Bizi Takip Edin

Lifestyle

Bloknot alırken nelere dikkat etmek gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Bloknotlar hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Hızlı ve kolay not almak için kullandığımız araçların başında gelen bloknotlar, ofiste hemen her an elimizin altında bulundurmak istediğimiz ürünlerden biridir. Kimi zaman isim veya telefon numarası, kimi zaman adres bilgisi veya toplantı notu almak için kullandığımız bloknotlar, teknolojik ürünlere oranla bazen daha kullanışlı olabiliyor. Ofix sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, bloknot alırken nelere dikkat etmek gerektiği hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

Bloknot nedir?

Önce biraz bloknotlardan bahsedelim efendim. Fransızca bloc-notes sözcüğünden dilimize geçen bloknot kısaca, yaprakları kolayca çıkartılabilecek biçimde yapılmış not defteri olarak tanımlanabilir. Hızlı ve kolay not alma ihtiyaçlarımızı karşılayan bloknotlar gerek günlük, gerekse iş hayatımızda hemen her an elimizin altında bulundurmak istediğimiz ürünlerden biridir. Bloknotlar hızlı ve kolay not alma ihtiyaçlarımızı karşıladığı gibi, aldığımız notları başkalarına iletmek için de pratik çözümler sunmakta. Bloknotların yaprakları kolayca çıkartılabildiği için aldığımız notları iletirken bizi gereksiz emek ve zaman kaybından kurtarmakta.

Bloknotları kullanmaya henüz öğrencilik dönemimizde başlıyoruz. Okulda çoğu zaman ödev defteri olarak kullandığımız küçük bloknotlar, zaman içinde farklı bilgileri not ettiğimiz araçlar haline geliyor. Eğitim hayatımız geliştikçe, aldığımız notların miktarı da artıyor. İş hayatına geçişle birlikte ajanda ve bloknot kullanımımız da artıyor. Günümüzde her ne kadar pek çok işimizi teknolojik araçlarla yapıyor olsak da bloknot gibi klasik araç ve gereçler de yerine göre hızlı ve pratik çözümler sunabilmekte. Bloknotları iyi tanır ve bloknot türleri arasındaki farkları iyi bilirsek, ihtiyaçlarımıza en uygun bloknotu bulabilir ve not alma ya da iletme ihtiyaçlarımızı hızlı ve kolay bir şekilde karşılayabiliriz.

Bloknotlar kaç türe ayrılır?

Bloknotlar farklı özelliklerine göre değişik biçimlerde sınıflandırılabilmekte. Bunlar içinde en yaygın olanı, cilt tipine göre yapılan ayrımdır. Cilt tipine göre bloknotların 4 türe ayrıldığını söyleyebiliriz; spiralli bloknot, dikişli bloknot, tutkallı bloknot ve zımbalı bloknot. Bunlar içinde spiralli bloknotlar, en yaygın bloknot türünü oluşturmakta. Özel spiral teli sayesinde bloknot açıldığında sayfaların tümüyle düz durmasını sağlayan spiralli bloknotlar, katlama ve elde tutma konusunda da pratik çözümler sunmakta. Dikişli bloknotlar, fazla sayıda yaprağa ihtiyaç duyan kullanıcılar için daha uygundur. Tutkallı bloknotlar, daha az yapraklı bloknotlar için tercih edilebilir. Zımbalı bloknotlar ise cep tipi bloknotlar olarak bilinir ve cepte taşımak için daha uygundur.

Bloknotlar arasında yapılan bir diğer ayrım da sayfa stiline göre yapılan ayrımdır. Bu ayrıma göre bloknotlar çizgili, çizgisiz ve kareli olmak üzere 3 şekilde sınıflandırılabilir. Bunlar içinde çizgili bloknotlar, yazı yazmak için daha uygun bloknotlardır. Çizgisiz bloknotlarda yazı yazmak için referans noktası olmadığı için bunların kullanımı bir bakıma daha zor, fakat özgün amaçlarla kullanım olanağı daha yüksektir. Kareli bloknotlar ise hesaplamaya dayalı işler için daha uygun özelliklere sahiptir. Eğer sayıları yoğun şekilde kullandığınız bir iş yapıyorsanız, kareli bloknotlar sizin için daha uygun olacaktır.

Bloknotlar arasındaki bir diğer ayrım da kapak türlerine göre yapılmakta. Bloknot kapaklarında genellikle 250-350 gram Bristol, kuşe, lokal lak, laminasyon ve benzeri materyaller ve baskı teknikleri kullanılmakta. Bloknotların bazı türlerinde, kapak açıldığında üst panelle karşılaşılabilmekte. Panelli bloknotların bazı türlerinde kapak sağa veya sola doğru da açılabilir. Bloknotlarda satır aralığı olaraksa genellikle 7 mm’lik satır aralığı kullanılmakta. Fakat eğitim amaçlı ve özellikle ilkokulda ödev defteri olarak kullanılan ürünlerde 8 mm ve üzeri satır aralığı tercih edilmekte. Kareli bloknotlarda ise satır aralığı için 5 mm yeterlidir.

Bloknot alırken nelere dikkat etmek gerekir?

Bloknotlar hakkında paylaştığımız bu bilgilerin ardından yazımızın bu kısmında, bloknot alırken nelere dikkat etmek gerektiği hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Kullanım Amacı

Bloknot alırken her şeyden önce, bloknotunuzu nerede ve ne için kullanacağınızı dikkate almalısınız. Nitekim evde, okulda, ofiste veya dış mekanlarda kullanacağınız bloknotlar farklı özelliklere sahiptir. Örneğin, evde yemek tarifi veya benzeri pratik bilgileri not etmek için kullanacağınız bloknotlar, ebat olarak fazla küçük olmamalı. Bir tarif veya konu birden fazla sayfaya yayılırsa, önemli birtakım bilgilerin kaybolma veya gözden kaçma riski artar. Ancak, bloknotunuzu çantanıza veya cebinize koyup yanınızda taşımak istiyorsanız, fazla büyük bir bloknot tercih etmemelisiniz. Söz gelişi, yalnızca isim ve telefon numarası gibi bilgileri not almanız gerekiyorsa, küçük bir bloknot işinizi görebilir.

Bloknotunuza aldığınız notları başkalarına iletme ihtiyacı duymuyorsanız, spiralli bloknot tercih etmeyebilirsiniz. Fakat notları başkalarına iletecekseniz spiralli bloknotlar sizin için daha uygun olacaktır. Yaptığınız iş gereği dış mekanlarda çalışıyorsanız ve not tutmak için uygun zeminler bulmakta zorluk çekiyorsanız, bloknotunuzun kapak kısmının sağlam materyallerden üretilmiş olması büyük kolaylık sağlar. Ancak böyle bir durumla karşılaşma ihtimaliniz yoksa, sert kapaklı bloknotlar elinizde veya çantanızda gereksiz bir ağırlık oluşturabilir. Dolayısıyla, bloknot alırken öncelikle bloknotunuzu nerede ve ne için kullanacağınızı dikkate alırsanız, en uygun bloknotu bulma şansınız artar.

İşlevsellik

Bloknotunuzu nerede ve ne için kullanacağınıza karar verdikten sonra, bloknotunuzun işlevsel özelliklerinin kullanım amacınızla örtüşüp örtüşmediğine dikkat etmelisiniz. Nitekim, yukarıda da bahsettiğimiz gibi bloknot türleri arasında önemli farklar mevcuttur ve sizin için en iyi bloknot, kullanım amacınızı en iyi şekilde karşılayan bloknot olacaktır. Kullanacağınız bloknotta yaprakların bir araya getirilme şekli, sayfaların açılma ve katlanma özellikleri ve kullanılan kağıdın nitelikleri, kullanım amacınızı gerçekleştirmenize katkı sağlayabilmeli.

Örneğin, bloknotunuza aldığınız notları bir başkasına iletmeniz gerekiyorsa spiralli bloknotlar iyi bir seçim olabilir. Sayıları fazla kullandığınız işler için kareli bloknotlar daha doğru bir seçimdir. El yazınız büyükse, satır aralığı geniş ve çizgili bloknotları tercih edebilirsiniz. Serbest çizim veya daha özgün çalışmalar için çizgisiz bloknotları tercih edebilirsiniz. Bloknotunuz için mekan darlığı varsa, A5 boyutunun üzerine pek çıkmamanızda yarar var. Kullanım amacınıza göre, bloknotunuzda tarih kısmı ve özel notlar için ayrı bölümlerin olmasını da tercih edebilirsiniz. Sayfa içinde alınan notların kısa ve özet bir biçimde belirtilebileceği bu gibi özel alanlar, notlarınızı okurken size veya notu ilettiğiniz kişiye zaman kazandırabilir.

Cebinizde taşıyacağınız bloknotlar fazla büyük ve ağır olmamalı. Gereğinden fazla büyük ve ağır bloknotlar, hem cebinizde hoş olmayan bir görüntü yaratır, hem de parmak kaslarınızda gereksiz bir zorlama yaratır. Ki bu zorlama, yazı deneyimi sırasında sizin için olumsuz bir durum yaratabilir. Bununla birlikte, bloknotunuzun hafif olmasını sağlamak adına kalitesiz kağıtlardan üretilen modelleri kullanmaktan kaçınmalısınız.

Kağıt Türü ve Ebat

Bloknotlarda farklı kağıt türleri ve ebatları tercih edilebilmekte. Bu konudaki seçiminizi de yine, bloknotunuzu nerede ve ne için kullanacağınız belirleyecektir. Söz gelişi, bloknotunuzu tükenmez kalem veya kurşun kalemle kullanacaksanız, yazılarınızın arka sayfaya geçmesini önleyen ağır gramajlı ürünlere ihtiyacınız yok. Fakat, bloknotunuzda renkli kalemler kullanmayı tercih ediyorsanız, daha ağır gramajlı kağıtlardan üretilen bloknotlar daha doğru bir seçim olabilir. Bloknotunuzda dolma kalem veya roller kalem kullanmayı tercih ediyorsanız, ince gramajlı ve kalitesiz ürünleri kullanmaktan kaçınmalısınız.

Estetik Detaylar

Bloknotunuzdaki estetik detaylar, kullanım sırasında motivasyonunuzun artmasına önemli bir katkı sağlayabilir. Kullanacağınız bloknot hayat tarzınızı yansıtır ve size kendinizi iyi hissettirirse, yaptığınız işten alacağınız keyif artar ve işinize yoğunlaşmanız kolaylaşır. Bununla birlikte, bloknotunuzun kapak tasarımından cilt tipine, sayfa düzeninden kenar boşluklarına kadar tüm detayların hoşunuza gittiğinden emin olmalısınız. Başka deyişle, bloknotunuzda bir ya da birkaç detayın hoşunuza gitmesinden ziyade, tüm detayların hoşunuza gittiğinden emin olmalısınız.

Bu bağlamda, ofiste kullanacağınız bloknotunuzdaki estetik detaylar sizin ve şirketinizin imajına zarar vermemeli. Fakat, örneğin ilkokuldaki çocuğunuz için bloknot alacaksanız, çocuğunuzun sevdiği çizgi film ya da çizgi roman karakterlerinin görsellerini barındıran ürünleri tercih edebilirsiniz. Bu sayede çocuğunuzun bloknotla yazı deneyimini daha keyifli hale getirebilirsiniz. Ve tabii, çocuğunuz için yapacağınız bloknot alışverişini onunla birlikte yapmanızda yarar var.

Bloknot Fiyatları

Bloknot fiyatları, bloknotta kullanılan malzemelerin çeşidine ve kalitesine göre değişebilmekte. Kapak ve spiral ya da cilt kısmında sert ve dayanıklı malzemelerin kullanıldığı bloknotların fiyatları diğerlerine göre bir miktar yüksek olabilmekte. Aynı şekilde, bloknotlar arasındaki fiyat farkında marka farkının da etkisi yüksek olabilmekte. Aynı kalite ve ebatlardaki bloknotlar, üretici firmanın marka değerinden dolayı farklı fiyatlarla satışa sunulabilmekte.  

Promosyon Bloknotlar

Promosyon bloknotlar, kurumsal şirketlerin firma algısını güçlendirmek için hazırlattıkları ürünler arasında üst sıralarda yer almakta. Şirketlerin kendi kurumsal renklerine uygun şekilde hazırlattıkları promosyon bloknotlar, şirketlerin tanıtım ve reklam faaliyetleri içinde önemli bir paya sahip. Şirketiniz eğer bu tür ürünler hazırlatmışsa, ofis masa veya çekmecenizde ya da müşteri ziyaretlerinde bu ürünleri rahatlıkla kullanabilirsiniz. Fakat başka şirketlerin promosyon bloknotlarını masanızın üzerinde veya müşteri ziyaretlerinde kullanmamaya dikkat etmelisiniz. İş için kullanacağınız bloknotlar hem siz, hem de şirketiniz hakkında olumsuz bir imaj yaratmamalı.

Ofis dostu bloknotlar Ofix’te!

Ofix’te satışı devam eden diğer bloknotları ajanda kategorisinde inceleyebilirsiniz. Sitemizde kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için OfixPlus üyesi olabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler