Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofis Dostu Karton Bardaklar

Yayınlandı

tarihinde

Karton bardaklar hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

 

 

Havalar soğudukça ofiste sıcak içecek tüketimimiz artıyor. Bu içecekleri tüketirken cam bardaklar veya kupalar ilk tercihimiz olsa da temizlik ve hijyen nedeniyle bunları kullanmak her zaman mümkün olmuyor. Karton bardaklar ofiste sıcak içecek tüketimimizde en sık kullandığımız araçlar arasında. Ofix sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, ofis dostu karton bardaklar hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Karton bardaklar ofislerde niçin ilgi görür?

Günün büyük bir bölümünü geçirdiğimiz ofisimizde günlük sıvı tüketimimize dikkat etmemiz çok önemlidir. Sıvı tüketiminin önemini bilsek de çoğu zaman su yerine diğer içeceklere yönelebiliyoruz. Bunların başında ise şüphesiz ki çay ve kahve geliyor. Özellikle de kış aylarında bitki çayları da çokça tükettiğimiz sıcak içecekler arasında yer alıyor. Sıvı tüketimimizde cam bardak veya kupa kullanmak genellikle ilk tercihimiz. Fakat, ofis ortamında bu araçların temizlik ve hijyen şartlarını taşıması oldukça güç.

Ofiste sıvı tüketimi için en sık kullandığımız ürünler karton bardaklar, plastik bardaklar ve köpüklü bardaklardır. Bu ürünler arasında yalnızca karton bardaklar, sıcak içecekler için uygun özelliklere sahip. Nitekim, plastik bardaklar ve köpüklü bardaklar, ısıyla temas etmeleri halinde, bileşimlerindeki maddelerden dolayı hem içeceğin tadını bozuyor, hem de sık kullanım halinde önemli sağlık risklerini beraberinde getiriyor. Oysa karton bardaklar, sıcak içeceklerin tadında bir değişim meydana getirmez. Ayrıca, geri dönüşüme de uygun özelliktedir. Bu nedenlerle bu bardaklar, ofislerde büyük ilgi görüyor.

Karton bardaklar sağlığa zarar verir mi?

Endüstriyel üretim, bir taraftan seri üretimi ve ihtiyaçların daha uygun fiyata karşılanmasını sağlıyor. Fakat bir taraftan da önemli sağlık risklerini ortaya çıkartıyor. Günümüzde tükettiğimiz hemen her şey, sağlığımıza az ya da çok zarar verebilmekte. Endüstriyel üretimde sağlığa zarar vermeyen bir şey bulmak pek mümkün değil. Burada önemli olan, neyi nasıl tüketeceğimizi bilmek ve olası riskleri en aza indirmektir. Bu yönüyle karton bardaklar, sıcak içecekler konusunda plastik ve köpük bardaklara oranla sağlığa en az zarar veren ürünlerdir.

Karton bardakların temel ham maddesi selülozdur. Fakat bu selüloz, her zaman ağaçtan değil, bazen saman, keten veya pamuk liflerinden elde edilebilmekte. Ağaçtan elde edilen selüloz, diğerlerine oranla daha kalitelidir ve çok az kimyasalla karıştırılarak kullanılmaktadır. Diğer selüloz türleri içinse farklı kimyasallar kullanılabilmekte. Bu ürünlerin sık kullanımı halinde, uzun vadede kimi kanserojen etkilerde bulunabildikleri de uzmanlar tarafından belirtilmekte.

Bu bakımdan, karton bardaklar konusundaki tercihleriniz, kaliteli markaların ürünlerinden yana olmalı. Günlük tüketim miktarınızı da 2-3 bardakla sınırladığınızda, herhangi bir endişeye kapılmak için pek bir neden görünmüyor. Ve tabii, temiz ve hijyenik cam bardak veya kupa kullanım imkanınız varsa, ilk tercihleriniz bunlar olmalı.

Ofis dostu karton bardaklar Ofix.com’da!

Başta da belirttiğimiz gibi karton bardaklar, ofisimizde en sık tükettiğimiz kullan-at ürünler arasındadır. Yazımızın bu kısmında, online ofis marketiniz Ofix’te satışını yaptığımız karton bardakları sizlere tanıtacağız.

Selcup Karton Bardaklar

Selcup markası, tekstil sektöründe 20 yıla yakın bir süredir hizmet veren bir marka. Tekstil sektöründe kazandığı deneyimleri ambalaj ve kullan-at ürünler alanında da değerlendiren Selcup, özel baskı teknikleriyle ürettiği bardaklarıyla müşteri memnuniyetini hep yüksek düzeyde tutmayı başarıyor. Kullandığı fleksografik baskı tekniği, üretimini yaptığı karton bardakların dayanıklılığını arttırıyor. Karton bardaklar hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Huhtamaki Karton Bardaklar

1920 yılında Heikki Huhtamaki tarafından Finlandiya’nın Kokkola kurulan Huhtamaki, dünyanın en önde gelen ambalaj markalarından biri. 1960’larda Avrupa kağıt pazarında büyük bir üstünlük yakalayan firma, 1970’lerden bu yana dünya pazarındaki gücünü arttırmakta. Dünya genelinde çeşitli ortaklıklar ve satın almalar yoluyla üretimlerini 6 kıtada gerçekleştirmekte. Karton bardaklar hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Ofix Karton Bardaklar

2012 yılında faaliyete başlayan online ofis marketiniz Ofix, ihtiyaçlarınızı yakından takip ediyor. Ofix karton bardaklar, ofis ihtiyaçlarınız için hem kaliteli, hem de ekonomik çözümler sunuyor. Üretimini yaptığımız ürünler, sitemizde en sık sipariş verilen ürünler arasında. Üzerlerindeki özel baskılarda verilen mesajlar, sıcak içecek tüketiminizi daha da keyifli hale getirmekte.  

Karton bardaklar hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler