Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofiste Carlos Santana Modu

Yayınlandı

tarihinde

En güzel 10 Carlos Santana şarkısı için öneriler Ofix Blog'da...

Meksikalı gitarist ve söz yazarı Carlos Santana, “yaşayan efsane” sözünü gerçekten hak eden az sayıda müzik insanından biri. Müzik kariyeri boyunca aldığı 10 Grammy ve 3 Latin Grammy Ödülü‘nün yanı sıra Rolling Stone dergisi tarafından hazırlanan Tüm Zamanların En İyi 100 Gitaristi listesinde 15. sırada yer alması, Carlos Santana‘nın dünya müzik kültüründe ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu gösteriyor. Blues ve Latin müziği türünde bestelediği şarkılarla Carlos Santana, 50 yılı bulan müzik kariyeri boyunca birbirinden güzel çalışmalara imza attı. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, ofiste çalışırken Carlos Santana dinlemeyi seven okurlarımız için en güzel 10 Carlos Santana şarkısı önereceğiz. 

Kısaca Carlos Santana

Carlos Santana ismiyle tanınan Carlos Augusto Alves Santana, 20 Temmuz 1947 tarihinde Meksika’nın Jalisco eyaletine bağlı Autlan de Navarro kentinde dünyaya geldi. Babası Mariachi‘nin kemancı olması, müzikle erken yaşlarda tanışmasını sağladı. Müziğe olan yeteneği sayesinde küçük Carlos, keman çalmayı 5 yaşında öğrendi. 8 yaşına geldiğinde, gitar çalmaya ve hatta küçük konserler vermeye başlamıştı. Bu dönemde ailesinin Jalisco’dan Tijuana’ya taşınması, dönemin popüler müzik akımlarıyla tanışmasını sağladı. Rock müziğin yanı sıra R&B, blues ve country müzik türleriyle tanışan küçük Carlos, ilk bestelerini bu dönemde yapmaya başladı. Ailesiyle birlikte San Fransisco’ya taşınması, müzik kariyerinde hızlı ilerlemesini sağlayacak koşulları da beraberinde getirdi.

San Fransisco’da geçen ilk gençlik yıllarında Carlos Santana, bir taraftan öğrenimine devam ediyor, bir taraftan da lokanta ve restoranlarda bulaşıkçılık yapıyordu. Okuldan ve işten arta kalan zamanlarında ise sokakta gitar çalarak harçlığını çıkarıyordu. 1960’lı yıllara damgasını vuran B.B. King başta olmak üzere blues müziğin en önemli isimlerine büyük ilgi duyuyor, sokakta müzik yaparken daha çok onların şarkılarını çalıp söylüyordu. B. B. King‘in The Thrill is Gone şarkısı, Carlos Santana‘nın defalarca çalmaktan bıkmadığı şarkılardan biriydi. John Lee Hooker‘ın I’m in The Mood şarkısı, Albert King‘in Born Under A Bad Sign şarkısı ve Muddy Waters‘ın Mannish Boy şarkısı da Santana‘nın çalmaktan her zaman keyif aldığı şarkılardı.

1966 yılında David Brown ve Gregg Rolie ile birlikte kurdukları Santana grubu, Carlos Santana‘nın müzik kariyerinde önemli bir dönüm noktası oldu. Bas gitarda David Brown, klavyede Gregg Rolie‘yle birlikte Carlos Santana, dönemin popüler blues şarkılarını yorumlamaya başladı. Santana grubuna Mike Carrabello, Jose Chepito Areas ve Michael Shrieve‘in katılmasıyla birlikte Santana Blues Band ismini alan grup, ilk albümünü 1969 yılında Santana ismiyle çıkarttı.

Carlos Santana’nın Müzik Serüveni

Santana albümüyle birlikte dönemin ünlü müzik festivallerinden biri olan Woodstock Festivali‘ne katılan Carlos Santana ve ekibi, bir anda büyük bir rüzgar yakaladı. Ve Santana albümü satış rekorları kırdı. Dünya müzik tarihi ve blues müzik açısından Santana albümünün en dikkat çeken özelliklerinden biri, blues rifflerinin Latin ve Afrika ezgileriyle oluşturduğu yeni sentezlerdi. Bu sentezler sayesinde blues müzik, “zenci müziği” olmaktan çıkıyor, dönemin Amerikan toplumunda daha geniş bir dinleyici kitlesine ulaşıyordu. Santana‘nın kullandığı Latin riffleri, dönemin en önemli blues şarkıcıları içinde yer alan B.B. King‘den izler taşımakla birlikte, oldukça farklı bir yoruma sahipti.

1970’lerde Santana, neredeyse her yıl yeni bir albüm çıkarttı. Bu albümler içinde Abraxas, 1970 yılında Amerikan müzik listelerine damgasını vurdu. 1971 yılında çıkarttığı Santana III, Carlos Santana ve ekibinin müzik kariyerinde iddialı olduklarını gösterdi. 1972 yılında Caravanserai, 1973 yılında Welcome, 1974 yılında canlı konser kayıtlarından oluşan Lotus ve Borboletta albümleri, müzik severlerin büyük beğenisiyle karşılaştı. Santana‘nın müzik serüveni 1976 yılında Amigos, 1977 yılında Festival ve Moonflower, 1978 yılında Inner Secrets, 1979 yılında Marathon albümleriyle devam etti. Albümlerin hemen hepsi, çok satanlar listesinde haftalarca kaldı ve altın platin ödülü kazandı.

Santana‘nın yükselişi, 1980’lerde de devam etti. Aradan geçen süreçte Carlos Santana, şarkılarında Latin ve Afrika rifflerinin yanı sıra salsa, rock ve caz rifflerine de yer vermeye başladı. Hal böyle olunca, Santana şarkıları farklı müzik türleri ve kültürler ile coğrafyalar arasında birleştirici bir rol üstlenmeye başladı. 1981 yılında çıkarttığı Zebop! albümü, Santana müziğindeki çeşitliliği en iyi yansıtan albümlerden biriydi. 1982 yılında çıkarttığı Shango albümüyle Afrika rifflerini modern caz ve rock riffleriyle yeniden yorumladı. 1985 yılında çıkarttığı Beyond Appearances albümü ile 1987 yılında çıkarttığı Freedom albümleri, müzik tarihinin yanı sıra popüler kültürde de önemli izler bıraktı.

1990’lardan Günümüze Carlos Santana

Santana grubu, en popüler dönemini 1970-1980 arasında yaşadı. Bu dönemde Santana şarkıları, toplumsal ve siyasi gelişmelere karşı muhalif bir çizgi yansıttı. Amerikan toplumunda halen devam etmekte olan ırkçılık başta olmak üzere her türlü ötekileştirmeye karşı Carlos Santana, duygu ve düşüncelerini eserlerine başarıyla yansıttı. Popüler kültür tarihinde Carlos Santana ismi, yalnızca blues müziğe getirdiği yeniliklerle değil, aynı zamanda ırkçılık ve yabancı düşmanlığına karşı söylemleriyle de önem taşımakta.

1990’larda blues müzik, eski popülaritesini yavaş yavaş yitirmeye başladı. Bu dönemde hızlı bir yükseliş ivmesi yakalayan yeni müzik akımları, “eski tüfeklerin” yerlerini yavaş yavaş yeni isimlere bırakmasına yol açtı. Santana grubu, 1993 yılında Sacred Fire: Live In South America konser albümünü çıkarttıktan sonra Carlos Santana‘nın ayrılmasıyla birlikte dağıldı. Carlos Santana bir süre yeğeni ve kardeşleriyle birlikte müzik yaptıysa da beklediğini bulamadı ve sahnelerden çekildi. Günümüzde de Carlos Santana, müzikle daha çok dinleyici olarak ilgilenmekte. Fakat özel konser ve turnelerde sevenleriyle bir araya gelmekten de vazgeçmiyor.

En Güzel 10 Carlos Santana Şarkısı

Carlos Santana‘nın hayatı ve müzik serüvenini kısaca bu şekilde özetledikten sonra yazımızın bu kısmında, en güzel 10 Carlos Santana şarkısı önereceğiz. Bu şarkıları dinleyerek ofiste Carlos Santana modu yaşayabilirsiniz.

Black Magic Woman

En güzel 10 Carlos Santana şarkısı listemizin ilk sırasında, Black Magic Woman var. 1970 yılında çıkarttığı Abraxas albümünün hit şarkılarından biri olan Black Magic Woman, 1970’lere damgasını vuran şarkılardan biriydi. “Kara büyülü kadın” temasıyla hem Afrika rifflerini müziğe taşıyan, hem de aşka farklı bir yorum getiren bu şarkı, günümüzde de Carlos Santana‘nın en beğenilen şarkılarından biri olarak değerlendiriliyor. Bu şarkının orijinal kaydını Santana‘nın canlı yorumuyla buradan dinleyebilirsiniz.

Europa

En güzel 10 Carlos Santana şarkısı listemizin ikinci sırasında, Europa var. Carlos Santana‘nın bir diğer kült şarkısı olan Europa, ilk olarak Amigos albümüyle dinleyicilerle buluştu. 1976 yılından bu yana Carlos Santana ismiyle birlikte anılan bu şarkı, 1970’lerin romantizminden güçlü izler taşıyor. Bu güzel şarkıyı, Carlos Santana‘nın canlı konser görüntüleri eşliğinde buradan dinleyebilirsiniz.

Evil Ways

En güzel 10 Carlos Santana şarkısı listemizin üçüncü sırasında, Evil Ways var. 1969 yılında çıkarttığı Santana albümünün hit şarkılarından biri olan Evil Ways, rock ve R&B riffleriyle süslü bir şarkı. 1970’lerin toplumsal değişim taleplerini yansıtan bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Maria Maria

En güzel 10 Carlos Santana şarkısı listemizin dördüncü sırasında, Maria Maria var. 1999 yılında çıkarttığı Supernatural albümünün hit şarkısı Maria Maria, taşıdığı Latin riffleriyle ön plana çıkıyor. Şarkıya eşlik eden Afrika ritmleri şarkının güzelliğini arttırıyor. Bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Put Your Lights On

En güzel 10 Carlos Santana şarkısı listemizin beşinci sırasında, Put Your Lights On var. Supernatural albümünün bir diğer hit şarkısı olan Put Your Lights On, her türlü sahtekarlığa karşı bir meydan okuma niteliği taşıyor. Carlos Santana‘nın evrensel barış idealini anlatan bu şarkı, aynı zamanda country riffleriyle ayrı bir güzellik taşımakta. Bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Smooth

En güzel 10 Carlos Santana şarkısı listemizin altıncı sırasında, aynı albümün bir diğer şarkısı Smooth var. Bu şarkıda Carlos Santana, Latin rifflerini alternatif rock riffleriyle birlikte yorumlamakta. Carlos Santana‘nın genç kuşaklar tarafından en bilinen şarkısı olan bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

No One To Depend On

En güzel 10 Carlos Santana şarkısı listemizin yedinci sırasında, No One To Depend On var. 1971 yılında çıkarttığı Santana III albümünün hit şarkılarından biri olan bu şarkıda, rock riffleri ile Afrika ritmlerinin güzel bir sentezi var. “Güvenebileceğim kimse yok” temasıyla Carlos Santana, 68 kuşağının duygu ve düşüncelerini yansıtıyor. Dönemin ABD Başkanı Nixon karşıtı gösterilerde sıkça çalınan bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Soul Sacrifice

En güzel 10 Carlos Santana şarkısı listemizin sekizinci sırasında, Soul Sacrifice var. 1969 yılında çıkarttığı ilk Santana albümünün hit şarkılarından biri olan bu şarkıda Santana, Latin riffleri ile Afrika ritmlerinin bir sentezini yapıyor. Şarkıya eşlik eden Afrika ritmleri, klavyede Gregg Rolie‘nin güçlü performansıyla farklı bir keyif veriyor. Bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Oye Como Va

En güzel 10 Carlos Santana şarkısı listemizin dokuzuncu sırasında, Oye Como Va var. 1970 yılında çıkarttığı Abraxas albümünün hit şarkılarından biri olan bu şarkı da yine, Latin rifflerini Afrika ritmleriyle birleştirmekte. Hayatın güzelliklerini anlatan ve ırkçılığa meydan okuyan bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Corazon Espinado

En güzel 10 Carlos Santana şarkısı listemizin onuncu sırasında, Corazon Espinado var. 1999 yılında çıkarttığı Supernatural albümünün hit şarkılarından biri olan Corazon Espinado, günümüz Latin müziğinde en beğenilen şarkılardan biri haline geldi. Bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Beyaz Yakalım

Ofisteki Gizli Çalışan: Yapay Zeka

Yayınlandı

tarihinde

Eskiden ofiste gizlenen şeyler belliydi.

İş saatinde sosyal medyada geçirilen birkaç dakika, mutfakta uzayan kahve molaları ya da Excel dosyasının arkasına saklanmış bir alışveriş sekmesi…

Şimdi ise yeni bir “gizli yardımcı” var: Yapay zeka.

Üstelik araştırmalar gösteriyor ki çalışanların yaklaşık 5 kişiden 1’i işlerinde yapay zeka kullandığını yöneticilerinden veya ekip arkadaşlarından gizliyor.

Peki ama neden?

Sonuçta yapay zeka kullanmak bugün birçok şirkette internet kullanmak kadar sıradan hale gelmiş durumda. Yine de bazı çalışanlar hazırladıkları raporları, yazdıkları mailleri veya oluşturdukları sunumları yapay zekanın desteğiyle hazırladıklarını söylemek istemiyor.

Sebebi aslında düşündüğümüzden daha basit.

Bir kısmı “İşim kolay görünecek” diye çekiniyor.

Bazıları “Yerime yapay zekayı koyarlar mı?” endişesi taşıyor.

Kimileri ise “Hazıra konmuş gibi görünmek istemiyorum” diye düşünüyor.

Kısacası sorun yapay zekanın kendisinden çok, onun nasıl algılandığında yatıyor.

Oysa işin ilginç tarafı şu:

Şirketler çalışanlarının daha verimli olmasını istiyor.

Çalışanlar daha verimli olmak için yapay zekadan yardım alıyor.

Ama sonra bunu kimseye söylemiyor.

Biraz garip bir denklem gibi duruyor.

Bugün birçok çalışan toplantı notlarını özetletiyor, uzun e-postaları sadeleştiriyor, rapor taslakları hazırlatıyor veya araştırmalarını hızlandırıyor. Yani yapay zeka çoğu zaman işi yapan kişi değil, işi hızlandıran bir yardımcı rolünde.

Tıpkı hesap makinesinin muhasebecinin yerini almaması gibi.

Asıl soru artık “Çalışanlar yapay zeka kullanıyor mu?” değil.

Çünkü kullanıyorlar.

Asıl soru şu:

Şirketler çalışanlarının bunu rahatça söyleyebileceği bir ortam oluşturabiliyor mu?

Belki de geleceğin ofislerinde performans değerlendirmeleri sırasında çalışanlar şu cümleyi kuracak:

“Bu projeyi üç günde bitirdim.”

Ve kimse “Nasıl?” diye sormayacak.

Çünkü cevabı zaten biliyor olacak.

Yapay zeka artık ofisin içinde.

Sadece bazı masalarda hâlâ gizli oturuyor.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Trendler