Bizi Takip Edin

Lifestyle

2020’nin En Güzel Country Şarkıları

Yayınlandı

tarihinde

2020'nin en güzel country şarkıları hakkında merak ettiğiniz konular Ofix Blog'da...

Amerika çıkışlı country müzik, günümüzün en popüler müzik türlerinden biri. ABD’nin güneydoğusunda yaşayan farklı etnik unsurların kültürel birikimlerini sentezleyen bu müzik türü, 1930’lu yıllardan itibaren dünya geneline yayılmaya başladı ve yeni sentezlerle birlikte farklı nitelikler kazandı. Country müzik türünde her yıl birbirinden güzel şarkılar üretiliyor. Bu şarkılarla yepyeni sentezler meydana geliyor, müzik severlere farklı deneyimler yaşatılıyor. Pandemi koşullarına rağmen 2020 yılı country müzik açısından oldukça verimli bir yıldı. 2020’nin en güzel country şarkıları için aşağıdaki liste değerlendirilebilir. 

A Few Good Stories

Brett Kissel‘ın seslendirdiği A Few Good Stories şarkısı country müzik türünde bence 2020’nin en başarılı çalışmasıydı. 1990 yılında Kanada Saint Paul’da doğan Brett Kissel, ilk albümü Keepin’ It Country‘yi 2003 yılında müzik severlerin beğenisine sunmuştu. Aradan geçen 18 yılda 9 stüdyo albüm ve 20’den fazla single çıkartan Brett Kissel, country müzik türünün en üretken isimlerinden biri. 2020 yılında çıkarttığı Now or Never albümü içinde A Few Good Stories şarkısı öne çıkmayı başardı. Şarkıyı dinlerken, bir çift kovboy çizmesi giyerek yüzlerce kilometre seyahat etmek isteyebilirsiniz. Şarkıda, hayatı pişmanlık duymadan yaşamaya çalışmanın ne kadar zor ve değerli bir şey olduğuna işaret ediliyor. 

Far From Home

Aubrie Lee Sellers‘ın geçen yıl çıkarttığı albüme ismini veren bu şarkı, country rifflerini pop müzikle birleştiriyor. 1991 yılında ABD’nin Tennessee eyaletinin başkenti Nashville‘de dünyaya gelen Sellers, country müzik türünde dikkat çeken kadın vokallerden biri olmayı başardı. 2016 yılında çıkarttığı ilk albümü New City Blues‘da blues ve country rifflerini başarılı bir şekilde sentezleyen Sellers, ikinci albümü Far From Home‘da bu başarısını ileriye taşıyor. Şarkıda, dünyanın ne kadar korkunç bir yer olsa da yaşanmaya değer nice güzelliklere sahip olduğunun altı çiziliyor. Bu güzellikleri görmek için kişinin kendi sınırlı çevresinden çıkıp uzaklara yol alması gerektiği ifade ediliyor. 

The Way I Used To

Kelsea Ballerini‘nin Kelsea albümünün dikkat çeken çalışmalarından biri olan bu şarkı, country pop türünün yakın dönemde en beğenilen örneklerinden biri olmayı başardı. 1993 yılında Tennessee Mascot’ta dünyaya gelen Kelsea Ballerini, ilk albümü The First Time‘ı 2015 yılında müzik severlerin beğenisine sundu. Country müzik türünde birçok ödüle layık görülen bu albüm, Kelsea Ballerini‘nin müzikal sentezler konusunda daha cesur adımlar atmasını sağladı. 2017 yılında çıkarttığı Unapologetically albümündeki Machine Heart, End of the World ve Roses şarkıları, country pop türünde ilgiyle karşılandı. Geçen yıl çıkarttığı Kelsea‘da yer alan The Way I Used To şarkısı, Ballerini‘nin bu türde başarılı şekilde ilerlediğini gösteriyor. Şarkıda, hayatın aşktan ibaret olmadığı, aşk olmadan da insanların mutlu olabileceği, hayatın her şeyiyle güzel olduğu gibi mesajlar verilmekte. 

Wild World

2020’nin en güzel country şarkılarından bir diğeri, Kip Moore‘un Wild World şarkısıydı. 1980 yılında ABD’nin Georgia eyaletine bağlı Tifton’da dünyaya gelen Kip Moore, ilk albümü Up All Night‘ı 2012 yılında müzik severlerin beğenisine sundu. Albümün hit şarkılarından Beer Money, Kanada’da haftalarca müzik listelerinin ilk sırasında yer alarak Kip Moore‘a çok önemli bir başarı kazandırdı. Up All Night‘tan sonra Wild Ones ve Slowheart albümleriyle country müzik türünde konumunu güçlendiren Kip Moore, Wild World şarkısıyla sevenlerinin gönlünde taht kurdu. Şarkıda, vahşi bir dünyada ayakta kalabilmenin yolları değerlendirilirken insani değerlere atıf yapılıyor. Şarkıda geçen “Give a little more, take a little less / You ain’t done ’til you done your best” (Biraz daha fazla ver, biraz daha az al / Elinden gelenin en iyisini yapana kadar bitmedin) sözleri dikkat çekici. 

Love Is A Fire

Brandy Clark‘ın seslendirdiği Love Is A Fire şarkısı da 2020’nin en güzel country şarkıları içinde yer alması gereken bir şarkı. 1975 yılında Washington’a bağlı Morton’da dünyaya gelen Brandy Clark, ilk olarak 2005 yılında That’s Why I Hate Pontiacs şarkısıyla ismini duyurdu. 2013 yılında çıkarttığı ilk stüdyo albümü 12 Stories, Amerikan müzik listelerinde haftalarca üst sıralarda yer buldu. Geçen yıl çıkarttığı Your Life Is A Record albümünde yer alan Love Is A Fire şarkısı kısa sürede hit olmayı başardı. Shane Mcanally ve Jessie Jo Dillon ile birlikte yaptıkları bu şarkıda Brandy Clark, aşkın insanı yakan bir şey olduğuna, ama buna rağmen vazgeçilemezliğine işaret ediyor. Aşk karşısında hiçbir şeyin ayakta duramayacağı, aşkı kontrol altına almanın mümkün olmadığı belirtiliyor. Şarkının güzel taraflarından biri de zemindeki country rifflerine eşlik eden piyano akorları. 

Never Will

Ashley McBryde‘ın geçen yıl çıkarttığı albümüne ismini veren bu şarkı, 2020’nin en güzel country şarkıları içinde rock riffleriyle farklılaşıyor. Hatta, 1980’lerin punk rifflerini çağrıştırdığını da söyleyebiliriz. 1983 yılında Arkansas Waldron’da dünyaya gelen Ashley McBryde, ilk albümü Ashley McBryde‘ı 2006 yılında kendi imkanlarıyla çıkarttı. İkinci albümü Elsebound‘u da 2011 yılında yine kendi imkanlarıyla çıkarttı. 2018 yılında Warner Music Group bünyesine katılan Ashley McBryde, bu gelişme sayesinde müzik listelerinde yer bulmaya başladı. Geçen yıl çıkarttığı Never Will albümüne ismini veren bu şarkı, zorlu geçen müzikal serüveninin küçük bir özeti adeta. Şarkıda, isteklerinden asla vazgeçmeyen bir insanın hedeflerine ulaşmak için zorlu mücadele sürecine tanıklık ediyoruz. 

Who I Am

Cory Marks‘a ait bu şarkı, country rifflerine eşlik eden hard rock riffleriyle dikkat çekiyor. 1981 yılında Kanada’nın Ontario eyaletine bağlı North Bay’da dünyaya gelen Cory Marks, ilk albümü This Man‘ı 2015 yılında müzik severlerin beğenisine sundu. Kullandığı hard rock riffler country müzik için oldukça sıra dışı rifflerdi ve Cory Marks‘a ilgiyi arttırdı. Kanada’da müzik listelerinde önemli yer bulan bu albümün ardından ikinci albümünü 2020 yılında Who I Am ismiyle müzik severlerin beğenisine sundu. Şarkıda, günlük hayat içinde yapılan pek çok işin anlamsızlığı ve yabancılaşma duygusu işleniyor. Cory Marks‘a göre kişinin kendisine duyduğu saygı, yabancılaşmadan kurtulmak için en önemli unsur. Kim olduğunu, hayatta ne yapmak istediğini bilen insanlar yabancılaşmaya karşı daha dirençli olabiliyor. 

Here On Earth

Tim McGraw‘ın seslendirdiği bu şarkı, 2020’nin en güzel country şarkıları içinde country pop riffleriyle öne çıkıyor. 1967 yılında Louisiana Delhi’de dünyaya gelen Tim McGraw, country müzik türünün en üretken isimlerinden biri. Aynı zamanda sinema ve televizyon dünyasında da öne çıkan isimlerden biri olmayı başardı. 1990’lı yıllarda Tim McGraw, Not A Moment Too Soon, All I Want, Everywhere ve A Place In The Sun albümleriyle country müzik türünde birbirinden güzel eserlere imza attı. Geçen yıl çıkarttığı Here On Earth albümüne ismini veren bu şarkı, koronavirüs sonrası dönemde toplumsal alanda yaşanan gelişmelere ışık tutuyor. Hayatın ne kadar güzel olduğunu vurgulayan bu şarkı, koronayla birlikte modern kapitalist toplumda değerler skalasında oluşan değişimleri gündeme getirmekte. 

Sunday Drive

Brett Eldredge‘ın seslendirdiği Sunday Drive, country müzik türünde geçen yılın en güzel country pop şarkılarından biriydi. 1986 yılında Illinois’te dünyaya gelen Brett Eldredge, ilk albümü Bring You Back‘i 2015 yılında Atlantic Nashville‘den çıkarttı. Amerikan müzik listelerine 11. sıradan giriş yapan bu albüm, Brett Eldredge‘ın müzikal kariyerine iyi bir şekilde başlamasını sağladı. Atlantic Nashville‘den peş peşe çıkarttığı Illinois, Glow ve Brett Eldredge albümleri de country müzik dinleyicileri tarafından ilgiyle karşılandı. Fakat bununla birlikte, Sunday Drive albümü müzik listelerinde üst sıralarda yer bulamadı. Pandeminin en yoğun şekilde etkilerini hissettirdiği bir dönemde çıkartılan bu albüm pandeminin biraz gölgesinde kaldı. Brett Eldredge‘ın piyano akorlarıyla eşlik ettiği bu güzel şarkı, country pop türünde ileride hak ettiği güzel noktalara gelebilir. 

Stay Up

Dean Brody‘nin seslendirdiği Stay Up şarkısı da 2020’nin en güzel country şarkıları içinde değerlendirilebilir. 1975 yılında Kanada Smithers’da dünyaya gelen Dean Brody, ilk albümünü 2009 yılında kendi ismiyle çıkarttı. Ardından, neredeyse birer yıl arayla 6 albüm çıkarttı. Trail In Life, Little Yellow Blanket, Mountain Man, My Last Broken Heart gibi şarkıları müzik severler arasında ilgiyle karşılandı. 2020 yılında Boys ismiyle müzik severlerin beğenisine sunduğu albümün dikkat çeken şarkılarından biri Stay Up şarkısıydı. Bu şarkı da yine, korona sonrası modern kapitalist toplumlarda değerler skalasında yaşanan değişimlere göndermede bulunuyor. Şarkıda, her şeye rağmen hayatın güzelliğine dikkat çekiliyor. Yalnızlıkla ilgili temalar ise pandemi nedeniyle uygulanan kısıtlamalara işaret ediyor. 

Herkese müzik dolu günler dilerim.

Mavi Kulaklık… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler