Bizi Takip Edin

Girişimcilik

Selin: Kolonya pazarında lider marka…

Yayınlandı

tarihinde

Selin kolonyaları hakkında merak ettiğiniz konular Ofix Blog'da...

1910’lu yıllarda İzmir’de Süleyman Ferit Bey tarafından üretimi yapılan Altın Damlası kolonyaları, İzmir ve bölge halkının büyük beğenisini kazanmıştı. Öyle ki, İzmir’i ziyarete gelen insanlar sevdiklerine hediye almak istediklerinde akıllarına ilk olarak Altın Damlası kolonyası geliyordu. Süleyman Ferit Bey’in vefatının ardından işleri devralan oğlu Nejat Eczacıbaşı, Altın Damlası kolonyasını daha geniş kitlelere ulaştırmak için 1980 yılında çok önemli bir hamle başlattı ve marka ismini Selin olarak değiştirerek bu kolonyaları modern üretim teknikleriyle birleştirdi. Sözcük anlamı “gür akan su” demek olan Selin, ürünlerin yarattığı rahatlama ve ferahlama hissine vurgu yapıyordu. 1980’li yıllardan itibaren Selin kolonyaları, Eczacıbaşı uzmanlığı sayesinde sektörde öne çıkmaya ve lider konuma yükselmeye başladı. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Selin markasının başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. 

Süleyman Ferit Bey ve Şifa Eczanesi

Selin markasının tarihçesi, 1910’lu yıllarda Süleyman Ferit Bey tarafından geliştirilen Altın Damlası kolonyasına kadar uzanıyor. İzmir’in diplomalı ilk eczacılarından biri olan Süleyman Ferit Bey’in Kemeraltı’ndaki Şifa Eczanesi’nde ürettiği Altın Damlası kolonyası, daha sonra Selin adıyla devam edecek bir başarı hikayesinin ilk adımını oluşturdu. Süleyman Ferit Bey, 1885 yılında İzmir’in İkiçeşmelik semtinde dünyaya geldi. 1900 yılında İzmir Sultani İdadisi’ni başarıyla bitirdi. 1903 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’ne bağlı Eczacılık Yüksek Mektebi’ni tamamlayarak eczacı diplomasını aldı. İzmir’e döndüğünde, kendi eczanesini kurmak istiyordu. Fakat Guraba-i Müslimin Hastanesi’nde ikinci eczacı olarak göreve başladı. Büyük fedakarlıklarla sürdürdüğü bu görevi sırasında, ülkemizdeki ilk yerli ilaç ve kozmetik üretimini gerçekleştirdi ve yöre insanının büyük takdirini kazandı. Bu başarıları sonucunda, 1905 yılında hastanenin başeczacısı olarak atandı.

1911 yılında Süleyman Ferit Bey, İzmir’in tanınmış tüccarlarından Caferizade Kemal Bey’in büyük kızı Saffet Hanım’la evlendi. Aynı yıl, Kemeraltı semtinde bulunan Şifa Eczanesi’ni Moraiti isimli bir Rum eczacıdan 250 altın karşılığında satın aldı. Hükümet Konağı’nın hemen yanında bulunan Şifa Eczanesi, kısa sürede yalnızca İzmir’in değil, hemen tüm Ege bölgesinin en önemli sağlık merkezlerinden biri haline geldi. Üretimini gerçekleştirdiği ilaçlar, o döneme kadar geleneksel yöntemlerle sürdürülen tedavi süreçlerine modern eczacılık yöntemleriyle yepyeni bir nitelik kazandırdı. Şifa Eczanesi’ni devralmadan önce başladığı kolonyacılık işini de artık kendi eczanesinde sürdürdü ve geniş halk kesimlerinin ilaç ve kozmetik ürünlere ulaşmasını kolaylaştırdı.

Altın Damlası’ndan Selin’e

Süleyman Ferit Bey‘in 1912 yılında Altın Damlası ismiyle satışa sunduğu kolonyalar, halk tarafından büyük ilgi gördü ve adeta İzmir’in sembolü haline geldi. Altın Damlası’nın doğuşunu Süleyman Ferit Bey şu şekilde açıklar: “Fransa’ya bir seyahat yapmıştım. Orada Grasse adında küçük bir şehir vardır. Bu şehrin dağı ve taşı çiçektir. İnsan bu memleketin içinde veya civarında gezerken çiçek kokusundan mest olur, baygınlıklar geçirir. İşte Fransa’nın ve hatta dünyanın en maruf kokuları bu diyardan her tarafa yayılır. Oradan tedarik ettiğim bazı esansları birbirine karıştırarak ve birleştirerek Altın Damlası’nı vücuda getirdim.”

Bu dönemde Süleyman Ferit Bey, askeri hastanelerde kolera ve tifüs salgınlarına karşı yoğun bir mücadele vermekteydi. Ki bu mücadelesinden dolayı daha sonra Harp Madalyası’na layık görüldü. İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edilmesinin ardından Süleyman Ferit Bey ve ailesi, İstanbul’un Beylerbeyi semtine yerleştiler. 1921 yılında İzmir’e döndüler ve Şifa Eczanesi’nde Altın Damlası’nın üretimi devam etti. Bu kolonyalar zaman içinde o kadar çok sevildi ki, İzmir’i ziyarete gelen insanlar sevdiklerine hediye almak istediklerinde akıllarına ilk olarak Altın Damlası kolonyası geliyordu. İzmir’in düşman işgalinden kurtulmasını kutlamak için Süleyman Ferit Bey, her yıl 9 Eylül günü Şifa Eczanesi’nde tüm ürünlerde büyük indirimler yapıyor, Altın Damlası’nı halka adeta hediye sunar gibi sunuyordu.

1973 yılında Süleyman Ferit Bey hayata gözlerini yumdu. İşleri devralan oğlu Nejat Eczacıbaşı, babasının misyonuna sıkı sıkı bağlı kalarak sağlık bakım ürünleri alanında çok daha büyük işler yapmak istiyordu. Bu kapsamda Altın Damlası kolonyasını daha geniş kitlelere ulaştırmak için 1980 yılında çok önemli bir hamle başlattı ve marka ismini Selin olarak değiştirerek bu kolonyaları modern üretim teknikleriyle birleştirdi. Sözcük anlamı “gür akan su” demek olan Selin, ürünlerin yarattığı rahatlama ve ferahlama hissine vurgu yapıyordu.

Kolonya Pazarında Selin

Selin kolonyaları tarihçesinde 1993 yılı önemli bir dönüm noktası oldu. Bu dönemde Eczacıbaşı Topluluğu ile Beiersdorf AG’nin yarı yarıya ortaklığıyla kurulan Eczacıbaşı-Beiersdorf Kozmetik Ürünler şirketi, Selin kolonyalarının marka yönetimini devraldı. 2004 yılına kadar yönetimi bu şirket tarafından gerçekleştirilen Selin kolonyaları, limon kolonyası pazarının en önemli oyuncularından biri haline geldi. 2004 yılında gerçekleşen hisse devrinin ardından Selin’in yönetimi Eczacıbaşı-Beiersdorf’tan Eczacıbaşı Girişim Pazarlama’ya geçti.

2000’li yıllarda kolonya pazarındaki değişimler, Selin kolonyalarını da değişime sürükledi. Bu dönemde tüketici beklentileri değişirken kolonya pazarında limon kolonyalarına yeni rakipler çıkmaya başladı. Özellikle genç tüketiciler, limon kolonyasından daha farklı kolonyolara ilgi duymaktaydı. Pazardaki bu değişimi yakından takip eden Selin, ürün çeşitliliğini bu ihtiyaca uygun şekilde revize etmeye başladı. Limon kolonyalarının ardından lavanta kolonyalarıyla markanın özellikle genç tüketiciler tarafından daha fazla ilgi görmesi sağlandı. Bu değişime paralel bir şekilde, üretim tesislerinde köklü revizyonlar sağlandı. 2008 yılında Avrupa standartlarına uygun şekilde inşa edilen Gebze fabrikası, Selin’in ürün çeşitliliği ve üretim kapasitesindeki artışta belirleyici oldu. 15 milyon dolarlık bir yatırımla 9 bin metrekare alan üzerine kurulu bu fabrika sayesinde Selin, yıllık 20 bin ton üretim kapasitesine ulaştı.

Selin Sağlık Bakım Ürünleri

Ürün portföyünü yenileme çalışmaları, markanın 30 yaşına bastığı 2010 yılında en yüksek noktasına ulaştı. Üstelik yalnızca kolonya grubunda değil, aynı zamanda sıvı sabun, antibakteriyel jel ve ıslak mendil çeşitleriyle de Selin markası, sağlık bakım ürünleri kategorisinde Eczacıbaşı Topluluğu’nun yükselen yıldızı haline geldi. Bu grupta en çok Selin Hijyen Max Antibakteriyel Jel klasik ve aloeveralı çeşitleri ilgi gördü. Aynı zamanda da yurt dışı pazarlarda ülkemizi temsil etmeye başlayan Selin, özellikle sıvı sabun kategorisindeki ürünleriyle bu pazarlarda büyük başarılar elde etti. Bu grupta Naturals serisi doğallığı, Elegance serisi cildin nem dengesini, Hijyen Max serisi ise uzun süreli antibakteriyel korumayı ön plana çıkarmakta.

Ofis dostu Selin kolonyaları Ofix’te!

Selin markasının başarı hikayesini kısaca özetlediğimiz bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix’in verilerine göre ofislerin en fazla sipariş verdiği Selin kolonyaları içinde ilk üçte yer alanları kısaca tanıtacağız. Sitemizde kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için OfixPlus üyesi olabilirsiniz.

Selin Limon Kolonyası 200 ml

Listemizin ilk sırasında, Selin limon kolonyası 200 ml var. Selin kolonyası denildiğinde akla gelen ilk ürün olan Selin limon kolonyası, 40 yıldır hemen her yaş ve beğeni grubundan tüketicinin kolonya ihtiyaçlarına karşılık veriyor. 80 derece alkol içeren bu ürünler, korona döneminde dezenfeksiyon amacıyla da sıkça kullanıldı. 200 ml’lik plastik şişesi, ofiste veya ofis dışı ortamlarda kolonya kullanımını kolaylaştırmakta. 

Selin Limon Kolonyası 5 L

Listemizin ikinci sırasında, Selin limon kolonyası 5 l var. Ofiste veya evde sıkça kolonya kullanıyorsanız bu ürünler daha iyi bir seçim olabilir. 80 derece alkol içeren bu ürünlerin 5 litrelik bidonu kolonyanın uzun süreli kullanımını olanaklı kılmakta. Doğru saklama koşullarında tutulduğu sürece 5 yıl kullanım ömrüne sahip bu ürünleri ferahlamak istediğiniz zaman kolonya şişesine dökerek kullanabilirsiniz. 

Selin Parfümlü Kolonya Çeşitleri 5 x 35 ml

Listemizin üçüncü sırasında, Selin parfümlü kolonya çeşitleri 5 x 35 ml var. Bahçe gülü, mavi ladin, ardıç, lavanta ve hanımeli kokularından oluşan bu ürünler, kullanıcılara arzu ettikleri zaman farklı bir koku kazandırmakta. Özel tasarıma sahip 35 ml’lik şişelerde satışı yapılan bu ürünler çanta, cep ve benzeri alanlarda kolayca taşınmalarını sağlamakta. 

Ofix’te satışı devam eden diğer Selin ürünlerini inceleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza başarı hikayeleri ile dolu bir hafta diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Girişimcilik

Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI’de taşlar yerinden oynamaya devam ediyor.

Yayınlandı

tarihinde

Ayın başında tablo şuydu: 11 kurucu ortaktan sadece ikisi şirkette kalmıştı.
Şimdi o iki isim de yok. Business Insider’ın aktardığına göre Manuel Kroiss ve Ross Nordeen da xAI ile yollarını ayırdı.

Kroiss’in yakın çevresine ayrılık kararını ilettiği konuşuluyor. Nordeen’in ise cuma günü şirketten ayrıldığı söyleniyor.

Musk kısa süre önce xAI için “ilk seferde doğru kurulmadı” demişti. Şirketin şu an baştan, daha sağlam bir şekilde yeniden kurulduğunu ifade ediyor. Bu arada xAI’nin SpaceX tarafından satın alınmasıyla birlikte SpaceX, xAI ve X (eski Twitter) aynı çatı altında toplandı. Tüm bunlar olurken SpaceX’in halka arz planları yaptığı da konuşuluyor.

Kroiss ve Nordeen doğrudan Musk’a bağlı çalışan iki kritik isimdi. Kroiss, şirketin pretraining ekibini yönetiyordu. Nordeen ise Musk’ın en yakınındaki operasyon isimlerinden biriydi. Daha önce Tesla’da çalışan Nordeen’in, Musk’ın Twitter’ı satın aldığı dönemdeki büyük işten çıkarmaların planlanmasında da rol aldığı biliniyor.

TechCrunch da konuyla ilgili xAI’ye ulaşıp yorum istemiş durumda.

Kaynak : TechCrunch

Okumaya Devam Et

Başarı Hikayeleri

Ayn Rand: “Ben merkezliyim” deyip kaçmayın… kadın bunu felsefeye çevirmiş

Yayınlandı

tarihinde

Bir yerde mutlaka denk geldiniz:
Atlas Shrugged efsane” diyen biri…
Ya da LinkedIn’de “birey ol, sürü olma” temalı bir paylaşım.

Peki kim bu Ayn Rand ve neden hâlâ konuşuluyor?

Spoiler: Bencilliği savunuyor ama sandığınız gibi değil.

Kısaca Ayn Rand kim?

Ayn Rand, 1905’te Rusya’da doğuyor, genç yaşta ABD’ye göç ediyor. Romanlarıyla hem edebiyat hem de felsefe dünyasında olay yaratıyor.

En bilinen kitapları:
The Fountainhead ve Atlas Shrugged

Ama asıl bomba: Kendi felsefesini kuruyor → Objektivizm

Objektivizm ne diyor?

Çok basit üç cümleyle özetleyelim:

1. Gerçeklik gerçektir.
“Ben öyle hissediyorum” demek, gerçeği değiştirmez.

2. En büyük rehber akıl.
Hisler değil, mantık karar verir.

3. Hayatının amacı: kendi mutluluğun.
Evet, kulağa iddialı geliyor.

“Rasyonel bencillik” meselesi

Rand’ın bencillikten kastı:
“Kimseyi ez geç” değil.

Daha çok şu:
Kendi hayatını ciddiye al.
Kendi emeğini savun.
Başkaları için kendini sürekli feda etmek zorunda hissetme.

Yani:
“Kendini yok sayma” diyor aslında.

Biraz da magazin tarafı..

  • Hollywood’da figüranlık yapmışlığı var.
  • Hatta gelecekteki eşiyle bir film setinde tanışıyor.
  • Bir tiyatro oyunu yazıyor ve jürisini seyirciler arasından seçtiriyor. (Evet, interaktif içerik 1930’lar edition.)

Kadın içerik üreticiliği olayını zamanından önce çözmüş.

Neden bu kadar tartışılıyor?

Çünkü şunu söylüyor:
“Toplum için yaşamak zorunda değilsin.”

Kimi bunu özgürleştirici buluyor,
kimi fazla sert.

İki taraf da haksız sayılmaz.

Son soru:

Kendi mutluluğunu merkeze almak mı daha cesur bir duruş, yoksa fazla mı ‘ben merkezli’?

Yorumlarda düşünceler serbest

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Cüneyt Arkın: Sinemaya adanmış bir hayat…

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Cüneyt Arkın'ın başarı hikayesi Ofix Blog'da...

28 Haziran Salı günü sanat dünyamızdan bir yıldız kaydı. Yeşilçam’ın unutulmaz oyuncusu Cüneyt Arkın hayatını kaybetti. 300’den fazla sinema filmi, birçok dizi ve tiyatro oyununda seyircisine unutulmaz anlar yaşatan Cüneyt Arkın‘ın vefatı ülkemizde büyük bir üzüntü yarattı. Yeşilçam melodramlarının yakışıklı jönü, oynadığı her rolü adeta yaşadı, her rolün hakkını verdi. 1970’li yıllarda rol aldığı tarihsel içerikli filmlerde Malkoçoğlu, Kara Murat, Battal Gazi karakterleriyle milli bilinci güçlendirdi. Yenilmez ve yiğit direnişçi rolleriyle Türk insanının gönlünde taht kurdu. Filmlerinde dublör kullanmayı reddetti. Bu nedenle sayısız kaza geçirdi. Aldığı yaralar bedeninde kalıcı hasarlar meydana getirdi. Fakat en ufak bir pişmanlık duymadan yoluna devam etti. Oyunculuğun yanı sıra senaristlik, yönetmenlik ve yapımcılık alanlarında da önemli başarılara imza attı. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Cüneyt Arkın‘ın hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. Bu vesileyle kendisine rahmet, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler