Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofisinizde dijital dönüşüm yapmak ister misiniz?

Yayınlandı

tarihinde

Ofiste dijital dönüşüm hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Son birkaç yüzyıldır teknoloji, insan hayatında çok önemli bir yere sahip. Teknolojideki her ilerleme, hayatımızda bir şeyleri değiştiriyor. Bu değişimlere en iyi şekilde uyum sağlayanlar, başarı konusunda birkaç adım öne çıkıyor. İçinde yaşadığımız yüzyıl, bilişim teknolojilerindeki gelişmeler sonucu pek çok alanda dijitalleşmenin hızla yayıldığı bir dönem. Üretim planlamasından yönetim organizasyonuna, satış-pazarlamadan reklamcılık faaliyetlerine kadar pek çok alanda dijitalleşmenin etkilerini ve faydalarını kolayca görebiliriz. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, ofiste dijital dönüşüm hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Dijital dönüşüm nedir?

Önce biraz dijital dönüşümden bahsedelim efendim. 1990’lı yıllarda yaygınlaşmaya başlayan internet, hayatımızın hemen her alanında pek çok değişimi beraberinde getirdi. İlk olarak iletişimi zaman ve mekandan bağımsız hale getiren internet, e-ticaret alanındaki gelişmelerin etkisiyle üretim ilişkilerinden tüketim alışkanlıklarımıza kadar pek çok şeyi etkiledi. 2000’li yıllarda yaygınlaşmaya başlayan akıllı cihazlar ise internete erişimi kolaylaştırdığı gibi, internet üzerinden yapılan işlemlerin sayısında da büyük bir artış meydana getirdi. Akıllı cihazların önemli bir diğer etkisi de karmaşık komut sistemlerini olabildiğince basitleştirmesiydi.

İşte bu gelişmeler, son yılların hızla yükselen trendlerinden biri olan dijital dönüşümün zeminini hazırladı. Dijital dönüşüm kısaca, bilişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler doğrultusunda işletmenin verimlilik ve kârlılık düzeyini arttırmasını sağlayan bütüncül bir dönüşüm olarak tanımlanabilir. Bu dönüşümde, VDSL bağlantıları ve geniş bant internet, nesnelerin interneti ve IoT sensörleri, bulut teknolojisi, API’lar ve çeşitli multimedya uygulamalarından etkin bir şekilde yararlanılmakta.

Bu bağlamda dijital dönüşüm, işletmenin son teknoloji birkaç ürün veya hizmeti kullanmaya başlamasının ötesinde bir anlama sahip. Belli bir zihniyet dönüşümünü; yeni bir iş felsefesi ve çalışma kültürünü ifade ediyor. Ofiste dijital dönüşüm ise işletmenin bilişim teknolojileriyle verimlilik ve kârlılık düzeyini arttırmasına dönük stratejik bir program olarak tanımlanabilir.

Ofiste dijital dönüşüm niçin önemlidir?

Teknolojinin hemen her alanda hızlı bir değişime zorladığı bir dönemde, ofislerin bu dönüşüme uyum sağlayamaması gereksiz zaman, emek ve para kaybından başka bir sonuç doğurmaz. Başta iletişim olmak üzere üretim planlamasından yönetim organizasyonuna, satış-pazarlamadan reklamcılık faaliyetlerine kadar pek çok alanda dijital dönüşüm, ofislere büyük faydalar sağlayabilir. Üstelik bu dönüşüm, akıllı cihazlar arasında da hızlı ve kolay veri akışı imkanı sunuyor, operasyon maliyetlerinde büyük bir tasarruf sağlıyor. Yazımızın bu kısmında, ofiste dijital dönüşüm konusunu birkaç başlık altında kısaca özetleyeceğiz.

Çalışma Ortamında Dijital Dönüşüm

Eğer yeni bir işe başlıyorsanız ve kaynak sıkıntısı çekiyorsanız, ofis açmak için yeterli sermayeniz yoksa, ofis mobilyaları ya da personel maaşları gibi konularda henüz bir çözüm bulamadıysanız ve üstelik, prestijli bir iş adresine ihtiyacınız varsa, sanal ofisler aslında tam size göre bir çözüm. Sanal ofis konusunu daha önce Ofix Blog‘da yayınlamış olduğumuz Sanal ofis nedir? yazımızda ele aldığımız için, bu konuya burada çok girmeyeceğiz. Fakat şu noktaların altını çizelim. Dijital dönüşümün sunduğu fırsatlarla sanal ofisler, mekana bağımlılıktan kurtarır, kaliteli bir çalışma ortamı sunar, kira ve personel masraflarından tasarruf sağlar, şirketinizi daha büyük ve itibarlı gösterir. Sanal ofis hizmetlerinden yararlanarak ofisinizi yalnızca gerçekten ihtiyaç duyduğunuzda kullanabilir, diğer tüm zamanlarda çalışmalarınızı dilediğiniz ortamlardan sürdürebilirsiniz.

Sabit bir ofisiniz varsa, işlerin zamanında ve verimli bir şekilde tamamlanması için dijital dönüşümden şu şekillerde yararlanabilirsiniz. Farklı etkinlikler için tasarlanmış çalışma alanlarının hangi saatler arasında kimler tarafından kullanılacağını planlayabilirsiniz. Ofisinizde akıllı ve birbiriyle bağlantılı çalışma alanları yaratabilir, kaynak kullanımı ve bilgi akışında hız ve tasarruf sağlayabilir, verimliliği arttırabilirsiniz. Ofis içi iletişim kanallarınız, iş arkadaşlarınızla fiziksel olarak bir araya gelme zorunluluğunu ortadan kaldırabilir, iletişim kalitesini yükseltebilir. 

Diğer taraftan, ofis mobilyaları konusunda, teknolojik çözümleri kolaylaştıran entegre sistemlere sahip ürünleri tercih edebilirsiniz. Kullanacağınız araç ve gereçler, enerji ihtiyacınızı kolayca karşılamalı, internet erişiminizi zorlaştırmamalı, çalışma ritminizi yükseltmeli. Ofis masanızda veya çok yakınınızda priz, USB şarj, HDMI, CAT6 bağlantısı ve kablosuz şarj alanlarının olması, çalışmalarınız sırasında size büyük kolaylık sağlayacaktır. Bu sayede ayrıca, ofisinizde görüntü kirliliğinin önüne geçebilir, hız ve zaman kaybettiren işlerden kurtulabilirsiniz. 

Ofis Sistemlerinde Dijital Dönüşüm

Nesnelerin interneti (Internet of Things, IoT) hem günlük hayatımızda, hem de iş hayatımızda giderek daha fazla yer almaya başladı. En kısa tanımıyla nesnelerin interneti, insan müdahalesi olmaksızın nesnelerin kendi aralarında belli protokoller aracılığıyla iletişim kurmasıyla oluşan veri ağıdır. IoT sensörleriyle internet üzerinden etkileşimde bulunan nesneler, özellikle de doğal kaynakların yönetimi ve enerji tasarrufu konusunda çok önemli sonuçlar doğuruyor. Ofis sistemleriniz içinde ısıtma ve soğutma sistemleriniz ile aydınlatma sistemlerinizde dijital dönüşüm sağlayarak hem doğanın korunmasına katkı yapabilir, hem de enerji tasarrufu sağlayabilirsiniz.

Veri Paylaşımında Dijital Dönüşüm

Ofiste dijital dönüşüm bağlamında veri paylaşımı konusunda her zaman için ilk önceliğiniz multimedya paylaşımı olmalı. Veri paylaşımını bu yolla hızlı ve kolay hale getirebileceğiniz gibi, ofiste tasarruf önemleri konusunda da büyük bir başarı sağlayabilirsiniz. Gereksiz kullanılan yazıcılar ve fotokopi kağıtları, ofisler için ciddi bir mali yük meydana getiriyor. Aynı şekilde, iş hayatının ayrılmaz bir parçası olan toplantılar için de çıktı almak hiçbir zaman ilk tercihiniz olmamalı. Toplantı salonunda kullanacağınız teknolojik ürünlerin USB, VGA ve HDMI girişlerinden yararlanarak sunum veya video konferanslar yapabilir, dosyalarınızı ve toplantı notlarınızı ilgili kişilere e-postayla gönderebilirsiniz.

Veri Depolamada Dijital Dönüşüm

Veri depolama sistemleri, işletmeler için kritik bir öneme sahip. Tüm operasyon hakkında gerekli bilgileri içinde barındıran bu sistemlere erişim hem hızlı ve pratik olmalı, hem de güvenlik riski barındırmamalı. Ofiste dijital dönüşüm konusunda veri depolama sistemleri için bulut teknolojisi ideal çözümler sunuyor. Herhangi bir kurulum gerektirmeyen Web tabanlı uygulamalarla alabileceğiniz online depolama hizmetleri, internet bağlantısı olan tüm cihazlarla ve her lokasyondan verilerinize ulaşım imkanı sağlıyor. Bulut teknolojisi ayrıca, işletmeyi donanımsal engellerden kurtarıyor ve çoklu yedekleme hizmetleriyle veri kaybını engelliyor.

Veri depolamada bulut teknolojisiyle birlikte yaygınlaşmaya başlayan bir diğer uygulama da high availability (yüksek erişebilirlik) olarak tanımlanan yedekli altyapı sistemleridir. Ofiste dijital dönüşüm bağlamında siz de bu sistemlerden yararlanabilir, operasyonunuzun kritik bileşenlerini yedekleyerek sistem kırılganlığını azaltabilirsiniz. Bu sayede teknik altyapınızın sorunsuz bir şekilde çalışmasını sağlayabilir, sistemde oluşabilecek bir hatanın tüm operasyona zarar vermesini engelleyebilirsiniz. High availability sisteminizle, Web sunucunuzu ve internet bağlantınızı yedekleyebilir, fiber ve EFM bağlantınızda bir kesinti oluştuğunda yedekte bekleyen VDSL bağlantınızla operasyonunuzu sürdürebilirsiniz.

Tabletiniz Bu İndirimi Çok Tutacak!

Ofiste dijital dönüşüm hakkında faydalı bilgiler paylaştığımız bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix.com‘da devam etmekte olan Snapper Ürünlerinde Fırsat! kampanyamızı da hatırlatmak istiyoruz. Kampanyamız kapsamında Snapper tablet tutucu standları % 10’luk indirim fırsatıyla sipariş verebilirsiniz. Sitemizde devam etmekte olan tüm kampanyaları buradan inceleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler