Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofislerde Depreme Hazırlık; Deprem Çantası Nasıl Hazırlanır?

Yayınlandı

tarihinde

ofislerde depreme hazırlık; deprem çantası nasıl hazırlanır?

6 Şubat tarihinde Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde 7,4 sonrasında Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde ise 6,4 şiddetinde meydana gelen 2 büyük deprem ülkemizi derinden yaraladı. Binleri geçen vefat ve yaralı sayısı bize bir kez daha Türkiye’nin deprem kuşağında yer alan bir ülke olduğunu hatırlattı ve bir kez daha deprem öncesinde alınan önlemlerin hayat kurtarmada ne kadar önemli olduğunu anladık. Bu noktada toplumsal olarak bir “deprem ülkesi” olduğumuzun farkına varmak ve tüm yaşam alanlarımızı depreme karşı korunaklı hale getirmek için elimizden geleni yapmamız gerektiğinin altını çizmeliyiz. Deprem çantası başta olmak üzere yaşam alanlarımızı olası bir deprem haline hazırlıklı hale getirmeliyiz.

Biliyorsunuz ki ülkemiz, genç bir coğrafya ve birçok fay hattına sahip. Türkiye’nin büyük bir çoğunluğu bu tehdit ile karşı karşıya. Önemli olan nokta ise depremin doğal bir olay olduğudur. Bir felaket değil; yer kabuğunun alt katmanlarında gerçekleşen bir doğa olayıdır. Yani deprem engellenemez. Ama depreme karşı önlem alarak hem kendi canınızı hem de sevdiklerinizin canını koruyabilirsiniz.

ofislerde depreme hazırlık; deprem çantası nasıl hazırlanır

Öngörülebilmekte ancak depremin ne zaman ve nerede; kaç şiddetinde meydana geleceği kesin olarak bilinmemektedir. Yani tüm yaşam alanlarımızda bu doğal tehdide karşı hazırlıklı olmalıyız. Özellikle beklenen Marmara depremi, İstanbul ve çevresinde yaşayan insanları büyük bir tedirginliğe sürüklüyor. Ancak bu süreçte duygusal olarak yıpranmak yerine gerekli önlemleri almalı ve olası bir deprem anında neler yapmamız gerektiğini bilmeliyiz. Bir kere daha söylemeliyiz ki deprem engellenemez ama alınan önlemlerle insan canı korunabilir.

Deprem ne zaman ve nerede olursa olsun hazırlıklı olmak sizi korur. Özellikle olası bir İstanbul depreminin gündüz saatleri içinde olması demek birçok insanın depremi işyerinde ve ofisinde yaşayacağı anlamına geliyor. Bu yüzden bu içeriğimizde ofislerde depreme hazırlık nasıl yapılır, deprem çantası nasıl hazırlanır ve içinde neler olmalıdır, deprem çantasını çalışma alanınızda nerede muhafaza etmelisiniz gibi konu başlıklarını ele alacağız.

Olası Bir Depremle Ofiste Karşılaşırsanız Neler Yapmalısınız?

Ofiste deprem anında neler yapmak gerekiyor” öncellikle buna değinelim. İlk olarak binada alınan önlemler en önemlisidir. Binanın depreme dayanıklılığı, sağlamlığı gibi konular olası can kayıplarının önüne geçen ilk önemli noktadır. Ülkenin hangi ilinde yaşarsanız yaşayın, deprem ile ofis ve işyeri ortamın karşılaşmanız mümkün. Bu noktada soğukkanlılığınızı korumanız ve panik yapmamanız gerektiğini bilmelisiniz. Sarsıntı süresince kendinizi güvene almalı; kesinlikle asansör, merdiven kullanarak binadan ayrılmaya çalışmamalısınız. Kapı, elektrik düğmesi ve balkondan olabildiğince uzak durmalısınız. Binayı boşaltmak için sarsıntının durmasını beklemelisiniz. En önemli konu ise deprem çantası! Ofisinizde her zaman bir deprem çantası olmalıdır. Peki, deprem çantası nasıl hazırlanır? Ofiste nerede muhafaza etmeli ve içine neler koymalısınız?

deprem çantasının içinde neler olmalı

Ofislerde Deprem Çantasının İçinde Neler Olmalı?

  • Deprem çantanızın içinde ilk olarak yer vermeniz gerekenlerin başında gıda ürünleri yer alıyor. Enkaz altında kalınması durumunda gıda ürünleri çok büyük bir öneme sahiptir. Bu yüzden doğru gıda maddelerini deprem çantasının içine yerleştirmelisiniz. Özellikle stres ve baskı altındayken doğru besin maddelerini tüketerek bu zorlu süreci daha iyi yönetebilirsiniz. Bu yüzden yüksek kalori barındıran vitamin ve karbonhidrat açısından zengin gıda maddelerini tercih etmelisiniz. Tüketim ömrü kısa ve kolay bozulan ürünlere yer vermemelisiniz. Kuru meyve, kuru yemiş, paketli atıştırmalıklar ile doğru çantayı hazırlayabilirsiniz. Çalışma alanında uygun bir alana yerleştireceğiniz deprem çantasında kişi sayısına uygun gıda maddesi bulunmalıdır. En azından 72 saate kadar yetecek şekilde hazırlamanızı tavsiye ederiz.
  • Deprem çantasında bulunması gereken en önemli şeylerden birisi de temiz içme suyudur. İnsan bedeninin susuzluğa direnci açlığa direncinden çok daha düşüktür. Bu yüzden deprem çantasında muhakkak temiz içme suyu yer almalıdır.
  • Gıda maddeleri ve temiz içme suyundan sonra deprem çantasına yerleştirmeniz gerekenler yardım malzemeleridir. Yara bandı, tentürdiyot, bandaj gibi ilk yardım malzemeleri muhakkak çantada yerini almalıdır. İlk yardım malzemelerini deprem çantasında daha küçük bir çanta içinde muhafaza ediniz. Bu sayede acil durumlarda aradığınız şeyi kolayca bulabilirsiniz. İlk yardım çantasının içine çok amaçlı çakı, çakmak, kâğıt ve kalem gibi çeşitli eşyalar da eklemeniz fayda sağlayabilir.
  • Şiddetli sarsıntılarda elektrik kesintileri yaşanması mümkün. Bu yüzden deprem çantasının içerisinde yedek batarya, power bank ve bağlantı kablosuna yer verilmelidir. Bu sayede enkaz altında dahi olsanız yetkili birimlere çok daha rahat ulaşabilir ve iletişim halinde kalabilirsiniz.
  • Enkaz altındaki kişiler için deprem çantasında muhakkak el feneri ve düdük bulunmalıdır. Mümkünse pille çalışan el feneri ve yedek pilleri çantada bulundurmalısınız. Fener ve düdük yardımıyla yerinizi bildirebilir ve daha hızlı yardım alabilirsiniz.
  • Yine olası durumlara karşı acil durum hatlarının ve sevdiklerinizin telefon numaralarının yazılı olduğu notlarınıza deprem çantasında yer verebilirsiniz.
  • Mevsime uygun olarak pike ya da koruyucu battaniye gibi eşyalar da hayat kurtarıcı olabilir.
  • Bunun dışında ofis deprem çantası hazırlarken önemli evraklarınızın kopyalarını da burada muhafaza edebilirsiniz.

ofislerde depreme hazırlık; deprem çantası nasıl hazırlanır

Deprem Çantası Hazırlarken Dikkat Etmeniz Gerekenler

  • Depremi nerede yaşayacağınızı asla bilemiyoruz. Bu yüzden eviniz, ofisiniz ve aracınız için ayrı ayrı çantalar hazırlamalısınız.
  • Deprem çantasını hava şartlarına ve mevsime göre düzenli olarak yenilemelisiniz.
  • Evinizde, ofisinizde yer verdiğiniz bu çantaları kolayca ulaşabileceğiniz bir yerde tutmalısınız. Evlerde çoğunlukla yatağın yanına ya da altına yerleştirilirken ofislerde masasının yanında bulunabilir.
  • Sağlam dayanıklı çantalar tercih etmelisiniz. Kolay zedelenmeyecek bir kumaştan üretilen çantalar sayesinde enkaz altında dahi olsa içindekileri güvenli kullanabilirsiniz.
  • Ağır yük içeren eşyalara yer vermeyin. Bu yüzden seçtiğiniz her parçanın yüküne dikkat etmeye özen gösterin.
  • Gıda ürünlerinin son kullanma tarihlerini takip edin. Tarihi geçen gıda maddelerini değiştirin.
  • Seçtiğiniz gıda maddelerinin uzun süre dayanıklı olmasına dikkat edin. Aşırı baharatlı ya da tatlı ürünlere yer vermeyin.

Deprem Çantası Nerede Olmalı?

Depreme her yerde ve her an hazırlıklı olmalıyız. Bu yüzden ev, ofis ve araçlarda devamlı deprem için hazırlanan çantalar bulundurmalısınız. Çantanın hazırlanması kadar bir diğer önemli konu ise hazırladığınız bu çantayı nerede muhafaza etmeniz gerektiğidir. Olası bir sarsıntı anında yapmanız gereken ilk şey korunaklı bir alanda, hayat üçgeni oluşturmaktır. Bu yüzden ofislerde depreme hazırlık yaparken hazırladığınız çantanın kolay ulaşabileceğiniz bir yerde olması hayati önem taşıyor. Özellikle panik yapmamanız gereken bu anlarda çantanın sizden uzak olmasının olumsuz sonuçlara neden olması mümkün. Bu yüzden kişisel çalışma alanlarında masanın yanında, toplu çalışma alanlarında ise hızlı ulaşabileceğiniz dolap içlerinde muhafaza edebilirsiniz. Burada önemli olan konu, sarsıntı anında hayat üçgeni yapabileceğiniz yerlere yakında bulundurmanızdır.

ofislerde depreme hazırlık; deprem çantası nasıl hazırlanır, içinde neler olmalı

Deprem Çantasını Ne Kadar Sürede Bir Yenilemelisiniz?

Depreme hazırlık amaçlı oluşturulan bu çantalarda yenilenme süresini etkileyen birkaç önemli husus var. Onlardan ilki içinde bulunan gıda maddelerinin son tüketim tarihleri, bir diğeri ise mevsime uygunluktur. Bu yüzden hazırladığınız çantadaki gıda maddelerinin son tüketim tarihlerini baz alarak son tüketim tarihi geçenleri yenilemelisiniz. Aynı zamanda mevsimsel koşullara göre çantanın içindekileri düzenleyebilirsiniz.

Ülkemiz, deprem kuşağında yer alan bir coğrafi yapıya sahip. Bu yüzden toplumsal olarak herkesin üzerine düşeni yapıp bu konuda bilinçli hareket etmesi hayati önem taşıyor. Başta kendimiz ve sevdiklerimiz sonrasında da çevremizdeki tüm insanları kapsayacak şekilde alacağımız önlemler birçok hayatın kurtarılmasına yardımcı olur. Bu yüzden depremin bilincinde olmak ve daha da önemlisi her an karşılaşabileceğimiz bu afet durumuna karşı hazırlık yapmak çok önemli bir konu. Unutmayın ki deprem değil tedbirsizlik insan canını tehlikeye atar. Bu yüzden siz de zaman kaybetmeden evinizde iş yeriniz ve ofisinizde, arabanızda deprem çantanızı hazırlamalı; çevrenizdeki insanları ve sevdiklerinizi bu konuda uyarmalısınız.

Bilinçli bir toplum daha parlak bir geleceğin anahtarıdır. Sağlıklı ve güvende olmanız dileğiyle.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler