Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofiste bahar temizliği yaparken nelere dikkat etmek gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Ofiste bahar temizliği hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Bahar ayları tüm doğada olduğu gibi insanlar için de bir yenilenme, bir uyanış zamanı. Havaların ısınmasıyla birlikte, metabolizmamız hızlanıyor ve kış aylarına biriktirdiğimiz negatif enerjiyi üzerimizden atıyoruz. Baharın gelişi, aynı zamanda da temizlik gibi ihmal edilen birtakım işleri yapmak için çok iyi bir fırsat. Çalıştığımız ortamları temiz ve düzenli tutmak, motivasyon ve iş verimliliğimizi olumlu yönde etkiliyor. Peki, ofiste bahar temizliği yaparken nelere dikkat etmek gerekir? Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, ofiste bahar temizliği konusunu ele alacağız.

Ofiste bahar temizliği için organizasyon şart!

Bahar temizliği, günlük ve haftalık temizlik işlerinden farklı olarak biraz daha derin ve kapsamlı bir iş. Bu nedenle, ofiste bahar temizliği yaparken öncelikle sıkı bir organizasyon yapmanız şart. Ofis ortamı içinde kimin nereden başlayacağı ve ne yapacağı belli olursa, aynı işin üzerinden defalarca geçmek zorunda kalmazsınız. Ve tabii, bu iş için mesai saatleriniz içinde önemli bir iş kaybı oluşturmayacak bir zaman dilimini seçmelisiniz. Ofisinizde ziyaretçi ve müşteri yoğunluğunun en düşük olduğu zaman dilimini seçerseniz, iş akışında önemli bir sorunla karşılaşmazsınız.

İş arkadaşlarınız arasında motivasyon sorunu yaşayan varsa, onları motive etmek için müzikten yararlanabilirsiniz. Ofiste bahar temizliği sırasında çalacağınız hareketli müzikler, motivasyonu yükseltici etkiler gösterebilir. Fakat, motivasyon konusunda televizyonu pek kullanmamanızı tavsiye ederiz. Çünkü televizyon programları dikkatinizi dağıtabilir, bu da işlerin uzamasına yol açar. Dahası, ofisinizde balkon varsa, balkon temizliğini en sona bırakmak gibi bir eğilim içinde olabilirsiniz. Oysa, balkon temizliğini ilk sıralara alırsanız, mola anlarınızı balkonda değerlendirebilir, temiz havada yorgunluk çayı içebilirsiniz.

Temizlik ürünlerini önceden hazırlamalısınız.

Ofiste bahar temizliği için kullanacağınız temizlik ürünlerini önceden hazırlamanız, size büyük bir zaman ve enerji kazandıracaktır. Ofiste masa, cam, yer, tuvalet ve mutfak temizliği için farklı özelliklere sahip ürünler kullanmalısınız. Örneğin, durulama yapma şansınızın olmadığı yüzeylerde, durulama gerektirmeyen ürünleri tercih etmelisiniz. Kullanacağınız tüm ürünler, aynı zamanda da ağır koku içermemeli ve uygulamada pratiklik kazandırmalı. Temizlik ürünlerinin yaydığı kokunun ortamda birikmesini önlemek için, temizlik sırasında ofisinizin hava almasına dikkat etmelisiniz. Doğru ürünleri doğru yüzeylerde kullanırsanız, temizlik işlerinizi hızlı ve kolay bir şekilde tamamlayabilir ve yüksek bir verim alabilirsiniz.

Temizlik ürünleri konusunda dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da birlikte kullanılmaları durumunda sağlık riski yaratacak ürünlerin bir arada kullanılmasından kaçınmak. Nitekim, temizlik ürünlerinin içindeki etken maddeler birbirleriyle etkileşime girdiğinde, ortamda zehirli gazlar oluşturabilmekte. Bu konuda en sık yapılan hatalardan biri, tuvalet temizliği için kullanılan tuz ruhu ile çamaşır suyunu birlikte kullanmak. Bu şekilde oluşan klor gazının solunum yoluyla vücuda girmesi, ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirmekte. Üstelik bu durum, yalnızca insanların değil, atık sularla birlikte doğadaki diğer canlıların da zarar görmesine yol açıyor.

Temizlik eldiveni kullanmaya dikkat etmelisiniz.

Ülkemizde temizlik konusunda en fazla ihmal edilen konuların başında, temizlik eldiveni kullanmamak geliyor. Daha çok bulaşık yıkamayla ilişkilendirdiğimiz bu ürünleri, bulaşık yıkarken bile çoğu zaman kullanmıyoruz. Oysa, hangi deterjan olursa olsun, ciltle doğrudan temas eden ürünler cilt sağlığı açısından hep bir risk unsuru. Bunların önüne geçmek için, tüm temizlik işlerimiz sırasında temizlik eldiveni kullanmayı alışkanlık haline getirmeliyiz.

Masa ve Çekmece Temizliği

Ofis masa ve çekmecemizde zaman zaman çok sayıda evrak, dosya ve diğer malzemeler birikebiliyor. Ofiste bahar temizliği, bunlardan kurtulmak için en uygun fırsat. Masa ve çekmecelerinizde, yalnızca en önemli ve hep elinizin altında olmasını isteyeceğiniz dosya ve diğer dokümanları bulundurmalı, arşivlik değeri olanları ofis dolabınızda saklamalı, önemini yitirenleri ise geri dönüşüm kutunuza atmalısınız.

Ofis masanızın üzerinde aslında hiç ihtiyaç duymadığınız zımba, delgeç, vb. malzemeler varsa, bunları ya ihtiyacı olan bir arkadaşınıza verebilir, ya da ihtiyaç duyduğunuzda kullanmak üzere ofis malzeme dolabınıza kaldırabilirsiniz. Masanızda ayrıca, kablo kirliliğini olabildiğince önlemeli, kablosuz ürünler kullanmayı tercih etmelisiniz. Ofis masanızın üzerinde gereğinden fazla kalem ve kağıt bulundurmanız da hem görüntü kirliliği, hem de israf açısından olumsuz bir durum. Ofis masa düzeni konusunda faydalı bilgileri, Ofix Blog‘da daha önce ele aldığımız Feng Shui Ofis Masa Düzeni yazımızda bulabilirsiniz.

Ofis çekmecemizde zaman içinde biriken tek kullanımlık çatal, bıçak, kolonyalı mendil, plastik poşet gibi malzemeler de yine, ofiste bahar temizliği sırasında kurtulma fırsatı yakaladığımız ürünler arasında. Bu tür malzemeleri çekmecemizde saklamak yerine ofis mutfak dolap veya çekmecelerinde saklamak ve gerektiğinde başkaları tarafından da kullanılmasını sağlamak daha doğru olacaktır. Bu sayede, bu malzemelerin aşırı birikmesini önleyebilir, ihtiyaç duyulduğunda kolayca kullanılmasını sağlayabilirsiniz.

Dolap Temizliği

Ofisimizde günlük ve haftalık temizlik işlerimiz sırasında ofis dolaplarımızın içine pek özen gösterdiğimiz söylenemez. Ofiste bahar temizliği, ihmal ettiğimiz pek çok şeyde olduğu gibi, ofis dolaplarımızın temizliği için de güzel bir fırsat. Dolap temizliği için içindeki tüm malzemeleri boşaltmalı, dolabımızın iç yüzeyini özel temizlik maddeleriyle iyice temizlemeliyiz. Eğer deterjan kullanmak istemiyorsanız, sirkeli su kullanabilirsiniz. Fakat, sirke kokusunun rahatsız etmemesi için gerekli önlemleri almalısınız.

Dolap iç yüzeylerini iyice temizledikten sonra, kuru bir bezle üzerinden geçmeli ve eşyalarınızı yerleştirmek için rafların iyice kurumasını beklemelisiniz. Raflarda nem kalması durumunda, dosya ve klasörlerinizde nem nedeniyle şişme oluşabilir. Ofis dolaplarınız ayrıca, yüksek bir işlevselliğe sahip olmalı ve ofisteki çalışmalarınız sırasında sizi yavaşlatmamalı. Ofis dolabınızda, evde yer darlığı nedeniyle bulundurmak istemediğiniz gereksiz araç ve gerekçeleri bulundurmamalısınız. Okumadığınız ve hiçbir zaman okumayacağınız kitaplarınızı ihtiyacı olan birilerine verebilirsiniz. Eski dergiler, DVD’ler, CD’ler için de aynı durum geçerli. 

Yüzey ve Cam Temizliği

Ofiste yüzey ve cam temizliği konularını daha önce Ofix Blog‘da yayınlamış olduğumuz Ofiste yüzey temizliği yaparken nelere dikkat etmek gerekir? ve Ofiste cam temizliği yaparken nelere dikkat etmek gerekir? isimli yazılarımızda ele aldığımız için, bu konulara burada çok girmeyeceğiz. Fakat, sadece şu kadarını belirtelim ki, ofiste yüzey temizliği yaparken, olabildiğince fazla yüzeye ulaşmalı, ofisinizi toz kaldırmadan süpürmelisiniz, toz alırken iz bırakmamalısınız ve yüzey türlerine uygun ürünler kullanmalısınız.

Ofiste cam temizliği yaparken ise camları silmeden önce çevre temizliğini yapmış olmalısınız, camları hava serinken silmelisiniz, camları silmeden önce çerçeveleri temizlemelisiniz, camların önce temiz tarafını silmelisiniz, cam temizliğinde yönlere dikkat etmelisiniz ve cam temizleme suyunuza özen göstermelisiniz.

Mutfak, Banyo ve Tuvalet Temizliği

Mutfak, banyo ve tuvalet temizliği, iş güvenliği ve iş sağlığı açısından asla ihmal edilmemesi gereken konuların başında geliyor. Ofisinizde hijyen sağlamanın olmazsa olmaz koşulları, bu ortamlarda hijyeni sağlamanızdır. Gereken özeni göstermediğinizde, enfeksiyonların hızlıca yayılmasına davetiye çıkartabilirsiniz.

Mutfak, banyo ve tuvalet temizliği sırasında fayanslar için çamaşır suyu doğru bir tercih olabilir. Nitekim bu ürünler, yüzeylerde tam koruma sağladığı gibi, kireç veya iz bırakmamakta. Fakat, tuvalet temizliğinde kullandığınız fırça ve bezleri başka hiçbir yerde kesinlikle kullanmamalısınız. Ayrıca Arap sabunu gibi bol durulama gerektiren ürünler içinse yüzeylerde hiçbir kalıntı bırakmadığınızdan emin olmalısınız.

Klozet temizliği için de yine, çamaşır suyunu ilk sırada değerlendirebilirsiniz. Klozetinizin günlük temizliği için, değişik losyonlara sahip farklı temizlik ürünlerini tercih edebilirsiniz. Fakat, bu ürünlerin hijyeni sağlayıp sağlamadığından emin olmalısınız. Klozet temizliği için haftada en az 3 kez çamaşır suyu kullanırsanız, enfeksiyonlarla mücadelede daha etkin sonuçlar alabilirsiniz.

Mutfak, banyo ve tuvalet temizliğinde çöp kovaları ve çöp poşetleri de yine dikkat edilmesi gereken konular arasında. Ortamlarda uzun süre bekleyen çöpler, biriken nemden dolayı mikropların çoğalmasını hızlandırır. Ayrıca tek kullanımlık kağıt havluların atıldığı çöp kutularının dolması beklenmeden boşaltılması, hijyen açısından çok önemli. Ofiste bahar temizliği sırasında, büyük boy çöp poşetlerini her an kolayca ulaşabileceğiniz bir yerlerde hazır bekletebilirsiniz. Nitekim bu sayede, temizlik sırasında ofisinizdeki çöp ve atıklardan kolayca kurtulabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

İş Güvenliği: Plaza Hayatında Fark Etmeden Biriken Riskler

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ofiste çalışıyorsan büyük ihtimalle kendini güvende hissediyorsundur.
Ne de olsa ne şantiye var ne ağır makineler. Masa, sandalye, bilgisayar… hepsi oldukça “zararsız” görünüyor.

Ama işin aslı şu: Ofis ortamı tehlikesiz değil, sadece tehlikeleri sessiz.

Gün içinde başına gelenleri düşün.
Masaya oturuyorsun, bilgisayarı açıyorsun, bir yandan kahve içiyorsun. Saatler geçiyor ama fark etmiyorsun. Çünkü her şey alıştığın gibi. Zaten problem de tam burada başlıyor: alışkanlıklar, zamanla hataları görünmez hale getiriyor.

Mesela masa altındaki kablolar…
İlk gün dikkat edersin. Sonra görmezden gelmeye başlarsın. Bir süre sonra artık orada olduklarını bile unutursun. Ta ki bir anlık dalgınlıkta ayağın takılana kadar.

Ya da sandalye…
“Rahat gibi” gelir ama aslında doğru ayarda değildir. Günler geçtikçe omuzların biraz daha öne düşer, ekran biraz daha aşağıda kalır. O an bir şey hissetmezsin ama gün sonunda yorgunluk artar. Bir süre sonra bu durum normalin olur.

İşte plaza hayatındaki riskler tam olarak böyle çalışır: büyük değil, biriken.

İş güvenliği denince çoğu kişinin aklına prosedürler, eğitimler, uzun uzun anlatılan kurallar gelir. O yüzden de sıkıcı bulunur. Ama ofis tarafında iş güvenliği aslında çok daha basit bir yerden başlar: düzen.

Düzenli bir masa, doğru yerleştirilmiş bir ekran, güvenli kullanılan prizler… Bunlar kulağa küçük detaylar gibi gelir ama günün sonunda hem konforu hem verimi doğrudan etkiler. Hatta çoğu zaman fark etmeden yaşadığın yorgunluğun sebebi bile bu küçük eksiklikler olur.

Bir de işin hijyen tarafı var ki genelde en çok atlanan konu burası.
Ortak kullanılan alanlar, mutfak, masa yüzeyleri… Bunlar sadece temizlik meselesi değil, doğrudan iş güvenliği konusu. Çünkü sağlıklı olmayan bir ortamda çalışmak da bir risk.

Bu noktada doğru ürün seçimi devreye giriyor. Ergonomik ofis ekipmanları, kablo düzenleyiciler, güvenli priz çözümleri ya da temizlik ürünleri… Bunların hepsi aslında “daha konforlu” bir ofis için değil, daha güvenli bir çalışma ortamı için var. Ofix gibi platformlarda bu ürünleri doğru şekilde seçmek, işi oldukça kolaylaştırıyor.

Sonuçta kimse ofise gelirken “bugün başıma bir şey gelir” diye düşünmez.
Ama kimse de gün sonunda sebepsiz yere yorulmak, ağrıyla kalkmak ya da küçük bir kazayla günü kapatmak istemez.

Plaza hayatında riskler gürültüyle gelmez.
Sessizce birikir, alışkanlığa dönüşür.

Ve çoğu zaman çözümü de büyük değişikliklerde değil,
gözünün önünde duran küçük detaylarda saklıdır.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden her iki beyaz yakalıdan biri “ben bunu daha ne kadar yapacağım?” diyor?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Sabah alarm çalıyor.
Bir anlığına “bugün işe gitmesem ne olur?” düşüncesi geçiyor aklından.

Sonra herkes gibi kalkıyorsun. Kahveni alıyorsun, bilgisayarın başına geçiyorsun.
Ama içten içe şunu hissediyorsun: Bu sadece yorgunluk değil.

Son dönemde beyaz yakalıların büyük bir kısmı aynı şeyi düşünüyor.
Gitmek değil belki… ama kalmak da eskisi kadar kolay gelmiyor.


İş sandığımızdan daha fazlası

Kimse sadece para kazanmak için çalıştığını düşünmek istemiyor.
İnsan biraz da “ben ne yapıyorum?” sorusunun cevabını arıyor.

Yaptığın işin bir anlamı olsun istiyorsun.
Bir katkın olsun.
Birileri fark etsin.

O yüzden iş sadece iş olmuyor.
Yavaş yavaş senin bir parçan haline geliyor.

Ama işte tam bu yüzden, karşılığını alamadığında sadece yorulmuyorsun… kırılıyorsun.


“Biraz daha dayan” hali

İş hayatı sana açık açık şunu söylemiyor ama hissettiriyor:
Biraz daha hızlı ol, biraz daha fazla sorumluluk al, biraz daha idare et.

Bir süre sonra bu “biraz daha”lar birikiyor.

Akşam laptopu kapatıyorsun ama zihnin kapanmıyor.
Hafta sonu geliyor ama tam dinlenemiyorsun.
Pazartesi daha gelmeden yorgun hissediyorsun.

Ve bir noktada insan kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten bu tempoya alıştım mı, yoksa sadece katlanıyor muyum?”


Gün bitiyor ama iş bitmiyor

Eskiden iş çıkınca iş biterdi.
Şimdi sadece mekan değişiyor.

Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj düşerse cevaplanıyor.
“Şunu da hızlıca halledeyim” dediğin şey, geceye sarkıyor.

Bir de hayatın kendisi var.

Ev, sorumluluklar, yapılacaklar…
Yani aslında gün içinde tek bir iş yapmıyorsun.
Sürekli bir şeyleri dengede tutmaya çalışıyorsun.

Ama o denge çoğu zaman tutmuyor.


İçten içe bir şeyler eksik

En yorucu olan şey bazen işin kendisi değil.
Karşılığını alamadığını hissetmek.

Çok çalışıyorsun ama yeterince görülmüyorsun.
Emek veriyorsun ama fark yaratıyormuş gibi hissetmiyorsun.

Bazen aynı işi yaptığın insanların farklı yerlerde olduğunu görüyorsun.
Ve o an şunu düşünüyorsun:

“Ben nerede yanlış yapıyorum?”

Aslında çoğu zaman yanlış yapan sen değilsin.
Ama bunu anlamak zaman alıyor.


“İstifa” dediğimiz şey

Dışarıdan bakınca basit:
“İşi bırakmış.”

Ama içeride olan şey biraz daha farklı.

Bu karar genelde bir anda verilmiyor.
Biriken şeyler var.

Yavaş yavaş uzaklaşmak,
kendini geri çekmek,
eskisi kadar önemsememek…

Ve bir gün, artık devam edemediğini fark etmek.

O yüzden bu sadece bir işten ayrılma değil.
Bir hissin, bir yükün, bir döngünün içinden çıkma hali.


Aynı döngü, aynı yorgunluk

Birçok insanın yaşadığı şey aslında birbirine çok benziyor.

Yaptığın işin karşılığını tam alamadığını hissetmek,
ilerliyormuş gibi değil de yerinde sayıyormuş gibi hissetmek,
ne kadar çabalarsan çabala yetmiyormuş gibi gelmesi…

Ve en önemlisi,
hayatın sadece işten ibaretmiş gibi hissettirmesi.

İşte bu his biriktiğinde,
insan “bırakayım mı?” diye düşünmeye başlıyor.


Asıl mesele

Bugün beyaz yakalıların yaşadığı şey tembellik değil.

Kimse çalışmaktan kaçmıyor.
Ama kimse de kendini kaybedecek kadar çalışmak istemiyor.

İnsanlar üretmek istiyor, faydalı olmak istiyor, iyi hissetmek istiyor.

Ama bunun karşılığında sadece yorgunluk kalıyorsa,
orada bir problem var.

O yüzden mesele şu değil:
“İnsanlar neden çalışmak istemiyor?”

Asıl mesele şu:
İnsanlar neden bu şekilde çalışmak istemiyor?

Okumaya Devam Et

Trendler