Bizi Takip Edin

Lifestyle

Küresel Rekabette İnovasyon, CRM ve Müşteri Şikayet Yönetimi

Yayınlandı

tarihinde

Küresel rekabette inovasyon, CRM ve müşteri şikayet yönetimi hakkında merak ettiğiniz konular Ofix Blog'da...

Küresel pazarda çok satıcı olmasına karşın alıcı daha az olduğundan ve pazardaki ürünler birbirine tıpatıp benzediğinden şirketler rekabette zorlanmaktadır. Çünkü müşteri satıcı üzerinde fiyat baskısı oluşturmakta ve satıcı sürekli fiyat kırmak zorunda kalmaktadır. Kısacası küreselleşme sürecinde kâr edememe sorunu yaşanmaktadır. Bu sorun aynılaşma (emtialaşma) sürecinden kaynaklanmaktadır. İnternet sayesinde adeta tek pazar haline gelen küresel pazarda rekabet edebilmenin gereği ürünlere kâr primi koyabilmektir. Bunun yolu da farklılaşma yoluyla CRM’nin gözetilerek inovasyon (yenilik) yapmaktan geçmektedir. Hem de sürekli olarak. Küresel rekabette inovasyon konusunda müşteri şikayet yönetimine de önem vermek gerekmektedir. 

Günümüzde şirketlerin farklı bakış açısı kazanmaları elzemdir. Sanayi toplumunun hakim anlayışı standartlaşma yerine artık farklılaşma (enformasyon toplumunun hakim anlayışı) geçmiştir. Şirket stratejilerinin belirlenmesinde etkili olan farklılaşmadır. Farklı düşünme araçları sayesinde gerek şirketlerimizin gerekse ülkemizin kalkınması söz konusu olabilir. Ülkemizin realitesi Batılı ülke realitelerinden farklı olduğundan hem konunun önemi açığa çıkar, hem de siyasetçi ve şirket yöneticilerimizde farkındalık yaratılmış olur. Bu yazımda küresel rekabette inovasyon, CRM ve müşteri şikayet yönetimi arasındaki ilişkiyi ele alacağız. 

Küresel Rekabette İnovasyon ve Emtialaşma İlişkisi

Kısaca “Küresel köy” olarak nitelendirilebilecek küresel pazarı teknolojinin şekillendirdiği bir realitedir. İnternet sayesinde artık farklı pazarlardan ziyade tek pazar haline gelmiş küresel pazardan söz edebilmekteyiz. Günümüzde müşteri ihtiyaçları da değişmiştir. Küresel rekabette inovasyon bağlamında yeniliklere giderken bu ihtiyaçların gözetilmesi gerekmektedir. Değişimin hızlı yaşandığı günümüzde oyunu farklı kurallarla oynamak zorundayız. Oyunu sanayi toplumunun kurallarıyla oynarsak başarılı olamayız. Değişim rüzgarları sert estiğinden ulusal ve uluslararası şirketler küresel rekabette ürünlerine kâr primi koymak zorundadır. Daha açık bir ifadeyle içinde bulunulan dönemde emtialaşma süreci yaşanmaktadır. Şirketlerin kârlı büyümelerinde ve hatta bir ülkenin kalkınmasında inovasyon, CRM (Türkçe kısaltmasıyla MİY, yani müşteri ilişkileri yönetimi pazarlama stratejisi) ve müşteri şikayet yönetimi çok etkilidir. Küresel rekabette inovasyon konusunda şirket yöneticilerine ve ülkemiz siyasetçilerine büyük sorumluluk düşmektedir. 

Türkiye’de hangi parti ya da partiler başa gelirse gelsin uzun vadeli planlamalara (stratejilere) gidilmesi elzemdir. Ürünlerinize kâr primi koyabilmek için sürekli yeniliklere gidemezseniz ayakta kalamazsınız. Ülkenin kalkınmasına da olumlu bir katkı yapamazsınız. Küresel rekabette inovasyon ile şirketlerimizin zenginleşmesi ülkemizin de zenginleşmesine vesile olacaktır. Peki inovasyon nedir? Öncelikle bu konunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. İnovasyonun Türkçedeki karşılığı buluş mudur? Şimdi bu sorunun yanıtını arayalım. İcat, keşif, buluş gibi anlamları olsa da inovasyon ülkemizde yenileşim ve yenilik anlamında kullanılmaktadır. İnovasyon fikri nasıl geliştirilir? Bu sorunun da yanıtlanmasında fayda görüyorum. İnovasyon fikri, ancak CRM gözetilerek geliştirilebilir. Müşteri ihtiyaçlarından, şikayetlerinden ve isteklerinden hareketle farklılaşma yoluyla inovasyona gidilebilir. Burada önemli olan, müşterinin ihtiyaçlarındaki değişimleri de hesaba katabilmektir. Peki, inovasyon çeşitleri nelerdir? Küresel rekabette inovasyon konusunu ele alırken biraz da inovasyon çeşitleri üzerinde duralım. 

İnovasyon Çeşitleri

İnovasyon çeşitleri olarak şunları belirtmek mümkündür: Ürün inovasyonu, stratejik (radikal) inovasyon, uygulama inovasyonu, süreç inovasyonu, alt pazar inovasyonu, deneyim inovasyonu, pazarlama inovasyonu ve iş modeli inovasyonu. Bir ürüne farklı bir özellik kattığınızda ürün inovasyonu yapmış olursunuz. Üst model cep telefonunun piyasaya sunulması bir ürün inovasyonudur. Yepyeni bir pazar yarattığınızda, yani radikal buluş yaptığınızda stratejik inovasyon ortaya çıkar. İlk televizyonun piyasaya çıkması böyle bir inovasyondur. Bir alandaki yeniliği başka bir alana uyguladığınızda uygulama inovasyonu gerçekleşmiş olur. Bilgisayarın bankacılığa uygulanmasının ürünü olan ATM bir uygulama inovasyonudur. Bazı maliyetlerden kurtulduğunuzda, yani maliyetleri sistemin dışına çıkardığınızda süreç inovasyonu gerçekleşir. Boş dönülen güzergahtaki başka şirket nakliyelerinden yararlanılması bir süreç inovasyonudur. Alt pazar yarattığınızda alt pazar inovasyonu gerçekleşir. Cep televizyonunun piyasaya sunulması böyle bir inovasyondur. 

Deneyimlerden yola çıkan inovasyona deneyim inovasyonu denir. Bir kurye şirketinin paket izleme hizmeti sunması böyle bir inovasyondur. Farklı pazarlama taktikleri geliştirdiğinizde pazarlama inovasyonu sağlamış olursunuz. Farklı bir iş konseptine gittiğinizde ise iş modeli inovasyonu ortaya çıkar. Bir kargo şirketi bünyesinde tamir servisi kurulması böyle bir inovasyon türüdür. Peki, ülkemiz radikal inovasyona gitmeli midir? Hayır. Epey zaman, yüksek teknoloji ve hatırı sayılır sermaye gerekli olduğundan bu çeşit inovasyona gidilmemelidir. Daha açık bir deyişle diğer inovasyon çeşitlerine gitmek ülkemiz açısından en rasyonel yoldur. Küresel rekabette inovasyon konusunda bizim için en doğru yol budur. Şirketlerimizin marka olma yolunda da tüm enerjilerini harcamalarına gerek yoktur. Çünkü fason üretim yapan dünya şirketleri önemli bir iş hacmine ulaşmışlardır. Bu noktada bizim de ülke olarak bunları örnek almamız gerekir. Ürünlerimiz piyasadakilerden farklı olduğunda hem kapasite kullanım oranlarımız artar, hem de kârlı büyüme imkanı elde ederiz. 

Pazarlamada Paradigmatik Dönüşüm

Geleneksel pazarlama anlayışı, yerini artık CRM’ye bırakmıştır. Bilişim toplumunda pazarlamada hakim anlayış değişmiştir. Yani paradigmatik dönüşüm söz konusu olmuştur. Müşterinin temele alındığı yeni pazarlama anlayışında müşterinin ihtiyaçları, sıkıntıları ve şikayetleri göz önünde bulundurulur. Ve hatta zamanla müşterinin ihtiyaçlarındaki değişimler de önemsenmek zorundadır. Artık, yeni pazarlama anlayışı da yenilikçidir. Küresel rekabette inovasyon bağlamında pazarlamanın anlam ve kapsamı değişmiştir. Bu pazarlama anlayışında müşteri nezdinde sadakat yaratma hedeflenmektedir. Çünkü en etkili aşama budur ve müşteriye aynı üründen daha sık satmak hedeflenmektedir. Günümüzde pazar payı olgusu yerine müşteri payı olgusu önem kazanmıştır. Aynı üründen daha sık satın alınması için şirketlerin farklı pazarlama ve rekabet stratejisi geliştirmeleri, yani müşterinin davranışını satın alma noktasında manipüle etmeleri zorunludur. 

Yeni pazarlama anlayışı olan CRM’de müşteriler sınıflandırılarak yeniden tanımlanmakta, kârlı müşteriler ve kârlı olmayan müşterilere yönelik kişiselleştirilmiş kampanyalara gidilmektedir. “Günümüzde anlamlı büyümede, yani kârlı büyümede şirket yöneticileri hem inovasyona hem de CRM’ye birlikte önem vermeli midir?” sorusu bu bağlamda önem kazanmaktadır. Müşterinin temele alınması olgusu artık ön planda olduğundan bu konular birbiriyle paraleldir. Küresel rekabette inovasyon bağlamında birini diğerine tercih etmek gibi bir hataya düşülmemelidir. Kârlı büyümenin göstergesi kapasite kullanım oranının artmasıdır. Kapasite kullanım oranını arttırmak isteyen yöneticilerin hem inovasyona hem de CRM’ye önem vermeleri gerekmektedir. Yapılmayanı yapmak için müşterinin sıkıntı, şikayet, ihtiyaçlarını sorgulamak ve onunla empati kurmak gerekir. 

CRM ve Müşteri Şikayet Yönetimi

Küresel rekabette inovasyon konusunda CRM’nin yanı sıra müşteri şikayet yönetimi de önem arz etmektedir. Peki müşteri şikayet yönetimi nedir? Kısaca bundan da bahsetmekte fayda var. Müşteri şikayetlerinin toplanması, analizinin yapılması ve çözüme kavuşturulması süreçlerinin yönetilmesidir. Buradan hareketle iş modeli inovasyonuna giden şirketler vardır. Şikayetleri çözüme kavuşturup ya da telafi edip müşteri memnuniyetini sağlarsanız hem söz konusu müşteriyi elinizde tutar, hem de yeni müşteriler kazanırsınız. Aksi durumda ise hem müşterinizden olur, hem de başka müşteriler kaybedersiniz. Müşteri kaybetme süreci şirketinizi iflasa sürükleyebilir. Yapılan araştırmalar bunu ispatladığından konunun önemi bir kez daha açığa çıkar. Bu konuda sosyal medyanın gücünü de unutmamak gerekir. Çözülmeyen şikayetler sosyal medya aracılığıyla yayıldığında şirketler daha fazla müşteri ve itibar kaybına uğrar. 

Şirketlerin Zenginleşmesi ve Türkiye’nin Kalkınması

Küreselleşme sürecinde emtialaşmadan kaynaklı kâr edememe sorununu Türk şirketleri de yaşamaktadır. Türk şirketlerinin de birbiriyle paralel olan inovasyon ve CRM konularına önem vermeleri gerekmektedir. Şirketlerimizin marka olmak için tüm enerjilerini harcamalarına gerek yoktur. Taiwan’daki bir teknoloji şirketinin fason üretimden dolayı çok önemli bir iş hacmi elde etmesi buna güzel bir örnektir. Bu konuya Türkiye’den de örnek verebiliriz. Söz gelişi, televizyon ihracatında Vestel şirketimiz dünyada hatırı sayılır bir konumdadır. Türk şirketleri zamanında iş teslimi, kaliteden taviz vermeme, Ar-Ge ve inovasyonla CRM’ye önem verme gibi konulara dikkat ederek benzer başarılar elde edebilirler. Kârlı büyüyen şirketlerimizin sayısının artması, ülkemizin kalkınmasını sağlar. Küresel rekabette inovasyon yalnızca şirket politikaları için değil, aynı zamanda ülkelerin kalkınması için de çok önemli bir kavramdır. 

Peki şirketlerin zenginleşmesi ve Türkiye’nin kalkınması için neler yapılabilir? Öncelikle marka olmak için Türkiye tüm enerjisini harcamamalı, fason üretime önem vererek şirketlere vergi indirimi başta olmak üzere teşvikler sağlanmalıdır. Şirketlerin sürekli inovasyonlara gitmeleri için inovasyon takımları oluşturmaları desteklenmelidir. Yerli markalar küresel rekabette inovasyon konusunda bilinçlendirilmeli, yeni start-up ve fintechlere özel teşvikler verilmelidir. Ülke çapında teknoparklar yaygınlaştırılmalı, bu konuda üniversite-sanayi işbirliği sağlanmalıdır. Mustafa Kemal Atatürk‘ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” sözünü gençlerimiz şiar edinmeli, lise ve üniversitelerde inovasyonla ilgili fikir kulüpleri oluşturulmalıdır. Şirketlerimizin kârlı büyüyebilmeleri için kurumsal dönüşüm geçirmeleri, bilgi ve teknolojiye yatırım yapmaları gerekmektedir. Ar-Ge çalışmaları için kaynak ayırmaları teşvik edilmelidir. Müşteri şikayetleri ve müşteri sadakati konusunda farkındalıklarını arttırmaları sağlanmalıdır.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Beyaz Yakalım

İş İlanlarına Başvuruyorum Ama Geri Dönüş Alamıyorum: Sebebi Ne Olabilir?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

İş arama sürecinde birçok adayın yaşadığı ortak bir durum vardır: Onlarca hatta yüzlerce iş ilanına başvuru yapılır ancak geri dönüş alınamaz.

Bu durum zamanla motivasyon kaybına ve “Acaba bir yerde yanlış mı yapıyorum?” sorusunun ortaya çıkmasına neden olur.

Aslında geri dönüş alamamanın birçok farklı sebebi olabilir. Gelin en yaygın nedenlere birlikte bakalım.

1. CV’niz Pozisyona Uygun Olmayabilir

Birçok aday aynı CV ile farklı pozisyonlara başvuru yapıyor.

Ancak her pozisyonun beklentileri farklıdır. İşverenler, aradıkları niteliklerle örtüşen deneyim ve becerileri CV üzerinde görmek ister.

Başvuru yapmadan önce CV’nizi ilgili pozisyona göre güncellemeniz büyük avantaj sağlayabilir.

2. Profil Bilgileriniz Eksik Olabilir

İşverenler yalnızca CV’ye değil, adayın genel profiline de dikkat eder.

Eksik iletişim bilgileri, yetersiz açıklamalar veya güncel olmayan deneyimler adayın değerlendirilmesini zorlaştırabilir.

Profilinizin güncel ve eksiksiz olması önemlidir.

3. Başvurduğunuz Pozisyonlar Deneyiminizle Uyuşmayabilir

Bazen adaylar, deneyim seviyelerinin çok üzerinde veya tamamen farklı alanlardaki pozisyonlara başvuru yapabiliyor.

Bu durum geri dönüş alma ihtimalini azaltabilir.

Başvuru yaparken iş ilanındaki kriterleri dikkatlice incelemek ve kendi yetkinliklerinizle karşılaştırmak faydalı olacaktır.

4. Çok Fazla Rekabet Olabilir

Bazı ilanlara yüzlerce hatta binlerce başvuru yapılabiliyor.

Bu durumda nitelikli adaylar bile geri dönüş almakta zorlanabilir.

Bu nedenle yalnızca popüler ilanlara değil, size uygun farklı fırsatlara da odaklanmanız önemlidir.

5. Ön Yazı Kullanmıyor Olabilirsiniz

Her zaman zorunlu olmasa da iyi hazırlanmış bir ön yazı sizi diğer adaylardan ayırabilir.

Özellikle neden o şirkette çalışmak istediğinizi ve pozisyona neden uygun olduğunuzu kısa ve net şekilde anlatmanız olumlu etki yaratabilir.

6. Başvurularınızı Takip Etmiyor Olabilirsiniz

İş arama süreci yalnızca başvuru yapmakla bitmez.

Başvurduğunuz pozisyonları takip etmek, profilinizi güncel tutmak ve yeni fırsatları düzenli olarak değerlendirmek gerekir.

Aktif adaylar genellikle daha fazla geri dönüş alma şansına sahiptir.

Umudunuzu Kaybetmeyin

Geri dönüş alamamak her zaman yetersiz olduğunuz anlamına gelmez.

Bazen doğru pozisyon henüz karşınıza çıkmamış olabilir, bazen de yoğun başvuru trafiği nedeniyle süreç beklediğinizden uzun sürebilir.

Önemli olan profilinizi sürekli geliştirmek, başvurularınızı bilinçli yapmak ve kariyer hedeflerinize uygun fırsatları değerlendirmeye devam etmektir.

Unutmayın; başarılı bir kariyer yolculuğu çoğu zaman doğru fırsatla doğru zamanda karşılaşmakla başlar.

Ofix Kariyer olarak adayların yetkinliklerine daha uygun fırsatlarla buluşmasını ve işverenlerin doğru adaylara daha hızlı ulaşmasını destekleyen çözümler geliştirmeyi hedefliyoruz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Milli Maç Nerede İzlenir? İstanbul’da Ücretsiz Dev Ekran Kurulan Yerler Tam Liste

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’nin heyecanla beklediği milli maç için geri sayım başladı. A Milli Futbol Takımımızın 14 Haziran Pazar günü saat 07.00’de oynayacağı karşılaşma öncesinde İstanbul’un birçok ilçesinde ücretsiz dev ekran etkinlikleri düzenleniyor.

Eğer maçı evde değil, kalabalık bir taraftar atmosferinde izlemek istiyorsanız sizin için İstanbul’daki ücretsiz maç izleme noktalarını derledik.

İstanbul’da Milli Maç Nerede İzlenir?

Arnavutköy

  • Arnavutköy Şehir Parkı
  • Hadımköy İstasyon Meydanı

Ataşehir

  • DasDas Avlu (Rezervasyonlu)

Bağcılar

  • Bağcılar Meydanı

Bahçelievler

  • Bahçelievler Hükümet Konağı Önü

Başakşehir

  • Başakşehir Millet Bahçesi
  • Bahçeşehir Gölet

Bayrampaşa

  • Muratpaşa Kapalı Pazar Alanı

Beşiktaş

  • Zorlu PSM Vestel Amfi (Rezervasyonlu)
  • Akmerkez Dekk Üçgen Teras (Rezervasyonlu)

Beykoz

  • Beykoz Meydanı

Beyoğlu

  • Tersane İstanbul

Büyükçekmece

  • Sahil Demokrasi Parkı Önü
  • Mimaroba Büyük Atatürk Parkı

Çatalca

  • Çatalca Millet Bahçesi

Çekmeköy

  • Şehit Üsteğmen Arif Kalafat Doğa Parkı

Esenler

  • Şule Yüksel Şenler Hanımlar Konağı

Esenyurt

  • Esenyurt Cumhuriyet Meydanı

Eyüpsultan

  • Eyüpsultan Meydanı

Fatih

  • Yedikule Hisarı (Rezervasyonlu)
  • Sepetçiler Kasrı (Rezervasyonlu)

Gaziosmanpaşa

  • Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Meydanı

Güngören

  • Güngören Belediye Stadyumu

Kadıköy

  • Kalamış Atatürk Parkı
  • Terminal Kadıköy

Kağıthane

  • Hasbahçe Mesire Alanı

Maltepe

  • Maltepe Park Meydan
  • Hilltown AVM Küçükyalı

Pendik

  • Pendik Sahil Meydanı

Sancaktepe

  • Sancaktepe Meydan Park

Sultanbeyli

  • Sultanbeyli Kent Meydanı

Sultangazi

  • Sultangazi Belediyesi Etkinlik Alanı

Şişli

  • Şişli Camii Önü

Tuzla

  • Tuzla Sahil İTÜ Yanı

Ümraniye

  • 15 Temmuz Şehitler Meydanı

Üsküdar

  • Çamlıca Cami 1071 Konferans Salonu
  • Kandilli Camii Park Alanı
  • Akasya AVM

Zeytinburnu

  • Zeytinburnu 15 Temmuz Meydanı

Maç İzlemeye Gitmeden Önce Bunlara Dikkat

Listede yer alan bazı özel mekanlar rezervasyon sistemiyle ziyaretçi kabul ediyor. Özellikle Zorlu PSM, DasDas, Dekk, Yedikule Hisarı ve Sepetçiler Kasrı gibi alanlarda kapasite sınırlaması bulunabiliyor. Maç günü mağduriyet yaşamamak için ilgili mekanların duyurularını kontrol etmenizi öneririz.

Henüz Açıklama Yapmayan İlçeler

Bazı belediyeler henüz resmi izleme alanlarını duyurmuş değil. Şu an için Adalar, Avcılar, Bakırköy, Beylikdüzü, Kartal, Küçükçekmece, Sarıyer, Silivri ve Şile ilçelerinde resmi açıklama bulunmuyor.

Yeni duyurular geldikçe listemizi güncellemeye devam edeceğiz.

Maç Keyfi İçin Küçük Bir Hatırlatma

Dev ekran etkinliklerine giderken su, güneş gözlüğü ve şapka gibi ihtiyaçlarınızı yanınıza almayı unutmayın. Özellikle sabah saatlerinde oynanacak karşılaşmalarda erken saatlerde etkinlik alanında olmak hem yer bulmanızı hem de atmosferi daha iyi yaşamanızı sağlayacaktır.

Şimdiden iyi seyirler ve bol gollü bir milli maç diliyoruz.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Ofisteki Gizli Çalışan: Yapay Zeka

Yayınlandı

tarihinde

Eskiden ofiste gizlenen şeyler belliydi.

İş saatinde sosyal medyada geçirilen birkaç dakika, mutfakta uzayan kahve molaları ya da Excel dosyasının arkasına saklanmış bir alışveriş sekmesi…

Şimdi ise yeni bir “gizli yardımcı” var: Yapay zeka.

Üstelik araştırmalar gösteriyor ki çalışanların yaklaşık 5 kişiden 1’i işlerinde yapay zeka kullandığını yöneticilerinden veya ekip arkadaşlarından gizliyor.

Peki ama neden?

Sonuçta yapay zeka kullanmak bugün birçok şirkette internet kullanmak kadar sıradan hale gelmiş durumda. Yine de bazı çalışanlar hazırladıkları raporları, yazdıkları mailleri veya oluşturdukları sunumları yapay zekanın desteğiyle hazırladıklarını söylemek istemiyor.

Sebebi aslında düşündüğümüzden daha basit.

Bir kısmı “İşim kolay görünecek” diye çekiniyor.

Bazıları “Yerime yapay zekayı koyarlar mı?” endişesi taşıyor.

Kimileri ise “Hazıra konmuş gibi görünmek istemiyorum” diye düşünüyor.

Kısacası sorun yapay zekanın kendisinden çok, onun nasıl algılandığında yatıyor.

Oysa işin ilginç tarafı şu:

Şirketler çalışanlarının daha verimli olmasını istiyor.

Çalışanlar daha verimli olmak için yapay zekadan yardım alıyor.

Ama sonra bunu kimseye söylemiyor.

Biraz garip bir denklem gibi duruyor.

Bugün birçok çalışan toplantı notlarını özetletiyor, uzun e-postaları sadeleştiriyor, rapor taslakları hazırlatıyor veya araştırmalarını hızlandırıyor. Yani yapay zeka çoğu zaman işi yapan kişi değil, işi hızlandıran bir yardımcı rolünde.

Tıpkı hesap makinesinin muhasebecinin yerini almaması gibi.

Asıl soru artık “Çalışanlar yapay zeka kullanıyor mu?” değil.

Çünkü kullanıyorlar.

Asıl soru şu:

Şirketler çalışanlarının bunu rahatça söyleyebileceği bir ortam oluşturabiliyor mu?

Belki de geleceğin ofislerinde performans değerlendirmeleri sırasında çalışanlar şu cümleyi kuracak:

“Bu projeyi üç günde bitirdim.”

Ve kimse “Nasıl?” diye sormayacak.

Çünkü cevabı zaten biliyor olacak.

Yapay zeka artık ofisin içinde.

Sadece bazı masalarda hâlâ gizli oturuyor.

Okumaya Devam Et

Trendler