısız şekilde sonuçlanan bu test, enfeksiyonların kan testi ile tespit edilmesine oranla daha pratiktir. Normal şartlar altında 1 ile 3 saat arasında sonuç veren bu testte, hızlandırma yöntemleri sayesinde 15 dakika içinde sonuç almak da mümkündür.

PCR testi güvenilir midir?

PCR testi esasen güvenilir bir testtir. Özellikle belirti göstermeyen ve taşıyıcıların tespitinde bu testin başarı düzeyi oldukça yüksektir. Covid-19 için yapılan PCR testinin pozitif çıkması, vücutta Covid-19’un varlığını gösterir. Fakat ne var ki, hastalığın ileriki aşamalarında uygulanan PCR testinden negatif sonuç almak da mümkündür. Bunun esas nedeni, hastalığın ileriki aşamalarda solunum yollarına yayılmasıdır. Ki bu durum, PCR testinin güvenilirliğine gölge düşürmemektedir. Bu gibi durumlarda PCR testi yerine hastanın akciğer tomografisinin yapılması gerekir. PCR testine alternatif olarak üretilen hızlı tanı testlerinin güvenilirliği ise PCR testine oranla çok daha düşüktür.

PCR testi kimlere uygulanır?

Koronavirüs salgını süresince PCR testi, daha çok Covid-19 belirtileri taşıyan kişilere uygulandı. Fakat bunun yanı sıra herhangi bir belirti göstermeyen kişilere de uygulanmakta. Özellikle temaslı kişilere PCR testinin uygulanması, salgının yayılma hızını düşürmek için çok önemli. PCR testinin uygulanmasında herhangi bir yaş veya cinsiyet kriteri bulunmamakta. Şüpheli temasın ardından en az 5-6 gün sonra PCR testini dileyen herkes yaptırabilir.

PCR testi nerede yapılır?

PCR testi, Sağlık Bakanlığı’nın onayladığı sağlık kuruluşlarında örnek alınarak yapılmaktadır. Alınan örnekler, yine Sağlık Bakanlığı‘nın onayladığı laboratuvarlarda incelenerek testin sonucuna ulaşılmakta. Bu testler için daha çok hastanelerin mikrobiyoloji bölümlerindeki laboratuvar üniteleri kullanılıyor. PCR testini halihazırda kamu hastaneleri veya özel hastanelerde yaptırabilirsiniz.

PCR testi sırasında nelere dikkat etmek gerekir?

PCR testinin doğru sonuç verebilmesi için sürüntü örneğinin doğru zamanda ve doğru şekilde alınması gerekir. Alınan örneğin hijyen kurallarına uygun şekilde laboratuvara gönderilmesi de bu bağlamda önemli. Örnek alma işlemi sırasında yakın temastan kaçınmak, maske ve sosyal mesafe kurallarına da uymak gerekir. Bu işlem sırasında oluşacak en küçük bir ihmal, hastalığın yayılmasına elverişli bir zemin yaratabilir.

PCR testi pozitif ne demektir?

Covid-19 için uygulanan PCR testinin pozitif çıkması, vücutta Covid-19’un varlığına işaret eder. Böyle bir kişi, koronavirüsle enfekte olmuş demektir. PCR testi pozitif çıkan kişilerin hastalık belirtisi olsun ya da olmasın, kendilerini izole etmeleri gerekir. Bu izolasyona yeterince özen gösterilmediği için maalesef, halihazırda hastalığın yayılmasını önlemekte çeşitli güçlükler yaşanmakta.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Editörün Seçtikleri

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Araç sahiplerinin poliçe yenileme dönemlerinde en çok merak ettiği konuların başında kasko fiyatları gelir. Aynı model iki aracın sahiplerinin farklı primler ödemesi birçok kişinin kafasını karıştırabilir. Kasko primi araç, sürücü ve poliçe kapsamına dair onlarca farklı unsura bağlı olarak hesaplanır.

Kasko Fiyatları Neye Göre Belirlenir?

Kasko fiyatları neye göre belirlenir sorusunun cevabı sigorta şirketlerinin yürüttüğü kapsamlı risk analizinde saklıdır. Aracın markası, modeli ve üretim yılı, kasko priminin temelini oluşturan Kasko değer listesi üzerinden değerlendirilir. Bu listeye göre belirlenen rayiç bedel yükseldikçe olası bir hasar durumunda ödenecek tazminat tutarı da artacağından prim de buna paralel şekilde yükselir. Bunlara ek olarak aracın yaşı da önemli bir belirleyicidir. Sıfır araçlarda yüksek piyasa değeri nedeniyle primler yüksek seyrederken orta yaşlı araçlarda yedek parça bulunabilirliği sayesinde genellikle daha uygun fiyatlar ortaya çıkar. Çok eski araçlarda ise teknik risklerin artması nedeniyle primler tekrar yükselebilir. HDI Sigorta, araç ve sürücü profiline uygun kapsamlı kasko çözümleriyle ihtiyaçlara en uygun teminat yapısını oluşturmanıza yardımcı olur. Doğru teminatlar ve güncel risk analiziyle hazırlanan bir kasko teklifi hem bütçeyi korur hem de olası bir hasar durumunda maddi açıdan güvence altına alır.

Kasko Fiyatlarında Poliçe Kapsamının Etkisi

Kasko fiyatları nasıl belirlenir konusunda araç ve sürücü özelliklerinin yanında, poliçeyi satın alırken yapılan tercihler de fiyatı doğrudan şekillendirir. Muafiyet uygulaması bunun en belirgin örneklerinden biridir. Hasar durumunda belirli bir oranı kendi üstlenmeyi kabul eden sürücüler primlerinde ciddi indirimler elde edebilir. İhtiyari Mali Mesuliyet, ikame araç, orijinal cam teminatı gibi ek teminatlar poliçenin koruma kapsamını genişletirken maliyeti de bir miktar artırır. Öte yandan araca eklenen takip cihazı, alarm sistemi gibi güvenlik donanımları hırsızlık riskini azalttığı için prim üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Tek sürücü indirimi ve bazı meslek gruplarına özel avantajlar da poliçe fiyatını etkileyen diğer unsurlar arasında yer alır.

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Diğer Unsurlar

Yukarıda sayılan temel faktörlerin dışında aracın kullanım amacı da prim hesaplamasında rol oynar. Ticari amaçla ya da yoğun şekilde kullanılan araçlar şahsi kullanımdaki araçlara kıyasla daha yüksek risk taşıdığından daha yüksek primlere tabi tutulabillir. Benzer şekilde aracın yedek parça maliyeti de belirleyicidir. Lüks ya da ithal segmentte yer alan araçların onarım maliyetleri yüksek olduğundan kasko primleri de buna paralel şekilde artar. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, her araç sahibi için farklı ve kişiselleştirilmiş bir prim ortaya çıkar.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Arabada Kablosuz Şarj Telefonu Neden Isıtıyor?

Yayınlandı

tarihinde

Arabada telefonu kablosuz şarja bırakıyorsunuz, bir süre sonra elinize aldığınızda cihaz neredeyse cayır cayır yanıyor. Peki neden?

Kablosuz şarj, enerjiyi kablo yerine manyetik alan üzerinden aktarıyor. Ancak bu sistem tamamen kayıpsız çalışmıyor. Aktarım sırasında kaybolan enerjinin bir kısmı ısıya dönüşüyor.

Telefonun şarj pedi üzerinde yanlış konumda durması da ısınmayı artırabiliyor. Bobinler tam hizalanmadığında şarj verimliliği düşüyor ve daha fazla ısı ortaya çıkıyor.

Bir de işin araç tarafı var. Navigasyon, GPS, mobil veri, CarPlay veya Android Auto aynı anda çalışırken telefon zaten ciddi enerji harcıyor. Üzerine bir de güneş altında kablosuz şarj eklenince cihazın ısınması pek şaşırtıcı değil.

Isınmayı azaltmak için ne yapabilirsiniz?

Telefonu şarj pedine düzgün yerleştirin, çok kalın kılıfları çıkarın ve mümkünse telefonu doğrudan güneşte bırakmayın. Araç içini serin tutmak da işe yarayabilir.

Telefon rahatsız edecek kadar sıcak hale geliyorsa şarja biraz ara vermek en doğrusu.

Kısacası kablosuz şarj çok pratik, ancak telefonunuz sürekli fazla ısınıyorsa kablo hâlâ en serin seçenek olabilir.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

LinkedIn yeni Instagram mı?

Yayınlandı

tarihinde

Instagram’ın son yıllardaki en büyük değişimi yeni özellikler ya da arayüz güncellemeleri değil, kullanıcı davranışları oldu.

Bir zamanlar insanlar bu platforma günlük hayatlarından kesitler paylaşmak, arkadaşlarının neler yaptığını görmek ya da hoşuna giden anları arşivlemek için giriyordu. Tatiller, aile buluşmaları, gün batımları, kahve fotoğrafları… Instagram’ın temelinde sosyal paylaşım vardı.

Bugün ise platformun kullanım amacı büyük ölçüde değişmiş durumda.

Artık birçok kişi Instagram’ı ürün satmak, müşteri kazanmak, kişisel marka oluşturmak veya uzmanlığını sergilemek için kullanıyor. İçerik üreticileri, girişimciler, danışmanlar ve markalar için Instagram, yalnızca bir sosyal medya uygulaması değil; aynı zamanda bir pazarlama ve satış kanalı.

Bu değişim doğal olarak kullanıcıların karşılaştığı içerikleri de dönüştürdü.

Feed’de artık arkadaşlarınızın paylaşımlarından çok;

  • “Bunu nasıl başardım?”
  • “10 adımda…”
  • “DM’den yazın.”
  • “Link biyoda.”

gibi satış ve kişisel marka odaklı içeriklerle karşılaşmak oldukça sıradan hale geldi.

Elbette bunda yanlış olan bir durum yok. Dijital dünya değişiyor ve platformlar da kullanıcıların ihtiyaçlarına göre evriliyor. Instagram’ın iş geliştirme, pazarlama ve girişimcilik açısından sunduğu fırsatlar da yadsınamaz.

Ancak bu dönüşümün bir sonucu da var.

Instagram, insanları birbirine bağlayan bir sosyal ağ olma kimliğinden uzaklaşıp, herkesin kendini ve işini görünür kılmaya çalıştığı dev bir vitrine dönüşüyor.

Belki de bu yüzden birçok kullanıcı, eski Instagram’ı özlediğini söylüyor. Çünkü platform artık daha az “sosyal”, daha fazla “profesyonel” hissettiriyor.

Bu değişim aynı zamanda ilginç bir soruyu da beraberinde getiriyor:

LinkedIn yeni Instagram mı ?

Belki tam anlamıyla değil. Ancak kişisel marka oluşturma, uzmanlık sergileme, müşteri kazanma ve profesyonel ağ kurma gibi amaçlar düşünüldüğünde, iki platform arasındaki sınır her geçen gün biraz daha belirsizleşiyor.

Birkaç yıl sonra Instagram ile LinkedIn arasındaki en belirgin farkın, kullanıcıların paylaştığı içerikler değil; sadece platformların kültürü olması kimseyi şaşırtmayabilir.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey, Instagram’ın eski haline dönmesi değil; insanları yeniden birbirine bağlayacak yeni bir platformun ortaya çıkmasıdır.

Kim bilir… Belki de Silikon Vadisi’nde bugün birileri bunun üzerinde çalışıyordur.

Ve eğer gerçekten ilk günkü Instagram hissini yaşatacak yeni bir sosyal ağ çıkarsa, sanırım hiçbirimiz “Hayır, ben mevcut platformlarda kalayım.” demeyiz.

Okumaya Devam Et

Trendler