Bizi Takip Edin

Lifestyle

Uyku sağlığımızı korumak için neler yapmak gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Uyku sağlığı hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Uyku sağlığı konusunda rakamlar hiç de iyi değil. Yetişkinlerin yüzde 40’ında ara sıra da olsa bir uyku sorunu görülmekte. Yaş ilerledikçe, uyku sorunlarında da artış ortaya çıkıyor. 60 yaş ve üzeri her iki kişiden birinde bir uyku sorununa rastlanmakta. Uzun süre devam eden uyku sorunları kalp krizinden beyin felcine, insülin direncinden diyabet ve obeziteye kadar pek çok sağlık sorununu beraberinde getiriyor. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, uyku sağlığı konusunu ele alacağız ve uyku sağlığımızı korumak için neler yapmak gerektiği hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Uyku sağlığı niçin önemlidir?

Sağlıklı bir yaşamın olmazsa olmazlarından biri uyku sağlığıdır efendim. Uyku sağlığımızı koruduğumuz sürece, güne dinç bir şekilde başlar, gün boyunca enerjimizi yüksek tutabiliriz. Algılarımız güçlenir, dikkatimiz artar, yaptığımız işlere daha kolay ve iyi bir şekilde yoğunlaşabiliriz. Kısa ve uzun süreli hafızamızı daha iyi kullanır, basit matematiksel işlemleri zihnimizde hızlıca sonuçlandırabiliriz. Uyku sağlığı ayrıca fiziksel gelişim, duygusal zeka, öfke ve stres yönetimi, yaratıcı düşünme konularında da büyük faydalar sağlıyor.

Uyku süresi kişiden kişiye değişse de yetişkinlerde günlük ortalama 6-8 saat arasında olmalı. Bu sürenin altına inen veya üzerine çıkan uyku süreleri, bazı bilişsel fonksiyonların zayıflamasına yol açabilmekte. Uyku süresinin yanı sıra, kalitesi de son derece önemli. Nitekim, uyku kalitesi bozulan kişilerde baş ağrısı, yorgunluk, dikkat eksikliği gibi sorunlara daha sık rastlanmakta. Ki bunun anlamı, iş kazası ve iş gücü kayıplarının artması demektir.

Ülkemizde en sık karşılaşılan uyku sorunları horlama, uyku apnesi ve insomniadır. Bu sorunlar başlı başına ciddi bir sağlık sorunu olduğu gibi, farklı hastalıklara bağlı olarak da ortaya çıkabilmekte. Gün içinde algı ve dikkat seviyesinin düşmesinin en önemli nedenleri arasında uyku sorunları yer alıyor. Uzun süreli uykusuzluk ise bağışıklık sisteminin zayıflamasına, enfeksiyonlara karşı vücut direncinin düşmesine, sık acıkma ve kilo artışına, insülin direnci ve diyabet riskinin ortaya çıkmasına yol açıyor.

Uyku sağlığımızı korumak için neler yapmak gerekir?

Uyku sağlığı konusunu bu şekilde kısaca ele aldıktan sonra, yazımızın bu kısmında uyku sağlığımızı korumak için neler yapmak gerektiği hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. Fakat şunu özellikle belirtmek isteriz. Burada paylaşacağımız bilgiler, yalnızca koruyucu hekimlik bağlamında olup hiçbir tedavi edici niteliğe sahip değildir. Uzun süredir herhangi bir uyku sorunu çekiyorsanız, mutlaka hekiminize başvurmalı ve gerekli tedavi süreçlerini hekiminizin gözetiminde sürdürmelisiniz.

Uyku düzeninizi korumalısınız.

Uyku sağlığı açısından en önemli konuların başında uyku düzeni geliyor. Yatış ve kalkış saatlerinizi olabildiğince sabit tutmaya çalışırsanız, uyku ritminizi korumakta zorluk çekmezsiniz. Uykunuz gelmese bile uyku saatinizde yatakta olmanız uyumanızı kolaylaştırır. Bununla birlikte, en fazla yarım saat içinde uykuya dalamıyorsanız, yatakta dönüp durmak yerine uykunuzu getirecek bir şeyler yapabilirsiniz. Örneğin, dinlendirici bir müzik dinlemek uykuya dalmanıza yardımcı olabilir.

Hafta sonları için de yine, aynı saatte yatıp aynı saatte kalkmaya dikkat ederseniz hafta içi uyku yorgunluğu hissetmezsiniz. Hafta içi yaşadığınız uykusuzluğu hafta sonu günün büyük bir bölümünü uyuyarak geçirmeyle telafi edemezsiniz. Tıpkı vücuda gerekli besinlerin günlük düzenli olarak alınmasıyla sağlıklı beslendiğimiz gibi, sağlıklı uykuyu da ancak günlük düzenli bir şekilde almamız gerekiyor.

Yatmadan önce ağır yemekler yememelisiniz.

Ülkemizde maalesef, karbonhidrat ağırlıklı bir beslenme kültürü var ve bu nedenle sık acıkıyor, hızlı kilo alıyoruz. Ramazan ayında sahur ve iftar sofralarında yediğimiz ağır yemekler, mide ve sindirim sistemimizin yanı sıra uyku sağlığımızı da olumsuz etkiliyor. Sahurda yenilen ağır yemekler, midemizin en düşük hızla çalıştığı bir zaman diliminde pek çok hazım sorununu beraberinde getiriyor. İftar sofralarında yenilen ağır yemekler ise başta insülin direnci olmak üzere çeşitli kanser riskleri ve kalp damar hastalıklarına davetiye çıkartıyor.

Normal zamanlarda, yatmadan en az 4 saat önce hiçbir şey yememeye dikkat etmelisiniz. Ramazan’da sahura kalktığınızda ise ağır yemeklerden kesinlikle uzak durmalısınız. Kan şekerinizi hızlı yükseltip düşüren bu besinler, kısa sürede acıktırıyor ve vücut, daha yüksek düzeyde karbonhidrat gereksinimi içine giriyor. Gün içinde ihtiyaç duyacağınız enerjiyi sebze, kuruyemiş, süt ve süt ürünleri gibi gıdalardan temin etmeye çalışmalısınız. Sahurda yiyeceğiniz bal, reçel, unlu gıdalar, meyve suları, pastırma ve sucuk gibi işlenmiş et ürünleri uyku sağlığınızı olumsuz etkileyecektir.

Yatmadan önce spor veya egzersiz yapmamalısınız.

Akşam saatlerinde spor veya egzersiz yapmayı tercih ediyorsanız, yatmadan en az 4 saat önce bunları yapmamaya dikkat etmelisiniz. Metabolizmanızı hızlandıracak hareketler, uyku durumuna geçmenizi engeller. Fakat, gün içinde kas gevşetici basit birtakım egzersizler yapabilirsiniz. Bu tür egzersizler, biriken yorgunluğunuzu üzerinizden daha kolay atmanıza yardımcı olur ve gece uykusuna dalmanızı kolaylaştırır.

Gündüz uykusundan uzak durmalısınız.

Herhangi bir uyku sorununuz varsa, gündüz kısa aralıklarla şekerleme yapmamalısınız. Gün içinde kısa aralıklarla uyumak, gece uykusunun yerini kesinlikle tutmaz. Üstelik, gece uykusuna dalmanızı zorlaştırır ve uyku kalitenizin düşmesine yol açar. Bununla birlikte, uykusuzluk nedeniyle dikkat ve odaklanma konusunda birtakım sorunlar yaşıyorsanız, alışkanlık haline getirmemek şartıyla ve 15 dakikayı geçmeyecek şekilde uyuyabilirsiniz.

Kafeinli ve gazlı içecekleri azaltmalısınız.

Beyaz yakalılar arasında çay ve kahve tüketimi oldukça yüksek düzeyde. Masa başı işlerde çalışırken yanımızda enerji veren içecekler olmasını isteyebiliyoruz. Yemeklerin yanında tükettiğimiz gazlı içecekler, yemekten aldığımız keyfi arttırabiliyor. Ne var ki, vücutta biriken kafein nedeniyle bu içecekler, başta uykusuzluk olmak üzere bazı sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Akşam saatlerinde tükettiğimiz çay ve kahveler ile gazlı içecekler ise uyku düzenimizi bozuyor. Nitekim bu içecekler, uyku düzenimizi sağlayan melatoninin etkisini azaltıyor.

Gün içinde bolca çay ve kahve ile gazlı içecek tüketmeye alıştıysanız, Ramazan orucu bunları sınırlandırmanız için güzel bir vesile olabilir. İftar ve sahur arasında bu içeceklerden en fazla bir bardak içmeli, sahurda ise bunlardan kesinlikle uzak durmalısınız. Uykuya dalmak için bitki çaylarından yararlanabilirsiniz. Özellikle de papatya çayı, nane çayı ve melisa çayı uykuya dalmanıza büyük katkı sağlayabilir. Uykusuzluğa iyi gelen bitki çayları hakkında faydalı bilgileri Ofix Blog okurlarıyla daha önce paylaşmıştık. Linki tıklayarak bu yazıyı okuyabilirsiniz.

Uyuduğunuz odada elektronik araçlar bulundurmamalısınız.

İlerleyen teknolojiyle birlikte, hayatımızın maalesef önemli bir bölümünü online yaşamak durumunda kalabiliyoruz. Ofiste neredeyse her an, elimizin altında veya gözümüzün önünde bir elektronik araç var ve bunlar gün boyunca etrafa manyetik dalgalar yayıyor. Akıllı cihazların yaygınlaşmasıyla birlikte gün içinde yoğun miktarda manyetik dalgalara maruz kalıyoruz. Ve bu nedenle hem beyin sağlığımız, hem de uyku sağlığımız olumsuz etkileniyor.

Ofiste biraz güç olsa da uyuduğunuz odada kesinlikle telefon, tablet veya bilgisayar bulundurmamalısınız. Elektronik araçların yaydığı manyetik dalgalardan kurtulduğunuz ölçüde uyku kaliteniz yükselecektir. Ayrıca, uyuduğunuz odanın sıcaklık ve nem oranı ile ışık miktarına dikkat etmeli, uyku süresince vücut sıcaklığınızın dengede kalmasını sağlamalı ve rahat bir yastık kullanmalısınız.

OfixPopüler Paketlerimiz Satışta!

Uyku sağlığı konusunu ele aldığımız ve uyku sağlığımızı korumak için neler yapmak gerektiği hakkında faydalı bilgiler paylaştığımız bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix.com‘da satışı devam eden OfixPopüler Paketlerimizden kısaca bahsetmek istiyoruz. Müşterilerimizin sitemizden yapacakları alışverişleri kolaylaştırmak ve ofis ihtiyaçlarına ekonomik çözümler sunmak için OfixPopüler Paketlerimizi hazırladık. Temizlik, gıda ve kırtasiye kategorilerinde sitemizde en sık sipariş verilen ürünlerden oluşturduğumuz bu paketler sayesinde müşterilerimiz, ofis ihtiyaçlarını tek seferde hızlı ve ekonomik bir şekilde karşılayabilirler. Paketlerimizin içeriğini buradan inceleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler