Bizi Takip Edin

Lifestyle

Alışveriş alışkanlıkları değişiyor!

Yayınlandı

tarihinde

Alışveriş alışkanlıklarındaki değişimle ilgili faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Merhaba sevgili beyaz yakalılar! Son yıllarda alışveriş alışkanlıkları nasıl da değişiyor, farkındasınız değil mi? Eskiden alışveriş yapmak için o mağaza senin, bu mağaza benim, cadde cadde, sokak sokak dolaşıp birçok zahmete giriyorduk. Oysa şimdilerde AVM’leri kullanıp birçok ihtiyacımızı hızlı ve kolay bir şekilde karşılıyoruz.

Peki, kurumsal şirketlerin ihtiyaçları hakkında durum nedir dersiniz? Onlarca, hatta belki yüzlerce farklı lokasyonda hizmet veren şirketlerin ofis sarf malzemesi ihtiyaçlarını her lokasyon için ayrı bir satış noktasından karşılamaları mümkün mü? Değil elbette. Ofis sarf malzemeleri pazarında hizmet veren benim sevgili şirketim Ofix.com, sunduğu hizmet kalitesi ve müşteri memnuniyetiyle pazarda öne çıkmayı başardı. Bugünkü yazımda sizlerle, alışveriş alışkanlıklarındaki değişimler hakkında yaptığım gözlemleri ve Ofix.com‘daki alışveriş istatistiklerini paylaşacağım.    

Alışveriş alışkanlıklarındaki değişim konusunda bir milat belirlememiz gerekirse, 2003 yılını başlangıç noktası olarak kabul edebiliriz. 2003 yılında ABD’de yüzde 1.5’lik bir hacimle başlayan e-ticaret, bugün milyarlarca dolarlık bir ticaret hacmini kapsamakta. Bu değişimi kendi hayatımızda da çok net bir şekilde görebiliriz. Bundan 15 yıl önce alışverişlerimizin yalnızca yüzde 1’i için interneti kullanıyorduk. Bu da muhtemelen Türkiye’de bulamadığımız ve giymeyi çok istediğimiz giysileri eBay ve benzeri siteler üzerinden sipariş vermek içindi. Oysa günümüzde, tüm alışverişlerimizin yüzde 15’e yakın bölümü için interneti kullanıyoruz. 

İnternet üzerinden yapılan alışverişlerin en büyük avantajı, gereksiz emek ve zaman kaybından bizi kurtarması ve fiyat karşılaştırması yapmayı çok basit hale getirmesidir. Beğendiğimiz ve online olarak satın aldığımız ürünler evimize veya dilediğimiz adrese kargolanıyor, bunları taşıma zahmetinden kurtuluyoruz. İnternet sitelerinin düzenlediği kampanyaları takip ediyor, fırsatlardan yararlanıp ihtiyaçlarımızı en uygun şekilde karşılıyoruz. Alışveriş alışkanlıklarımızdaki bu değişim gerçekten de çok büyük bir değişim. 

Ofis Sarf Malzemeleri Pazarı

Peki, kurumsal müşteri pazarında durum ne dersiniz? Kendi sektörümüzden örnek vereyim. Ofis sarf malzemeleri pazarının hacmi yaklaşık olarak 12 milyar TL düzeyinde. Ofix.com üzerinden yapılan alışverişleri incelediğimizde, çalışan sayısı 1 ile 9 arasında olan mikro işletmelerin çay, kahve, tuvalet kağıdı, karton bardak, fotokopi kağıdı, kartuş, toner ve benzeri sarf malzemesi giderleri yıllık 1.500 TL’den başlayıp 6.000 TL’ye kadar çıkabilmekte. 10 ile 49 arası çalışana sahip küçük işletmelerin sarf malzemesi giderleri 7.000 TL’den başlayıp 30.000 TL’ye kadar çıkabiliyor. Çalışan sayısı 50 ile 249 arasında olan orta işletmelerde yıllık sarf malzemesi giderleri 32.000 TL’den başlayıp 150.000 TL’yi bulabiliyor. Çalışan sayısı 250 ve üzeri olan büyük işletmelerin ise yıllık sarf malzemesi giderleri 200.000 TL’den başlıyor, yıllık masraf ortalamaları ise 300.000 TL’yi buluyor. 

Peki, ofisler en çok hangi ürünleri sipariş veriyor dersiniz? Ofislerin en çok sipariş verdiği ürünler listesinde ilk sırada çay yer alıyor. Çayın ardından karton bardak, Türk kahvesi, şeker, kağıt havlu, fotokopi kağıdı, poşet dosya ve klasör gelmekte. Mikro işletmeler 2-3 ayda bir ürün sipariş verirken, orta işletmeler yaklaşık 15 günde bir sipariş veriyor. Yazılım şirketleri en çok atıştırmalık siparişi veriyor. Mimarlık ofisleri, noterler, serbest muhasebeci mali müşavirler (SMMM) ve tercüme ofislerinin en fazla sipariş verdiği sarf malzemeleri ise fotokopi kağıdı, poşet dosya, klasör ve koli bandı. 

Ofis sarf malzemeleri pazarında durum kısaca bu şekilde sevgili beyaz yakalılar. E-ticaret geliştikçe alışveriş alışkanlıklarımız değişiyor, toplam ticaret hacminde e-ticaretin payı artıyor. Ofix.com olarak kurumsal müşteri pazarında OfixPlus platformumuz üzerinden hizmet verirken ofislerin nabzını tutuyor, sarf malzemesi ihtiyaçlarını analiz ediyor, birbirinden güzel fırsatlar sunarak müşteri memnuniyetimizi arttırmaya çalışıyoruz. Henüz OfixPlus‘a üye olmadıysanız linki tıklayarak üyelik işlemlerinizi kolayca gerçekleştirebilirsiniz. 

Haftaya görüşmek üzere.

Ofixboy… 

Okumaya Devam Et
1 Yorum

1 Yorum

  1. Ali BEY

    20 Mayıs 2019 saat 11:50

    Bu pazarın bu kadar büyük olduğunu düşünmüyordum. 🙂

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler