Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofisinizde olmazsa olmaz 10 temizlik ürünü

Yayınlandı

tarihinde

Bir kişi temizlik ürünü ile masa temizliği yapıyor.

Ofis içindeki temizlik, çalışanları birçok açıdan etkiler. Özellikle ofise yönelik özel temizlik ürünü kullandığınızda daha etkili sonuçlar alabilirsiniz. Bu noktada ofis temizliği için mop, ağır yağ ve kir çözücü gibi malzemelere ihtiyacınız olabilir.

Kolay temizlik ürünleri ile etkili sonuçlar yakalamak istiyorsanız birçok ürünü değerlendirebilirsiniz. Bu durum için ofisinizin büyüklüğünü, eşya sıklığını, tozlanan alanları ve tuvalet sayısını göz önünde bulundurabilirsiniz.

Ofiste bazı temizlik ürünlerine karşı alerjisi olan çalışanlar olabilir. Bu noktada onları tetiklememek için doğal temizlik ürünleri tercih edebilirsiniz. Bu temizlik ürünlerinin içeriğinde daha az kimyasal madde yer alır. Dolayısıyla herhangi bir reaksiyona neden olmaz. En iyi bitkisel temizlik ürünleri, istediğiniz temizliği sağlayarak etki yaratabilir.

Ofis temizliği nedir?

Çalışanlar olarak günün büyük bir çoğunluğunu ofiste geçirirsiniz. Dolayısıyla bu ortamdaki temizlik durumu sizi direkt etkiler. Özellikle tozlu ve kirli bir ortamda enfeksiyonlara açık olurken çalışmakta da güçlük çekebilirsiniz.

Genel sağlık ve çalışma performansı açısından ofisteki ortak alanların temizliği gerekir. Bu noktada etkili temizlik malzemeleri kullanarak hijyen sağlayabilirsiniz. Sonuçta temiz bir ofis ile stres azalır ve rahat bir ortamda çalışma alanı açılmış olur.

Tüm bu noktaları değerlendirdiğimizde ofis temizliği, çalışma alanının hijyenik koşulları her açıdan karşılaması. Bu koşulları sağlayarak ofis içindeki verimi artırabilirsiniz.

Ofis temizliği nasıl yapılır?

Ofis temizliği için tek bir adımdan söz etmek güç. Dolayısıyla birçok aşamayı birlikte değerlendirmek gerekir. Bu noktada ofis temizliğinde mutlaka bilgisayarları, masaları, sandalyeleri ve diğer mobilyaları hijyenik açıdan temiz tutmalısınız. Bunu sağlamak için gerekli temizlik malzemeleriyle hareket edebilirsiniz.

Diğer yandan ofiste temizlik yaparken ilk önce süpürmek sonra silmek şeklinde bir yol izleyebilirsiniz. Silme aşamasında hem yerleri hem de mobilyaları temizlemeniz gerekir. Antibakteriyel temizlik ürünleri ile hijyeni artırabilirsiniz.

Ofisinizde mutfak varsa mutfak için etkili olan yağ sökücü gibi temizlik ürünleriyle işlemleri gerçekleştirebilirsiniz. Diğer taraftan tuvaletler için klozet kireç çözücü ürünlerine yönelebilirsiniz. Bu ürünlerle temizlik yaparken bir miktar bekletip ardından fırçalamaya geçerek etkili temizleme gerçekleştirebilirsiniz.

Ofis temizliği için elbette genel temizlik malzemeleri ihtiyacı var. Bu malzemeleri eksiksiz bulundurarak temizlik aşamalarını herhangi bir şeye ihtiyaç duymadan gerçekleştirebilirsiniz. Bu işlemleri gerçekleştirdikten sonra ise düzenli olarak ofisinizi havalandırabilirsiniz.

Ofisinizde olmazsa olmaz 10 temizlik ürünü

Ofisinizde hayal ettiğiniz gibi eksiksiz bir temizlik gerçekleştirmek için bazı malzemelere önceden sahip olmanız gerekebilir. Dolayısıyla planlama yaparken bu malzemeleri liste şeklinde kontrol ederek temin edebilirsiniz. Bu malzemeler ve kullanım alanları şöyle:

Malzeme Ofis temizliği için kullanım alanı
1. Temizlik bezleri Masa, tezgah, elektronik cihazlar ve diğer yüzeyleri temizlemek için kullanabilirsiniz.
2. Çamaşır suyu Her türlü yüzeyde belirli bir oranla suyu karıştırarak kullanabilirsiniz. Özellikle lavabo ve mutfak tezgahları için etkili olabilir.
3. Böcek ilaçları Ofisinizde böcek ve haşere sorunu olabilir. Bu durum genel temizliği direkt etkilidir. Bu noktada ilaç kullanabilirsiniz.
4. Mobilya ve ahşap temizliği ürünleri Mobilyaları zarar görmeden temizlemeniz gerekir. Bunun için mobilya ve ahşap alanlara özel ürünleri değerendirebilirsiniz.
5. Dezenfektanlar El dezenfektanları ile ofisinize gelen her kişinin anlık hijyen sağlamasını destekleyebilirsiniz. Bu sayede olası bulaş durumlarının önüne geçebilirsiniz.
6. Cam temizleme için en etkili temizlik ürünleri Ofisinizdeki camların temiz olması genel temizlik algısını doğrudan etkiler. Dolayısıyla doğru ürünleri kullanarak istediğiniz sonuçları alabilirsiniz.
7. Klozet temizleme ürünleri Klozetlerdeki hijyeni anlık sağlayabilmek adına klozet fırçası ve takımlarını kullanabilirsiniz.
8. Bulaşık yıkama ürünleri Ofis mutfağında çalışanın sürekli temiz bulaşık sağlayabilmesi için bulaşık yıkama ürünlerini ofiste bulundurabilirsiniz.
9. Cihaz temizlik ürünleri Klima, kahve makinesi, çay makinesi ve diğer cihazların temizlenmesi önemli. Bu noktada cihaz temizlik ürünlerini kullanabilirsiniz.
10. El yıkama ürünleri ve sabunlar El yıkama ihtiyacı gün içinde sıklıkla tekrarlanır. Dolayısıyla el yıkama ürünleri ve sabunları bulundurmanız gerekir. Bu noktada ürünleri inceleyebilirsiniz.

Ofis temizliğinin tam olarak sağlanması uzun bir süreç. Bu noktada gerekli malzemeleri temin etmeniz ve devamlı kullanmanız gerekir. Ayrıca temizleme aralıklarının da belli bir düzenle gerçekleşmesini önemseyebilirsiniz. Bu sayede ofisiniz devamlı aynı temiz görünüme sahip olur.

Temizlik ürünü çeşitleri arasında sayısız çeşit olduğunu görebilirsiniz. Bu durumda ofisinizde durum tespiti yaparak en gerekli olan malzemeleri not edebilirsiniz. Ardından bu malzemeleri OFIX üzerinden temin edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

İş Güvenliği: Plaza Hayatında Fark Etmeden Biriken Riskler

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ofiste çalışıyorsan büyük ihtimalle kendini güvende hissediyorsundur.
Ne de olsa ne şantiye var ne ağır makineler. Masa, sandalye, bilgisayar… hepsi oldukça “zararsız” görünüyor.

Ama işin aslı şu: Ofis ortamı tehlikesiz değil, sadece tehlikeleri sessiz.

Gün içinde başına gelenleri düşün.
Masaya oturuyorsun, bilgisayarı açıyorsun, bir yandan kahve içiyorsun. Saatler geçiyor ama fark etmiyorsun. Çünkü her şey alıştığın gibi. Zaten problem de tam burada başlıyor: alışkanlıklar, zamanla hataları görünmez hale getiriyor.

Mesela masa altındaki kablolar…
İlk gün dikkat edersin. Sonra görmezden gelmeye başlarsın. Bir süre sonra artık orada olduklarını bile unutursun. Ta ki bir anlık dalgınlıkta ayağın takılana kadar.

Ya da sandalye…
“Rahat gibi” gelir ama aslında doğru ayarda değildir. Günler geçtikçe omuzların biraz daha öne düşer, ekran biraz daha aşağıda kalır. O an bir şey hissetmezsin ama gün sonunda yorgunluk artar. Bir süre sonra bu durum normalin olur.

İşte plaza hayatındaki riskler tam olarak böyle çalışır: büyük değil, biriken.

İş güvenliği denince çoğu kişinin aklına prosedürler, eğitimler, uzun uzun anlatılan kurallar gelir. O yüzden de sıkıcı bulunur. Ama ofis tarafında iş güvenliği aslında çok daha basit bir yerden başlar: düzen.

Düzenli bir masa, doğru yerleştirilmiş bir ekran, güvenli kullanılan prizler… Bunlar kulağa küçük detaylar gibi gelir ama günün sonunda hem konforu hem verimi doğrudan etkiler. Hatta çoğu zaman fark etmeden yaşadığın yorgunluğun sebebi bile bu küçük eksiklikler olur.

Bir de işin hijyen tarafı var ki genelde en çok atlanan konu burası.
Ortak kullanılan alanlar, mutfak, masa yüzeyleri… Bunlar sadece temizlik meselesi değil, doğrudan iş güvenliği konusu. Çünkü sağlıklı olmayan bir ortamda çalışmak da bir risk.

Bu noktada doğru ürün seçimi devreye giriyor. Ergonomik ofis ekipmanları, kablo düzenleyiciler, güvenli priz çözümleri ya da temizlik ürünleri… Bunların hepsi aslında “daha konforlu” bir ofis için değil, daha güvenli bir çalışma ortamı için var. Ofix gibi platformlarda bu ürünleri doğru şekilde seçmek, işi oldukça kolaylaştırıyor.

Sonuçta kimse ofise gelirken “bugün başıma bir şey gelir” diye düşünmez.
Ama kimse de gün sonunda sebepsiz yere yorulmak, ağrıyla kalkmak ya da küçük bir kazayla günü kapatmak istemez.

Plaza hayatında riskler gürültüyle gelmez.
Sessizce birikir, alışkanlığa dönüşür.

Ve çoğu zaman çözümü de büyük değişikliklerde değil,
gözünün önünde duran küçük detaylarda saklıdır.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden her iki beyaz yakalıdan biri “ben bunu daha ne kadar yapacağım?” diyor?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Sabah alarm çalıyor.
Bir anlığına “bugün işe gitmesem ne olur?” düşüncesi geçiyor aklından.

Sonra herkes gibi kalkıyorsun. Kahveni alıyorsun, bilgisayarın başına geçiyorsun.
Ama içten içe şunu hissediyorsun: Bu sadece yorgunluk değil.

Son dönemde beyaz yakalıların büyük bir kısmı aynı şeyi düşünüyor.
Gitmek değil belki… ama kalmak da eskisi kadar kolay gelmiyor.


İş sandığımızdan daha fazlası

Kimse sadece para kazanmak için çalıştığını düşünmek istemiyor.
İnsan biraz da “ben ne yapıyorum?” sorusunun cevabını arıyor.

Yaptığın işin bir anlamı olsun istiyorsun.
Bir katkın olsun.
Birileri fark etsin.

O yüzden iş sadece iş olmuyor.
Yavaş yavaş senin bir parçan haline geliyor.

Ama işte tam bu yüzden, karşılığını alamadığında sadece yorulmuyorsun… kırılıyorsun.


“Biraz daha dayan” hali

İş hayatı sana açık açık şunu söylemiyor ama hissettiriyor:
Biraz daha hızlı ol, biraz daha fazla sorumluluk al, biraz daha idare et.

Bir süre sonra bu “biraz daha”lar birikiyor.

Akşam laptopu kapatıyorsun ama zihnin kapanmıyor.
Hafta sonu geliyor ama tam dinlenemiyorsun.
Pazartesi daha gelmeden yorgun hissediyorsun.

Ve bir noktada insan kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten bu tempoya alıştım mı, yoksa sadece katlanıyor muyum?”


Gün bitiyor ama iş bitmiyor

Eskiden iş çıkınca iş biterdi.
Şimdi sadece mekan değişiyor.

Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj düşerse cevaplanıyor.
“Şunu da hızlıca halledeyim” dediğin şey, geceye sarkıyor.

Bir de hayatın kendisi var.

Ev, sorumluluklar, yapılacaklar…
Yani aslında gün içinde tek bir iş yapmıyorsun.
Sürekli bir şeyleri dengede tutmaya çalışıyorsun.

Ama o denge çoğu zaman tutmuyor.


İçten içe bir şeyler eksik

En yorucu olan şey bazen işin kendisi değil.
Karşılığını alamadığını hissetmek.

Çok çalışıyorsun ama yeterince görülmüyorsun.
Emek veriyorsun ama fark yaratıyormuş gibi hissetmiyorsun.

Bazen aynı işi yaptığın insanların farklı yerlerde olduğunu görüyorsun.
Ve o an şunu düşünüyorsun:

“Ben nerede yanlış yapıyorum?”

Aslında çoğu zaman yanlış yapan sen değilsin.
Ama bunu anlamak zaman alıyor.


“İstifa” dediğimiz şey

Dışarıdan bakınca basit:
“İşi bırakmış.”

Ama içeride olan şey biraz daha farklı.

Bu karar genelde bir anda verilmiyor.
Biriken şeyler var.

Yavaş yavaş uzaklaşmak,
kendini geri çekmek,
eskisi kadar önemsememek…

Ve bir gün, artık devam edemediğini fark etmek.

O yüzden bu sadece bir işten ayrılma değil.
Bir hissin, bir yükün, bir döngünün içinden çıkma hali.


Aynı döngü, aynı yorgunluk

Birçok insanın yaşadığı şey aslında birbirine çok benziyor.

Yaptığın işin karşılığını tam alamadığını hissetmek,
ilerliyormuş gibi değil de yerinde sayıyormuş gibi hissetmek,
ne kadar çabalarsan çabala yetmiyormuş gibi gelmesi…

Ve en önemlisi,
hayatın sadece işten ibaretmiş gibi hissettirmesi.

İşte bu his biriktiğinde,
insan “bırakayım mı?” diye düşünmeye başlıyor.


Asıl mesele

Bugün beyaz yakalıların yaşadığı şey tembellik değil.

Kimse çalışmaktan kaçmıyor.
Ama kimse de kendini kaybedecek kadar çalışmak istemiyor.

İnsanlar üretmek istiyor, faydalı olmak istiyor, iyi hissetmek istiyor.

Ama bunun karşılığında sadece yorgunluk kalıyorsa,
orada bir problem var.

O yüzden mesele şu değil:
“İnsanlar neden çalışmak istemiyor?”

Asıl mesele şu:
İnsanlar neden bu şekilde çalışmak istemiyor?

Okumaya Devam Et

Trendler