Bizi Takip Edin

Lifestyle

Evde çağrı merkezi hizmeti verirken nelere dikkat etmek gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Evde çağrı merkezi hizmeti vermenin püf noktaları Ofix Blog'da...

Koronavirüs salgınıyla birlikte pek çok işletme, uzaktan çalışma sistemine geçiş yaptı. Bunun sonucu olarak pek çok hizmet artık evlerden verilmekte. İşletmelerin özellikle çağrı merkezi birimleri, bu süreçten daha fazla etkilendi. Yaptıkları işin gereği olarak mesai saatleri boyunca evde telefon ve internete bağlı bir bilgisayar başında çalışmalarını sürdürmek durumunda kalan çağrı merkezi çalışanları, evde çağrı merkezi hizmeti verirken çeşitli sorunlarla karşılaşabiliyor. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, evde çağrı merkezi hizmeti vermenin püf noktaları hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

Kendinize ait bir çalışma alanınız olmalı.

Evde çalışmanın elbette kendine göre birtakım kolaylıkları var. Fakat bununla birlikte, evde çalışırken kendinize ait bir çalışma alanı oluşturamadıysanız bu kolaylıklar sizin için çok ciddi zorluklara yol açabilir. Evde yaptığınız çalışmalar için örneğin salonu ve yemek masasını kullanıyorsanız, gün içinde ev halkıyla çeşitli sıkıntılar yaşayabilirsiniz. Yemek yerken toplamanız gereken ofis araç ve gereçlerinizi her defasında taşımak, yerleştirmek, kurulumunu yapmak, motivasyonunuzu düşürücü bir durum haline gelir. Evde çağrı merkezi hizmeti vermenin püf noktaları içinde her şeyden önce, kendinize ait bir çalışma alanı oluşturmalısınız. Çalışma alanınızda iş için kullandığınız araç ve gereçlerden başka hiçbir şey olmamalı. Home office çağrı merkezi olarak kullanacağınız alanda iş dışında başka hiçbir şeyle ilgilenmemelisiniz.

Çalışma alanınızı temiz ve düzenli tutmalısınız.

Ofiste çalışırken günlük temizlik işlerinizi yerine getiren görevliler vardı. Evde çalışırken çalışma alanınızın temizlik ve düzeninin sorumluluğu bizzat size ait olmalı. Evde çağrı merkezi hizmeti vermenin püf noktaları içinde, çalışma alanınızı sadece iş için kullanmalı, başka işler için başka alanlardan yararlanmalısınız. İş için kullandığınız araç ve gereçlerinizi günlük mesainiz başlamadan önce temizler ve düzenlerseniz, mesaiye kendinizi daha kolay adapte edebilirsiniz. Evde çağrı merkezi hizmeti vermenin püf noktaları içinde temiz ve düzenli bir çalışma alanına sahip olursanız, motivasyon ve odaklanma güçlüğü yaşamazsınız. Kirli ve düzensiz çalışma alanları, işe duyulan ilgiyi azaltır ve dikkat dağınıklığına yol açar. İyi bir home office çağrı merkezi müşteri temsilcisi olmak için ofiste size sunulan temizlik ve düzeni evde siz sağlamalısınız.

Ergonomik ürünleri tercih etmelisiniz.

Evde kullanılan koltuk ve sandalyeler ne kadar şık olursa olsun, uzun süreli kullanımlar için gerekli ergonomik özelliklere sahip olmayabilir. Mutfak veya yemek masası sandalyeleri, ofis sandalyelerinden farklı estetik niteliklere ve kullanım özelliklerine sahiptir. Uzun süreli kullanımlar halinde bu ürünler, sırt ve bel ağrıları başta olmak üzere pek çok ağrıya yol açabilir. Gereğinden fazla rahat ve konforlu ürünler de yine, işe duyduğunuz ilgiyi azaltarak performans düşüklüğüne neden olabilir. Evde çağrı merkezi hizmeti vermenin püf noktaları içinde çalışma alanınızda ergonomik ürünleri tercih etmeli, ofiste kullandığınız koltuk ve sandalyeler ile aynı niteliklere sahip ürünleri kullanmalısınız. PC ekipmanlarınız da yine, vücut tipinize uygun ve ergonomik olmalı.

Mesai süreniz boyunca rahatsız edilmemelisiniz.

Evde çağrı merkezi hizmeti vermek için çalışma alanınızı oluşturup temizliğini ve düzenini sağlayarak pek çok sorundan kolaylıkla kurtulabilirsiniz. Fakat aynı zamanda ev halkının da sizinle iletişimini sınırlaması gerek. Evde çalışmak, çağrı merkezi hizmeti veren çalışanların ev halkıyla ilişkilerinde bazı sorunlar meydana getirebiliyor. Özellikle gün boyunca devam eden telefon görüşmeleri nedeniyle ev halkı rahatsız olabiliyor. Bu durumdan yaptığınız işin etkilenmemesi için ev halkıyla ortak çözüm geliştirmeyi denemelisiniz. İyi bir evden çağrı merkezi elemanı olmak için bu tür ortak çözümlerden etkin şekilde yararlanmalısınız. Örneğin, çalışma alanınızı ev halkının sesten rahatsız olmayacağı bir alana taşımanız iyi bir çözüm olabilir. Evde çağrı merkezi hizmeti verirken ev halkıyla herhangi bir gerginlik yaşamamalı, bu gibi sorunların müşteriler tarafından fark edilmeden çözümünü sağlamalısınız. Mesai süreniz boyunca ev halkının odanıza zorunlu olmadıkça girip çıkmaması gerektiğini de onlara uygun bir dille anlatmalısınız.

Mesai sürenize dikkat etmelisiniz.

Evden çalışmanın zorluklarından biri de mesai süresini korumakta güçlük çekmektir. Eğer öz disiplin konusunda farkındalıklarınız yüksekse, evde çalışırken de mesai sürenizi korumakta zorluk çekmezsiniz. Fakat herhangi bir nedenle motivasyon düşüklüğü yaşıyor ve mesai sürenizin tamamını çalışma alanınızda geçiremiyorsanız, evde çağrı merkezi hizmeti verme konusunda çeşitli sıkıntılar yaşayabilirsiniz. Evde çağrı merkezi iş ilanları son zamanlarda hızlı bir artış ivmesi yakaladı. İnternet aramalarında evden call center ve evde call center iş ilanları aramaları hızla artmakta. Home office çağrı merkezi iş ilanları ile iş arıyorsanız, mesai sürenize dikkat etmeniz sizden özellikle istenecektir. Evde internet çağrı merkezi hizmeti veriyorsanız beklemediğiniz bir anda gelen bir çağrı veya telefonda fazla bekletilmekten rahatsız olan bir kullanıcı, hizmet kalitenize gölge düşüren bazı durumlara yol açabilir.

Bağlantı hızınızı kontrol etmelisiniz.

Uzaktan çalışma sistemine geçişle birlikte evde kullanılan internet bağlantısı iş hayatı için kullanılmaya başlandı. Evde eğer yüksek hızlı internet kullanıyorsanız, veri akışı sırasında hız konusunda önemli bir sorun yaşamazsınız. Fakat bağlantı hızınız düşükse, evde çağrı merkezi hizmeti verirken çeşitli sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Evde birden fazla cihaz aynı internet bağlantısını kullanıyorsa, bu durumda bant genişliğiniz azalacak ve bu da evde çağrı merkezi hizmeti verirken çeşitli sorunlar yaşamanıza yol açacaktır. Evde çağrı merkezi hizmeti vermenin püf noktaları içinde bağlantı hızınızı mesaiye başlamadan önce mutlaka kontrol etmelisiniz. Bağlantı hızınızı düşürmemek için internetinizi mesai süreniz boyunca başka cihazlarla paylaşmamalı, bant genişliğinizi yüksek tutmaya çalışmalısınız.

İletişiminiz kısa, öz ve kolay anlaşılır olmalı.

Çağrı merkezine düşen çağrılar, işletmeyle ilgili herhangi bir sorunu, şikayeti veya talebi olan kişilerden geliyor demektir. Evde çağrı merkezi hizmeti verirken bu gerçeği unutan bazı çalışanlar, iletişim sırasında karşı tarafa gereğinden fazla bilgi verebiliyor, sorun çözmek adına kafa karıştırıcı bir yaklaşım sergileyebiliyor. Aynı şekilde, performans testlerinden daha yüksek notlar almak adına da iletişim bazen gereksiz yere uzatılabiliyor. Unutmayın ki karşı taraf, bir sorunu veya bir talebi olduğu için size ulaşmak istemiştir. Evden müşteri temsilciliği yaparken bu basit gerçek bazen unutulabiliyor. Sorunu veya talebini iyi bir şekilde anlar, beklentilerini en kısa ve kolay şekilde karşılarsanız, vereceğiniz hizmetin kalitesi yüksek olacaktır. İletişim uzadıkça karşı tarafın dikkati dağılır, konudan uzaklaşılır ve bu durum, iletişimin çoğu zaman hayal kırıklığıyla sonuçlanmasına yol açar.

Eleştiriye açık olmalısınız.

Evden çalışmanın zorluklarından biri de özel hayat ile iş hayatı arasındaki ayrımın bulanıklaşmasıdır. Buna bağlı olarak iş görüşmeleri kimi zaman özel görüşmeler gibi gerçekleştirilebilmekte. Evde çağrı merkezi hizmeti verirken işinizle ilgili herhangi bir gevşeklik göstermemeli, karşı tarafın arkadaşınız veya bir yakınınız değil, sizden hizmet almak isteyen bir kullanıcı olduğunu unutmamalısınız. Gelen eleştirileri size yapılmış bir eleştiri gibi üzerinize almamalı, yapılan eleştirileri ilgili birimlere aktarmak için not almalısınız. Eleştirilerin ilgili birimlere ulaşması için kayıt oluşturmalı ve bu konuda karşı tarafa bilgilendirme yapmalısınız. Aynı şekilde, iletişim sırasında işletmeniz veya üstleriniz hakkında olumsuz herhangi bir ifade kullanmamalı, sorumluluk alanınıza girmeyen konular hakkında yapılabilecek işlemler hakkında kısa ve öz açıklamalar yapmalısınız.

Sosyal medya kullanımınızı sınırlandırmalısınız.

Evde veya ofiste çalışırken verimliliği düşüren nedenler arasında yanlış sosyal medya kullanımı ilk sıralarda yer alıyor. İyi bir home office çağrı merkezi elemanı olmak için yanlış sosyal medya kullanım şekillerinden uzak durmalısınız. “Kafa dağıtmak” adına sosyal ağlara bağlanmak, çalışırken odaklanma güçlüğü yaratabiliyor. Sosyal medyada gördüğünüz bir haber veya paylaşım nedeniyle dikkatinizi işinize vermekte güçlük çekebilir, karşı tarafı yanlış anlamaktan kaynaklı iletişim sorunları yaşayabilirsiniz. Evde çağrı merkezi hizmeti vermenin püf noktaları içinde mesai süreniz boyunca zorunlu olmadıkça sosyal ağlara girmemeli, mola anlarınızda girdiğinizde ise dikkatinizi dağıtacak konulardan uzak durmalısınız.

Editörün Tavsiyesi: Mirax MT100-PM002 PMR Telsiz Kulaklığı

Evde çağrı merkezi hizmeti vermenin püf noktaları hakkında faydalı bilgiler paylaştığımız bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix’te satışı devam eden Mirax MT100-PM002 PMR telsiz kulaklığı ürünümüzü kısaca tanıtmak istiyoruz. Evde çağı merkezi hizmeti verirken kulaklık kullanmayı tercih ediyorsanız, bu ürünler iyi bir seçim olabilir. Yüksek ses kalitesine sahip bu ürünlerin kulağa tam oturan ergonomik yapısı, kulağı rahatsız etmeden uzun süre kullanımı olanaklı kılmakta. Ayarlanabilir kulak askısı ve entegre bas-konuş mikrofon ile elbise klipsine sahip bu ürünlerin bağlantı tipi 2.5 mm fiş. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Beyaz Yakalım

Ofisteki Gizli Çalışan: Yapay Zeka

Yayınlandı

tarihinde

Eskiden ofiste gizlenen şeyler belliydi.

İş saatinde sosyal medyada geçirilen birkaç dakika, mutfakta uzayan kahve molaları ya da Excel dosyasının arkasına saklanmış bir alışveriş sekmesi…

Şimdi ise yeni bir “gizli yardımcı” var: Yapay zeka.

Üstelik araştırmalar gösteriyor ki çalışanların yaklaşık 5 kişiden 1’i işlerinde yapay zeka kullandığını yöneticilerinden veya ekip arkadaşlarından gizliyor.

Peki ama neden?

Sonuçta yapay zeka kullanmak bugün birçok şirkette internet kullanmak kadar sıradan hale gelmiş durumda. Yine de bazı çalışanlar hazırladıkları raporları, yazdıkları mailleri veya oluşturdukları sunumları yapay zekanın desteğiyle hazırladıklarını söylemek istemiyor.

Sebebi aslında düşündüğümüzden daha basit.

Bir kısmı “İşim kolay görünecek” diye çekiniyor.

Bazıları “Yerime yapay zekayı koyarlar mı?” endişesi taşıyor.

Kimileri ise “Hazıra konmuş gibi görünmek istemiyorum” diye düşünüyor.

Kısacası sorun yapay zekanın kendisinden çok, onun nasıl algılandığında yatıyor.

Oysa işin ilginç tarafı şu:

Şirketler çalışanlarının daha verimli olmasını istiyor.

Çalışanlar daha verimli olmak için yapay zekadan yardım alıyor.

Ama sonra bunu kimseye söylemiyor.

Biraz garip bir denklem gibi duruyor.

Bugün birçok çalışan toplantı notlarını özetletiyor, uzun e-postaları sadeleştiriyor, rapor taslakları hazırlatıyor veya araştırmalarını hızlandırıyor. Yani yapay zeka çoğu zaman işi yapan kişi değil, işi hızlandıran bir yardımcı rolünde.

Tıpkı hesap makinesinin muhasebecinin yerini almaması gibi.

Asıl soru artık “Çalışanlar yapay zeka kullanıyor mu?” değil.

Çünkü kullanıyorlar.

Asıl soru şu:

Şirketler çalışanlarının bunu rahatça söyleyebileceği bir ortam oluşturabiliyor mu?

Belki de geleceğin ofislerinde performans değerlendirmeleri sırasında çalışanlar şu cümleyi kuracak:

“Bu projeyi üç günde bitirdim.”

Ve kimse “Nasıl?” diye sormayacak.

Çünkü cevabı zaten biliyor olacak.

Yapay zeka artık ofisin içinde.

Sadece bazı masalarda hâlâ gizli oturuyor.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Trendler