Bizi Takip Edin

Lifestyle

Sanal ofis nedir?

Yayınlandı

tarihinde

Sanal ofis hakkında merak ettiklerinizi Ofix Blog'da bulabilirsiniz...

Günümüz iş dünyası içinde hızla yükselen trendlerden biri olan sanal ofislerin doğuşu, 1980’lerin ikinci yarısına kadar uzanıyor efendim. Uluslararası Servcorp firmasının CEO’su Alfred Moufarrige tarafından yaratılan sanal ofis kavramı, prestijli noktalarda ekonomik çözümlerle iş yürütme ihtiyacının bir sonucu olarak ortaya çıktı. Başlangıçta kuşkuyla yaklaşılan sanal ofisler, bilgi teknolojilerinde sağlanan ilerlemeler sonucunda mekana bağımlılığın azalmasıyla 2000’li yıllarda hızlı bir gelişim ivmesi yakaladı. Ofix.com sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, sanal ofis konusunu ele alacağız.

Alfred Moufarrige ve Sanal Ofis Fikri

1980’li yıllarda hızla gelişen uluslararası ticaret, iş takibi konusunda pek çok sorunu beraberinde getirmişti. Bu dönemde çok uluslu şirketler, yatırım yapacakları ülkelerde iş görüşmeleri için uygun özelliklere sahip mekanlar bulmakta zorluk çekiyor, sabit bir lokasyonda iş takibi yapmaları mümkün olmuyordu. Sanal ofis fikrinin mucidi Alfred Moufarrige, 1978 yılında Sydney’de kurulan bir emlak ve teknoloji şirketi Servcorp’un icra kurulu başkanıydı. Dünyanın farklı coğrafyalarında yaptığı açılımları sürdürmek isteyen Servcorp’un işlerinin takibi bu dönemde büyük bir sorun haline gelmişti.

Lübnan kökenli Avustralya vatandaşı Moufarrige, Dubai’deki Emirlik Ofis Kulesi’ni gördüğünde, şirketin ilk Ortadoğu ofisini burada açmaya karar verdi. Nitekim bu ofis, şirketin bu coğrafyada açacağı ofislerin ilki olacaktı. Dubai’de emlak fiyatlarının yüksek olması, hizmet sektöründeki firmalar için büyük bir dezavantajdı. Oysa, Emirlik Ofis Kulesi bu gibi firmalara ekonomik çözümler sunabilir, aynı zamanda da Dubai’nin Batıya açılma sürecine katkı sağlayabilirdi.

Ne var ki, Servcorp için Dubai’de kiralanan ilk ofis, beklendiği kadar verimli olmadı. Şirketin bu lokasyonda işleri iyi gitmedi. Ofis 10 yıl süreyle kiralandığı için, şirket büyük zarara uğradı. Bunun üzerine, şirketin hizmet vereceği lokasyonlarda genel giderleri ve olası riskleri en aza indirecek yeni bir çözüm arayışına gidildi. İşte bu dönemde Moufarrige, şirket için iletişim ve adres hizmeti sağlayan sanal ofis fikrini ortaya attı. Böylelikle, alış-satış işlerini dijital teknoloji üzerinden takip edebilecekleri ve müşterilerle gerektiğinde yüz yüze iletişim kurabilecekleri ortamlar yarattılar.

Servcorp’un kurduğu ilk sanal ofis, yalnızca kira masrafını çözmedi, aynı zamanda sekreterlik hizmetlerinde de önemli bir tasarruf kalemi yarattı. Geleneksel şirket ve ofis imajı için büsbütün yeni olan sanal ofis kullanımı, zamanla aynı mekanda sunulan bir hizmet sektörünü meydana getirdi. Çalışmalarını belli bir mekana bağlı olmadan sürdüren, bununla birlikte toplantı ve özel görüşmeler için prestijli bir iş adresine ihtiyaç duyan kişi ve şirketler, bu fikre büyük ilgi gösterdi.

Sanal ofis ne gibi fırsatlar sunuyor?

Yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığımız sanal ofis fikrinin çıkış noktası, pek çok kişi ve firma için çok önemli fırsatları içinde barındırıyor. 2000’li yıllarda yaygınlaşan sanal ofis hizmetleri sayesinde özellikle de Ortadoğu ve Asya’da hizmet sektöründe faaliyet gösteren pek çok şirket, kira ve personel masrafları başta olmak üzere birçok alanda tasarruf sağladı, iş verimliliği ve performans yönetimini geliştirdi. Yazımızın bu kısmında, sanal ofislerin sunduğu fırsatlara kısaca temas edeceğiz.

Mekana bağımlılıktan kurtulabilirsiniz.

Mobil bir işiniz varsa, bir şirkette temsilcilik yapıyorsanız veya işiniz gereği tek bir adreste bulunmuyorsanız, aslında sabit bir ofise ihtiyacınız yok demektir. Fakat, belli bir iş adresinizin olmasını istiyor, siz yokken kargo ve diğer görüşmelerinizi takip edecek sekreterlik hizmetlerine ihtiyaç duyuyorsanız, sanal ofis hizmetlerinden yararlanabilirsiniz. Böylelikle siz nerede olursanız olun, tüm sekreterlik işleriniz profesyonel bir ekip tarafından yönetilir ve işlerinize daha fazla odaklanabilirsiniz. Üstelik, telefonlarınızın firma isminizi kullanan bir sekreter tarafından yanıtlanması, müşterileriniz ve diğer iş arkadaşlarınızın nezdinde olumlu bir imaj yaratacaktır.

Kaliteli bir çalışma ortamına sahip olabilirsiniz.

Sanal ofis hizmetleri, kişi veya şirketleri mekana bağımlı olmaktan kurtardığı gibi, diledikleri zaman kaliteli bir çalışma ortamında işlerini yürütmelerini sağlamakta. Eğer evinizde veya kafelerde takip ettiğiniz bir işiniz varsa, dilediğiniz zaman sanal ofis lokasyonunuza giderek günlük ofis hizmetinden yararlanabilir, sessiz ve huzurlu bir ortamda işlerinizle ilgilenebilirsiniz. Günlük ofis hizmeti, aynı zamanda da ortak çalışma alanlarında takım arkadaşlarınızdan profesyonel destek almanıza, yaptığınız işlerde bilgi ve donanım bakımından kendinizi geliştirmenize katkı sağlar.

Kira ve personel masraflarında tasarruf sağlar.

Ofis kiraları ve personel masrafları, şirketlerin en önemli gider kalemleri arasında. Şirketlerin sabit giderlerini oluşturan bu masraflar, nakit akışında sorunlarla karşılaşıldığında yapılan işin niteliğini olumsuz yönde etkiliyor. Üstelik, yeni bir işe atılmak isteyip de gerekli sermayeyi henüz bulamadığınız için kendi ofisinizi kurmakta güçlük çekiyor olabilirsiniz. Ofis mobilyaları, ofis malzemeleri, vb. masrafların yanı sıra personellerin maaşları için de yeterli kaynağınız olmayabilir.

Bu gibi durumlarda sanal ofis hizmetleri, kira ve personel masraflarında büyük bir tasarruf imkanı sunmakta. Ayrıca, yaptığınız işin niteliğine bağlı olarak dilediğiniz zaman sanal ofisinizin lokasyonunda değişim sağlayabilirsiniz. Ki bu da gelişmekte olan şirketler için büyük bir avantaj. Taşınma masraflarını sıfıra indiren sanal ofis hizmetleri, kaynak sıkıntısı nedeniyle büyümekte zorlanan şirketler için olanaklı en ekonomik çözümdür.

Şirketinizi daha büyük ve itibarlı gösterebilirsiniz.

İş hayatına yeni girmekteyseniz veya işinizi geliştirmek istiyorsanız, prestijli bir iş adresinizin olması büyük önem taşıyor. Özellikle de yurt dışından gelecek yatırımcıları böyle bir lokasyonda misafir etmek, yapacağınız iş görüşmesinin seyrini ciddi anlamda değiştirebilir. Sanal ofis hizmetleri içinde hazır ofis veya toplantı odası hizmetleri, olumlu bir imaj yaratmanıza büyük katkı sağlayacaktır. Başka deyişle sanal ofis, sizi ve şirketinizi mekana bağımlılıktan kurtarırken, şirketinizi olduğundan daha büyük ve itibarlı göstermenize yardımcı olacaktır.

Sanal ofis hizmeti nasıl alınır?

Sanal ofis konusunu ele aldığımız bu yazımızı bitirmeden önce, sanal ofis hizmetini nasıl alabileceğiniz konusuna da kısaca temas edelim. Türkiye’de 2000’li yıllarda hızla gelişmeye başlayan bu sektörde öne çıkan bazı hizmet sağlayıcılar mevcut. Bu hizmet sağlayıcılardan biri olan Workinton, 14 farklı iş merkezinde, 10 bin metrekarelik alanda, 15 bin üyeyle 2 binin üzerinde kurumsal firmaya hizmet vermekte. Kuruluşunun 5. yılında Workinton, en merkezi lokasyonlarda hızlı bağlantı ve zengin ikramlıklarla kaliteli çalışma ortamları sunuyor.

Bir diğer hizmet sağlayıcı Regus firması, dünya genelinde 120 ülke ve 900 şehirde sanal ofis hizmeti sağlamakta. Lüksemburg merkezli Regus, 3 binden fazla iş merkezinde özel lokasyonlara sahip ve farklı türlerdeki ofis ihtiyaçlarına etkin çözümler sunuyor. Smartoffice firması da yine, sanal ofis hizmetleri alanında önemli firmalardan bir diğeri. İstanbul Veko Giz Plaza’da hizmet veren Smartoffice, tam donanımlı çalışma ve toplantı odaları, özel dinlenme bölümleri, yetenekli ve teknik destekli asistanlık hizmetleriyle öne çıkıyor.

2010 yılında Yeşilköy EGS Business Blokları’nda faaliyete başlayan eOfis ise İstanbul, Ankara, İzmir, Gaziantep, Bursa ve Konya şubelerinde sanal ofis hizmeti sunan bir diğer hizmet sağlayıcı firma. Dünya genelinde birçok ülkede hizmet ağı bulunan Alliance Business Centers Network ve eOffice üyesi olan eOfis, pek çok girişimci ve kurumsal firmaya yüzde 80 oranında maliyet avantajı sağlıyor, yüksek teknolojik alt yapısıyla modern ofis ve toplantı alanlarında ekonomik ve kaliteli ofis çözümleri sunuyor.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
6 Yorum

1 Yorum

  1. Metin KARADUMAN

    2 Temmuz 2018 saat 18:14

    Sanal Ofis hizmeti olarak kolay ofisi de tavsiye ederim.

  2. C.A.

    15 Kasım 2018 saat 14:23

    Sektörün yaratıcısı Servcorp’u öneririm. Hazır ofisin gerçekten hazır olduğu tek yer. 1 saat içinde ofisimin teslimini yaptılar. Telefonum, internetim hazırdı. Bir de kartvizit jesti vardı ki bayıldım 🙂

  3. Sezer Aydın

    19 Şubat 2019 saat 18:07

    Bu işi düzgün yapan profesyonel firmalar arasında uygun fiyatlı olarak Kamara.com.tr var. Aralarında Google ve Spotify’ın da olduğu 2500 müşteriye hizmet veriyorlardı en son görüştüğümde.

  4. Esra Gülaçtı

    23 Ocak 2020 saat 12:26

    Merhaba Özellikle İzmir için kesinlikle Ofis Alsancak’ı tavsiye ediyorum. Güler yüzlü personelleri ile birlikte 5 ay önce sanal ofisimi işlemlerim için sözleşme imzaladık. 5 Aydır kullanmış olduğum ve deneyimlemiş olduğum konularda gizlilik ve güvenlik Ofis Alsancak’ın en titiz noktası.

  5. Selma Sezgin

    4 Mayıs 2020 saat 07:54

    Merhaba
    Bende sizlere Vizyon Ofisi tavsiye ederim. Gerçekten çok memnunuz.

  6. Şeyda

    8 Aralık 2020 saat 14:15

    Esra Arkadaşıma katılıp izmir için en iyi olan Ofis Alsancak’ı tavsiye ediyorum. Gerçekten çok güvenilir %100 yerli

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

İş Güvenliği: Plaza Hayatında Fark Etmeden Biriken Riskler

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ofiste çalışıyorsan büyük ihtimalle kendini güvende hissediyorsundur.
Ne de olsa ne şantiye var ne ağır makineler. Masa, sandalye, bilgisayar… hepsi oldukça “zararsız” görünüyor.

Ama işin aslı şu: Ofis ortamı tehlikesiz değil, sadece tehlikeleri sessiz.

Gün içinde başına gelenleri düşün.
Masaya oturuyorsun, bilgisayarı açıyorsun, bir yandan kahve içiyorsun. Saatler geçiyor ama fark etmiyorsun. Çünkü her şey alıştığın gibi. Zaten problem de tam burada başlıyor: alışkanlıklar, zamanla hataları görünmez hale getiriyor.

Mesela masa altındaki kablolar…
İlk gün dikkat edersin. Sonra görmezden gelmeye başlarsın. Bir süre sonra artık orada olduklarını bile unutursun. Ta ki bir anlık dalgınlıkta ayağın takılana kadar.

Ya da sandalye…
“Rahat gibi” gelir ama aslında doğru ayarda değildir. Günler geçtikçe omuzların biraz daha öne düşer, ekran biraz daha aşağıda kalır. O an bir şey hissetmezsin ama gün sonunda yorgunluk artar. Bir süre sonra bu durum normalin olur.

İşte plaza hayatındaki riskler tam olarak böyle çalışır: büyük değil, biriken.

İş güvenliği denince çoğu kişinin aklına prosedürler, eğitimler, uzun uzun anlatılan kurallar gelir. O yüzden de sıkıcı bulunur. Ama ofis tarafında iş güvenliği aslında çok daha basit bir yerden başlar: düzen.

Düzenli bir masa, doğru yerleştirilmiş bir ekran, güvenli kullanılan prizler… Bunlar kulağa küçük detaylar gibi gelir ama günün sonunda hem konforu hem verimi doğrudan etkiler. Hatta çoğu zaman fark etmeden yaşadığın yorgunluğun sebebi bile bu küçük eksiklikler olur.

Bir de işin hijyen tarafı var ki genelde en çok atlanan konu burası.
Ortak kullanılan alanlar, mutfak, masa yüzeyleri… Bunlar sadece temizlik meselesi değil, doğrudan iş güvenliği konusu. Çünkü sağlıklı olmayan bir ortamda çalışmak da bir risk.

Bu noktada doğru ürün seçimi devreye giriyor. Ergonomik ofis ekipmanları, kablo düzenleyiciler, güvenli priz çözümleri ya da temizlik ürünleri… Bunların hepsi aslında “daha konforlu” bir ofis için değil, daha güvenli bir çalışma ortamı için var. Ofix gibi platformlarda bu ürünleri doğru şekilde seçmek, işi oldukça kolaylaştırıyor.

Sonuçta kimse ofise gelirken “bugün başıma bir şey gelir” diye düşünmez.
Ama kimse de gün sonunda sebepsiz yere yorulmak, ağrıyla kalkmak ya da küçük bir kazayla günü kapatmak istemez.

Plaza hayatında riskler gürültüyle gelmez.
Sessizce birikir, alışkanlığa dönüşür.

Ve çoğu zaman çözümü de büyük değişikliklerde değil,
gözünün önünde duran küçük detaylarda saklıdır.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden her iki beyaz yakalıdan biri “ben bunu daha ne kadar yapacağım?” diyor?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Sabah alarm çalıyor.
Bir anlığına “bugün işe gitmesem ne olur?” düşüncesi geçiyor aklından.

Sonra herkes gibi kalkıyorsun. Kahveni alıyorsun, bilgisayarın başına geçiyorsun.
Ama içten içe şunu hissediyorsun: Bu sadece yorgunluk değil.

Son dönemde beyaz yakalıların büyük bir kısmı aynı şeyi düşünüyor.
Gitmek değil belki… ama kalmak da eskisi kadar kolay gelmiyor.


İş sandığımızdan daha fazlası

Kimse sadece para kazanmak için çalıştığını düşünmek istemiyor.
İnsan biraz da “ben ne yapıyorum?” sorusunun cevabını arıyor.

Yaptığın işin bir anlamı olsun istiyorsun.
Bir katkın olsun.
Birileri fark etsin.

O yüzden iş sadece iş olmuyor.
Yavaş yavaş senin bir parçan haline geliyor.

Ama işte tam bu yüzden, karşılığını alamadığında sadece yorulmuyorsun… kırılıyorsun.


“Biraz daha dayan” hali

İş hayatı sana açık açık şunu söylemiyor ama hissettiriyor:
Biraz daha hızlı ol, biraz daha fazla sorumluluk al, biraz daha idare et.

Bir süre sonra bu “biraz daha”lar birikiyor.

Akşam laptopu kapatıyorsun ama zihnin kapanmıyor.
Hafta sonu geliyor ama tam dinlenemiyorsun.
Pazartesi daha gelmeden yorgun hissediyorsun.

Ve bir noktada insan kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten bu tempoya alıştım mı, yoksa sadece katlanıyor muyum?”


Gün bitiyor ama iş bitmiyor

Eskiden iş çıkınca iş biterdi.
Şimdi sadece mekan değişiyor.

Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj düşerse cevaplanıyor.
“Şunu da hızlıca halledeyim” dediğin şey, geceye sarkıyor.

Bir de hayatın kendisi var.

Ev, sorumluluklar, yapılacaklar…
Yani aslında gün içinde tek bir iş yapmıyorsun.
Sürekli bir şeyleri dengede tutmaya çalışıyorsun.

Ama o denge çoğu zaman tutmuyor.


İçten içe bir şeyler eksik

En yorucu olan şey bazen işin kendisi değil.
Karşılığını alamadığını hissetmek.

Çok çalışıyorsun ama yeterince görülmüyorsun.
Emek veriyorsun ama fark yaratıyormuş gibi hissetmiyorsun.

Bazen aynı işi yaptığın insanların farklı yerlerde olduğunu görüyorsun.
Ve o an şunu düşünüyorsun:

“Ben nerede yanlış yapıyorum?”

Aslında çoğu zaman yanlış yapan sen değilsin.
Ama bunu anlamak zaman alıyor.


“İstifa” dediğimiz şey

Dışarıdan bakınca basit:
“İşi bırakmış.”

Ama içeride olan şey biraz daha farklı.

Bu karar genelde bir anda verilmiyor.
Biriken şeyler var.

Yavaş yavaş uzaklaşmak,
kendini geri çekmek,
eskisi kadar önemsememek…

Ve bir gün, artık devam edemediğini fark etmek.

O yüzden bu sadece bir işten ayrılma değil.
Bir hissin, bir yükün, bir döngünün içinden çıkma hali.


Aynı döngü, aynı yorgunluk

Birçok insanın yaşadığı şey aslında birbirine çok benziyor.

Yaptığın işin karşılığını tam alamadığını hissetmek,
ilerliyormuş gibi değil de yerinde sayıyormuş gibi hissetmek,
ne kadar çabalarsan çabala yetmiyormuş gibi gelmesi…

Ve en önemlisi,
hayatın sadece işten ibaretmiş gibi hissettirmesi.

İşte bu his biriktiğinde,
insan “bırakayım mı?” diye düşünmeye başlıyor.


Asıl mesele

Bugün beyaz yakalıların yaşadığı şey tembellik değil.

Kimse çalışmaktan kaçmıyor.
Ama kimse de kendini kaybedecek kadar çalışmak istemiyor.

İnsanlar üretmek istiyor, faydalı olmak istiyor, iyi hissetmek istiyor.

Ama bunun karşılığında sadece yorgunluk kalıyorsa,
orada bir problem var.

O yüzden mesele şu değil:
“İnsanlar neden çalışmak istemiyor?”

Asıl mesele şu:
İnsanlar neden bu şekilde çalışmak istemiyor?

Okumaya Devam Et

Trendler