Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofiste Dire Straits Modu

Yayınlandı

tarihinde

En güzel 10 Dire Straits şarkısı için öneriler Ofix Blog'da...

1980’lerin en popüler punk, rock ve blues gruplarından biri olan Dire Straits, iniş çıkışlarla dolu müzik kariyeri boyunca birbirinden güzel şarkılara imza attı. David ve Mark Knopfler kardeşlerin öncülüğünde kurulan grup, David Knopfler‘in gruptan ayrılmasından sonra Mark Knopfler‘le birlikte en popüler dönemlerini yaşadı. 1990’larda gelişen yeni müzik akımları Dire Straits‘in dağılmasına yol açmış olsa da Sultans of Swing, Brothers in Arms, Money for Nothing gibi şarkıları günümüzde de beğeniyle dinleniyor. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, ofiste çalışırken Dire Straits dinlemeyi seven okurlarımız için en güzel 10 Dire Straits şarkısı önereceğiz.

Kısaca Dire Straits

Dire Straits grubu, 1977 yılında David ve Mark Knopfler kardeşler tarafından John Illsey ve Pick Withers‘ın katılımıyla kuruldu. Grubun ilk ismi Cafe Racers olarak belirlenmişti. Dire Straits ismi, prova yapmak için yaşadıkları sorunlara gönderme yapmak için bir arkadaşları tarafından önerildi. Nitekim grup, prova yapacak başka yer bulamadığı için bir arkadaşlarının mutfağında prova yapmak zorunda kalmıştı. Bu nedenle, “zor durumda olmak” anlamına gelen Dire Straits ismini grup ismi olarak belirlediler.

Dire Straits, ilk performanslarını dönemin en ünlü punk rock mekanlarından biri olan Rock Garden‘da sergiledi. İlk hayran kitlesini burada bulan grup, kısa sürede büyük ilgi görmeye başladı. Hazırladıkları Sultans of Swing isimli ilk demo özel bir radyo programında çalındıktan sonra, müzik otoritelerinin dikkatini çekmeye başladılar. Grup tarihinin yanı sıra popüler müzik tarihinin de en önemli şarkılarından biri olan bu şarkı, 1978 yılında çıkarttıkları ilk albümleriyle yüz binlerce müzikseverin beğenisini kazandı.

Sultans of Swing şarkısı o kadar beğenildi ki, albümün dağıtımı yalnızca İngiltere’yle sınırlı olsa da Dire Straits‘in ismini dünyaya duyurdu. Grubun ilk turnesi Kuzey Amerika’ya yapıldı. Turne sırasında grubun canlı performansını izleyip çok beğenen Bob Dylan, gruba birlikte çalışmayı teklif etti. Dönemin efsane isimlerinden biri olan Bob Dylan‘la çalışmaya başlamaları, Dire Straits‘in yükseliş sürecine ivme kazandırdı.

Knopfler Kardeşlerin Yol Ayrımı

1980 yılında Dire Straits, iki dalda Grammy ödülüne aday gösterildi. Ne var ki, grubun üçüncü albümünün yapımı sırasında Knopfler kardeşlerin arasında yaşanan gerginlik, David Knopfler‘in gruptan ayrılmasına yol açtı. David Knopfler müzik kariyerine solo devam ederken Dire Straits‘in ayakta kalması büyük ölçüde Mark Knopfler tarafından sağlandı. Üstelik, David Knopfler döneminde yaratıcılığını göstermede başarısız olduğunu düşünen Mark Knopfler, bu dönemde yaratıcılığını daha iyi şekilde gösterme fırsatı buldu.

1980’li yıllarda Dire Straits, Mark Knopfler öncülüğünde farklı müzik türlerinde şarkılar üretmeye başladı ve daha geniş kitlelere ulaşma fırsatı yakaladı. Özellikle de Making Movies albümü, bu değişimin kilometre taşı olarak değerlendirilmekte. Albümde punk müzik rifflerine eşlik eden blues müzik, jazz ve contry müzik riffleri, grubun müzikal sentezlerde ne kadar başarılı olduğunu ispatladı. Mark Knopfler döneminde dikkat çeken konulardan bir diğeri de şarkı sürelerinin epeyce uzamasıydı. Öyle ki, 14 dakikalık Telegraph Road şarkısı, dönemin en dikkat çeken şarkılarından biri oldu. David Knopfler döneminde daha minimalist bir çizgide şarkılar üreten grup, Mark Knopfler döneminde daha maksimalist ve deneysel çalışmalara yöneldi.

Dire Straits‘in 1985 yılında çıkarttığı Brothers in Arms albümü, İngiltere’de en çok satan albüm olmayı başardı. 9 şarkıdan oluşan albümün neredeyse tüm şarkıları hit oldu ve dünya müzik listelerinde üst sıralarda yer buldu. Özellikle de Money for Nothing şarkısı, içerdiği punk müzik riffleriyle büyük beğeni topladı. Bu şarkıyı Mark Knopfler, bir elektronik dükkanında karşılaştığı elemanın dönemin müzisyenleri hakkındaki şikayetlerinden yola çıkarak yazmıştı.

Zirveden Dağılmaya

1985 yılında Philadelphia Jfk ve Londra Wembley Stadyumu’nda eş zamanlı olarak gerçekleştirilen ve tüm zamanların en büyük konserlerinden biri olarak kabul edilen Live Aid‘de gösterdikleri performans, Dire Straits‘in ününü zirveye taşıdı. Ne var ki artan ün, beraberinde ayrılığı getirdi. 1988 yılında Mark Knopfler, Dire Straits‘in resmen dağıldığını açıkladı. Dağılma gerekçesini ise yaptıkları müziğin gerçekten anlaşılmadığı, sırf popüler oldukları için dinlenildiği şeklinde açıkladı.

1991 yılında Dire Straits, On Every Street albümüyle yeniden bir araya geldi. Ne var ki bu albüm, Dire Straits hayranlarını hayal kırıklığına uğrattı ve beklenen ilgiyi görmedi. Albümün ardından çıktıkları dünya turnesi de başarısız geçince, Dire Straits döneminin artık kapandığını düşünen grup üyeleri kendi yollarına gitmeyi kararlaştırdılar. 1996 yılında Mark Knopfler, solo müzik kariyerine Golden Heart‘la devam etme kararı aldı.

En Güzel 10 Dire Straits Şarkısı

Dire Straits‘in müzik serüvenini kısaca bu şekilde özetledikten sonra yazımızın bu kısmında, ofiste çalışırken Dire Straits dinlemeyi seven okurlarımız için en güzel 10 Dire Straits şarkısı önereceğiz. 

Sultans of Swing

Listemizin ilk sırasında, Dire Straits‘in kült şarkısı Sultans of Swing var. Mark Knopfler‘e ait olan bu şarkı, 1970’lerin sonları ile 1980’lerin ilk yarısında Dire Straits‘in dünya genelinde büyük bir hayran kitlesine ulaşmasını sağladı. Dönemin popüler rock’n roll rifflerinden farklı olarak punk rock riffleriyle süslü bu şarkıda, hayatın rutinlerini kırıp yaratıcılığını kullanmak isteyen insanların izlerini görebilirsiniz. Bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Brothers in Arms

En güzel 10 Dire Straits şarkısı listemizin ikinci sırasında, Brothers in Arms var. Dire Straits‘in 1985 yılında çıkarttığı albüme ismini veren bu şarkı da yine Mark Knopfler‘in en beğenilen şarkılarından biri. Dire Straits‘in en popüler olduğu dönemde başarısını pekiştiren bu şarkıda, savaşın anlamsızlığı düşüncesi etrafında barışa ve kardeşliğe övgü var. Bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Money for Nothing

Listemizin üçüncü sırasında, Dire Straits‘in bir diğer kült şarkısı Money for Nothing var. Brothers in Arms albümünün ikinci hit şarkısı olan bu şarkıyı Mark Knopfler, bir elektronik dükkanında karşılaştığı elemanın dönemin müzisyenleri hakkındaki şikayetlerinden yola çıkarak yazdı. 1985 yılının dünya müzik listelerinde haftalarca üst sıralarda yer bulan bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Expresso Love

En güzel 10 Dire Straits şarkısı listemizin dördüncü sırasında, Expresso Love var. 1980 yılında çıkarttıkları Making Movies albümünün en beğenilen şarkılarından biri olan bu şarkıda, tüketim toplumunun gerçek aşk ve sevgiyi nasıl öldürdüğünün eleştirisi yapılıyor. Bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Tunnel of Love

Listemizin beşinci sırasında, Tunnel of Love var. Making Movies albümünün çıkış şarkısı olan bu şarkıda Mark Knopfler, gerçek aşkı bulmanın ve yaşatmanın güçlüklerine işaret ediyor. Punk müzik rifflerine güçlü bir lirizmin eşlik ettiği bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Lady Writer

En güzel 10 Dire Straits şarkısı listemizin altıncı sırasında, Lady Writer var. 1979 yılında çıkarttıkları Communique albümünün hit şarkılarından biri olan bu şarkı, kadının toplumdaki yerini sorgulayan çok sayıda ironi içeriyor. Bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Six Blade Knife

Listemizin yedinci sırasında, Six Blade Knife var. 1978 yılında çıkarttıkları Dire Straits albümünün hit şarkılarından biri olan bu şarkıda blues müzik riffleri öne çıkmakta. Bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Where Do You Think You’re Going

En güzel 10 Dire Straits şarkısı listemizin sekizinci sırasında, Where Do You Think You’re Going var. Communique albümünün bir diğer hit şarkısı olan bu şarkıda Mark Knopfler, rock müzik riffleri eşliğinde aşk ve özgürlük ilişkisini sorguluyor. Bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Skateaway

Listemizin dokuzuncu sırasında Skateaway var. Making Movies albümünün bir diğer hit şarkısı olan bu şarkıda Mark Knopfler, punk müzik riffleri eşliğinde gündelik hayatın sıkıcılığını ve anlamsızlığını eleştiriyor. Bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Once upon A Time in the West

En güzel 10 Dire Straits şarkısı listemizin onuncu sırasında, Once upon A Time in the West var. Communique albümünün çıkış şarkısı olan bu şarkıda punk müzik rifflerine rock ve country riffleri eşlik ediyor. Beyaz adamın medeniyet adına kendisine ve doğaya verdiği zararları anlatan bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
1 Yorum

1 Yorum

  1. Selim

    6 Eylül 2022 saat 20:45

    Private investigation nerede?

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler