Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofix’te Bayram Temizliği

Yayınlandı

tarihinde

Ofix'te Bayram Temizliği

Merhaba sevgili beyaz yakalılar! Nasılsınız, bayramınız nasıl geçti? Bayram temizliğinizi yaptıysanız, bayram ziyaretine gelen misafirleriniz evinizi çok beğenmiştir. Ofix’te bayram temizliği konusunda başarılı bir kampanya süreci yönettik ve evlerin pek çok temizlik ürünü ihtiyacını karşıladık. Bu haftaki blogumuzda sizlerle, bu kampanya sürecinden ve kullanıcılarımızın bayram temizliği için tercih ettiği ürünlerden bahsedeceğiz.

Biliyorsunuz, bayram öncesinde yapılan işlerin başında bayram temizliği geliyor. Kültürümüzde özel bir öneme sahip olan bayram ziyaretleri için evde yapılan temizlik işleri, günler öncesinden başlayan ve oldukça kapsamlı işlerdir. Yoğun iş temposu içinde ihmal edilen temizlik işlerini bayram temizliği içinde gerçekleştirmek, günümüzde de devam eden eski bir alışkanlık.

Bu yıl her ne kadar koronavirüs salgını nedeniyle bayram ziyaretlerinde azalmalar olsa da evde geçirilen sürenin artmasına bağlı olarak oluşan temizlik ihtiyaçları için bayram temizliği güzel bir fırsat oldu. Biz de bu fırsatı iyi değerlendirdik ve özellikle bireysel satış kanalına yönelik yaptığımız reklam ve pazarlama çalışmaları sayesinde temizlik ürünü satışlarında önemli artışlar elde ettik. Bayram temizliği için en çok tercih edilen temizlik ürünlerine geçemeden gelin birlikte ofiste bayram temizliği nasıl yapılır inceleyelim. 

Ofiste Bayram Temizliği Nasıl Yapılır?

Ofiste bayram temizliği, işyerindeki ortamı yenilemek ve düzenlemek için harika bir fırsattır. İşte ofiste bayram temizliği yaparken dikkate alabileceğiniz bazı adımlar:

Masalar ve Çalışma Alanları: Masaların ve çalışma alanlarının düzenli olmasını sağlayın. Kağıt ve belgeleri sınıflandırın, gereksiz dosyaları arşivleyin veya atın. Masaüstündeki eşyaların yerini düzenleyin.

Ofis Ekipmanları: Bilgisayarlar, yazıcılar, telefonlar gibi ofis ekipmanlarını temizleyin. Klavyeleri, fareleri, ekranları ve diğer cihazları tozdan arındırın. Kablolarda düzenleme yapın.

Depolama Alanları: Dolaplar, raf sistemleri veya dosya saklama birimleri gibi depolama alanlarını düzenleyin. Gereksiz belgeleri gözden geçirin ve düzenleyin, etiketleyin veya arşivleyin.

Ortak Alanlar: Toplantı odaları, mutfak veya yemek alanları gibi ortak alanları temizleyin. Masa ve sandalyeleri silin, mutfak ekipmanlarını düzenleyin ve temizleyin.

Ofis Malzemeleri ve Ekipmanları: Kırtasiye malzemeleri, ofis gereçleri ve diğer ekipmanları kontrol edin. Eksik veya yıpranmış malzemeleri belirleyin ve yenileyin.

Bitkiler ve Dekorasyon: Ofiste bulunan bitkileri sulayın ve bakımlarını yapın. Dekoratif unsurları, tabloları veya süslemeleri gözden geçirin ve temizleyin.

Düzenli Temizlik: Genel bir temizlik yapın. Yerleri süpürün, silin veya vakumlayın. Toz alın, camları temizleyin ve genel bir havalandırma yapın.

Ofiste bayram temizliği, daha verimli bir çalışma ortamı oluşturmanın yanı sıra çalışanların motivasyonunu artırabilir. Bu süreci planlayarak, departmanlar arası işbirliği sağlayarak veya bir temizlik ekibiyle işbirliği yaparak daha etkili bir sonuç elde edebilirsiniz.

Bayram Temizliği İçin En Çok Tercih Edilen Ürünler

Temmuz ayında bireysel satış kanalında temizlik ürünü satışlarına ilişkin verileri incelediğimizde, evlerden verilen temizlik ürünü siparişlerinde ciddi artışlar elde ettiğimizi görüyoruz. Haziran verilerine göre Temmuz ayında örneğin mutfak kireç sökücü ürünlerinde %500, lavabo açıcılarda %125, cam temizleyicilerde %44 ve bulaşık deterjanlarında %12’lik artış elde ettik.

Ürün bazında baktığımızda, Cif Jel Yüzey Temizleyici Çiçek Ferahlığı – 750 ml ürünümüzde %1000’lik bir artış var. Bu ürünlerin en önemli özelliği, tüm yüzeylerde temizlik ihtiyaçlarını karşılaması. Konsantre jel formülü sayesinde mutfak, banyo ve diğer yüzeylerde kolaylıkla kullanılabiliyor.

Kullanıcılarımızın tuvalet temizliği konusundaki ürün tercihi en çok Taskı Diversey R6 Tuvalet Temizleyici – 750 ml ürünümüzden yana oldu. Öyle ki, bu ürünlerin satışında %900’lük bir artış elde ettik. Klozet temizliği için özel olarak geliştirilmiş hidrolik asit bazlı güçlü formülü, ortamda aynı zamanda güzel bir koku yaratıyor.

Mutfak temizliği konusunda yağ sökücüler oldukça etkili ürünlerdir. Özellikle ocak ve çevresinde biriken yağları temizlemek için daha çok yağ sökücüler tercih ediliyor. Kullanıcılarımızın yağ sökücülerde en çok tercih ettiği ürünümüz Vatan Mutfak Yağ Sökücü – 750 ml oldu. Limon kokulu bu ürünlerin satışında son 1 ayda %900’lük bir artış yakaladık.

Ve tabii çamaşır suları… Bayram temizliğinin olmazsa olmazlarından biri olan bu ürünlerde kullanıcılarımız en çok Bingo Oksijen Çamaşır Suyu 3.5 kg ürünümüzü tercih etti. Ultra yoğun kıvamlı bu ürünlerin satışında son 1 ayda %900’lük artış elde ettik.

Temmuz ayında evlerden verilen temizlik ürünü siparişlerini incelediğimizde, müşterilerimizin sepet başına ortalama 159 TL’lik temizlik ürünü siparişi verdiklerini görüyoruz. Sepet başına ortalama ürün miktarı ise 7.6 adet olarak gerçekleşti. Temmuz ayında ürün adeti satışı bazında baktığımızda en çok temizlik ürünü siparişi Şişli, Beşiktaş, Kadıköy, Sarıyer ve Ataşehir’den geldi.

Haftaya görüşmek üzere.

Ofixboy…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

İş Güvenliği: Plaza Hayatında Fark Etmeden Biriken Riskler

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ofiste çalışıyorsan büyük ihtimalle kendini güvende hissediyorsundur.
Ne de olsa ne şantiye var ne ağır makineler. Masa, sandalye, bilgisayar… hepsi oldukça “zararsız” görünüyor.

Ama işin aslı şu: Ofis ortamı tehlikesiz değil, sadece tehlikeleri sessiz.

Gün içinde başına gelenleri düşün.
Masaya oturuyorsun, bilgisayarı açıyorsun, bir yandan kahve içiyorsun. Saatler geçiyor ama fark etmiyorsun. Çünkü her şey alıştığın gibi. Zaten problem de tam burada başlıyor: alışkanlıklar, zamanla hataları görünmez hale getiriyor.

Mesela masa altındaki kablolar…
İlk gün dikkat edersin. Sonra görmezden gelmeye başlarsın. Bir süre sonra artık orada olduklarını bile unutursun. Ta ki bir anlık dalgınlıkta ayağın takılana kadar.

Ya da sandalye…
“Rahat gibi” gelir ama aslında doğru ayarda değildir. Günler geçtikçe omuzların biraz daha öne düşer, ekran biraz daha aşağıda kalır. O an bir şey hissetmezsin ama gün sonunda yorgunluk artar. Bir süre sonra bu durum normalin olur.

İşte plaza hayatındaki riskler tam olarak böyle çalışır: büyük değil, biriken.

İş güvenliği denince çoğu kişinin aklına prosedürler, eğitimler, uzun uzun anlatılan kurallar gelir. O yüzden de sıkıcı bulunur. Ama ofis tarafında iş güvenliği aslında çok daha basit bir yerden başlar: düzen.

Düzenli bir masa, doğru yerleştirilmiş bir ekran, güvenli kullanılan prizler… Bunlar kulağa küçük detaylar gibi gelir ama günün sonunda hem konforu hem verimi doğrudan etkiler. Hatta çoğu zaman fark etmeden yaşadığın yorgunluğun sebebi bile bu küçük eksiklikler olur.

Bir de işin hijyen tarafı var ki genelde en çok atlanan konu burası.
Ortak kullanılan alanlar, mutfak, masa yüzeyleri… Bunlar sadece temizlik meselesi değil, doğrudan iş güvenliği konusu. Çünkü sağlıklı olmayan bir ortamda çalışmak da bir risk.

Bu noktada doğru ürün seçimi devreye giriyor. Ergonomik ofis ekipmanları, kablo düzenleyiciler, güvenli priz çözümleri ya da temizlik ürünleri… Bunların hepsi aslında “daha konforlu” bir ofis için değil, daha güvenli bir çalışma ortamı için var. Ofix gibi platformlarda bu ürünleri doğru şekilde seçmek, işi oldukça kolaylaştırıyor.

Sonuçta kimse ofise gelirken “bugün başıma bir şey gelir” diye düşünmez.
Ama kimse de gün sonunda sebepsiz yere yorulmak, ağrıyla kalkmak ya da küçük bir kazayla günü kapatmak istemez.

Plaza hayatında riskler gürültüyle gelmez.
Sessizce birikir, alışkanlığa dönüşür.

Ve çoğu zaman çözümü de büyük değişikliklerde değil,
gözünün önünde duran küçük detaylarda saklıdır.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden her iki beyaz yakalıdan biri “ben bunu daha ne kadar yapacağım?” diyor?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Sabah alarm çalıyor.
Bir anlığına “bugün işe gitmesem ne olur?” düşüncesi geçiyor aklından.

Sonra herkes gibi kalkıyorsun. Kahveni alıyorsun, bilgisayarın başına geçiyorsun.
Ama içten içe şunu hissediyorsun: Bu sadece yorgunluk değil.

Son dönemde beyaz yakalıların büyük bir kısmı aynı şeyi düşünüyor.
Gitmek değil belki… ama kalmak da eskisi kadar kolay gelmiyor.


İş sandığımızdan daha fazlası

Kimse sadece para kazanmak için çalıştığını düşünmek istemiyor.
İnsan biraz da “ben ne yapıyorum?” sorusunun cevabını arıyor.

Yaptığın işin bir anlamı olsun istiyorsun.
Bir katkın olsun.
Birileri fark etsin.

O yüzden iş sadece iş olmuyor.
Yavaş yavaş senin bir parçan haline geliyor.

Ama işte tam bu yüzden, karşılığını alamadığında sadece yorulmuyorsun… kırılıyorsun.


“Biraz daha dayan” hali

İş hayatı sana açık açık şunu söylemiyor ama hissettiriyor:
Biraz daha hızlı ol, biraz daha fazla sorumluluk al, biraz daha idare et.

Bir süre sonra bu “biraz daha”lar birikiyor.

Akşam laptopu kapatıyorsun ama zihnin kapanmıyor.
Hafta sonu geliyor ama tam dinlenemiyorsun.
Pazartesi daha gelmeden yorgun hissediyorsun.

Ve bir noktada insan kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten bu tempoya alıştım mı, yoksa sadece katlanıyor muyum?”


Gün bitiyor ama iş bitmiyor

Eskiden iş çıkınca iş biterdi.
Şimdi sadece mekan değişiyor.

Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj düşerse cevaplanıyor.
“Şunu da hızlıca halledeyim” dediğin şey, geceye sarkıyor.

Bir de hayatın kendisi var.

Ev, sorumluluklar, yapılacaklar…
Yani aslında gün içinde tek bir iş yapmıyorsun.
Sürekli bir şeyleri dengede tutmaya çalışıyorsun.

Ama o denge çoğu zaman tutmuyor.


İçten içe bir şeyler eksik

En yorucu olan şey bazen işin kendisi değil.
Karşılığını alamadığını hissetmek.

Çok çalışıyorsun ama yeterince görülmüyorsun.
Emek veriyorsun ama fark yaratıyormuş gibi hissetmiyorsun.

Bazen aynı işi yaptığın insanların farklı yerlerde olduğunu görüyorsun.
Ve o an şunu düşünüyorsun:

“Ben nerede yanlış yapıyorum?”

Aslında çoğu zaman yanlış yapan sen değilsin.
Ama bunu anlamak zaman alıyor.


“İstifa” dediğimiz şey

Dışarıdan bakınca basit:
“İşi bırakmış.”

Ama içeride olan şey biraz daha farklı.

Bu karar genelde bir anda verilmiyor.
Biriken şeyler var.

Yavaş yavaş uzaklaşmak,
kendini geri çekmek,
eskisi kadar önemsememek…

Ve bir gün, artık devam edemediğini fark etmek.

O yüzden bu sadece bir işten ayrılma değil.
Bir hissin, bir yükün, bir döngünün içinden çıkma hali.


Aynı döngü, aynı yorgunluk

Birçok insanın yaşadığı şey aslında birbirine çok benziyor.

Yaptığın işin karşılığını tam alamadığını hissetmek,
ilerliyormuş gibi değil de yerinde sayıyormuş gibi hissetmek,
ne kadar çabalarsan çabala yetmiyormuş gibi gelmesi…

Ve en önemlisi,
hayatın sadece işten ibaretmiş gibi hissettirmesi.

İşte bu his biriktiğinde,
insan “bırakayım mı?” diye düşünmeye başlıyor.


Asıl mesele

Bugün beyaz yakalıların yaşadığı şey tembellik değil.

Kimse çalışmaktan kaçmıyor.
Ama kimse de kendini kaybedecek kadar çalışmak istemiyor.

İnsanlar üretmek istiyor, faydalı olmak istiyor, iyi hissetmek istiyor.

Ama bunun karşılığında sadece yorgunluk kalıyorsa,
orada bir problem var.

O yüzden mesele şu değil:
“İnsanlar neden çalışmak istemiyor?”

Asıl mesele şu:
İnsanlar neden bu şekilde çalışmak istemiyor?

Okumaya Devam Et

Trendler