Bizi Takip Edin

Girişimcilik

Duru: Türk sabununun başarı hikayesi…

Yayınlandı

tarihinde

Mehmet Rıfat Evyap, Ahmet Fikret Evyap ve Duru markasının başarı hikayesi Ofix Blog'da...

1927 yılında Erzurum’da derme çatma bir imalathanede Mehmet Rıfat Bey’in başlattığı sabun üretimi, Türk sabun sanayisinin gelişiminde en önemli dönüm noktalarından biridir. Babası Abdülvahap Efendi’nin “Her kalıp sabun bir akittir. 20 bin kalıp sabunun varsa, 20 bin kişiyle akit imzalıyorsun demektir. Sizin sabununuz, her şeyin en iyisinin tahsis edildiği insana hitap edecek. Sen de ona sabun yapıyorsan güzel yapmalısın!” sözlerini motto edinen Mehmet Rıfat Bey, kurucusu olduğu Evyap’la Türkiye’de sabun sanayisinin gelişmesini sağladı. İlk olarak 1967 yılında piyasaya sunulan Duru sabunları, aradan geçen 50 yıllık süre zarfında hem ülkemizde, hem de yurt dışı pazarlarda en çok kullanılan Türk sabunlarından biri haline geldi. Ofix sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da her Pazartesi ele aldığımız başarı hikayelerine bu hafta, Duru markasıyla devam ediyoruz.

“Her kalıp sabun bir akittir.”

Ülkemizde sabun, cilt bakım ürünleri, tıraşa hazırlık ve tıraş sonrası bakım ürünlerinde lider konumda bulunan Evyap’ın temelleri, 1927 yılında Erzurum’da derme çatma bir imalathanede atıldı. Dürüst, çalışkan ve yeniliklere meraklı bir kişiliğe sahip olan Mehmet Rıfat Bey, yeni kurulan Cumhuriyet’in idealist yönünü kendi kişiliğinde özümsemişti. Osmanlı Devleti’nde hemen her alanda oluşan dışa bağımlılık, Kurtuluş Savaşı döneminde büyük sorunlara yol açmış, yeni kurulan Cumhuriyet rejimi, yerli üretimi teşvik etmek için elindeki tüm olanakları seferber edeceğini açıklamıştı. Ülkede en çok eksikliği hissedilen ürünlerin başında ise temizlik ürünleri geliyordu. Cumhuriyet’in idealizmini içselleştiren Mehmet Rıfat Bey, elindeki kısıtlı imkanlarla Erzurum’da sabun üretmeye başladı. 

Babası Abdülvahap Efendi, halka hizmet etmenin Hakk’a hizmet etmek olduğuna inanıyor, temizliği imanın olmazsa olmazlarından biri olarak görüyordu. Oğlunun sabun işinde başarılı olması hem dünyevi anlamda, hem de manevi bakımdan babasının çok istediği bir şeydi. Bu nedenle oğlunun her kalıp sabuna büyük bir özen göstererek üretim yapmasını istiyor, kalitesiz bir ürünle insanlarda hayal kırıklığı yaratmamasını tembihliyordu. Abdülvahap Efendi’nin “Her kalıp sabun bir akittir. 20 bin kalıp sabunun varsa, 20 bin kişiyle akit imzalıyorsun demektir. Sizin sabununuz, her şeyin en iyisinin tahsis edildiği insana hitap edecek. Sen de ona sabun yapıyorsan güzel yapmalısın!” sözleri, Mehmet Rıfat Bey’in hayatı boyunca yoluna ışık tuttu.

Zor yıllar, zor kararlar…

Sabun üretiminde geleneksel yöntemleri uygulayan Mehmet Rıfat Bey’in sabunlarının ünü, 1930’lu yıllarda Erzurum’un sınırlarını aştı. Kendisi bir taraftan geleneksel yöntemlerle sabun üretmeye devam ediyor, bir taraftan da yeni teknolojileri takip ediyordu. Konuyla ilgili uzmanları imalathanesine davet ediyor, yıllık sabun üretim miktarını arttırmaya çalışıyordu. Ne var ki, 1939 yılında başlayan II. Dünya Savaşı, yurt dışından modern araçlar getirmesini engelledi ve geleneksel yöntemlerle üretime devam etmeyi zorunlu kıldı. Bu dönemde Mehmet Rıfat Evyap, kâr gözetmeksizin elindeki ürünleri ordunun emrine sundu. Erzurum’daki askeri birliklerin sabun ihtiyacı 4 yıl boyunca Evyap tarafından karşılandı.

Bununla birlikte, sabun üretimi için gerekli ham maddenin İstanbul ve İzmir’den getiriliyor olması, üretim sürecinde çeşitli aksaklıklara yol açıyor ve üretim miktarında istenen artışın sağlanmasını zorlaştırıyordu. 1943 yılının Ağustos ayında Mehmet Rıfat Evyap, imalathanesini Erzurum’da bırakarak İstanbul’a geldi. Ailesiyle birlikte Vaniköy’e yerleşti, burada sabun üretimi için gerekli ham maddelerin temini ve ürünlerinin pazara sunulması konusunda büyük fırsatlar yakaladı. Vaniköy’e deniz yoluyla ham madde taşıyan motorlar, ürünlerin Tahtakale’ye nakledilerek tüketiciye sunulmasını kolaylaştırdı. Kısa bir süre sonra, Vaniköy’deki imalathane Ayvansaray’a taşındı ve Tahtakale’de yeni bir sabun imalathanesi açıldı.

1950’li yıllar, dünya siyaset ve ekonomisinde yaşanan gelişmelere bağlı olarak ülke ekonomisi açısından zor geçen yıllardı. Dünya pazarlarıyla bütünleşmek adına yerli üretime sağlanan destek ve teşviklerin kesilmesi, Evyap’ı da olumsuz etkiledi. Sabun satışlarındaki düşüş karşısında Mehmet Rıfat Evyap’ın oğlu Ahmet Fikret Evyap, Robert Kolej’deki eğitimini sonlandırarak babasına destek vermeye başladı. Şirket tarihinde açılan bu yeni sayfa, şirkete satış ve pazarlama alanında yeni bir vizyon kazandırdı. Şirket tarihi boyunca üretime odaklanan ve kâr amaçlı bir strateji içinde hareket etmeyen Mehmet Rıfat Evyap’ın aksine Ahmet Fikret Evyap, şirketin satış ve pazarlama stratejilerinin oluşmasını sağladı.

Temizlik ve Hijyen Sektöründe Büyüme

1955 yılında Aris İnciyan’ın sabun fabrikasını devralan Mehmet Rıfat Evyap ve Ahmet Fikret Evyap, sabun piyasasında yaşanan durgunluğu aşmak için Arko markasını yaratarak tıraş sabunu üretimine başladı. Uzun yıllardır hayalini kurdukları modern üretim teknolojisini bu fabrikada kullanmaya başlayan Evyap ailesinin ürünleri, Arisin ürünlerinden daha fazla ilgi gördü ve bunun üzerine, tıraş sabunu üretiminin yanı sıra tıraş losyonu üretimine başlandı. Evyap’ın Tahtakale’deki üretim tesisi, 1958 yılında Abdülvahap Efendi’nin duasıyla açılan Silahtarağa’daki fabrikasına taşındı.

Aynı tarihte Evyap ailesi, krem işine girmeye karar verdi. Piyasada yurt dışından getirilen ürünlerden dolayı güçlü rakipler olsa da Evyap’ın Arko markasıyla yakaladığı başarı, krem piyasasında rekabet gücünü arttırmasını sağlayabilirdi. Ahmet Fikret Evyap için rekabetin en iyi yolu, ürünlerin kalitesini arttırmaktan geçiyordu. Kaliteli ürünlerle sağlanan müşteri sadakati, markanın satış başarısını mümkün kılacaktı. Erzurum’da yaşanan deneyim, Evyap’ın temizlik ve hijyen sektöründe nasıl büyüyebileceğinin yol işaretlerini sunmuştu. Ve beklenildiği gibi oldu. Arko markası 1960’lardan itibaren ürün çeşitliliğini arttırdıkça yerli ve yabancı rakipleri karşısında büyük başarılar elde etti.

Duru Markasının Doğuşu ve Yükselişi

1960’lı yıllar, deterjan piyasasının hızlı bir ivme yakaladığı yıllardı. Çamaşır makinelerinin geliştirilmesi ve fiyatlarının düşmeye başlaması, deterjan piyasasına yeni oyuncuların girişini sağlamıştı. Buna rağmen Evyap ailesi, deterjan piyasasına girmek istemedi. Mehmet Rıfat Evyap’ın “Sevdiğin işi yap!” öğüdüne uyan Ahmet Fikret Evyap, sabun piyasasında büyümeye karar verdi. Bunun üzerine şirket, sabun makinelerine yaptığı yatırımları arttırdı ve tesislerinde otomasyon sistemlerini yeniledi. Bu işlerle bizzat ilgilenen Mehmet Fethi Evyap, abisi ve babasının ihtiyaç duyduğu teknik desteği sağladı.

1967 yılında Evyap’ın sabun piyasasına kazandırdığı Duru markası, Evyap ailesinin sabun piyasasındaki gücünü arttırma isteğini yansıtıyordu. Nitekim, hem Mehmet Rıfat Evyap, hem de Ahmet Fikret ve Mehmet Fethi Evyap kardeşler için sabun üretimi bir iş olmanın ötesinde, bir tutku halini almıştı. O kadar ki, fabrikada yere düşen bir sabun parçasının bile çöpe atılmasına kıyamıyorlardı. Marka ismi konusunda günlerce süren arayışın ardından, Ahmet Fikret Evyap’ın ağzından çıkan Duru ismi üzerinde anlaşma sağlandı. Böylelikle Duru, Evyap’ın yeni sabun markası olarak tüketiciyle buluştu.

Duru markasının yükselişini sağlayan en önemli unsur, Ahmet Fikret Evyap’ın satış ve pazarlama konusunda geliştirdiği stratejiydi. Nitekim kendisi, sabun piyasasında yükselişin her işe yarayan bir sabun yapmakla mümkün olduğuna inanıyor, tuvalet sabunu kalitesinde çamaşır sabunu, banyo sabunu ve diğer sabunlarla ürün çeşitliliğini arttırmak istiyordu. Ürün çeşitliliğine eşlik eden yüksek kalite, yabancı ürünlerle rekabette yerliliğe vurguyla tüketiciye sunulmalıydı. Bu amaç doğrultusunda şirket yönetimi, reklam çalışmalarında yerlilik vurgusuna büyük önem verdi.

1970’lerde markanın reklam yüzü olan Halit Kıvanç, ürünlerin satış başarısını arttırmasına olumlu bir katkı sağladı. 1970’lerin ortalarında Duru markasının ürün çeşitliliği 20’nin üzerine ulaştı. Zaman içinde Duru sabunlarına kolonya, şampuan, duş jeli gibi yan ürünler eklendi. 1978 yılında ilk ihracat Kıbrıs’a yapıldı. Bir yıl sonra Duru ürünleri İran pazarına giriş yaptı. 1980 yılında Ayazağa fabrikası hizmete başladı ve markanın ürün çeşitliliği artmaya devam etti.

Günümüzde Duru 

Duru markasının ürün çeşitliliği el bakımı kategorisinde katı sabunlar ve sıvı sabunlar ile vücut bakımı kategorisinde katı sabunlar ve duş jelleri üzerinde yoğunlaşmakta. Cildi besleyen, nemlendiren, güzelleştiren ve ihtiyaç duyduğu vitaminler ile mineralleri cilde kazandıran Duru sabun ve duş jellerinde tümüyle doğal aromalar kullanılıyor. Bu ürünlerin yanı sıra şampuan ve saç bakım ürünleri ile kolonya çeşitleri de sektörde ilgi görüyor. İstanbul Ayazağa’da toplam 350 bin metrekarelik üretim tesislerinde yılda 300 bin ton sabun üretimi yapan Duru ürünleri, yurt dışında en çok Mısır, Rusya, Romanya, Bulgaristan, İran ve Kazakistan’da talep görüyor.

Ofis dostu Duru ürünleri Ofix’te!

Duru markasının başarı hikayesini kısaca özetlediğimiz bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix’in verilerine göre ofislerin en çok sipariş verdiği Duru ürünlerinden ilk üçte yer alanları kısaca tanıtacağız. Kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için OfixPlus üyesi olabilirsiniz. 

Duru Limon Kolonyası – 200 ml

Listemizin ilk sırasında, Duru limon kolonyası – 200 ml var. Limon kokusuna ve 80 derece alkol oranına sahip bu ürünlerin şişesi plastik. Kullanıcılarımızın en fazla sipariş verdiği kolonyalar içinde yer alan bu ürünleri, ofiste veya ofis dışı ortamlarda ellerinizi dezenfekte etmek için kullanabilirsiniz. 

Duru Sıvı Sabun Akdeniz Lavantası – 300 ml

Listemizin ikinci sırasında, Duru sıvı sabun Akdeniz lavantası – 300 ml var. Sıvı sabunlar, özellikle toplu çalışma ortamlarında hijyen konusunda daha ideal çözümler sunmakta. Etkin kremli formülü sayesinde cildi kurutmayan ve derinlemesine temizlik sağlar.

Duru Perfume Duş Jeli Lilyum Bahçesi – 450 ml

Listemizin üçüncü sırasında, Duru Perfume duş jeli lilyum bahçesi – 450 ml var. Doğal çiçek özlerinden üretilen bu ürünlerle cildinizi temizlerken canlandırabilir, nem dengesini korumasını sağlayabilirsiniz. Cilde yapışmayan ve kolay durulanan bir kıvama sahiptir.

Ofix’te satışı devam eden diğer Duru ürünlerini inceleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza başarı hikayeleri ile dolu bir hafta diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Girişimcilik

Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI’de taşlar yerinden oynamaya devam ediyor.

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ayın başında tablo şuydu: 11 kurucu ortaktan sadece ikisi şirkette kalmıştı.
Şimdi o iki isim de yok. Business Insider’ın aktardığına göre Manuel Kroiss ve Ross Nordeen da xAI ile yollarını ayırdı.

Kroiss’in yakın çevresine ayrılık kararını ilettiği konuşuluyor. Nordeen’in ise cuma günü şirketten ayrıldığı söyleniyor.

Musk kısa süre önce xAI için “ilk seferde doğru kurulmadı” demişti. Şirketin şu an baştan, daha sağlam bir şekilde yeniden kurulduğunu ifade ediyor. Bu arada xAI’nin SpaceX tarafından satın alınmasıyla birlikte SpaceX, xAI ve X (eski Twitter) aynı çatı altında toplandı. Tüm bunlar olurken SpaceX’in halka arz planları yaptığı da konuşuluyor.

Kroiss ve Nordeen doğrudan Musk’a bağlı çalışan iki kritik isimdi. Kroiss, şirketin pretraining ekibini yönetiyordu. Nordeen ise Musk’ın en yakınındaki operasyon isimlerinden biriydi. Daha önce Tesla’da çalışan Nordeen’in, Musk’ın Twitter’ı satın aldığı dönemdeki büyük işten çıkarmaların planlanmasında da rol aldığı biliniyor.

TechCrunch da konuyla ilgili xAI’ye ulaşıp yorum istemiş durumda.

Kaynak : TechCrunch

Okumaya Devam Et

Başarı Hikayeleri

Ayn Rand: “Ben merkezliyim” deyip kaçmayın… kadın bunu felsefeye çevirmiş

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Bir yerde mutlaka denk geldiniz:
Atlas Shrugged efsane” diyen biri…
Ya da LinkedIn’de “birey ol, sürü olma” temalı bir paylaşım.

Peki kim bu Ayn Rand ve neden hâlâ konuşuluyor?

Spoiler: Bencilliği savunuyor ama sandığınız gibi değil.

Kısaca Ayn Rand kim?

Ayn Rand, 1905’te Rusya’da doğuyor, genç yaşta ABD’ye göç ediyor. Romanlarıyla hem edebiyat hem de felsefe dünyasında olay yaratıyor.

En bilinen kitapları:
The Fountainhead ve Atlas Shrugged

Ama asıl bomba: Kendi felsefesini kuruyor → Objektivizm

Objektivizm ne diyor?

Çok basit üç cümleyle özetleyelim:

1. Gerçeklik gerçektir.
“Ben öyle hissediyorum” demek, gerçeği değiştirmez.

2. En büyük rehber akıl.
Hisler değil, mantık karar verir.

3. Hayatının amacı: kendi mutluluğun.
Evet, kulağa iddialı geliyor.

“Rasyonel bencillik” meselesi

Rand’ın bencillikten kastı:
“Kimseyi ez geç” değil.

Daha çok şu:
Kendi hayatını ciddiye al.
Kendi emeğini savun.
Başkaları için kendini sürekli feda etmek zorunda hissetme.

Yani:
“Kendini yok sayma” diyor aslında.

Biraz da magazin tarafı..

  • Hollywood’da figüranlık yapmışlığı var.
  • Hatta gelecekteki eşiyle bir film setinde tanışıyor.
  • Bir tiyatro oyunu yazıyor ve jürisini seyirciler arasından seçtiriyor. (Evet, interaktif içerik 1930’lar edition.)

Kadın içerik üreticiliği olayını zamanından önce çözmüş.

Neden bu kadar tartışılıyor?

Çünkü şunu söylüyor:
“Toplum için yaşamak zorunda değilsin.”

Kimi bunu özgürleştirici buluyor,
kimi fazla sert.

İki taraf da haksız sayılmaz.

Son soru:

Kendi mutluluğunu merkeze almak mı daha cesur bir duruş, yoksa fazla mı ‘ben merkezli’?

Yorumlarda düşünceler serbest

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Cüneyt Arkın: Sinemaya adanmış bir hayat…

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Cüneyt Arkın'ın başarı hikayesi Ofix Blog'da...

28 Haziran Salı günü sanat dünyamızdan bir yıldız kaydı. Yeşilçam’ın unutulmaz oyuncusu Cüneyt Arkın hayatını kaybetti. 300’den fazla sinema filmi, birçok dizi ve tiyatro oyununda seyircisine unutulmaz anlar yaşatan Cüneyt Arkın‘ın vefatı ülkemizde büyük bir üzüntü yarattı. Yeşilçam melodramlarının yakışıklı jönü, oynadığı her rolü adeta yaşadı, her rolün hakkını verdi. 1970’li yıllarda rol aldığı tarihsel içerikli filmlerde Malkoçoğlu, Kara Murat, Battal Gazi karakterleriyle milli bilinci güçlendirdi. Yenilmez ve yiğit direnişçi rolleriyle Türk insanının gönlünde taht kurdu. Filmlerinde dublör kullanmayı reddetti. Bu nedenle sayısız kaza geçirdi. Aldığı yaralar bedeninde kalıcı hasarlar meydana getirdi. Fakat en ufak bir pişmanlık duymadan yoluna devam etti. Oyunculuğun yanı sıra senaristlik, yönetmenlik ve yapımcılık alanlarında da önemli başarılara imza attı. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Cüneyt Arkın‘ın hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. Bu vesileyle kendisine rahmet, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler