Bizi Takip Edin

Lifestyle

Vietol Kolonya ve Dezenfektanları Satışta

Yayınlandı

tarihinde

Vietol kolonya ve dezenfektanları hakkında merak ettiğiniz konular Ofix Blog'da...

Korona döneminde kullanımı artan kolonya ve dezenfektanlar hayatımızın vazgeçilmezleri arasındaki yerini koruyor. Online ofis marketiniz Ofix.com‘da bu gruptaki ürün portföyümüzü Vietol kolonya ve dezenfektanlarıyla genişletmeye devam ediyoruz. Korona döneminde kolonya satışlarımızda %390’lık bir artış elde ettik ve kolonyalar, en çok sattığımız ürünler listesinde 70. sıradan 49. sıraya yükseldi. El dezenfektanlarında ise %133’lük bir artış elde ettik ve el dezenfektanları, 99. sıradan 33. sıraya yükseldi. Pazarın ihtiyaçlarını yakından takip eden Ofix.com‘da satışına yeni başladığımız Vietol kolonya ve dezenfektanları, pazarın ekonomik ve kaliteli kolonya ve dezenfektan ihtiyaçları konusunda iyi birer alternatif. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, Vietol kolonya ve dezenfektanlarını kısaca tanıtacağız. 

Vietol Limon Kolonyası – 5 L

Koronavirüs salgını devam ederken mevsimsel nedenlerden dolayı gribal enfeksiyonlarda hızlı bir artış görülmekte. Ofislerde, okullarda, toplu taşıma araçlarında ve benzeri ortamlarda hem koronavirüs salgınından, hem de gribal enfeksiyonlardan korunmak için kolonya ve dezenfektan kullanımı artmakta. 80 derece alkol içeren Vietol limon kolonyası – 5 l ürünümüz, virüs ve bakterilere karşı etkin koruma sağlarken cildin nem dengesine zarar vermiyor. Ülkemizde en sevilen kolonya türlerinden biri olan limon kolonyası, ferahlatıcı etkisi sayesinde hemen her yaş ve beğeni grubundan kullanıcıya hitap ediyor. Kullanıldığı yüzeylerde virüs ve bakterileri etkisiz hale getiren bu ürünler, güzel kokusu sayesinde kullanıcıda hoş bir etki bırakıyor.

Kolonyalarda genellikle 70 derece ve üstü alkol kullanılmakta. 70 ile 90 derece arasında alkol içeren kolonyalar virüs ve bakterilerden korunmak için uygun niteliktedir. Fakat bununla birlikte, ağzı açık kalmış kolonyalardan alkol içeriği hızla buharlaşır. Böyle bir durumda kolonyanın sağlayacağı dezenfeksiyon son derece sınırlı olacaktır. 80 derece alkol içeren Vietol limon kolonyası – 5 l ürünümüzü işyerinizde veya evinizde virüs ve bakterilerden korunmak için rahatlıkla kullanabilirsiniz. Ancak kullanım şeklinize dikkat etmeli, kolonyayı şişe veya diğer gereçlere doldurduktan sonra bidonun ağzını sıkı şekilde kapatmayı ihmal etmemelisiniz. Vietol limon kolonyası – 5 l ürünümüz için fiyat bilgisi öğrenme ve sipariş işlemlerinizi buradan yapabilirsiniz.

Vietol Limon Kolonyası – 1 L

Kolonya kullanım miktarınız fazla değilse, bu ürünlerin 1 litrelik olanlarını tercih edebilirsiniz. Vietol limon kolonyası – 1 l ürünümüz yukarıdaki ürünle aynı nitelikte olup yalnızca hacim bakımından farklı. Ürünlerin özel bidonu kullanım sırasında kolaylık sağlıyor. Gereğinden fazla miktarda kolonya kullanımını önlüyor. 1 litrelik bidonu ofisinizde veya evinizde banyo veya mutfak dolaplarınızda kolayca saklayabilir, ihtiyaç halinde kullanabilirsiniz. Bidon kolonya kullanımı şişe kolonya kullanımına göre ekonomik açıdan her zaman daha avantajlıdır. Bununla birlikte, kolonya bidonunu kullanımın ardından çöpe atmamalı, geri dönüşüme kazandırmak için uygun alanlara bırakmalısınız.

Korona döneminde kullanımı artan kolonyalar, yanlış kullanım nedeniyle cilt üzerinde bazı tahriş ve kızarıklıklara yol açabilmekte. Kolonyaların yüksek derecede alkol içermesi, sık kullanım halinde bu gibi durumları gündeme getirebilmekte. Bu nedenle, ofiste veya evde ya da dış mekanlarda gereksiz yere kolonya kullanmaktan kaçınmanızda yarar var. Evde veya işte kendinizi izole etmeyi başarabilirseniz, kolonya kullanımınızı daha kolay sınırlandırabilirsiniz. Başkalarıyla bir araya gelmeniz gereken durumlarda ise sosyal mesafeyi koruyarak enfeksiyon risklerinden uzak durabilirsiniz. Bu sayede kolonya kullanımınız doğal olarak azalacaktır. Başkalarıyla veya farklı objelerle temasın ardından ise ellerinizi kolonyayla dezenfekte edebilirsiniz. Vietol limon kolonyası – 1 l ürünümüz için fiyat bilgisi öğrenme ve sipariş işlemlerinizi buradan yapabilirsiniz.

Vietol Limon Kolonyası – 400 ml

Eğer çanta veya çekmecenizde bulundurmak için küçük ebatta bir kolonya arıyorsanız, Vietol limon kolonyası – 400 ml ürünümüz iyi bir seçim olabilir. Özel plastik şişesi sayesinde çanta veya çekmecenizde kolayca bulundurabileceğiniz bu ürünler, ihtiyaç duyduğunuz anlarda kolonyaya kolay erişim imkanı sağlamakta. Kullanımın hemen ardından kolonyanın kapağını kapatırsanız, bileşimindeki alkolün buharlaşmasını önler ve ürünü daha etkin şekilde kullanabilirsiniz. Ofiste veya dış mekanlarda kendinizin yanı sıra sevdiklerinizin de bu ürünlerden yararlanmasını sağlayabilir, kolonyanızı onlara ikram edebilirsiniz. Bununla birlikte, şişeyi onlara vermekten kaçınmalı, temasınızı olabildiğince sınırlı tutmaya çalışmalısınız.

Son zamanlarda kolonya kullanımıyla ilgili olarak çok büyük bir yanlış yapılmakta. Maske üzerine kolonya dökülmesi son derece yanlış bir uygulamadır. Eğer tek kullanımlık maskeleri tercih ediyorsanız, bu ürünlerin ömrü zaten maksimum 4 saattir. Bu sürenin ardından maskelerin etkisi sona erer. Tek kullanımlık maskelerin yıkanarak veya üzerine kolonya dökülmek suretiyle tekrar kullanımı etkinliğini geri kazandırmaz. Bez maskeler içinse maskenize kolonya uygulamak yerine yüksek sıcaklıkta ve deterjanla yıkamanızı tavsiye ederiz. Bez maskenizin üzerine kolonya uyguladığınızda solunum yollarınıza alkol girer ve yanma hissi oluşturur. Gün içinde bu uygulamayı birkaç kez tekrarlamanız halinde solunum yollarınızda bazı sorunlara yol açabilirsiniz. Kolonyayı yalnızca cildinize uygulamalı, kokusunu fazla solumaktan kaçınmalısınız. Vietol limon kolonyası – 400 ml ürünümüz için fiyat bilgisi öğrenme ve sipariş işlemlerinizi buradan yapabilirsiniz.

Vietol El ve Cilt Dezenfektanı – 5 L

Korona döneminde alkol bazlı dezenfektanlar hayatımızın merkezine yerleşti. Öyle ki, internet aramalarında en sık aranan kelimeler listesinin zirvesine yerleşti ve korona döneminin sembolü oldu. Piyasada farklı bileşimlere sahip dezenfektan çeşitleri bulmak mümkün. Dezenfektan çeşitleri arasında alkol bazlı ürünler, virüs ve bakterilere karşı çok güçlü bir silahtır. Dezenfektan alkol ve alkol bazlı el dezenfektanı çeşitlerinin etkisi diğer dezenfektan türlerine oranla çok daha yüksektir. Ofiste veya diğer ortamlarda iyi bir el dezenfektanına ihtiyaç duyuyorsanız, Vietol el ve cilt dezenfektanı – 5 l ürünümüzü deneyebilirsiniz. %72 etil alkol içeren bu ürünler etanol bazlı olup sık kullanım için uygun özelliktedir. Hassas cilt tipleri için de uygun olan bu ürünler, cildin nem dengesini korumakta.

Dezenfektan kullanımı ile ilgili olarak pek çok yanlış maalesef halen revaçta. Bu yanlışlar içinde en önemlilerinden biri, elleri sabunla iyice yıkadıktan sonra bir kez de dezenfektan uygulamaktır. Oysa ellerinizi iyice yıkamışsanız, üzerine bir de dezenfektan uygulamanıza gerek yok. Eğer işiniz gereği yoğun temasta bulunuyorsanız, daha etkin sonuçlar almak için dezenfektan kullanımını tercih edebilirsiniz. Ancak uygulamanın öncesinde ellerinizin kuru olması gerekir. Islak ele dezenfektan uygularsanız dezenfektandan etkin sonuç alamazsınız. Ofiste veya ofis dışı ortamlarda antibakteriyel temizleyiciler veya alkol bazlı dezenfektanlar, temizlik ve hijyen konusunda daha etkin sonuçlar sağlar. İşyerinizde personel hijyeni için de yine alkol bazlı ürünleri ilk sırada değerlendirebilirsiniz. İşyerleri gibi fazla kişinin bir arada bulunduğu ortamlarda sıvı sabunlar bazen yetersiz kalabiliyor. Sıvı sabunların kullanıldığı nemli yüzeylerden mikroorganizmalar kolayca yayılabiliyor. Vietol el ve cilt dezenfektanı – 5 l ürünümüz için fiyat bilgisi öğrenme ve sipariş işlemlerinizi buradan yapabilirsiniz.

Vietol El ve Cilt Dezenfektanı – 1 L

Gün içinde su ve sabuna ulaşamadığınız durumlarda dezenfektan kullanarak virüs ve bakterilere karşı etkin koruma sağlayabilirsiniz. Bununla birlikte, ellerinizde gözle görünür derecede kir varsa, dezenfektan kullanmakla yetinmemelisiniz. Dezenfektanlar her ne kadar konsantre alkol içerse de gözle görünen kirleri temizlemez ve ellerinize temiz bir görünüm kazandırmaz. El dezenfektanı için doğru miktar 2.5 cm çapında fındık tanesi kadardır. Bu miktarın altında kalan kullanım şekilleri, virüs ve bakterilere karşı yetersiz kalabilir. Üzerine çıkıldığında ise ellerde tahriş ve yanma hissi, egzama vb. şikayetler oluşabilir. El dezenfektanını doğru şekilde uygulamak için dezenfektanın avuç içine alınması ve parmak araları ile bilekleri kapsayacak şekilde ellere yayılması gerekir.

Vietol el ve cilt dezenfektanı – 1 l ürünümüz, ofiste veya ofis dışı ortamlarda dezenfektan ihtiyacına etkin çözümler sunuyor. Alkol bazlı dezenfektanlar oldukça etkili dezenfektanlar olduğu için uygulamanın fazla uzun sürmesine gerek yoktur. Uygulama sırasında ellerinizi iyice ovuşturursanız, dezenfektandaki etken maddeler ellerinize iyice yayılır. Ellerinizi ovuşturmaya devam ettikçe vücut ısınızla birlikte alkol buharlaşacağı için ellerinizde herhangi bir ıslaklık ya da nem kalmaz. Bununla birlikte, elleriniz ıslakken üzerine dezenfektan uygulamamalısınız. Bu gibi durumlarda dezenfektan alkolün buharlaşma süresi uzar ve bu da cilt üzerinde tahrişe yol açar. Vietol el ve cilt dezenfektanı – 1 l ürünümüz için fiyat bilgisi öğrenme ve sipariş işlemlerinizi buradan yapabilirsiniz.

Vietol El ve Cilt Dezenfektanı – 100 ml

Eğer küçük bir şişe dezenfektana ihtiyaç duyuyorsanız, Vietol el ve cilt dezenfektanı – 100 ml ürünümüz iyi bir seçim olabilir. Bu ürünlerin özel şişesi, çanta veya cepte kolayca taşınmalarını sağlamakta. Fakat bu ürünleri yalnızca cildiniz üzerinde kullanmalı, farklı yüzeylerin dezenfeksiyon işleri için kullanmamalısınız. Nitekim el ve cilt dezenfektanları, el ve cilt temizliği ve hijyeni için geliştirilmiş ürünlerdir. Evde veya ofiste masa ve diğer mobilyalar ile mobil cihaz ve diğer eşyalarınızın temizliğinde bu ürünleri kullanmamalısınız. Çünkü bu ürünlerdeki alkol ve etken madde miktarı, ancak sınırlı bir yüzeyde dezenfeksiyon sağlayacak şekilde özel olarak belirlenmiştir. Geniş yüzeylerin temizliğinde kullanırsanız etkin sonuç alamazsınız. Yüzey temizliği için yalnızca yüzey dezenfektanlarını kullanmalısınız.

Ofiste çalışırken farklı birçok yüzeyle temas sağlıyor ve el yıkamak için vakit bulamıyor olabilirsiniz. Masanızda bulunduracağınız Vietol el ve cilt dezenfektanı – 100 ml ürünümüzle el hijyeninizi rahatlıkla sağlayabilirsiniz. Temas yoluyla bulaşan virüs ve bakterilere karşı etkili olan bu ürünler, cilt üzerinde uzun süreli bakteriyostatik etki göstermekte ve cildin nem dengesini korumasına yardımcı olmakta. Ayrıca, alkol bazlı ürünler kullanıyorsanız, bu ürünleri ateş ve ısı kaynaklarından kesinlikle uzak tutmalısınız. Aksi durumda istenmeyen pek çok olayla karşılaşabilirsiniz. Vietol el ve cilt dezenfektanı – 100 ml ürünümüz için fiyat bilgisi öğrenme ve sipariş işlemlerinizi buradan yapabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

İş Güvenliği: Plaza Hayatında Fark Etmeden Biriken Riskler

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ofiste çalışıyorsan büyük ihtimalle kendini güvende hissediyorsundur.
Ne de olsa ne şantiye var ne ağır makineler. Masa, sandalye, bilgisayar… hepsi oldukça “zararsız” görünüyor.

Ama işin aslı şu: Ofis ortamı tehlikesiz değil, sadece tehlikeleri sessiz.

Gün içinde başına gelenleri düşün.
Masaya oturuyorsun, bilgisayarı açıyorsun, bir yandan kahve içiyorsun. Saatler geçiyor ama fark etmiyorsun. Çünkü her şey alıştığın gibi. Zaten problem de tam burada başlıyor: alışkanlıklar, zamanla hataları görünmez hale getiriyor.

Mesela masa altındaki kablolar…
İlk gün dikkat edersin. Sonra görmezden gelmeye başlarsın. Bir süre sonra artık orada olduklarını bile unutursun. Ta ki bir anlık dalgınlıkta ayağın takılana kadar.

Ya da sandalye…
“Rahat gibi” gelir ama aslında doğru ayarda değildir. Günler geçtikçe omuzların biraz daha öne düşer, ekran biraz daha aşağıda kalır. O an bir şey hissetmezsin ama gün sonunda yorgunluk artar. Bir süre sonra bu durum normalin olur.

İşte plaza hayatındaki riskler tam olarak böyle çalışır: büyük değil, biriken.

İş güvenliği denince çoğu kişinin aklına prosedürler, eğitimler, uzun uzun anlatılan kurallar gelir. O yüzden de sıkıcı bulunur. Ama ofis tarafında iş güvenliği aslında çok daha basit bir yerden başlar: düzen.

Düzenli bir masa, doğru yerleştirilmiş bir ekran, güvenli kullanılan prizler… Bunlar kulağa küçük detaylar gibi gelir ama günün sonunda hem konforu hem verimi doğrudan etkiler. Hatta çoğu zaman fark etmeden yaşadığın yorgunluğun sebebi bile bu küçük eksiklikler olur.

Bir de işin hijyen tarafı var ki genelde en çok atlanan konu burası.
Ortak kullanılan alanlar, mutfak, masa yüzeyleri… Bunlar sadece temizlik meselesi değil, doğrudan iş güvenliği konusu. Çünkü sağlıklı olmayan bir ortamda çalışmak da bir risk.

Bu noktada doğru ürün seçimi devreye giriyor. Ergonomik ofis ekipmanları, kablo düzenleyiciler, güvenli priz çözümleri ya da temizlik ürünleri… Bunların hepsi aslında “daha konforlu” bir ofis için değil, daha güvenli bir çalışma ortamı için var. Ofix gibi platformlarda bu ürünleri doğru şekilde seçmek, işi oldukça kolaylaştırıyor.

Sonuçta kimse ofise gelirken “bugün başıma bir şey gelir” diye düşünmez.
Ama kimse de gün sonunda sebepsiz yere yorulmak, ağrıyla kalkmak ya da küçük bir kazayla günü kapatmak istemez.

Plaza hayatında riskler gürültüyle gelmez.
Sessizce birikir, alışkanlığa dönüşür.

Ve çoğu zaman çözümü de büyük değişikliklerde değil,
gözünün önünde duran küçük detaylarda saklıdır.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden her iki beyaz yakalıdan biri “ben bunu daha ne kadar yapacağım?” diyor?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Sabah alarm çalıyor.
Bir anlığına “bugün işe gitmesem ne olur?” düşüncesi geçiyor aklından.

Sonra herkes gibi kalkıyorsun. Kahveni alıyorsun, bilgisayarın başına geçiyorsun.
Ama içten içe şunu hissediyorsun: Bu sadece yorgunluk değil.

Son dönemde beyaz yakalıların büyük bir kısmı aynı şeyi düşünüyor.
Gitmek değil belki… ama kalmak da eskisi kadar kolay gelmiyor.


İş sandığımızdan daha fazlası

Kimse sadece para kazanmak için çalıştığını düşünmek istemiyor.
İnsan biraz da “ben ne yapıyorum?” sorusunun cevabını arıyor.

Yaptığın işin bir anlamı olsun istiyorsun.
Bir katkın olsun.
Birileri fark etsin.

O yüzden iş sadece iş olmuyor.
Yavaş yavaş senin bir parçan haline geliyor.

Ama işte tam bu yüzden, karşılığını alamadığında sadece yorulmuyorsun… kırılıyorsun.


“Biraz daha dayan” hali

İş hayatı sana açık açık şunu söylemiyor ama hissettiriyor:
Biraz daha hızlı ol, biraz daha fazla sorumluluk al, biraz daha idare et.

Bir süre sonra bu “biraz daha”lar birikiyor.

Akşam laptopu kapatıyorsun ama zihnin kapanmıyor.
Hafta sonu geliyor ama tam dinlenemiyorsun.
Pazartesi daha gelmeden yorgun hissediyorsun.

Ve bir noktada insan kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten bu tempoya alıştım mı, yoksa sadece katlanıyor muyum?”


Gün bitiyor ama iş bitmiyor

Eskiden iş çıkınca iş biterdi.
Şimdi sadece mekan değişiyor.

Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj düşerse cevaplanıyor.
“Şunu da hızlıca halledeyim” dediğin şey, geceye sarkıyor.

Bir de hayatın kendisi var.

Ev, sorumluluklar, yapılacaklar…
Yani aslında gün içinde tek bir iş yapmıyorsun.
Sürekli bir şeyleri dengede tutmaya çalışıyorsun.

Ama o denge çoğu zaman tutmuyor.


İçten içe bir şeyler eksik

En yorucu olan şey bazen işin kendisi değil.
Karşılığını alamadığını hissetmek.

Çok çalışıyorsun ama yeterince görülmüyorsun.
Emek veriyorsun ama fark yaratıyormuş gibi hissetmiyorsun.

Bazen aynı işi yaptığın insanların farklı yerlerde olduğunu görüyorsun.
Ve o an şunu düşünüyorsun:

“Ben nerede yanlış yapıyorum?”

Aslında çoğu zaman yanlış yapan sen değilsin.
Ama bunu anlamak zaman alıyor.


“İstifa” dediğimiz şey

Dışarıdan bakınca basit:
“İşi bırakmış.”

Ama içeride olan şey biraz daha farklı.

Bu karar genelde bir anda verilmiyor.
Biriken şeyler var.

Yavaş yavaş uzaklaşmak,
kendini geri çekmek,
eskisi kadar önemsememek…

Ve bir gün, artık devam edemediğini fark etmek.

O yüzden bu sadece bir işten ayrılma değil.
Bir hissin, bir yükün, bir döngünün içinden çıkma hali.


Aynı döngü, aynı yorgunluk

Birçok insanın yaşadığı şey aslında birbirine çok benziyor.

Yaptığın işin karşılığını tam alamadığını hissetmek,
ilerliyormuş gibi değil de yerinde sayıyormuş gibi hissetmek,
ne kadar çabalarsan çabala yetmiyormuş gibi gelmesi…

Ve en önemlisi,
hayatın sadece işten ibaretmiş gibi hissettirmesi.

İşte bu his biriktiğinde,
insan “bırakayım mı?” diye düşünmeye başlıyor.


Asıl mesele

Bugün beyaz yakalıların yaşadığı şey tembellik değil.

Kimse çalışmaktan kaçmıyor.
Ama kimse de kendini kaybedecek kadar çalışmak istemiyor.

İnsanlar üretmek istiyor, faydalı olmak istiyor, iyi hissetmek istiyor.

Ama bunun karşılığında sadece yorgunluk kalıyorsa,
orada bir problem var.

O yüzden mesele şu değil:
“İnsanlar neden çalışmak istemiyor?”

Asıl mesele şu:
İnsanlar neden bu şekilde çalışmak istemiyor?

Okumaya Devam Et

Trendler