Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofiste Kacey Musgraves Modu

Yayınlandı

tarihinde

En güzel 10 Kacey Musgraves şarkısı için öneriler Ofix Blog'da...

Bu yıl 61.’si düzenlenen Grammy Ödülleri‘nde Golden Hour albümüyle en iyi albüm ödülünü kazanan Kacey Musgraves, country müzik türünün günümüzde en önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilmekte. 2014 yılında Same Trailer Different Park albümüyle en iyi country albümü, Merry Go ‘Round şarkısıyla en iyi country şarkısı ödülünü kazanan Kacey Musgraves, bugüne kadar söz ve müziğiyle birbirinden güzel çalışmalara imza attı. Eril bir dilin hakim olduğu country müzik türüne kadın duyarlılığıyla getirdiği özgün yorumla Kacey Musgraves, adından bundan sonra da söz ettirmeye devam edecek gibi görünüyor. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, ofiste çalışırken country müzik dinlemeyi seven okurlarımız için en güzel 10 Kacey Musgraves şarkısı önereceğiz.

Kısaca Kacey Musgraves

Kacey Musgraves, 21 Ağustos 1988 tarihinde ABD’nin Texas eyaletine bağlı Wood Country’nin Golden kasabasında dünyaya geldi. Müziğe olan yoğun ilgisi henüz küçük yaşlarda ortaya çıktı. Müziğe mandolin çalarak başladı, ilk şarkısını 8 yaşındayken yazdı. 12 yaşına geldiğinde, John DeFoore isimli yerel bir müzisyenden gitar dersleri aldı ve müzik bilgisini genişletti. Bu dönemde hemen her tür müziğe ilgi duyan Kacey Musgraves, 18 yaşına geldiğinde country müziğe merak sardı. Yaşadığı çevrede oldukça yaygın bir müzik türü olan country müzik, annesiyle birlikte katıldığı yerel müzik festivallerinde onu çok etkiledi. Yaptığı bestelerde artık country rifflerine ağırlık vermeye başladı.

2000 yılında Kacey Musgraves, ilk demo albümü Little Bit of Texas‘ı ailesinin sağladığı maddi destekle ve Alina Tatum‘la birlikte Texas Two Bits adıyla çıkarttı. İkinci demo albümü, 2002 yılında Movin’ On ile geldi. Bir yıl sonra, Wanted: One Good Cowboy isimli üçüncü demo albümünü çıkarttı. Dördüncü demo albümünü ise 2007 yılında kendi ismiyle çıkarttı. Ne var ki, dört demo albümü de ismini müzik çevrelerinde yeterince duyurmasını sağlamadı. Fakat 2007 yılında katıldığı Nashville Star yarışması, müzik kariyerinde önemli bir dönüm noktası oldu. Yarışmada her ne kadar 7. olsa da ismini müzik çevrelerinde duyurmayı başardı.

Kacey Musgraves’ın Profesyonel Müzik Kariyeri

Kacey Musgraves‘ın profesyonel müzik kariyeri 2008 yılında başladı. Texas eyaletine bağlı Austin merkezli plak şirketi Triple Pop‘la anlaşma imzalayan Musgraves, şarkılarını akustik olarak kayda aldı. Bu dönemde birçok ünlü ismin konserlerinin açılışını yaparak hayran kitlesini arttırmayı başardı. Sesinin yanı sıra yazdığı şarkı sözleriyle de dikkat çekmeyi başardı ve country müzik türü içinde yer alan birçok isme şarkı sözü yazdı. Bunlar içinde Martina McBride, Miranda Leigh Lambert, Deana Carter birkaçı.

Kacey Musgraves‘ın ilk stüdyo albümü, 2013 yılında Triple Pop şirketinden Apologize / See You Again albümüyle geldi. Hemen ardından, Mercury Nashville şirketinden Same Trailer Different Park albümünü çıkarttı. 2015 yılında Mercury Nashville şirketinden Pageant Material albümünü çıkarttı. Dördüncü stüdyo albümünü 2016 yılında aynı şirketten A Very Kacey Christmas ismiyle çıkarttı. 2018 yılında ise Golden Hour albümünü MCA Nashville şirketinden çıkarttı ve bu albümle 61. Grammy Ödülleri‘nde en iyi albüm ödülünü kazandı.

Müzik kariyeri boyunca Kacey Musgraves, country müzik türüne kendi yorumunu getirdi, eril bir dilin hakim olduğu bu türde kadın duyarlılığını yansıttı. Albümlerinde ayrıca, country müzik türünü disco ve pop müzik türleriyle de harmanladı ve yeni birtakım müzikal sentezler gerçekleştirdi. Yalnızca sesi ve şarkılarıyla değil, aynı zamanda sahne şovlarıyla da dinleyicilerini hayran bırakan Musgraves, sahneye simli kovboy çizmeleriyle çıkarak yaptığı müziği adeta üzerinde taşıyor.

En Güzel 10 Kacey Musgraves Şarkısı

Kacey Musgraves‘ın müzik serüvenini kısaca bu şekilde özetledikten sonra yazımızın bu kısmında, ofiste çalışırken country müzik dinlemeyi seven okurlarımız için en güzel 10 Kacey Musgraves şarkısı önereceğiz.

Golden Hour

Listemizin ilk sırasında, 2019 Grammy Ödülleri‘nde en iyi albüm ödülünü kazanmasını sağlayan albümüne ismini veren Golden Hour şarkısı var. Klasik country riffleriyle örülü bu şarkının sözleri son derece lirik. Şarkıda geçen “I used to get sad and lonely when the sun went down” (Güneş battığında çok üzülürdüm ve yalnızdım), “But it’s different now” (Fakat şimdi farklı), “’Cause I love the light that I’ve found in you” (Çünkü senin içinde bulduğum ışığı seviyorum)” sözleri dikkat çekici. Bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Merry Go ‘Round

En güzel 10 Kacey Musgraves şarkısı listemizin ikinci sırasında, Merry Go ‘Round var. 2014 yılında Kacey Musgraves‘a en iyi country şarkısı dalında Grammy Ödülü kazandıran bu şarkıda hayatın monotonluğu, yalnızlık, doğa sevgisi ve gerçek aşka duyulan özlem ön plana çıkıyor. Shane McAnally ile birlikte yazdığı bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Follow Your Arrow

Listemizin üçüncü sırasında, Follow Your Arrow şarkısı var. Kacey Musgraves‘ın kadın duyarlılığını en açık şekilde yansıtan şarkılarından biri olan bu şarkıda, kadınların yaratıcı gücüne dikkat çekilmekte. Kacey Musgraves‘a göre kadınlara erkekler tarafından ne kadar sınır çizilirse çizilsin, bu sınırları aşmak kadınların elinde. Başka deyişle, kadınların yaşadığı sorunlar erkeklerle ilgili olmaktan çok kendi kabullenişlerinin sonucu. Kadınların yaratıcı gücüne övgü niteliği taşıyan bu şarkı, aynı zamanda da kadınlara yaratıcılık konusunda ilham kaynağı olma amacı taşıyor. Bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Butterflies

En güzel 10 Kacey Musgraves şarkısı listemizin dördüncü sırasında, Golden Hour albümünün bir diğer hit şarkısı Butterflies var. Şarkıda Musgraves, insan hayatı ile kelebeklerin hayatı arasında ilişki kuruyor ve her günü kelebekler gibi dolu dolu yaşamak gerektiğinin altını çiziyor. Şarkıda country rifflerine eşlik eden “You give me butterflies” (Bana kelebekler ver) sözü, hayatı dolu dolu yaşama özleminin bir ifadesi. Bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

High Horse 

Golden Hour albümünün bir diğer hit şarkısı High Horse, en güzel 10 Kacey Musgraves şarkısı listemizin beşinci sırasında. Şarkıda gösteriş merakı, olduğundan daha havalı görünme çabası, şöhret tutkusu ve her şeyde sürekli kazanma saplantısına müthiş bir yergi var. Şarkıdaki high horse (yüksek at) benzetmesi, insan doğasındaki saplantılı güdülere gönderme yapıyor. Şarkının müzikal bakımdan en önemli özelliği ise disco ve pop müzik temaları içermesi. Bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Wonder Woman

En güzel 10 Kacey Musgraves şarkısı listemizin altıncı sırasında, Wonder Woman var. Musgraves‘ın kadın duyarlılığını en güzel şekilde yansıtan şarkılarından biri olan bu şarkıda, kadınların özgür ve mutlu olmak için bir Superman‘e ihtiyaçlarının olmadığı, sıradan bir kadının da kendi hayatı içinde mucize kadın haline gelebileceği anlatılıyor. Şu şartla ki, hayal kırıklığı ve başarısızlığı göze almalılar. Bu şarkıda aslında, Musgraves‘ın kendi hayatının küçük bir özetini görebilirsiniz. Çıkarttığı dört demo albümünden istediği sonucu alamasa da denemekten vazgeçmedi ve kendi mucizesini kendisi yarattı, içindeki yaratıcı güç ve umutla. Bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Slow Burn

Listemizin yedinci sırasında, Slow Burn var. Şarkıda geçen “I’m alright with a slow burn” (Yavaş bir yanıkla iyiyim), “Taking my time, let the world turn” (Zamanımı alıyorum, dünyanın dönmesine izin ver) “I’m gonna do it my way, it’ll be alright” (Ben kendi yolumla yapacağım, iyi olacak) sözleri dikkat çekici. Bu şarkıda da Musgraves‘ın hayatından izler görebilirsiniz. Bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Happy & Sad

En güzel 10 Kacey Musgraves şarkısı listemizin sekizinci sırasında, Happy & Sad var. İnsanın yalnızca kendi olmayı başararak mutlu olabileceğini, kendisine ait olmayan bir yoldan giderse üzüntü ve mutsuzluktan kurtulamayacağını anlatan bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Oh, What A World

Listemizin dokuzuncu sırasında Oh, What A World var. Dünyanın anlaşılması güç birçok gizem barındırdığını söyleyen şarkıda gerçek aşkın tek gerçek sihir olduğunun altı çiziliyor. Bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Love is A Wild Thing

En güzel 10 Kacey Musgraves şarkısı listemizin onuncu sırasında, Love is A Wild Thing var. Gerçek aşkın hiç umulmayan bir yer ve zamanda kişinin karşısına çıkabileceğini, önünde sonunda herkesin gerçek aşkı bulacağını anlatan bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler