Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofis mutfağında bulunması gereken kullan-at ürünler hangileridir?

Yayınlandı

tarihinde

Kullan-at ürünler hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Hijyen kavramı her geçen gün hayatımızda daha fazla önem kazanıyor. Çünkü, hijyenle ilgili farkındalıklarımız arttıkça beklentilerimiz de artıyor efendim. Evde bile hijyeni sağlamak zorken ev dışı ortamlarda ve özellikle de zamanımızın büyük bir bölümünü geçirdiğimiz ofisimizde hijyeni sağlamak konusunda büyük sıkıntılar çekiyoruz. Kullan-at ürünler bu noktada imdadımıza yetişiyor. Bu yazımızda, ofis mutfağımızda bulunması gereken kullan-at ürünler konusunu ele alacağız.

Kullan-at ürünler hem hijyenik, hem de pratiktir.

Kullan-at ürünler, modern iş hayatının doğal bir gereksinimi aslında. Modern iş hayatı, yaptığımız işleri ev dışı ortamlarda ve mümkün olan en yüksek hızla tamamlamamızı gerektiriyor. Bu hız bazen o kadar yüksek düzeylere çıkabiliyor ki, yemek yemeye bile vakit bulamadığımız zamanlar oluyor. Hele bir de bulaşık yıkamak gibi işlere zaman ayırmak ve üstelik yıkadığımız mutfak malzemeleri üzerinde deterjan bırakmamak ve bunları hijyenik ortamlarda saklamak oldukça zor.

Böylesi durumlarda imdadımıza yetişen kullan-at ürünler, kişisel hijyenimize gösterdiğimiz özeni ofisimizde de sağlamamızı kolaylaştırıyor. Bu ürünler aynı zamanda da pratik bir kullanıma sahip olduğu için ofisimizde düzenlediğimiz çeşitli kutlamalar ve etkinlikler sırasında hızlı ve kolay çözümler sunuyor.

Kullan-at Bardaklar

Günlük sıvı tüketimi daha çok yaz aylarında ilgi ve dikkatimizi çekse de aslında her gün dikkat etmemiz gereken bir konu. Ve bu konuda yaptığımız en yaygın yanlışlardan biri, sıvı ihtiyacımızı gün içinde tükettiğimiz çay veya kahvelerden gidermeye çalışmak. Oysa, suyun yerini tutabilecek bir içecek bugüne kadar bulunabilmiş değil. Fakat, ister su olsun, isterse çay veya kahve, günlük sıvı tüketimimizi hijyenik araçlarla yapmamız çok önemli. Özellikle de mevsim geçişlerinde ve kış aylarında artış gösteren enfeksiyonlar, hijyen şartlarına uygun olmayan araç ve gereçlerle hızla yayılmakta.

Kullan-at bardaklar, ofis mutfağımızda bolca bulundurmamız gereken ürünlerden biridir. Bu ürünleri mutfak dolaplarında saklayabileceğimiz gibi, su sebilleri ile çay veya kahve makinelerinin yanında da bolca bulundurabilirsiniz. Tabii, bu ürünlerin bulunduğu ortamlarda da hijyen şartlarını sağlamamız çok önemli. Bu ortamlarda hijyen şartlarını sağlamakta zorluk çekiyorsak, ürünleri tüketim miktarımıza uygun ölçüde sipariş verme yoluna gidebiliriz.

Kullan-at Tabaklar

Yemek yemek, bulaşık yıkamak ve üstelik bu işleri hijyen şartlarına uygun şekilde yapmak modern iş hayatında oldukça zor. Ofis mutfağımızda bulunduracağımız kullan-at tabaklar, bu zorluğu aşmamıza önemli bir katkı sağlamakta. Farklı ebatlarda üretimi yapılan bu tabaklar, ana yemekler için kullanılabileceği gibi ara öğünler, atıştırmalıklar, tatlılar, meyveler ve özel kutlamalar için de oldukça pratik çözümler sunmakta.

Kullan-at ürünler arasında tabaklar, en fazla boyut seçeneğine sahip ürünler. Bu ürünleri sipariş verirken, ne çok küçük ne de çok büyük olmamasına dikkat etmelisiniz. Orta boy kullan-at tabakları farklı yemek alternatifleri için rahatlıkla kullanabilirsiniz.

Kullan-at Tabldotlar

Kullan-at tabldotlar, özel köpük bölümleri sayesinde aynı anda birden fazla çeşit yemeği yemenizi kolaylaştırır. Bu ürünlerin en önemli özelliği, dar mekanlarda fazla kişinin yemek yemesini kolay hale getirmesi ve servisleri hızlandırması. Çok sayıda çalışana sahip ofislerde yemek yeme ortamları yeterince geniş değilse ve bulaşık işleriyle uğraşılmak istenmiyorsa bu ürünler tercih edilebilir. Isıya dayanıklı olmaları, sıcak yemekleri de rahatlıkla tüketmenize imkan tanır. Bu ürünleri ayrıca, iş arkadaşlarınızla birlikte piknik veya kamp alanları gibi ortamlarda da rahatlıkla kullanabilirsiniz. Bu gibi etkinliklerde kullan-at tabldotlar düşündüğünüzden de büyük kolaylıklar sunmakta.

Kullan-at Çatal, Kaşık ve Bıçaklar

Dayanıklı malzemelerden üretilen kullan-at çatal, kaşık ve bıçaklar da yine ofis mutfağınızda bulundurmanız gereken ürünler arasında. Dayanıklı yapıları sayesinde sıcak yemeklerde de kullanıma uygun olan bu ürünler, kolay kolay kırılmamakta ve kullanım sırasında fiziksel bir güçlük çıkartmamakta. Kendiniz için olduğu kadar misafirleriniz için de rahatlıkla kullanabileceğiniz bu ürünleri toplu paketler halinde mutfağınızda bulundurursanız, ofisinizde bulaşık gibi işler için oluşan gereksiz zaman ve emek kaybının önüne geçebilirsiniz.

Kullan-at Karıştırıcılar

Çayınızı kahvenizi şekerli içmeyi tercih ediyorsanız, temiz ve pratik bir karıştırıcıya ihtiyaç duyuyorsunuz demektir. Kullan-at karıştırıcılar, plastik veya tahta olmak üzere iki türlüdür. Plastik karıştırıcılar, sıcak suda eğilip bükülme yapmayan yüksek kalitede plastiklerden üretilmekte. Tahta karıştırıcılar ise plastik ürünler kullanmak istemeyen tarafından tercih edilmekte.

Kullan-at ürünler ofislerin en sık sipariş verdiği ürünler arasında.

Online alışveriş sitemiz Ofix üzerinden verilen siparişler içinde kullan-at ürünler oldukça yüksek bir düzeyde. Bireysel ve kurumsal müşterilerimiz ofislerinde yemek ve içecek ihtiyaçlarını karşılamak için bu ürünlerin toplu siparişlerini vermekte. Kullan-at ürünleri içinde ise en çok bardak ve tabakların tercih edildiğini söyleyebiliriz. Tabak boyutlarında ise en çok orta boy tabaklar tercih edilmekte. Marka tercihleri arasında ise Huhtamaki, Novapac ve Dolphin ilk üçte yer almakta.

Yazımızın bu kısmında, Ofix’te en fazla ilgi gören Huhtamaki kullan-at ürünlerinden bahsetmek istiyoruz. 1920 yılında Finlandiya’nın Kokkola kentinde kurulan Huhtamaki, tek kullanımlık ürünler piyasasında lider bir konumda. Aradan geçen bir asırlık süre zarfında Huhtamaki, ürün yelpazesini hızla genişlettiği gibi, sektörde pek çok yeniliğin öncüsü olmayı da başardı.

Huhtamaki kullan-at ürünleri Ofix’te!

Huhtamaki karton bardakları, 12 oz hacme sahip ve paket içi miktarı 50 adet. Ofislerin en önemli gider kalemlerinden biri olan karton bardaklar, toplu siparişlerle temin edildiğinde çok daha ekonomik hale gelmekte. Gün içinde sıklıkla kullanılan bu ürünleri su sebilleri ile çay veya kahve makinelerinin yanında bol miktarda bulundurabilirsiniz. 

Kullan-at tabaklar içinse Huhtamaki Econo plastik servis tabağı güzel bir seçim olabilir. Bu ürünleri tüm yiyecekler için rahatlıkla kullanabilirsiniz. 

Kullan-at ürünler hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Kullan-at çatallar için Huhtamaki Premio çatal iyi bir seçim olabilir. 18 cm ölçüsünde olan bu ürünlerin paket içi miktarı 50 adet. 

Kullan-at ürünler hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Kullan-at kaşıklar için de Huhtamaki Premio kaşığı tercih edebilirsiniz. Bu ürünler de 18 cm ölçüsünde ve paket içi miktarı 50 adet. 

Kullan-at ürünler hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Kullan-at bıçak önerimiz ise Huhtamaki Premio bıçakları. Aynı ölçü ve adete sahip bu ürünleri sıcak yemeklerde de rahatlıkla kullanabilirsiniz. 

Kullan-at ürünler hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

 

 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler